Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2013/7875 E. 2013/11547 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2013/7875
- Karar No
- 2013/11547
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1730 Esas KARAR NO:2024/1755 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2022/55 Esas - 2023/547 Karar TARİHİ:15/05/2023 DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:07/11/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı sigorta şirketine nakliyat abonman sigorta poliçesi ile sigortalı... firmasının 284 adet uç freze emtialarının davalı ... firması organizasyonunda Türkiye’den ABD’ye taşınması sırasında kayıp olduğu, 27.08.2019 tarihinde Eskişehir’den İstanbul’a sevk edilen ve davalıya teslim edilen emtianın 28.08.2019 tarihinde dava dışı ... Havayolları vasıtası ile sevk edildiğini, oradan ... Havaalanında yine davalının yetkililerince yükün teslim alınarak ABD’de ... adresine gönderimi sırasında kayıp gerçekleştiğini, Sigorta ekspertiz çalışmasında zararın 10.067,80 USD hesaplandığı ve davacı tarafından ödendiğini, TTK m.886 gereği davalının sorumluluğunun tam tazmin gerektirdiği, kayıp olgusunun açıklanamadığını, davalı aleyhine ... sayılı takibe girişilmiş ve rücu alacağı talep edilmiş ise de davalının itirazı ile takibin durdurulduğu, itirazın iptali ve takibin devamı kararı verilmesi gerektiği hususları ileri sürülmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,Müvekkili şirketin, taşıma aracılığı işi ile iştigal etmekte, fiili taşıma işini gerçekleştirmediğini, Taşıma işinin fiili olarak müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, müvekkili şirketin sadece bu taşımayı gerçekleştirecek taşıyıcıları temin ettiğini, Gerek Varşova Sözleşmesinin 26. Maddesinde gerekse Hava Taşıma Senedi özel şartları 10. maddesinde belirtildiği üzere, göre hasar halinde teslim alan kişinin hasarın fark edilmesinden sonra derhal taşıyıcıya yazılı olarak şikayette bulunması ve bu şikayetin her halükarda 14 gün içinde yapılması gerektiğini, Belirtilen süre içinde yazılı bildirim yapılmaması halinde taşıyıcı aleyhine takibat yapılamayacağını, Bu süre hak düşürücü süre olup gerekli bildirimin yapılmaması halinde tazminat talebinde bulunulamayacağını, somut olayda süresinde hasar ihbarı yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığını, davacı şirketin sigortalının haklarına halef olduğundan tazminat talep hakkı düşmüş bulunduğunu, davayı ve iddiaları kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirketin taşıyan sıfatı ile sorumluluğu sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/05/2023 tarih 2022/55 Esas - 2023/547 Karar sayılı kararında; "Dava, davacının, taşıma sözleşmesinden kaynaklı alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir... sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 10.067,80 Euro asıl alacak , 10,07 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.077,87 Euro ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Somut olayda; dava konusu yapılan ... sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından başlatılan icra takibi sebebiyle düzenlenen takip talebi ve ödeme emrinde 10.077,87 Euro alacak talebinde bulunulmakla birlikte, yabancı para ile talep edilen alacakların Türk parası karşılığının gösterilmediği anlaşılmaktadır.Yargıtay 12.Hukuk Dairesi'nin 2018/7513 Esas, 2019/8854 Karar sayı ve 22/05/2019 tarih, 2015/31737 Esas, 2016/8647 Karar sayı ve 23/03/2016 tarih, 2009/28325 Esas, 2010/9918 Karar sayı, 21/04/2010 tarih, Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 2007/2184 Esas, 2008/1200 Karar sayı ve 25/06/2008 tarih, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.05.1999 tarih, 99/12-271 Esas, 99/301 Karar sayılı,Y.19.HD.nin 2013/7875 E.,2013/11547 K.sayı ve 20/6/2013 tarih,Y.19.HD.nin 2014/12593 E.,2015/9366 K.sayı ve 24/06/2015 tarihli kararı v.b içtihatları gibi Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulaması, Antalya BAM 3. HD 2019/1785 esas, 2020/630 karar sayılı ilamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 2022/1871 esas 2023/267 karar sayılı ilamı uyarınca; İİK’nun 58/3. maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talepnamesinde gösterilmesi zorunludur. Aynı zorunluluk, İİK’nun 60/1. maddesi gereğince ödeme emri için de geçerlidir.Bu zorunluluğun yerine getirilmemesi kamu düzeni ve devletin hükümranlık hakları ile ilgili olup, süresiz şikayet nedeni olduğu gibi, takibin her safhasında doğrudan doğruya göz önünde tutulmalıdır.Takip talepnamesinde veya ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk parası karşılığının gösterilmemiş olması halinde icra takibine yönelik itiraza müteakip açılacak itirazın iptali veya kaldırılması davasının,yasaya uygun takip yapılmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekir. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda; dava konusu yapılan icra takibindeki takip talebi ve ödeme emrinde belirtilen hukuka aykırılığın kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle mahkemece resen gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile,Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkeme İİK m.58/3 ve m.60/1 gereği icra takibinde takip talebi ve ödeme emrinde yabancı para ile talep edilen alacakların Türk parası karşılığının gösterilmediği gerekçesi ile uygun takip yapılmadığını ve bu nedenle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğine karar verdiğini,İİK'nun 58 maddesinde, açıkça alacağın yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği belirtilmelidir denildiğini, buna nazaran ekte UYAP sisteminden çektikleri takip talebi ve ödeme emri (EKLER 1-2) kontrol edildiğinde ekte sundukları evraklardan da işaretledikleri kısımda görüleceği üzere "... Döviz cinsinden alacaklar ile faiz v.s. Ferilerinin fiili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden tahsili istemidir..." ibaresinin açıkça yazdığını, Bununla birlikte yine ekte sundukları 20/07/2020 tarihli sayman mutemet alındısı (EK 3) kontrol edildiğinde ödenen peşin harcın 394,76 TL olduğunu; diğer bir deyişle alınan peşin harcın 10.077,87 EURO x 7,83 TL (20/07/2020 Tarihinde merkez bankası kuru ) = 78.909,72 TL X binde 5 (peşin harç bedeli) = 394,76 TL olduğunu; yani takip açılırken EURO asıl alacak ve faiz bedelinin takip açılış tarihindeki merkez bankası euro döviz kuru üzerinden alınması lazım gelen peşin harç alındığını ve takibin öyle açıldığını, (EK 4) eğer bir eksiklik olsa idi icra müdürlüğünün İİK m.60 gereği bir karar tensip edip eksikliği veya yanlışlığı düzelttirmesi gerekeceğini, Hal böyle olunca takibin açılmasının üzerinden aradan geçen bunca zaman sonra karar aşamasına gelmiş bir dosyada yukarıda izah edilen unsurlar var iken dava şartı yokluğundan davanın ret edilmesinin hukukun temel hak arama ilkesine ters olup, hukuku salt bir kelimeye sığdırmaya çalışmaktan ibaret olduğunu; bu durumunda hakkaniyetsizlik yarattığını, Mahkemenin hem kendilerine hiç bir hak tanımadığını hem de yukarıda bahsedilen teknik noktaları da görmezden geldiğini, Bir diğer önemli noktanın ilgili maddenin değişiklik tarihi olduğunu; maddenin 17/7/2003 tarihinde değişmiş olup değişiklik ile " alacağın ve teminatın Türk parası ile tutarı ve faizi alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün " şeklindeki ibarenin kaldırıldığını; bunun yerine yukarıda belirtilen maddedesinin açıkça ".... alacağın yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği belirtilmelidir.." şeklinde değiştirildiğini; TÜRK PARASI İLE TUTARI ibaresinin kaldırıldığını; tersinden anlatım ile yabancı para takibi yapılacak ise TL ye çevirme gerekliliğinden bahsetmemiş alacağın hangi kur üzerinden talep edildiği belirtilmeli olduğu kuralı konduğunu;Buradan şu sonucun çıktığını, yazılan yargıtay kararları gerek eski tarih olması gerekse de somut olaylarına net uyuşmadığı için mahkeme kararının doğruluğuna delalet olmadığını, İİK M.60/1 'de ise icra müdürünün takip talebinin bu kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri düzenleyeceğinin belirtildiğini; talep kabul edilmemesi halinde bunu karar tutanağına yazacağının açıkça hüküm altına alındığını; iş bu maddenin de değişiklik öncesi halinin ise "Takip talebi üzerine icra dairesi bir ödeme emri yazar" şeklinde olduğunu; yani uygunluğunun kontrol edilmesine dair bir koşulun olmadığını; halbuki maddenin son halinde açıkça talebin kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar verilmesini gözetmekte olduğunu, Kanuna uygun hazırlanmış bir takip olup, gerek Döviz cinsinden alacaklar ile faiz v.s. Ferilerinin fiili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden tahsili istemi yazıldığını, gerek açılış günündeki merkez bankası Euro kuru üzerinden hesaplama yapılarak peşin harcı yatırıldığını, gerekse de İİK m60 kapsamında icra müdürlüğünün kontrolünden geçerek bir karar düzenlenmediğini ve takip talebi kabul görüp ödeme emrinin de düzenlendiğini; aradan geçen 3 sene sonunda Mahkemenin karar aşamasında bu hususa değinip davayı usulden ret etmesinin kanunların lafzına ve esas amacına aykırı olup, hatalı olduğunu, İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kaldığı yerden devamına veya karar aşamasına geldiği göz önüne alınarak davalarının kabulüne, yargılama gider ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödediği hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlattığı ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, dava konusu takip dosyasında takip konusu yabancı para alacağının Türk Lirası cinsinden değerinin takip talebinde gösterilmediği gerekçesi ile davanın HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dava konusu ... sayılı takip dosyası kapsamından, davacı tarafından davalı aleyhine 10.067,80-Euro asıl alacak, 10,07-Euro işlemiş faiz toplamı 10.077,87-Euro alacağın, fiili ödeme tarihindeki TL karşılığı üzerinden tahsili talebiyle ilamsız takip başlattığı, takibin UYAP sistemi üzerinden başlatıldığı, ödeme emrinin icra müdürünce UYAP üzerinden düzenlendiği, takip tarihindeki kur üzerinden icra başvuru ve peşin harcının tahsil edildiği, davalının yasal sürede vaki itirazı sonucu takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir.Somut uyuşmazlıkta birinci sorun, mahkemenin davaya dayanak olan icra takibinin geçerli olup olmadığını denetleme yetki ve görevi olup olmadığı noktasındadır. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı olmakla birlikte genel hükümlere göre görülüp karara bağlanır. İtirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra müdürlüğünde başlatılmış, yasal sürede vaki itiraz ile durmuş bir icra takibinin bulunması zorunludur. İcra takibine karşı yetki itirazında bulunulduğu takdirde itirazın iptali davasına bakan mahkeme kendi yetkisinden önce icra takibine yönelik yetki itirazını hadise şeklinde inceleyerek karara bağlayacaktır. Genel hükümlere göre yargılama yapan mahkemenin, davaya dayanak icra takibine ilişkin olarak HMK 114. maddesinde sayılan dava şartları dışında, icra mahkemesi yerine geçip İİK 58/3 maddesi gibi İİK'da düzenlenen ve takip hukukundan kaynaklanan hususlarda resen denetim yaparak icra takibinin usule uygun olmadığına karar verebilmesinin yasal dayanağı yoktur. Zira her icra takibi, İİK'da sayılan nedenlerle borçlu tarafından icra mahkemesine yapılan şikayet veya itiraz üzerine icra mahkemesince iptal edilmediği sürece geçerli olmaya devam edecektir.Somut olayda dava konusu takibe karşı davalı/takip borçlusu arafından, İİK'nın 16 ve 58/3 madde hükümleri uyarınca icra mahkemesine şikayet yolu ile başvurulmamış ve icra takibi iptal ettirilmemiş olup, dava tarihi itibariyle halen geçerli bir icra takibi bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle, borçlu tarafından ileri sürülmeyen icra takip hukukuna ilişkin bir nedenle, mahkemenin resen takibin hükümsüzlüğüne hükmetmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.Uyuşmazlıkta ikinci sorun; takip alacaklısı tarafından UYAP sistemine alacak bilgileri girilmesi akabinde, UYAP sistemi tarafından bizzat oluşturulan icra takip talebinde İİK 58/3 maddesine göre yer alması gereken yabancı para alacağının TL karşılığının bulunmamasından, diğer ifade ile takip alacaklısı/itirazın iptali davacısının kendisinden kaynaklanmayan bir nedenle oluşan bu eksiklikten, takip alacaklısı/itirazın iptali davacısını sorumlu tutmanın mümkün olup olmadığı noktasındadır. İİK'nun 8/a maddesinde ( Ek -02/07/2012 T. 6352/3. madde) icra ve iflas müdürlüklerinde her türlü işlemlerde UYAP sisteminin kullanılacağı, elektronik işlemlerin UYAP sistemi vasıtası ile yapılmasına dair usul ve esasların Adalet Bakanlığı tarafından çıkartılan yönetmelikle düzenleneceği hükmü yer almaktadır. İİK Yönetmeliği'nin 16 vd maddelerinde; elektronik işlemler ve UYAP sisteminin kullanımına ilişkin detaylı düzenlemelere yer verilmiş olup, bu düzenlemeler uyarınca taraflar ve vekilleri ile diğer ilgililer geçerli elektronik imza ile imzalamak koşulu ile UYAP üzerinden mahkemeler ve icra ve iflas dairelerine elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebilir, dava açabilir ve icra takibi başlatabilirler. Aynı yönetmeliğin 20 ve 21.maddelerinde ise icra takip talebinin nasıl doldurulacağına ve takip talebine belge eklenmesine ilişkin hususlar düzenlenmiştir. UYAP sistemi tarafından oluşturulan takip talebi, içeriği itibariyle, İİK 58 ve yönetmeliğin 20, 21. maddelerindeki düzenlemelere uygun olmalıdır. Olması gereken ve beklenen budur. Takip talebinin UYAP sistemi üzerinden düzenlenmesine ilişkin UYAP Avukat Portal'ı Kulanım Kılavuzu incelendiğinde, sistem üzerinden takip talebinde bulunulması sırasında sistemin aşama aşama ilerlediği anlaşılmaktadır: Buna göre birinci aşama takibe dair genel bilgilerin doldurulması, ikinci aşama takip taraflarının bilgilerinin doldurulması, üçüncü aşama ilamsız takip bilgilerinin ( alacağın para birimi, döviz ise hangi tarihteki kur üzerinden TL olarak hesaplanacağı ve takibe esas TL tutarı vs ) doldurulması, dördüncü aşama takibe esas alacağın TL değeri üzerinden sistem tarafından resen harç miktarının hesaplanması, beşinci aşama tevzi nosu alınması, altıncı aşama ise sistem tarafından düzenlenen ve tevzi nosu alınan takip talebinin indirilmesi, elektronik imza ile imzalanması ve takip talebi ekine vekaletname ile diğer takip evrakları eklenerek sisteme yeniden yükleme yapılması şeklindedir. Altıncı aşamada indirilen ve sistem tarafından oluşturulan takip talebinde herhangi bir değişiklik yapılması halinde ilgili evrakların sisteme katılmasına izin verilmeyeceğine dair uyarıya yer verilmektedir. Yedinci ve son aşamada ise sistem tarafından hesaplanan harcın ödemesi yapılıp tevzi yapılan icra dosyasından icra dosya nunaması alınarak, icra dosyasına dair bilgi ekranı açılıp işlem elektronik ortamda tamamlanmaktadır.Yukarıda belirtilen işlem silsilesine göre UYAP sisteminin; takip talebi doldurulurken gerekli tüm bilgileri adım adım istediği, bu doğrultuda talepte bulunanı yönlendirdiği, eksik bilgi ile takip talebi düzenlenmesine izin verilmediği gibi talepte bulunan başvurucuya, düzenlenen belgede herhangi bir değişiklik yapma imkan ve yetkisi de vermediği açıkça görülmüştür. Uyap Sistemince hazırlanan takip talebi dosyasına aktarılıp, takip talebine göre ödeme emri düzenleyerek takip borçlusuna tebliğ edilmesi işleminin ise UYAP üzerinden icra müdürlüğü tarafından yapıldığı tespit edilmiştir.Kullanım Kılavuzunda yer alan bilgilere göre döviz üzerinden UYAP sistemi kullanılarak yapılacak takip taleplerinde, alacaklıdan dövizin harca esas TL tutarı sorularak resen harç hesaplanıp tahsili sağlanmakta, ancak sistem tarafından düzenlenen takip talebi formunda dövizin takip tarihindeki TL karşılığı takip talebine yazılmamakta ve talepte bulunana da takip talebinde herhangi bir değişiklik yaptırılmamaktadır. Bu durumda Ulusal Yargı Ağı'nı kullanarak hak arayan kişiye kendinden kaynaklanmayan, sistemsel bir eksiklik sebebi ile sorumluluk yüklemek mümkün olmamalıdır. Aksi düşünce usul ekonomisine aykırılık ve adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracaktır. Ayrıca Ulusal Yargı Ağı'nın kullanılarak hak aranması açıkça devletin hükümranlık hakkının tanınması anlamına geleceğinden, sistemin oluşturduğu belgedeki İİK 58/3 maddesindeki eksikliği devletin hükümranlık hakkına aykırı olarak yorumlamak basit mantık kuralları ile bağdaşmayacaktır.Somut olayda davacının, UYAP sisteminin yönlendirmesi ile takip talebi doldurarak davaya konu icra takibini başlattığı görüldüğünden ve bu işlemi yaparken kendisine atfedilecek herhangi bir usul hatası tespit edilemediğinden, mahkemenin icra takibinin usulsüz olduğuna dair kabulü yerinde görülmemiştir. Uyuşmazlıkta üçüncü sorun; İİK'nın 58/3 maddesinin yorumuna ilişkin 1999 tarihli Hukuk Genel Kurul Kararı ile aynı mahiyetteki Yargıtay 11, 12 ve kapatılan 19. Hukuk Daireleri'nin içtihatlarının İİK'ya 2012 tarihinde eklenen 8/a maddesi, bu paralelde düzenlenen İİK yönetmelik hükümleri ve 2012 yılında yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK' nın 99. maddesinde yapılan değişikliklerle uyumlu olup olmadığı noktasındadır.İİK 8/a maddesi ve yönetmelik hükümlerine göre UYAP sisteminin işleyişi yukarıdaki açıklamalarda analiz edilmiştir. 6098 Sayılı TBK'nın 99. maddesinin İİK 58/3 maddesi ile birlikte uygulanmasına ilişkin olarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi tarafından benzer mahiyette bir karar verilmiş olup, anılan kararda da belirtildiği üzere; 6098 Sayılı TBK'nun 99/1 fıkrası uyarınca konusu para olan borç Ülke parası ile ödenir.Maddenin 99/2 fıkrasına göre borcun yabancı para birimi ile ödenmesi kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç değer üzerinden ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/3 fıkrası uyarınca yabancı para alacaklısı, sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen başka bir ifade bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi halinde, alacağının aynen, veya vade tarihinde yahut fiili ödeme tarihinde rayiç olan kur üzerinden ülke parası ile ödenmesini talep edebilir. Bu halde yabancı para alacaklısına, yabancı para alacağının aynen tahsilini isteme, vade tarihindeki kur üzerinden TL karşılığını isteme veya fiili ödeme tarihindeki TL karşılığı üzerinden seçimlik bir yetki tanınmıştır. Hükmün son fıkrasında 818 Sayılı BK'dan farklı olarak yabancı para alacaklısına, bu alacağını aynen ödenmesini talep hakkı tanınmıştır. 818 Sayılı mülga BK'da ise yabancı para alacaklısına, borcun vadesinde ödenmemesi halinde alacağının yabancı para cinsinden aynen ödenmesini talep hakkı tanınmamış, yalnızca alacağın vade veya fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesini isteme hususunda seçimlik yetki verilmiştir. Esasen İİK'nun 58/3 fıkrası 17/07/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4949 Sayılı Kanunun 12 maddesi ile değiştirilmiş ve maddeye alacağın veya teminatın yabancı para olması halinde hangi tarihteki kur üzerinden TL'ye çevrilmesinin istendiğinin belirtilmesi zorunluluğu getirilmiştir.Böylece İİK'nun 58 maddesinde 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 83 üncü maddesi ile yabancı para alacaklısına tanınan seçimlik yetkiye paralel bir düzenleme yapılmıştır. İşte 6098 Sayılı Kanunun, İİK'nun 17/07/2003 tarihinde yürülüğe giren 4949 Sayılı Kanunun 12 maddesi ile değişik 58/3 fıkrasından sonra yürürlüğe girdiği, bu düzenleme ile yabancı para alacaklısına alacağını seçtiği kur üzerinden TL'ye çevirerek talep etme yetkisi dışında doğrudan yabancı para cinsinden talep etme yetkisi verildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/05/1999 tarih 1999/12-271 Esas, 1999/301 Karar sayılı ilamı ve sonrasındaki benzer ilamları ile Yargıtay 11,12 ve Kapatılan 19 Hukuk Dairesi'nin benzer mahiyetteki ilamlarının 818 Sayılı BK döneminde yapılan yorumlara dayalı olduğu, bu ilamlarda İİK'nun 58 maddesinden sonra yürülüğe giren 6098 Sayılı Kanunun 99 maddesi ile İİK 58 maddesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmediği görülmektedir. 6098 Sayılı TBK'da yabancı para alacaklısına alacağının aynen ödenmesini talep hakkı tanınmış olması karşısında, alacaklının takip yoluna başvurmaksızın mahkemeden yabancı para alacağının aynen ödenmesini talep edebileceğinin; ancak takip yolu ile yabancı para alacağının aynen ifasını talep edemeyeceğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır. Yine bu çerçevede, İİK'nun 58 maddesinde yer alan düzenlemenin takip hukuku bakımından devletin egemenlik hakkı kapsamında değerlendirilmesi, yabancı para alacağına, takip yoluna başvurulmaksızın, doğrudan mahkemece hükmedilmesinin talep edilmesi durumunda, mahkemeler bakımından "egemenlik hakkı" ilkesinin cari olmadığı yönünde çelişkili bir sonuç doğuracaktır. Alacağını devletin yargı erki aracılığı ile tahsil etmek isteyen ve bu amaçla mahkemelere yahut icra dairelerine başvuran gerçek veya tüzel kişilerden, devletin hükümranlık hakkı çerçevesinde ve 492 Sayılı Harçlar Kanunu'na göre harç alınmakta olup, yabancı para alacaklısından hizmetin talep edildiği (dava açıldığı veya takip talebinde bulunulduğu) tarihteki kura göre belirlenen TL değeri üzeirnden harç alınması bizzat devletin egemenlik hakkının kullanılmasıdır. Bu nedenle harca esas TL cinsinden değerin takip talebinde gösterilmemesinin egemenlik hakkının ihlali kabul edilmesi ve sırf bu nedenle takibin iptal edilmesi, bilhassa takip talebinin zamanaşımı ve hak düşürücü süreler ile ilintisi nazara alındığında, yine bu uygulamanın takibin infazı kapsamında usulüne uygun yapılmış onlarca işleme etkileri göz önünde bulundurulduğunda, devletin egemenlik sınırları içerisinde anayasa ile teminat altına aldığı hak arama hürriyeti, adil ve makul sürede yargılanma haklarının ihlaline netice verebilecek sonuçlar doğuracağı ortadadır.Yapılan tüm bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, davacının varlığını iddia ettiği yabancı para cinsinden rücuen tazminat alacağını takibe koyduğu, böylece alacağını devlet aracılığı ile tahsil etmek isteyen davacının, devletin egemenlik hakkı kapsamında 492 Sayılı Harçlar Kanunu'na göre alacağın takip tarihindeki harca esas TL değeri üzerinden harç ödediği, İİK'nın 58. maddesindeki düzenlemenin de, icra takip harcın belirlenmesine ilişkin olduğu,UYAP ortamında başlatılan takiplerde harcın sistem tarafından otomatik olarak hesaplanıp tahsil edilmiş olması, icra mahkemesinde şikayet konusu yapılmamış ve itirazın iptali davası tarihi itibariyle iptal edilmemiş ve ayakta bir takibin mevcut olması karşısında, mahkemece işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.Sonuç itibariyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, HMK'nın 355, 353/1-a4 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine, karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2023 tarih ve 2022/55 Esas - 2023/547 Kararsayılı kararının HMK'nın 355, 297, 353/1-a4 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi