İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/952 E. 2025/176 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/952
- Karar No
- 2025/176
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/952 Esas KARAR NO : 2025/176 DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/10/2024 KARAR TARİHİ : 25/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/03/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; 20/09/2023 tarihinde İstanbul ve ilçelerinde meydana gelen kuvvetli yağış ve sel neticesinde müvekkili tarafından sigortalı bulunan .... Gıda Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait ..... plakalı aracın ..... Mah. ..... Bulv. ..... Merkezi B Blok No:27 Başakşehir/İSTANBUL adresinde park halindeyken meydana gelen zarar neticesinde 03/11/2023 tarihinde sovtaj bedelinin mahsubu ile 135.000,00 TL sigortalıya ödendiğini, ödenen tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesi hususunda davalı kurumlara idari başvuru yapıldığını, davalı kurumlarca cevabı yazılarda kurumlarının hiçbir kusuru olmadığını belirterek ödeme taleplerinin reddedildiğini, 09/10/2024 tarihli Ticari Uyuşmazlıklarda Yapılan Arabuluculuk Son Tutanağı ile anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydı ile 135.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 03/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı kurumlardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...... BAŞKANLIĞI vekili cevap dilekçesinde özetle ;Kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava konusu edilen bedelden müvekkili belediyenin sorumlu olduğuna yönelik iddiaların incelenmesinde görevli yargı yolunun idari yargı olduğunu, açıklanan sebeplerle, davanın, yargı yolunun caiz olmadığından bahisle reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın iyuk madde 14/3/f bendi gereği incelenerek husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, dava konusu olayın yaşanmasına sebep olan sel felaketi sebebiyle oluşan zarardan müvekkili belediyenin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, dava konusu olayda; yağan yağış nedeniyle, meydana gelen durumun afet niteliğinde olduğunu, afet, öngörülmesi ve engellenmesi mümkün olmayan tabiat hadisesi olduğundan konu ile ilgili yapılacak iş ve işlemlerin, 7269 sayılı umumi hayata müessir afetler dolayısıyla alınacak tedbirlerle yapılacak yardımlara dair kanun kapsamında mütalaa edilmesi gerektiğini, somut olayda, davacı tarafın sigortalısının kendisinden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğünü tam olarak göstermediği ya da en azından söz konusu olayda müterafik kusurunun olduğu göz ardı edilemeyeceğini, bu durumda müvekkili idarenin, davacının sigortalısının kendi kusurundan kaynaklanan zararından sorumlu olmayacağını, bu sebeple kabul anlamına gelmemekle birlikte kusur incelemesinde bu durumun da göz önüne alınarak davanın reddinin gerektiğini, dava hizmet kusuru ile meydana geldiği iddiası ile açılan rücuen tazminat istemine ilişkin olduğunu, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda, bilirkişi aracılığıyla kusur ve tazminat oranının belirlenmesi gerektiğini,kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili belediyenin kusuru olması ihtimalinde dahi diğer davalılarında kusur oranı hesaplanarak kusur oranları uyarınca tazminata hükmedilmesi gerektiğini, sonuç olarak, dava konusu olay, “genel hayata etkili afet” niteliğindeki sel felaketi sonucunda gerçekleşmiş olduğundan söz konusu sel olayının; idarenin doğrudan yürüttüğü bir kamu hizmeti faaliyetinden kaynaklanmaması, öngörülememesi ve önlenemez ağırlıkta/yoğunlukta olması nedeniyle mücbir sebep olarak değerlendirilmesi gerektiğini, danıştay'ın yerleşik içtihatları gereğince, bir olayda mücbir sebebin varlığı idarenin tazmin sorumluluğunu ortadan kaldırdığından dava konusu olayda müvekkili idarenin sorumluluğunun bulunmadığını, davanın reddini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ....... vekili cevap dilekçesinde özetle ; Dava konusu su baskınının berhangi bir baraj taşması veya tali bir etkenle oluşmadığı gibi şiddetli yağışlardan ortaya çıkan yüzeysel suların bölgedeki koşullara bağlı olarak sınırlı akış nedeniyle meydana geldiğini, 5216 sayılı büyükşehir belediyesi kanunu gereğince, belediye sınırları içerisinde bulunun derelerin ıslahını yapmanın büyükşehir belediyesinin görevi olduğunu, dava konusu hasarın meydana geldiği bölgedeki derelerin ıslahından, dere yatağına imar ve iskan ruhsatı verilmesinden dolayı istanbul büyükşehir belediyesi, ... ve ilgili yerel belediye sorumlu olduğunu, meydana geldigi iddia edilen zarar ile idarenin iş ve eylemleri arasınca illiyet bağı bulunmadığını, varlığı iddia edilen zarardan .... belediyesi, ... ve ilgili yerel belediyenin sorumlu olduğunu ve bu nedenle de davanın öncelikle husumet yönünden reddedilmesi gerektiğini, dava yasal süresinde açılmadığından davanın usulden de reddini, davacı tarafça, dava konusu talep yönünden dava öncesinde arabuluculuk başvurusunda ve idari başvuru da bulunulup bulunulmadığı yönünde araştırma yapılarak, davacı tarafa bu hususta beyanda bulunmak üzere süre verilmesini, aksi halde öncelikle bu yönden açılan davanın reddine karar verilmesini, davacının davasını dayandırdığı olaylar dikkate alındığında, idari yargı görevli olduğundan öncelikle davanın görev yönünden reddini, öte yandan tüzel kişiliğe sahip olan müvekkili idare dsi genel müdürlüğü adresi ankara olmakla , yetki yönünden de ankara mahkemeleri yetkili olduğunu, bu nedenlerle yersiz ve mesnetsiz olarak açılmış olan iş bu davamm reddini, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle ; İşbu davada adli yargı/idari yargı yolu uyuşmazlığı söz konusu olduğunu, tam yargı davası niteliği olan davalarda, yargı yolu idare mahkemeleri olduğunu, görülen davada adli yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle mahkemenin görevsizliğinden davanın usulden reddine karar verilmesini, olayın meydana geliş şekliyle ilgili davacı taraf anlatımı dikkate alındığında, olay hizmet kusuruna dayalı olduğunu, davanın tam yargı davası olarak idari yargıda açılması gerektiğini, dava dilekçesinde her ne kadar arabulucuya gidildiği beyan edilse bile, arabuluculuk başvurusunun usulüne uygun yapıldığının ve tutanağın usulüne uygun düzenlenip dava dosyasına ibraz edilmiş olduğunun mahkemece araştırılmasını, ki dosyaya sunulan ve taraflarına gönderilen arabuluculuk tutanağının 1 sayfadan ibaret olduğunu, geçerliliğin ispatı gerektiğini, davacının dosyaya sunduğu beyanlarında belirtildiği üzere dava konusu zararın meydana geldiği mahalin, ana veya arterde kalıp kalmadığının tespit edilmesiyle belirleneceği üzere; yağmur sularının tahliyesinden sorumlu olan .... veya ilçe belediyesi olan başakşehir belediyesinin sorumluluk alanında olduğundan müvekkili idareye husumetin yöneltilmesinin haksız ve dayanaksız olduğunu, yağmur suları için alıcı ve akıcı ortam oluşturmak, yağmur sularını çevreye zarar vermeyecek biçimde yollardan, bu alıcı ve akıcı mecralara tahliye etmek görev ve yetkisi münhasıran belediyelere ait olduğunu, müvekkili idarenin sadece içme suyu temininden ve atık suların tahliyesinden sorumlu olduğunu, yağmur sularının uzaklaştırılmasından sorumlu olmadığını, davacının davasını kabul anlamına gelmemek üzere, sigortalının kusur durumunun irdelenmesi ve davacının kusur oranının tespitinin gerektiğini, davanın öncelikle, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan, husumet yokluğu, zamanaşımı nedeniyle usulden reddini, davacının davasının esastan ve tümüyle reddini, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...... vekili cevap dilekçesinde özetle;Huzurdaki davayı görmeye idari yargı görevli olduğnu, dava hakkında görevsizlik kararı verilmesini, davacı tarafından ikame edilen huzurdaki davada, ..... plaka sayılı sigortalı aracın ... mah. .... bulvarı .... iş merkezi b blok no:27 başakşehir/istanbul seyir halinde iken sel hasarına uğramasının sebebi olarak müvekkili idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddia edildiğini, kamu idaresi olan müvekkiline karşı hizmet kusurundan kaynaklı olarak tazminat davası ikame edilecek ise burada idari yargı yeri görevli olduğunu, çünkü iddia olunan hasarın sel baskını neticesinde meydana geldiği ifade edilmekte olduğunu, alelade bir trafik kazası söz konusu olduğunu, bu sebeple de adli yargı yolu caiz olmadığını, davacı tarafından mahkeme nezdinde ikame edilen iş bu davanın görevli mahkeme olmamanız hasebiyle görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu hasarın meydana geldiği yer büyükşehir belediyesi ve ... osb’nin yetkisi dahilinde kalmakta olduğunu burada sorumluluğun .... osb yönetimine ve diğer davalı ...'ye ait olduğunu, bu sebeple huzurdaki davanın ... osb'ye ihbar edilmesini ve müvekkili belediye yönünden husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, iddia olunan hasarın meydana geldiği yerin başakşehir belediye başkanlığı fen işleri müdürlüğü'nün ve plan ve proje müdürlüğü'nün dilekçe ekinde sunulan yazılarında da belirtildiği üzere .... büyükşehir belediyesinin ve ... organize sanayi bölgesi sınırları dahilinde kaldığını, dava konusu zararın meydana gelmesinde başakşehir belediye başkanlığının sorumluluğu bulunmadığını, danıştay müstekar içtihatları uyarınca davanın çevre, şehircilik ve iklim değişikliği bakanlığına ihbarını, davacı tarafın ticari faiz talebi haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, huzurdaki dava hizmet kusurundan kaynaklı rücuen tazminat davası olduğunu, uyuşmazlık ticari iş niteliğinde olmadığnıı, ayrıca davacı tarafın tacir olmasının da bir önemi olmadığını, yargıtay istikrarlı kararlarında da belirtildiği üzere halefiyet davası ticari bir dava olmadığını, bu sebeple davacı tarafın gayri hukuki talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın görevsizlik sebebiyle reddini, davanın ikitelli osb'ye ihbarını, davanın çevre, şehircilik ve iklim değişikliği bakanlığına ihbarını, davanın başakşehir belediye başkanlığı yönünden husumetten reddini, davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan .... vekili cevap dilekçesinde özetle ; Taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmenin şehir ve kasabaların içme suve kanalizasyon projelerini tetkik, tasdik ve murakabe etmek, akarsularda ıslahat yapmak ve icabedenleri seyrüsefere elverişli hale getirmek, tesislerin çalıştırma, bakım ve onarım dahil işletmelerini sağlamak, her türlü etüd ve projelerini yapmak veya yaptırmak..." gibi "su işleri"ne dairhizmetler bakımından konu değerlendirildiğinde; tazmin talebine gerekçe yapılmak istenen hizmetkusurunun Bakanlığa ait olmadığını, Gerek, taşkın alanına ait imar planı hazırlama ve onaylama yetkisi yönünden; gerekse,davaya konu alanda yapılması gerekli olan dere ıslahı sorumluluğu yönünden, Bakanlığın sorumlu olmadığını, Bakanlığın davalılar yanında davaya müdahalesinde herhangi bir yarar görülmediğini, taşkınlardan dolayı bir zarar oluştu ise, dere ıslahından ve yağmur suyunun toplanmasından sorumlu İdare olan ......'nin sorumlu olduğunu, davada sözü edilen alanda ve bütün İstanbul'da nâzım ve uygulama imar plânlarını yapma ve onama yetkisinin Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyelerine verildiğini, Davada sözü edilen alana ilişkin olarak ilgili belediyece çeşitli tarihlerde onaylanmış nâzım ve uygulama imar plânları bulunduğunu,bu nedenlerle davaya konu edilen işlemler bakanlıkça tesis edilmediği, dolayısıyla da bakanlığın davanın tarafi olmasında yasal olanak bulunmaması nedenleriyle söz konusu davaya bakanlıkça müdahale edilmesinde fayda görülmediğini bildirmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava, davacı sigorta şirketinin rücuen tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; 20/09/2023 tarihinde meydana gelen yağış neticesinde sigortalı dava dışı şirkete ait aracın park halinde iken hasar görmesi nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen bedelin davalılardan rücuen tazminin talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, Kanun'un amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanun'un trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu Kanun'un karayollarında uygulanacağı hüküm altına alınmış; "Tanımlar" başlıklı 3.maddesinde de trafik, yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketleri olarak; karayolu, trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. Kamu hizmeti yürüten davalı idarelerin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan işbu davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanması gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. Maddesinin 1. Fıkrasında; "İdari dava türleri şunlardır: a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, b)İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c)Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar." hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1 nci maddesinde dava şartları tahdidi olarak sayılmış olup, "Yargı yolunun caiz olması" da dava şartlarından biri olarak sayılmıştır. HMK'nın 115 nci maddesi hükmü de "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." şeklinde olup buna göre Mahkeme'nin dava şartı noksanlığı hâlinde yapacağı işlemler düzenlenmiştir. Somut olayda; davacı sigorta şirketine sigortalı şirkete ait aracın işyeri otoparkında park halinde iken meydana gelen sel neticesinde hasara uğradığı, Karayolları Trafik Kanunu'nun 3.maddesinde karayolunun, trafik için, kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlandığı, işyeri otoparkının karayolu olarak nitelendirilemeyeceği ve bu nedenle uyuşmazlığın adli yargıda görülmesi olanağının bulunmadığı, davalı idarelerin kamu hizmetinin yürütülmesinde hizmet kusuru bulunup bulunmadığı hususunun saptanması idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli bulunduğu anlaşılmıştır. (Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 27/02/2023 tarihli, 2022/758 Esas, 2023/109 sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle; yargı yolu caiz olmadığından açılan davanın HMK 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın yargı yolu caiz olmadığından HMK 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan toplam 2.305,47-TL harçtan mahsubu ile 1.690,07-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalılara VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davalı ..... vekilinin, davalı .....vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin, davalı ..... vekilinin, davalı ..... vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/02/2025 Katip ..... ¸e-imza Hakim ..... ¸e-imza