Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/28160 E. 2013/19817 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/28160
- Karar No
- 2013/19817
- Karar Tarihi
Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda beraatine dair, Marmaraereğlisi Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10/10/2007 gün ve 2006/183 esas, 2007/116 karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 29.02.2012 gün ve 2010/5298 esas, 2012/4267 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede: Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, CMK'nun 324/1, 327/2 ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmemesi, Yasaya aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, Hüküm fıkrasının yargılama giderlerine ilişkin kısmının sonuna "beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, CMK'nun 324/1, 327/2 ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi uyarınca, 450 TL vekalet ücretinin Hazineden alınarak sanık ...'a verilmesine" ibaresinin eklenmesi, biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Yasaya uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMASINA," karar verilmiştir. I-İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/04/2012 gün ve 2008/73858 sayılı yazısı ile; "Yerel mahkemece hükmolunan beraat kararını, hükmün gerekçesine itiraz etmeksizin sadece lehine vekalet ücretine hükmolunması gerektiği yönünde temyiz eden sanık müdafiinin talep ettiği vekalet ücreti miktarı itibariyle, 1086 sayılı HUMK'un 427. maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle temyiz isteğinin reddine karar verilip verilmeyeceği hususu itirazın özünü oluşturmaktadır. Marmaraereğlisi Asliye Ceza Mahkemesinin tehdit suçundan açılan kamu davasına ilişkin sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle verilen beraat hükmünün sanık müdafii tarafından 12.11.2007 havale tarihli temyiz dilekçesiyle, beraatin gerekçesine yönelik temyizi bulunmayacak şekilde sadece müvekkili olan sanığın kendisini vekille temsil ettiği ve bu nedenle yargılama neticesinde de beraat kararı verilmesi karşısında, müvekkili yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz edilmesi üzerine, "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, CMK'nın 324/1, 327/2 ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmemesi" nedeniyle sanık müdafiinin temyiz iddiaları yerinde bulunarak beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, CMK'nın 324/1, 327/2 ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi uyarınca 450 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanık ...'a verilmesine ibaresinin karara eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. ./.. -2- 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun "temyizi kabil olan ve olmayan hükümler" başlıklı 305. maddesinde kanun koyucu, ceza mahkemelerince verilen hükümlerin temyiz olunabileceğini kural olarak kabul ettikten sonra, onbeş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı cezalar ile ölüm cezalarına ait hükümlerin hiçbir harç ve masrafa tabi olmaksızın Yargıtay'ca re'sen tetkik olunacağını, karar tarihi itibariyle ikibin liraya kadar (ikibin dahil) para cezalarına dair olan hükümler ile yukarı sınırı onbin lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümlerinin ve bu Kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlerin temyiz olunamayacağını kabul etmiştir. Sanık müdafiinin lehine olan beraat kararına yönelik olarak kanun yollarına başvurabilmesinin genel şartlarından birincisi olan "hukuki yarar (menfaat) şartı"na sahip olması gerekmekte olup, hüküm lehine olan tarafın hükmün gerekçesi yönünden temyiz başvurusunda bulunabilmesi karşısında, tehdit suçundan verilen beraat kararının gerekçesine yönelik olarak temyizde bulunduğu takdirde dava konusu eyleme uyan TCK'nın 106/1-1. cümlesinde öngörülen cezanın türüne göre hükmün temyizinin mümkün bulunduğunda kuşku bulunmamaktadır. Ancak, sanık müdafii tarafından karar gerekçesi yönünden değil sadece vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiş bulunduğundan, hükmün temyiz edilebilirliğinin belirlenmesi anlamında vekalet ücretinin niteliğinin de belirlenmesi gerekmektedir. Avukatlık ücretleri CMK'nun 324/1. maddesi uyarınca yargılama giderlerinden sayılmakta ise de; bu husus vekalet ücretinin şahsi hak niteliğini ortadan kaldırmayacaktır. Bu durumda da temyiz sınırının belirlenmesi bakımından CMUK'nun 305/3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Yargılaması Yasasının HUMK'nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Yasanın 2/A-c maddesiyle değişik 427/2. maddesindeki parasal değerlere bakılmalıdır. Yerel mahkemenin karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'un 427. maddesinde, 21.07.2004 günü yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Yasanın 2. maddesinin (c) bendi ile yapılan değişiklikle "40 milyon" TL olan kesinlik sınırı "1 milyar" TL'ye çıkarılmış, ek 4. maddesinde ise, "müteakip yıllar için kesinlik sınırının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle belirleneceği" hüküm altına alınmış ve karar tarihinin 10.10.2007 olduğu somut olayda anılan Kanuna göre temyiz edilebilirlik sınırı 1.170 TL olup, karar tarihi itibariyle istenen ve verilmesi gereken avukatlık ücretinin miktarı olan 450 TL HUMK'un 427. maddesindeki temyiz sınırının altındadır. Bu açıklamalar sonucunda, kararın gerekçesine yönelik temyizin bulunmaması, temyiz dilekçesinde talep edilen avukatlık ücretinin de yerel mahkeme karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi yollaması ile tarifenin 2. kısım 2. bölümünde yer alan düzenleme uyarınca 450 TL olması karşısında, sanık müdafiinin temyiz isteğinin 1086 sayılı HUMK'un 427. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Yukarıda arz olunan sebeplerle; 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2.Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 29.02.2012 gün ve 2010/5298 Esas ve 2012/4267 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3.Sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5219 sayılı Kanunun 2/A-c maddesi ile değişik HUMK'nm 427. maddesine göre hükmün temyizi kabil bulunmadığından 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: ./.. -3- II- KARAR 5271 sayılı CMK’nın 324/1. maddesinde tarifeye göre ödenmesi gereken vekalet ücretinin yargılama giderlerinden sayılması, 26/05/1935 tarih 111/7 sayılı içtihadı birleştirme kararında yargılama giderlerinin müstakilen temyizi kabil olduğunun belirtilmesi ve Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 tarih ve 2011/5.MD-137 esas, 2013/58 sayılı kararı da göz önünde bulundurularak, Dairemizin 29.02.2012 gün ve 2010/5298 esas, 2012/4267 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...