Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 1943/14 E. 1944/13 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 1943/14
- Karar No
- 1944/13
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1779 - 2025/165 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1779 KARAR NO : 2025/165 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/07/2023 NUMARASI : 2022/73 Esas - 2023/418 Karar DAVACI : TÜRKİYE GARANTİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ -... VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/02/2022 KARAR TARİHİ : 30/01/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 30/01/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı borçlu Ünertok Yapı şirketinin müvekkili bankaya müracaat ederek genel kredi sözleşmesi başvurusunda bulunduğunu ve bu başvuru doğrultusunda müvekkili banka tarafından dava dışı borçlu şirket ile 05/06/2012, 26/07/2012 ve 12/08/2015 tarihli genel kredi sözleşmelerinin imzalandığını, yine müvekkili banka ile dava dışı borçlu şirket arasında genel kredi sözleşmeleri imzalanmadan önceki tarihte kredi kartı üyelik sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda müvekkili banka tarafından kredi kartı düzenlenerek dava dışı borçlu kullandırıldığını, son olarak dava dışı borçlu şirket ile müvekkili banka arasında imzalanan bankacılık hizmet sözleşmesi bulunduğunu, iş bu sözleşmeye dayanılarak kredili mevduat hesabı düzenlenerek dava dışı şirkete kullandırıldığını, davalı borçlu ... ile dava dışı borçlu ...'ın ise iş bu imzalanan sözleşmelere kefalet vererek şirket borçlarına kefil olduklarını taahhüt ettiklerini, dava dışı şirketin borçlarından sorumlu olduklarını, dava dışı şirketin bankaya olan borcunu ödemediğini, bu nedenle Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/151763 Esas sayılı dosyası ile davalı ve dava dışı borçlular hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından başlatılan icra takibine itiraz edildiğini, arabuluculuk sürecinin olumlu sonuç vermediğini, tüm bu nedenlerle; davalı borçlunun icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle itiraz olunan kısım üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, ekte yer alan 15.08.2017 tarih ve ... sayılı Genel Kurul Kararına istinaden, müvekkilinin söz konusu şirketteki hisselerini, tüm hak ve borçları ile beraber ... TC Kimlik numaralı ...'a devrettiğini, buna ilişkin 15.08.2017 tarih ve ... numaralı Pay Devir Sözleşmesi ve 21.08.2017 tarih ve 9393 sayılı Ticaret Sicil gazetesi örneğinin de dava dosyasına sunulduğunu, kaldı ki, davacı banka ile müvekkili arasında usulüne uygun imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını, taraflar arasında bir kefalet sözleşmesi olduğu düşünülse dahi, zaman aşımına uğradığını, dosyada mübrez Bankacılık Hizmetleri sözleşmesinin 07.04.2011 tarihli olduğunu, bu sözleşmeden kaynaklı işlemlere ilişkin verilmiş olan kefaletin de zaman aşımına uğradığını, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, dosyadaki mübrez kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşımadığını, ayrıca sözleşmede sorumlu olunan azami miktarın açıkça belirtilmediğini, kefalet sözleşmesi ile yüklenilen borcun feri nitelikte olduğunu, asıl borcun bitip bitmediğini, borcu sonra erdirecek hallerin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, asıl borç sona ermiş ise müvekkilinin de sorumluluğunun kalmadığını, davacı yanın da belirttiği üzere dava dışı borçlu Ünertok Yapı ve Lojistik İnş. Gıda Tur. San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile kredi kartı üyelik sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin kredi kartından kaynaklı borçlara ilişkin imzalamış olduğu bir kefalet sözleşmesinin de bulunmadığını, bu borçlardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, kaldı ki bir an için böyle bir sözleşme olduğu düşünülse dahi şirketin kredi kartı üyelik sözleşmesinin imza tarihinin 12.09.2011 olduğu göz önüne alındığında zaman aşımı süresinin de dolmuş olacağını, faiz oranının hatalı olduğunu, dava dilekçesi eklerinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, tüm bu nedenlerle; haksız ve dayanaksız davanın reddine, davacının müvekkili aleyhine başlattığı Kocaeli İcra Müdürlüğü''nün 2021/151763 Esas sayılı icra takibinin iptali ile kötü niyetli icra takibi başlatması sebebiyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİNE, Davalının Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/151763 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin; Kredili mevduat alacağı için 10.866,25 TL asıl alacak, 212,16 TL işlemiş faiz ve 10.61 TL BSMV olmak üzere toplam 11.089,02 TL üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek %23,76 oranındaki temerrüt faizi ile birlikte devamına, Kredi kartı alacağı için 20.266,36 TL asıl alacak, 2.321,73 TL işlemiş faiz ve 24,91 TL BSMV olmak üzere toplam 22.613,00 TL üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek %25,20 oranındaki temerrüt faizi ile birlikte devamına, 3-Alacak likit olduğundan İİK 67/2. Madde uyarınca 33.702,02 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatına davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, Fazlaya yönelik talebin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın davalının imzası bulunan, üzerinde baskı seri numarası bulunan sözleşmeleri sunmadığını, davalının bankacılık sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, 05.06.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefaletin limiti ve tarihinin tespit dahi edilemediğini, 05.08.2017 tarih ve ... sayılı Genel Kurul Kararına istinaden, davalının söz konusu şirketteki hisselerini, tüm hak ve borçları ile beraber ... TC Kimlik numaralı ...'a devrettiğini, davacı ile dava dışı borçlu Ünertok Yapı ve Lojistik İnş. Gıda Tur. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile kredi kartı üyelik sözleşmesi imzalanmış olduğu, davalının kredi kartından kaynaklı borçlara ilişkin imzalamış olduğu bir kefalet sözleşmesi de bulunmadığından dolayı bu borçlardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalı temerrüte düşmemiş olup, mahkemece takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarının, faiz ve BSMV ile alacak üzerinden hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderine de itiraz ettiklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmenin her sayfasının imzalatılmasının kanuni bir zorunluluk olmadığını, mevcut hali ile sözleşmede ki imzanın davalıya ait olduğunu, sözleşmenin her sayfasının imzalanmamış olmasının davalı yanın bağlayıcılığını ortadan kaldırmayacağını, 26.07.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde davalı yanın el yazısı ve imzası ile kefaletin önceki borçları kapsayacağını kabul ettiğini, dolayısı ile yapılmış olan bu itirazın, borcun geçerliliğine bir etkisinin bulunmadığını, davalı yanın borçtan müteselsilen sorumlu olduğunun açık olduğunu, söz konusu kefaletlerin şahsi kefalet olması sebebiyle davalının borçlu şirketteki ortaklığının sona ermesinin kefaletlerin geçersizliği üzerinde bir etkisi olmadığının da açık olduğunu, davalının öne sürmüş olduğu mesnetsiz iddialar dosya kapsamı ile birlikte incelendiğinde İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğunun anlaşılacağını, davalının temerrüte düşürülmemesi sebebiyle takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğu ileri sürmüşse de usulüne uygun yapılan ödeme emri ile temerrüte düşmüş bulunan davalı yönünden verilen faiz kararının yerinde olup bu iddianın da reddinin gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/07/2023 tarih, 2022/73 Esas - 2023/418 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava kefalet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; Davacı ile dava dışı asıl borçlu Ünertok Yapı ve Lojistik İnşaat Gıda Turizm San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti arasında 05.06.2012, 26.07.2012 ve 12.08.2015 tarihleri arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı anılan sözleşmelere davalının müteselsil kefil olarak imza attığı, yine davacı ile Ünertok Yapı ve Lojistik İnşaat Gıda Turizm San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti arasında 12.09.2011 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesi ile bankacılık hizmet sözleşmesi imzalandığı, kredi kartı ve kredili mevduat hesabı borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği ve borçlular hakkında takip başlatıldığı, davalının itirazın üzerine duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı, davalı taraf kefalet şartlarının oluşmadığı, alacağın zaman aşımına uğradığı, asıl borcun sona erdiği, kredi kartı üyelik sözleşmesinde kefil olarak yer almadığından bahisle davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. 6098 sayılı TBK’nın 583. maddesinde; “kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. 6098 sayılı TBK'nın eşin rızası başlıklı 584. maddesinde; “eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz” hükümleri düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesi alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir. 6098 saylı Türk Borçlar Kanunundaki düzenleme uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulması için hangi hallerde eşin rızasının gerektiği ayrıntılı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Emredici olan bu düzenlemeden, eşlerin feragat etmesi mümkün değildir. Eşin yazılı rızasının verilmesi adi yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir. Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir. Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için de) rıza verilemez. Türk Borçlar Kanunu 584-(1) maddesine göre; rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eşin rızası mutlaka gereklidir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Zira; rıza, eşin kefil olma ehliyetini sınırlar ve rızanın yokluğunun yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır (Gümüş, M.A. Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2014, s.348). (Yargıtay HGK. 24/05/2017 tarihli 2017/12-1135 Esas - 2017/1012 sayılı kararı). Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular (HMK. 33. madde). Mahkeme emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (Yargıtay HGK. 13/03/2013 tarihli 2013/802 Esas - 2013/347 sayılı Kararı). Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Davacı ile dava dışı asıl borçlu Ünertok Yapı ve Lojistik İnşaat Gıda Turizm San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti arasında 26.07.2012 tarihli 200.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalının anılan sözleşmeye müteselsil kefil olarak, 26.07.2012 tarihinde 250.000,00 TL’ye kadar kefil olarak imza attığı, kefalet sözleşmesindeki kefaletin türünün müteselsil kefalet olduğu, kefil olunan miktarın 250.000,00 TL olduğunun yazıldığı, kefalet tarihinin 26.07.2012 tarihi olduğu ; yine sözleşmede kefil olunan miktarın, kefaletin türünün müteselsil olduğunun ve kefalet tarihinin el yazısı ile yazıldığı sözleşme tarihi itibariyle evli olan davalının eşinin rızasının da alınmış olduğu, bu şekilde 6098 sayılı yasanın 583.maddesindeki şekil şartlarının mevcut olayda bulunduğu görülmüştür. Davacı ile dava dışı asıl borçlu Ünertok Yapı ve Lojistik İnşaat Gıda Turizm San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti arasında 12.08.2015 tarihli 500.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalının anılan sözleşmeye müteselsil kefil olarak, 12.08.2015 tarihinde 625.000,00 TL’ye kadar kefil olarak imza attığı, kefalet sözleşmesindeki kefaletin türünün müteselsil kefalet olduğu, kefil olunan miktarın 625.000,00 TL olduğunun yazıldığı, kefalet tarihinin 12.08.2015 tarihi olduğu ;yine sözleşmede kefil olunan miktarın, kefaletin türünün müteselsil olduğunun ve kefalet tarihinin el yazısı ile yazıldığı, davalının kefalet tarihinde asıl borçlu şirketin ortağı olduğu, bu nedenlerle sözleşme tarihi itibariyle 6098 sayılı yasanın 584/3.maddesi gereği anılan kefalet için eş rızasının da gerekmediği, bu şekilde 6098 sayılı yasanın 583.maddesindeki şekil şartlarının mevcut olayda bulunduğu görülmüştür. Davacı ile dava dışı asıl borçlu Ünertok Yapı ve Lojistik İnşaat Gıda Turizm San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti arasında 05.06.2012 tarihli 200.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, anılan sözleşme tarihinde 818 sayılı yasanın yürürlükte olduğu görülmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanunun 484. maddesi, “Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iraesine mütevakkıftır.” hükmünü içermekte ve buna göre, kefaletin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın belirtilmesi gerekmektedir. Yazılı şekil şartının sebebi kefilin sorumlu olduğu miktarı bilerek kefalet senedini imzalamasıdır. Eldeki olayda kefalet sözleşmesi yazılı olarak yapılmış ancak davalının kefil olduğu miktarın ayrıca yazılmadığı görülmektedir. Kefilin sorumlu olduğu asıl borç rakamla belirtilmese de, belirli veya belirlenebilir olması halinde, azami miktar kefalet senedinde belirtilmiş ise kefalet geçerlidir. (AYRANCI Hasan: “Kefalet Sözleşmesinde Asıl Borcun Belirli Olması İlkesi ve Cari Hesaba Kefalet”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt IX. Sayı: 1-2, Haziran- Aralık 2005, 110) (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 12.4.1944 tarih ve 1943/14 E., 1944/13 K., Yargıtay 13. HD.'nin 20/09/2018 tarih, 2018/3288 E., 2018/8176 K.). Eldeki olayda da davalı kefilin kefil olduğu miktarın, sözleşmenin 200.000,00 TL için imzalanmış olması nedeniyle belirlenebilir olduğu anlaşılarak bu sözleşme yönünden de kefalet şartlarının oluştuğu görülmüştür. Dosyaya alınan 11.11.2022 tarihli kök ve 02.05.2023 tarihli ek rapordaki tespitlere göre; taraflar arasında imzalanan bankacılık hizmet sözleşmesinde davalının kefil olarak imzası bulunmasa da, anılan bankacılık sözleşmesinin az yukarıda bahsedilen genel kredi sözleşmelerinin 1.7. maddesi kapsamında kredili ticari mevduat hesabı kapsamında olduğu ve anılan hesabın davalının kefil olarak yer aldığı sözleşmeler kapsamında kullandırıldığının tespit edildiği anlaşıldığından, davalının anılan kredili mevduat hesabı borcundan da müteselsil kefil olarak sorumlu olduğu, kredili mevduat hesabına takip tarihine kadar uygulanan akdi faiz oranının sözleşme ve TCMB’ye bildirilen faiz oranların uygun olduğu, takipten önce temerrüt faizi uygulanmadığı, takipten sonrası için talep edilen temerrüt faizi oranının da sözleşme ve TCMB’ye bildirilen faiz oranların uygun olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan kredi kartı üyelik sözleşmesinin yukarıda bildirilen ve davalının müteselsil kefil olarak imzası bulunan sözleşmelerden 12.09.2011 tarihinde imzalandığı, anılan sözleşmede davalının kefil olarak yer almadığı anlaşılmıştır. Ancak davalının daha sonra müteselsil kefil olarak imzaladığı 26.07.2012 tarihli ve 26.08.2015 tarihli genel kredi sözleşmelerinde kefaletin önceki borçları da kapsayıp kapsamadığına davalının el yazısıyla “evet” yazarak sözleşmeyi imzaladığı, dolayısıyla davalının anılan kredi kartı üyelik sözleşmesindeki borç nedeniyle de sorumlu olduğu, (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/4339 esas 2012/6068 karar sayılı ilamı) anılan borca takip tarihine kadar uygulanan akdi faiz oranının sözleşme ve TCMB’ye bildirilen faiz oranların uygun olduğu, takipten önce temerrüt faizi uygulanmadığı, takipten sonrası için talep edilen temerrüt faizi oranının da sözleşme ve TCMB’ye bildirilen faiz oranların uygun olduğu anlaşılmıştır. 6098 sayılı yasanın 149.maddesine göre; Zaman aşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zaman aşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar. Eldeki olayda davaya konu borcun hesabının kat edildiği tarihin 01.11.2021 tarihi olduğu, yine dava konusu kredi kartının ödenmeyen borcunun ödeme, ayni muacceliyet tarihinin 26.10.2021 tarihi olduğu, anılan tarihlerden takip tarihine kadar 6098 sayılı yasanın 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 2.302,18-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 576,00-TL'nin mahsubu ile kalan 1.726,18-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/01/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*