Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/797 E. 2019/317 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/797
Karar No
2019/317
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2021/1583 KARAR NO : 2024/2119 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/03/2021 NUMARASI : 2019/484 Esas 2021/279 Karar DAVA : ALACAK KARAR TARİHİ : 28/11/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 28/11/2024 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/484 Esas ve 2021/279 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili Seferihisar Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin her türlü canlı hayvan ithalatını ve ihracatını yapmak, toptan ve perakende almak, satmak, besicilik ve hayvan üretimi, hayvan yetiştiriciliği, süt satımı alanında ticari faaliyette bulunduğunu, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında 23/02/2018 tarihi ile 31/12/2018 tarihi arasında litresi 2.5 TL+KDV olmak üzere çiğ süt alım satış sözleşmesi yapıldığını, müvekkili şirketin Ankara ili Polatlı ilçesinde o dönem itibariyle faaliyette bulunan çiftliğinden davalı borçlunun adresi olan ... Mahallesi ... ... No:... ... ... adresine 2 günde bir veya koşullara göre 3 günde bir keçi sütü tesliminde bulunulduğunu, müvekkili şirket ile devam eden ticari ilişkinin davalı borçlu şirketin bakiye borcunu ödememesi sebebiyle sonlandığını ve borçlu aleyhine Antalya 7. İcra Müdürlüğünde haciz yoluyla takip başladığını, davalı borçlu şirketin haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ederek icra takibinin durdurulması yoluna gidildiğini, davalı borçlunun haksız ve hakuki dayanaktan yoksun itirazının iptalini, alacaklarının sabit olması, faturalarda teslime ilişkin imzaların bulunması sebebiyle borçlunun borca yetecek miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3 şahıslardaki hak ve alacaklarının uygun bir teminet karşılığı ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında iddiaya konu edilen tür ve miktarda bir borç ilişkisi olmadığının ticari defterler ve ticari kayıtların incelenmesi sonucunda ortaya çıkacağını, bahse konu faturaların müvekkiline ait defterlerde kaydının bulunmadığının görüleceğini, bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: İcra Dosyası: Seferihisar İcra Dairesi'nin 2018/797 E. Sayılı dosyasında davacının davalı aleyhine 55.685,46-TL asıl alacak üzerinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalının 10/10/2018 tarihli dilekçe ile ödeme emrine, takibe, borca faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. Görevsizlik Kararı: Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 2018/488 E. 2019/317 K. Sayılı 16/07/2019 tarihli Görevsizlik kararı verilerek dosyanın mahkememize gönderilmiş olduğu anlaşılmıştır. Dava; Alım satım ilişkisi kapsamında cari hesap bakiyesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Taraflar arasında alım satım ilişkisinden kaynaklanan bir ticari ilişki bulunduğu, davacı alacağı nedeniyle davalı aleyhine takip başlatmış olduğu görülmüştür. Davalının borcu kabul etmediği anlaşılmıştır. 6102 sy TTK'ya 7155sy yasanın 20 md. İle eklenen MADDE 5/A maddesi ile "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa 7155 sy yasanın 23. Maddesi ile eklenen 18/A maddesi ile "(1)İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmüne yer verilmiştir. 6100 sy HMK'nun 115/1. Fırkası uyarınca "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." 115/2. Fıkrası uyarınca " Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." denilmektedir. 6325 Sayılı Yasanın 18/A-2 bendi uyarınca arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden red edileceği öngörüldüğünden, davacının itirazın iptali isteğine yönelik davasının açmadan takip konusu alacak ve ferileri için arabuluculuğa başvurmadığı..." gerekçesi ile; Davacının davasının, dava özel şartlarından olan arabuluculuğa başvuru yapılmadan açıldığı anlaşılmakla 6325 sy yasanın 18/A-2. fıkrası ve HMK'nun115/2. Fıkrası uyarınca dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacak davasının 05.11.2018 tarihinde Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açıldığını, Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16/07/2019 tarih ve 2018/488 Esas 2019/317 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dava dosyasının 18/11/2019 tarihinde İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiğini, ticari davalarda 01.01.2019 tarihinden itibaren arabuluculuğun dava şartı haline getirildiğini, bu tarihten önce açılan davalarda zorunlu arabuluculuğun uygulanamayacağını, eldeki davanın 20.11.2018 tarihinde açılması nedeniyle arabuluculuk dava şartının bu davaya uygulanamayacağından mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, tacirler arasında cari hesap bakiye alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı yasanın 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesine eklenen 5/A-1 maddesinde "Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmüne, yine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. fıkrasının 4. cümlesinde "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Ayrıca 6102 sayılı TTK'nın geçici 12.maddesinde; " (1) Bu kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibari ile ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz." düzenlemesi getirilmiştir. Bilindiği gibi, dava şartları mahkemece bir davanın esasına girilebilmesi için varlığı ya da yokluğu zorunlu şartlardır. Dava şartları taraflarca ileri sürülmese dahi hakim tarafından re’sen dikkate alınır. Dava şartı tamamlanmıyor ya da tamamlanamıyor ise mahkemece davanın reddine karar verilir (HMK m.115). Bu bakımdan dava şartlarının yanlış uygulanması bir dava engeli ve mahkemeye erişim hakkı ile bu kapsamda adil yargılanma hakkına saldırı sayılır (AİHS m.6). Özel dava şartlarının bu niteliği gereği dar biçimde yorumlanmaları gerekir. Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi zorunlu arabuluculuk dava şartını “…konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri…” ile sınırlı tutmuştur. Somut uyuşmazlıkta, davanın 20.11.2018 tarihinde açıldığı ve arabuluculuk dava şartının da Asliye Ticaret Mahkemelerinde 01.01.2019 tarihi itibariyle uygulanacak olması, bu tarihten önce açılan davalar yönünden mahkemelerde arabuluculuk dava şartının uygulanmayacak olması dikkate alınarak mahkemece işin esasına girilip, taraf delilleri toplanarak hasıl olacak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde yanlış gerekçe ile davanın arabuluculuğa başvurma dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir. Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 355. ve 353/(1)-a-4. maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2021 tarih ve 2019/484 Esas 2021/279 Karar sayılı hükmünün, HMK'nın 355 ve 353/(1).a.4. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurusuna konu kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi davacı tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK’nın 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/797, K. 2019/317, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-797-e-2019-317-k-a5f467a8836e