Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2014/366 E. 2025/21 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2014/366
Karar No
2025/21
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/526 KARAR NO: 2025/842 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/01/2025 NUMARASI: 2014/366 E. - 2025/21 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/05/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Bolu'da faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, üretici ... firmasının bayisi olarak bu firmadan aldığı piliçleri yaklaşık 900 bayisine dağıttığını, davacı adına yaklaşık 30 araç ve 14 taşınmaz bulunduğunu, davacı tüm mal tedarikini bayisi olduğu ... firması ile yaptığı için ... firması dışında yüksek meblağlı borcu olmasının mümkün olmadığını, davacı şirketin eski ortaklarından ...'ın şirket hisselerini sattıktan sonra yeni ortaklardan sürekli para istemesi nedeniyle Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/295 Esas ve 2010/229 Esas sayılı dosyaları ile dava açıldığını, ve davacı şirkete kayyım atandığını, 2010-2012 sonuna kadar davacı şirketi kayyım idare ve temsil ettiğini, şirketin resmi kayıt ve defterlerinde davacının şikayet konusu 2.000.000,00-TL'lik borcu bulunduğuna ilişkin kayıt bulunmadığını, takip konusu bonolarda kullanılan kaşelerde de şirketin esasen Bolu'da olan adresi Adapaarı olarak belirtilmiş olup sahte kaşe kullanıldığını, bonoların tanzim tarihi 01.10.2009 olarak yazıldığını alacaklının 3 yılı aşkındır 2.000.000,00-TL alacağını talep etmemiş olmasının bu sahte bonoların ... tarafından sonradan düzenlenip imzalanarak muvazaalı olarak davalıya verildiğini bu kişinin de çıkar amaçlı olarak itiraz konusu bonoları takibe koyduğunun anlaşıldığını, çıkar amaçlı suç işleyenler tarafından sonradan sahte olarak düzenlenen 01.10.2010 ödeme tarihli 500.000-TL, 01.11.2010 ödeme tarihli 500.000-TL, 01.12.2010 ödeme tarihli 500.000-TL, 01.01.2011 ödeme tarihli 500.000-TL toplam 2.000.000,00-TL'lik bonoların şirket yetkililerinin imzasını taşımadıkları için Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2013/576 dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, 2010 yılından başlayıp 2012 yılı sonuna kadar mahkemece atanmış kayyım idaresinde olan davacı şirketin takip alacaklısı gözüken kişiye herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, telafisi güç ve imkansız zararlara yol açmamak için taşınır ve taşınmazlarının teminat olarak kabul edilerek dava konusu bonolar hakkında tedbir kararı verilmesini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya dayanak teşkil eden senetler, kambiyo evrakı vasfını haiz olup bu senetlerle ilgili olarak davacı şirket aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibi de kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla işleme konulduğunu, anılan senetlerin kambiyo senedinin tüm özellik ve unsurlarını taşıdığını ve imza sahteliğinin söz konusu olmadığını, davacı tarafın dilekçesinde belirttiği hususların tamamen soyut ve davaya konu icra takibi ile alakasız olduğunu, önce senetlerin sahteliği iddiası ile yola çıkan davacının bir yandan da sahtelik iddiası ile bağdaşmayan ve konu ile alakası olmayan pek çok husustan bahsederek kafa karıştırmaya ve haksız davasını haklı hale getirmeye çalıştığını, davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Ana davanın KABULÜYLE 01.10.2010 ödeme tarihli 500.000 TL 01.11.2010 ödeme tarihli 500.000 TL 01.12.2010 ödeme tarihli 500.000 TL 01.01.2011 ödeme tarihli 500.000 TL toplam 2.000.000 TL'lik bonolara dayalı İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, -2.000.000 TL'nin % 20 oranında olan 400.000400.000 TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin borç olarak verdiği para karşısında senet talep edip, senet borcu ödenmediğinde de icra takibi başlatmasının oldukça doğal olduğunu, müvekkilinin bilerek ve isteyerek sahte senet düzenleme iradesi olmadığı gibi senetlerin düzenlenmesi aşamasında dahli de olmadığını, sahte veya gerçek olduğunun çıplak gözle anlaşılamayacağını, ceza dosyası kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemeleriyle de sahteliği ortaya konulmayan senetleri icra takibine konu etmesinin suç olarak değerlendirilmesinin kabul edilemeyeceğini, ceza dosyasının somut vakıalara ilişkin tespitindeki eksiklikler yok sayılarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda yer alan "...'ın senetleri yetkisi kalmadığı halde, yetki süresini bittikten sonra düzenlediği, keşide tarihinin geriye dönük olarak yazdığı maddi tespiti karşısında Davalı ...'in savunmasının / iddiasının aksine senetleri, ...'ın yetkisinin olduğu dönem içinde almadığının da kesin bir şekilde tespit edildiği anlaşılmakta olup" ifadesinin yerinde ve doğru olmadığını, kesin bir tespitin olmadığını ve yazı yaşının tespit edilemediğinin ortada olduğunu, ceza dosyası içeriğinde tanık anlatımlarında şirketin tüm gelir ve giderlerinin şirket defterlerine kayıt edilmediğinin ve ...'ın aldığı borç paraları şirket kayıtlarına yansıtmadığının doğrulandığını, senetlerin ne zaman düzenlendiğinin hiçbir koşulda tespit edilemediğini, yazı yaşının tespitinin mümkün olmadığını, suçun işlenip işlenmediği hususunda şüphenin bulunduğunu, somut olayda müvekkili ... yönünden suçun işlendiğine dair herhangi bir kesin delil bulunmadığını, müvekkilinin ceza dosyasında yer alan diğer sanık ve taraflar arasındaki ilişkiden bağımsız olarak borç verdiğini, bu borcun şirket kayıtlarına kaydedilip edilmediğini bilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin dava dışı davacı şirket yetkilisi ...'ın şirket ile aralarındaki davadan feragat ettiğini öğrenmesi üzerine suça konu bonoları icra takibine koyduğunu, davacı ... Gıda'nın açık hesap usulü çalıştığını, alınan borç ve yapılan ödemelerin her zaman kayıtlara işlenmediğini, müvekkili ...'in, ... Gıda yetkilisi ...'a vermiş olduğu borca istinaden almış olduğu illetten mücerret senetleri, borcun ödenmemesi sonrası kambiyo takiplerine özgü haciz için belirli olan yasal 3 yıllık süre içerisinde icra takibine koyması neticesinde, ... ve hissesini geri almak için verdiği ancak geri alamadığı kişiler arasındaki protokol'de bu kaydın yer almaması nedeniyle hem parasından olması hem de cezalandırılmasının hukukla bağdaşmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, istinaf gerekçelerinin hukuka uygun olmadığını, davalı ...'in müvekkili ... Gıda şirketi ile herhangi bir ticari münasebeti olmadığını ceza mahkemesinde kabul ve ikrar ettiğini, Bolu Ağır Ceza Mahemesi'nin dava konusu senetleri suç konusu kabul ederek iptal kaşesi ile iptal ettiğini, delil olarak saklanmasına karar verdiğini, olayın esasında ... ve arkadaşı mali müşavir ...'in haksız kazanç sağlamak için müştereken sahte bonoları düzenleyip ihtiyati haciz kararı alıp icraya koyduklarını, şirket faaliyetlerini durdurarak haksız menfaati temin edebileceklerini düşündüklerini, davalının istinaf dilekçesinde nitelikli dolandırıcılık ve sahtecilik suçunu bilinçli olarak işlediğini ...'ın şirket ile aralarındaki davadan feragat ettiğini öğrendikten sonra suça konu bonoları icra takibine koyduğu beyanı ile ikrar ettiğini, bu ifadeden anlaşılanın mali müşavir davalı ...'in ...'a şirket aleyhine muhtelif davalar açtırdığını ancak ...'a bu davalardan bir kısım haksız kazanç temin edip açtığı haksız davalardan feragat edince davalının bu duruma kızdığını ve suç konusu bonoları bilerek icraya koyduğunu, sahte bonoların 2 yıl sonra icraya konulma sebebinin de böylece anlaşılır olduğunu, bu durumda ana senaryoyu çizenin davalı ... olduğunu, bir mali müşavirin bugünkü değeri ile 40 Milyon TL'yi batmış birisine hiç teminat ve senet almadan nasıl verdiğini, bu 40 milyonu nereden bulduğunu, bu 40 milyonun nereye gittiğinin anlaşılamadığını, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, takibe konu toplam 2.000.000 TL bedelli 4 adet bononun sahte kaşe içerdiği, şirket yetkililerinin imzasını taşımadığını, tanzim tarihinden itibaren uzun süre tahsilinin istenmemesi nedeniyle sonradan düzenlendiğini, ... tarafından muvazaalı olarak oluşturulup davalıya verildiğini, bonolara konu borcun gerçekte olmadığını, şirketin resmi kayıtlarında da bu borca dair hiçbir kayıt bulunmadığını belirterek, davacının borçlu olmadığının tespiti ve davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasında , davalı tarafından davalı aleyhine 2.000.000,00-TL asıl alacak 712.123,28-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.712.123,28-TL için kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığı, ödeme emrinde takibin dayanağı olan senetlerin ayrı ayrı belirtilmediği ancak takibin dayanağı senetlerin 01.10.2009 düzenleme tarihli ve 01.10.2010 ödeme tarihli 500.000-TL, 01.11.2010 ödeme tarihli 500.000-TL, 01.12.2010 ödeme tarihli 500.000-TL, 01.01.2011 ödeme tarihli 500.000-TL toplam 2.000.000,00-TL' bedelli, lehtarı davalı, borçlusu davacı şirket olan senetler olduğu anlaşılmıştır. Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/3 Esas ve 2021/ 265 Karar sayılı dosyasında, dava konusu senetlere ilişkin olarak davacının şikayeti üzerine sanıklar ... ve ... hakkında dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarından yargılama yapıldığı, Adli Tıp Kurumu'nun 03.05.2021 tarihli raporda ; olaya konu senetlerdeki ödeyecek bölümünde yer alan kaşe izleri ile mukayese amaçlı gönderilen kaşe izleri arasında; içerik, harflerin yerleşim biçimi, font ve punto özellikleri bakımından farklılıklar saptandığının ve incelemeye konu kaşe izlerinin mukayese kaşeler ile oluşturulmamış olduğunun (yani olaya konu senetlerin sahte kaşe kullanmak suretiyle oluşturulduğunun) belirtildiği, bilirkişi Prof.Dr. ...'in 04.06.2020 havale tarihli raporunda özetle "dosyaya sunulan kaşelerin her ikisinin aynı teknoloji ve karakter boyutlarında ... başlığı altında olduğu, irsaliyeli faturalar üzerine bu kaşelerin izinin olduğu, incelemeye konu senetler üzerindeki kaşelerin ise ... GIDA başlığı altında olduğu ve diğerlerinden farklı karakter ve görünümde olduğu, senetler ve faturalar üzerindeki kaşelerin karakter boyutlarının tamamen farklı olduğunun teyit edildiği, senetler üzerindeki yazı, rakam ve imzaların tümünün aynı çapta küre uçlu tükenmez kalem ile oluşturuldukları, yazı mürekkebinin yapısından senetlerin aynı zamanda aynı kalem ve aynı elle yazılı olduğu, mürekkepten kağıtta kalan organik çözücü miktarının sayısal değerleri dikkate alındığında senet üzerindeki mürekkebin 24 aydan daha eski bir tarihte yazılı veya atılı olduğu" tespit edildiği , mahkemece Sanık ...’ın, ... Gıda Şirketinin ortağı ve yetkili temsilcisiyken şirket hisselerini devrederek şirket temsilciliğinden 31.12.2009 tarihli protokol ve hisse devir sözleşmesiyle ayrıldığı ve şirketin bu tarih itibariyle kayıtlarında diğer sanık ...'e herhangi bir borcu gözükmediği halde, sanık ...'ın şirketi devralan kişilerle aralarındaki anlaşmazlıklar üzerine şirketi temsil yetkisi kalktıktan sonra sanık ... ile anlaşarak geçmişe yönelik olarak şirket yetkili temsilcisiymiş gibi şirket kaşesini kullanarak 01.10.2009 tanzim tarihli ve 01.10.2010, 01.11.2010, 01.12.2010, 01.01.2011 ödeme tarihli her biri 500.000 TL bedelli 4 adet senedi sahte olarak düzenleyerek sanık ...'e verdiği, sanık ...'in de suça konu 4 adet senedi 18.01.2013 tarihinde icra takibine koyarak kullandığı bu şekilde sanıkların fikir ve irade birliği içerisinde hareket ederek sahte senet düzenlemek suretiyle birlikte hareket ederek sahtecilik ve dolandırıcılık eylemlerini gerçekleştirdikleri, suçlarının sabit görüldüğü gerekçesiyle cezalandırılmalarına karar verildiği, kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2022/9054 E., 2024/10941 K., sayılı 01.10.2024 tarihli kararı ile onanmak suretiyle kesinleştiği görülmüştür. Ceza yargılaması sonucu verilen kesinleşmiş mahkumiyet kararı gereğince dava konusu senetlerin sahte olduğu sabit olmuştur. Hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def'ilere dayanmaktadır. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlı olup, dava konusu senetlerin yetkisiz temsilci tarafından sahte olarak düzenlendiği hususunun kesinleşen ceza yargılaması sonucu sabit olduğu, bu durumda takip konusu senetlerin hükümsüz oldukları, senet elinde olup icra takibine koyan davalının senetlerin geçerli hukuki ilişkiye dayalı olduğu yönündeki ispat külfetini yerine getiremediği anlaşıldığından menfi tespit talebinin kabulü ve davalının sahte senet düzenlenmesi eylemine iştirak ettiği , takibin haksız ve kötüniyetli olduğu ispatlanmış olduğundan kötüniyet tazminatının hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı kararın dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/01/2025 tarih ve 2014/366 E., 2025/21 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 136.620,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 34.155,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 102.465,00 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2014/366, K. 2025/21, T. 01.10.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2014-366-e-2025-21-k-44c3f06df3ac