Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2012/9885 E. 2012/19014 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2012/9885
- Karar No
- 2012/19014
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/660 KARAR NO: 2024/1117 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 21.10.2020 NUMARASI: 2016/216 Esas - 2020/518 Karar DAVA: Ayıplı Satış Nedeniyle Satılanın Yenisi İle Değiştirilmesi -Tazminat Taraflar arasındaki gizli ayıplı satıldığı iddia edilen kompresörün ayıpsız misli ile değiştirilmesi, onarım masrafları ile üretim yapılmamasından kaynaklı maddi zararın tazmini davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ... ve satışı işi ile uğraştığını, 09/03/2015 tarihinde davalı firmadan 23.601,30-TL ödeyerek Keaser marka SK25 modeli kompresör satın aldığını, satın alınan kompresörün 20/07/2015 tarihinde çok kısa sürede arızlandığını ve ürünün ayıplı mal olduğunu gösterdiğini, davacının kompresörün yenisi ile değiştirilmesi talebinde bulunduğunu ve reddedildiğini, kompresördeki arızanın üretim hatasından kaynaklandığının servis elemanlarınca tespit edildiğini, arızadan dolayı üretimin durduğunu, bu nedenle günlük 3.000,00-TL zarar oluştuğunu, daha sonra 2015 yılı Ağustos, Eylül, Kasım, Aralık aylarında arızalar meydana geldiğini, oluşan arızaların satın alınan kompresörün gizli ayıplı olduğunu ortaya çıkardığını, sık sık meydana gelen arızaların tamir edilmek suretiyle giderilmesinin geçici bir çözüm olduğunu ve beklenen faydanın sağlanamadığını ve maddi zarar oluştuğunu belirterek ayıplı kompresörün yenisi ile değiştirilmesini, sık sık meydana gelen arızalardan dolayı çalışılamayan günlerde oluşan zararın karşılığı olarak şimdilik 1.000,00-TL'nin ilk arızanın meydana geldiği 21/07/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu kompresörle ilgili herhangi bir ayıp, kusur, imalat hatasının olmadığını, davacının kompresörle ilgili iddia tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının 21/07/2015 tarihli servis çağırısına davalı şirketin aynı gün içinde cevap verdiğini ve cihazı çalışır durumda davacıya teslim ettiğini, davacıya arıza öncesi ve sonrası kendisine tüm uyarıların yapıldığını, cihaza ilişkin periyodik bakımları zamanında yaptırmadığını, bu nedenle sorunların meydana gelmesine sebep olduğunu, bu durumun kullanıcı hatası olduğunu gösterdiğini, davacının iddia ettiğinin aksine cihazı kullanmama süresinin 1 günü bile geçmediğini, kompresörün davacı tarafından sorunsuz olara kullanıldığını, kompresörün davacı tarafından 06/03/2015 tarihinden bu yana kesintisiz olarak kullanıldığını, bu süre içinde cihazdan faydalanmayı ortadan kaldırmayan 4 arıza oluştuğunu, bu arızaların aynı gün ve birkaç saat içinde giderildiğini, davacının şimdilik 1.000,00-TL bedel üzerinden iddia ettiği zararın gerçek dışı ve doğru olmadığını belirterek davanın usul ve esastan reddini, aksi durumda ayıp oranında bedel indirimin hükmedilmesini, davacının tazminat talebinin reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut olaya tatbiki gereken alıcının seçimlik hakları başlıklı TBK'nın 227.maddesi; "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." hükümlerini içermekte olup davacının onarım masrafları ile iş durmasından kaynaklı maddi tazminat isteminde bulunduğu görülmekle davacının satış faturaları, ticari defterler, servis kayıtları incelenmek sureti ile öncelikle davacının makine ve ekipmanıana göre günlük çorap üretiminin düzine bazında tespiti ve satış faturalarına göre üretilen çorapların erkek patik, erkek soket, erkek batik çorapları arasında her bir çorap çeşidi açısından günlük üretim miktarı ve üretim oranının belirlenmesi ve buna göre ortalama birim fiyatlarının tespiti ile günlük net karın ortaya konulması ve bu miktarın davacı defterlerindeki net kar ile denetlenmesi, ayrıca günlük işletlem giderleri belirlenirken işçilik, kira vs gibi üretim olmasa dahi yapılması zorunlu işletme giderlerinin esas alınması, mevcut ise tasarruf edilen giderler belirlenerek bu doğrultuda davacının katlandığı ve ödemek zorunda kaldığı günlük işletme giderleri üzerinden kar mahrumiyeti ile birlikte kar hesabı yapılarak maruz kalınan maddi tazminatın çelişkileri ortadan kaldıracak şekilde tespitine yönelik mali ve teknik inceleme icra edilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda alınan son tarihli kök ve ek rapor ile hesaplamalar yapılmış olup, davacı yanın cevaba cevap dilekçesi kapsamında 2 vardiya ile üretim yapıldığını beyan etmesine karşın ek rapordaki hesaplamanın 3 vardiya esas alınarak yapıldığı görülmekle taleple bağlılık kuralı aşılarak yapılan ek rapordaki hesaplamaya itibar edilemeyeceği anlaşılmakla kök rapordaki hesaplamanın dikkate alınması sureti ile (1.298-TL onarım, 400-TL onarım, 507,40-TL onarım masrafı olmak üzere toplam 2.205,40-TL) 2.205,40-TL onarım masrafı ve iş durmasından kaynaklı 3.559,35-TL olmak üzere toplam 5.764,75 TL'nin TBK'nın 227. maddesi kapsamına göre kabulünün gerektiği..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davaya konu SK25T8bar400/50W kompresörün ayıpsız misli ile değiştirilmesine yönelik talebin reddine, 2.205,40-TL onarım masrafları ile üretim kaybına dayalı 3.559,35-TL olmak üzere toplam 5.764,75-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya yana ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme, davaya konu olan olaya, yürürlükte olmayan kanun maddesini uygulayarak gerekçe oluşturduğunu, kararı veren 16. Asliye Ticaret Mahlemesi'nin, dava konusu olaya uygulanacak olan kanunda hata yaptığını, davalının, zamanaşımına yönelik itirazlarının, yürürlükte olan 6102 sayılı türk ticaret kanunu hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekirken, mülga kanun 6762 sayılı kanunun 25/4 maddesi dikkate alınarak değerlendirme yapıldığını, Yasal yükümlülüklerini yerine getirerek ayıp ihbarında bulunan davacının, TBK'nın 227.maddesindeki, malın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi yönünde kullandığı seçimlik hakkının ortadan kaldırılarak, gizli ayıplardan adeta davacı sorumlu tutularak ve satıcıya herhangi bir külfet yüklemeksizin ayıplı malı kabule zorlanmasının, TTK hükümlerine, ticari hayatın teamüllerine, Yargıtay uygulamasına ve somut olay adaletine uygun düşmediğini, Mahkemenin son bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan kök ve keşfen yerinde inceleme yaparak düzenledikleri ek rapor içeriklerinin çelişkili olduğunu ifade ederek, kanuna aykırı olarak ,davaya konu kompresörün ayıpsız misli ile değiştirilmesine yönelik taleplerini reddettiğini, mahkemenin gerekçeli kararının 4.sahifesinde belirttiği üzere, raporlar arasında çelişki olduğu kanaatinde ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 281/3. maddesi uyarınca raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve maddi gerçeğin açıklığa çıkarılması açasından, ek rapor alınmasına karar vermek yerine, rapor içeriklerinin çeliştiği kanaatiyle, çelişkili raporlara dayanılarak karar vermiş olmasının da hatalı olduğunu, Her iki bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporlarda, kompresörün gizli ayıplı olduğu ve hizmet ayıbının işlendiğine dair tespitlerinde bir çelişki söz konusu olmadığını, mahkeme tarafından 2.kez oluşturulan bilirkişi heyetinin gerek kök raporda gerekse de ek raporda kompresörün gizli ayıplı olduğunu ve ayrıca davalı firmanın hizmet ayıbını da işlediğini tespit ettiğini, bu tespitlerin de bir çelişki bulunmadığını, Davaya konu kompresörün ayıpsız misli ile değiştirilmesine yönelik talebin hukuki dayanağı 6098 sayılı Borçlar kanunu 227.maddesi olduğunu, bilirkişi heyetinin bu yönde bir kanaat bildirmesine ihtiyaç olmaksızın mahkemenin, bu talebin kabulüne karar vermesi gerektiğini, ayrıca mahkemece verilen bu kararın hukuki dinlenilme hakkına da aykırılık teşkil ettiğini, Mahkemenin, ek rapor ile hesaplanan, kompresördeki imalat hatasından dolayı işyerinde meydana gelen üretim kaybına dayalı maddi zararların tamamını hüküm altına almayan kararı hukuka aykırı olduğunu, kompresörün arızalanarak çalışmaması nedeniyle iş bu komresöre bağlı 28 adet makineToplam davacı zararı 11.251,45+2.205,40=13.456,85.TL olduğunu, ancak mahkemenin ek rapor ile hesaplanan maddi zararı gerekçesiz olarak kabul etmediğini, eksik hesaplama yapıldığından dolayı itiraz ettikleri ve itirazda haklı bulunarak yeniden hesaplama yoluna gidilerek ortaya çıkan yeni zarar miktarı değil kök rapordaki eksik hesaplama ile ortaya çıkan 3.559,35.TL'sını hüküm altına aldığını, mahkemece itirazların haklı bulunarak yeniden hesaplanan maddi zarar alacağına, hangi gerekçeyle hükmetmediğini, gerekçeli kararında açıklamadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne, karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun olarak yapılmadığı itirazını değerlendirmediğini ve eksik incelemeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verdiğini, somut olayda davacı taraf ihbar yükümlülüğünü süresinde ve usulüne uygun olarak yerine getirmediğini, dava konusu alacak zamanaşımına uğramış olduğu gibi yasal süresi içerisinde usulüne uygun olarak alıcı tarafından müvekkili satıcıya ihbar edilmediğini, Somut olayda dava konusu kompresörün 09.03.2015 tarihinde satın alınmış olup davanın açıldığı 26.02.2016 tarihine kadar davacı tarafından, müvekkiline yasanın aradığı ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin içtihatlarında belirtildiği şekilde yapılmış herhangi bir yazılı ayıp ihbarı bulunmadığını, kaldı ki ayıp ihbarı süresinde yapılsa bu bile yeterli olmayıp aynı zamanda ticari satışlarda satıcının, alıcıyı iğfal etmiş olması arandığını (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2012/9885 E., 2012/19014 K., 13.12.2012 tarihli kararı), olayımızda, müvekkili satıcının, davalı alıcıyı kötü niyetli olarak iğfal ettiği kanıtlanmadığı gibi dosyada bu yönde bir delil de bulunmadığını, Bir an için davacının ihbarı yasal süresi içerisinde gerçekleştirdiği kabul edilecek olsa dahi, ıslah dilekçesinde belirtildiği şekilde, dava konusu kompresörün dava konusu edilen arızayı verdiği ilk tarih 20.07.2015 olduğunu, iş bu davanın açıldığı tarih ise 26.02.2016'dır. Davacı vekili, bu iki tarih aralığında kompresörün bir çok kez arızalandığı iddiasında olduğunu, davacının (arıza eğer gizli ayıp olarak kabul edilecek ise) gizli ayıbı öğrendiği (ve bu ayıbın bir çok kez tekrar ettiği tarihten) itibaren tam yedi ay vakit geçtiğini, bu sürenin, basiretli bir tacir bakımından, dava hakkının kullanılması için gerekli ve yeterli makul sürenin çok ötesinde olduğunu, ayıbın öğrenilmesinin ardından uzun süre sessiz kalınmasının, ayıbın kabulü anlamına geldiğini (TBK m. 223/2), davanın bu nedenle de reddi gerektiğini, Eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğunu, mübrez dilekçelerde bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazların dikkate alınmadığını, davacı yanın kullanım kılavuzuna aykırı bir şekilde kompresörü kullanmasının kompresörün çalıştığı aşırı tozlu, sıcak kötü ortam şartlarının değerlendirilmesi, söz konusu kompresörün işletme ihtiyaç kapasitesinden büyük olması vu bu duruma rağmen kullanılmaya devam edilmesi hususu, kullanılan sarf malzemelerinin üretici onaylı orijinal parça yani korsan parça kullanılmış olması hususu, bakım ve sarf malzemelerin zamanında değiştirilmediği hususlarına ilişkin mahkemeye sundukları ve bu itirazların değerlendirilmesi kapsamında gidilen bilirkişi ek raporunda bu hususların hiçbirine değinilmediğini, kök rapordaki hususların tekrar edilmekle yetinildiğini, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, Şikayetlerin cihazın talimatlara aykırı kullanımı sonucu ortaya çıktığını, davacının yedek bir kompresörü bulunduğu, bu yedek kompresörü kullandığı için üretim kaybı olmadığı hususunun göz önünde bulundurulmadığını, Tüm bu hususlar kapsamında, bir an için, dava konusu kompresörün ayıplı olduğu kabul edilecek bile olsa, devre dışı kaldığı kısa zaman aralıklarında davacının yedek kompresörünü çalıştırarak üretime devam ettiği; bu nedenle bir kâr mahrumiyeti bulunmadığı, dolayısıyla, zarar talebinin de haksız olduğunu, buna yönelik taleplerin reddi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, gizli ayıplı satıldığı iddia edilen kompresörün ayıpsız misli ile değiştirilmesi, onarım masrafları ile üretim yapılmamasından kaynaklı maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile satım konusu kompresörün misli ile değiştirilmesi talebinin reddine, onarım masrafı 2.205,40 TL nin davalıdan tahsiline, üretim kaybı zararı 3.559,35 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince istinaf davalı vekilince yasal süresi içinde katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde; Dava konusu kompresörün davalıdan 09.03.2015 tarihinde satın alındığı, 21.07.2015 tarihinde arızalanması üzerine davalı yetkili teknik servisine başvuruluğu, yine 23.07.2015 tarihli davalı satıcıya yazılı bildirimde bulunulduğu, davalı yanca da davacı bildirimine karşı yazılı cevap verildiği, sonradan meydana gelen arızalar nedeniyle de davalıya bildirim yapıldığı ve nihayetinde 26.02.2016 tarihinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Alınan bilirkişi raporu içerikleri ışığında dava konusu davalı yanca satılan kompresörün gizli ayıplı olduğu sonucuna varılmakla ve 21.07.2015 tarihinde ilk arızanın meydana gelmesiyle birlikte davalı yetkili servisine müracaat edilip aynı zamanda 23.07.2015 tarihinde yazılı olarak davalıya ihbarda bulunulduğu anlaşıldığından, davalının yasaya uygun süresinde yazılı ihbar yapılmadığı yönündeki istinafı yerinde olmadığı gibi, TBK 231 maddesi uyarınca satış tarihinden 2 yıllık zaman aşımı süresi dolmadan dava açıldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin davanın zaman aşımından reddi gerektiği yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir.İlk derece mahkemesince teknik bilirkişi üyelerinin de yer aldığı iki ayrı bilirkişi kurulundan alınan raporlarda, satım konusu kompresördeki arızaların üretimden kaynaklı olup, gizli ayıplı olduğu tespiti karşısında, davalı vekilinin arızaların kullanım hatasından kaynaklı olup, kompresörün ayıplı olmadığı yönündeki istinafı yerinde değildir.04.05.2018 tarihli bilirkişi kurulu ek rapor içeriğinde de işaret edildiği üzere, SK22 model yedek kompresörün, dava konusu SK 25 model kompresörün tam muadili olmadığı da dikkate alındığında, davalı vekilinin davacının yedek kompresörünü kullanması gerekmesi nedeniyle üretim kaybı olmayacağı yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde; Davacı vekilince, her ne kadar davalı zaman aşımı defi reddedilmiş ise de, gerekçeli kararda satış tarihi itibariyle uygulanması mümkün olmayan ve yürüklülükten kalkmış olan eski TTK 25/4 maddesi gerekçe gösterilerek ve zaman aşımı süresinin tacirler arası ticari satımda 6 ay olduğu belirtilerek gerekçe yazılmış olmasının doğru olmadığı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. İlk derce mahkemesince yazılı gerekçede, TTK 25/4 maddesi uyarınca ticari satımda zaman aşımı süresinin 6 ay olduğu belirtilmiş, ancak buna rağmen davalı zaman aşımı definin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Dava konusu kompresörün satış tarihi ile uyuşmazlık tarihi itibariyle zaman aşımı yönünden TBK 231 maddesinin uygulanması gerekli olup, zaman aşımı süresi 2 yıldır. Ancak ilk derce mahkemesince davalı zaman aşımı definin reddine karar verildiği ve gerekçeli kararda somut olayda TBK 231 maddesinin tatbiki gerektiği ve maddeye göre zaman aşımı süresinin de 2 yıl olduğununu belirtildiği de gözetildiğinde, gerekçedeki bu yanlışlık sonucu etkili görülmemiş eleştirilmekle yetinilmiştir. İlk derce mahkemesince içlerinde teknik bilirkişilerinde yer aldığı farklı iki ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınmış, teknik olarak satım konusu kompresördeki arızaların üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğu, ancak üretim hatalarının nitelik ve nicelik olarak esaslı ayıp niteliği taşımadığı ( 04.05.2018 tarihli bilirkişi kurulu rapor içeriği) yine ayıpların gizli ayıp niteliğinde olmakla birlikte, kompresörün tam olarak çalıştırılmamasının söz konusu olmadığı, çalışma saatine göre çalıştırılabildiği ( 10.05.2019 tarihli bilirkişi kurulu rapor içeriği) yönündeki teknik tespitler ve TBK 227/3 maddesi hükmü dikkate alındığında, davacı vekilinin satım konusu kompresörün gizli ayıplı olması nedeniyle misli ile değiştirilmesi taleplerinin kabulü gerektiği yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir. HMK 282 maddesi uyarınca bilirkişi raporlarının takdiri delil olduğu da dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince sunulan deliller, bilirkişi rapor içerikleri kapsamında , davanın kısmen kabulü yönündeki kararı isabetli olup, davacı vekilinin bilirkişi rapor içeriklerinin çelişkili olduğu ifadesine rağmen, kompresörün misli ile değiştirilmesine yönelik taleplerinin reddinin ve ayrıca ek rapor ile hesaplanan kompresördeki imalat hatası nedeniyle uğranılan üretim kaybına dayalı maddi zarar yönünden kurulan hükümde, taleplerinin eksik karşılandığı yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir.Tarafların istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu ilk derce mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf, davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK 353/1.b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.07.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.