İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/748 E. 2025/751 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/748
- Karar No
- 2025/751
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/748 Esas KARAR NO : 2025/751 Karar DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 04/10/2024 KARAR TARİHİ :18/09/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı taraf Büyükçekmece ...... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...... Esas, ..... Karar sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkil firmanın uluslararası taşımacılık sektöründe uzun yıllardır güvenle hizmet verdiği, müvekkilinin uluslararası taşımacılık sektörünün en önemli kaynağı olan ve tarafları bağlayıcı nitelikteki uluslararası taşımacılık sektörünün en önemli kaynağı olan ve tarafları bağlayıcı nitelikteki uluslararası karayolu taşımacılığında koşulları standardize ederek taşıyıcının sorumluluklarını belirleyen CMR konvansiyonu sözleşmesine kesin şekilde uymaya özen gösterdiği, davalı borçlu firma, müvekkil firmanın hizmet kalitesine güvenerek çalışmak talebinde bulunmuş ve müvekkil firma da talepleri gereği gibi yerine getirerek, vermiş olduğu hizmet karşılığında davalı borçlu tarafa faturalarını ilettiği, taraflar arasında ticari ilişkiye ilişkin cari hesap tablosu ve davalı borçlu firmanın ödemeden kaçındığı toplamda 5160 EUR bedeli bulunduğu, davalı borçlu taraf aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra takibine girişildiği ancak davalı borca itiraz ettiğinden takip durduğu, davalının borcunu ödememekle kalmayıp, bir de borcunu inkar ederek yapılan takibe itiraz etmesi kendisinin kötü niyetini açıkca ortaya koyduğu, bu sebeple alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalının icra inkar tazminatı ödemesinin hükmedilmesine, alacağın tahsili için davalı borçlu tarafın taşınır, taşınmaz mallarıyla üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına taraflarınca yatırılacak yeterli ve gerekli tazminat bedeli karşılığında borca yeter miktarda ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretini karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı taraf sunduğu dava cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Northline şirketinin uluslararası karayolu taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda dava dışı ..... şirketinin emtialarını İstanbul’dan İspanya’daki .... firmasına nakliyesini üstlendiğini ve bu taşımayı fiilen davacı şirket aracılığı yerine getirdiğini; Taraflar arasında 03.06.2024 ve devamındaki mail yazışmalarında müvekkili şirket tarafından davacı şirkete 07.06.2024 tarihinde emtiaların Arabacıoğlu firmasından yüklenmesini ve 18.06.2024 tarihinde teslim terminli olarak talimat verildiğini; davacının bu talimatı aynen kabul ettiğini ve 11 günlük bir taşıma sürecinin onaylandığını, buna karşılık davacının emtiayı gönderen ........ firmasının tesislerinden yapmasına rağmen alıcının adresine 08.07.2024 tarihinde, yani 30 günde teslimatı yaptığını, davacının CMR m.19, m.30/3 ve 23/5 hükümleri gereğince dava konusu olayda sorumluluğunun söz konusu olduğunu, emtianın yüklemesinin yapılmasına rağmen 18.06.224 tarihinde gemiye yüklenmemesi ve çıkış yapmaması üzerine müvekkilinin taşıma aracının TÜVTÜRK Muayenesinin olmadığını öğrendiğini, davacının da bu tarihte aracın gümrük adresinde seyir halinde olduğu yönünde yanlış bilgi verdiğini; dolayısıyla KTK ve KYK mevzuatlarına göre uygunsuz araç kullandığını, Müşterinin gecikme nedeniyle uğradığı zararları talep ettiği ve navlun ödemek istemediğine dair taleplerinin davacı şirkete iletildiğini; dolayısıyla davacıya CMR m.30/3 gereği yazılı bildirimin yapıldığını, 18.06.2024 tarihli ..... yazışmasında da alıcı firma mahvolduklarına ve 60 kişinin çalışmak için beklediğine dair yazışmasının davacı şirkete iletildiği, neticede müvekkili şirketin navlun ücretini tahsil edemediği gibi Türkiye’den giden personelin masrafları için müvekkilinin 20.000-Euro cari hesap alacağını ödemediğini, ileri sürerek davanın reddine, davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Büyükçekmece ...... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ..... Esas, ...... Karar sayılı, 07/10/2024 tarihli ilamı ile verilen görevsizlik kararı ile dosya mahkememizin yukarıda yazılı esas sırasına kaydedilmiştir. Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. Dava, hukuki niteliği itibariyle, navluna ilişkin faturaya dayalı başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. Büyükçekmece Arabuluculuk Dairesinin ..... numaralı dosyasında; 27/09/2024 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı. Dosya kapsamında bulunan Büyükçekmece İcra Dairesinin ...... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 5.160,00-EURO alacak (İstenen: yıllık Kamu Bankalarınca 1 yıla kadar Vadeli Mevduatlara Fiilen uygulanan Azami Faiz) yönünden 12/08/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak 2 adet faturanın gösterildiği, davalı tarafından 20/08/2024 tarihinde ödeme emrine, borca, takibe, faiz oranına, faize ve diğer tüm ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı görülmüştür. Uyuşmazlık, Davacının takip ve dava tarihi itibariyle takibe konu 2 adet navlun faturası nedeni ile alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne olduğu, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin , uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi. Mahkememizce davacının iddiası, davalının savunması ve tüm dosya kapsamına göre yukarıda bahsi geçen uyuşmazlık konusunun çözümü bakımından dosya üzerinde günsüz olarak bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği görülmüştür. Dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 11/02/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Taraflar arasındaki ihtilaf noktalarının; davacı .... Taşımacılık şirketi tarafından davalı akdi taşıyıcı ....... Lojistik şirketinden devir alınarak gerçekleşen Türkiye-İspanya fiili taşımaından dolayı davacının navlun ücreti ve başka bir taşımadan dolayı bekleme ücreti alacağı olup olmadığı, faturalara dayalı olarak talepte bulunup bulunamayacağı, miktarının ne olduğu; davalının gecikme olduğu gerekçesiyle navlun borcunun ödemekten imtina edip edemeyeceği hususları üzerinde toplandığının anlaşıldığı; Davacı ...... şirketinin davalı ...... Şirketi için düzenlediği faturaların süresinde itiraza uğramadığı ve taraflar arasında davacının fiili taşıyıcı olduğu taşımaların icra edilmesi şeklinde bir ticari ilişkinin bulunduğu, bu durumda TTK m.21/2 bakımından takdirin Sayın Mahkemede olduğunun değerlendirildiği; Davacı ...... Taşımacılık şirketinin dava konusu taşımayı en az 10 günlük bir gecikme ile 08.07.2024 tarihinde teslimat yaparak tamamladığı, teslimat sırasında gecikme itirazı kaydının ileri sürülüp sürülmediğinin teslimat CMR belgesi dosyada olmadığından anlaşılamamakla birlikte davacı ve davalı şirket yetkililerinin maillerinden taşımayı yapan aracın muayenesinin bulunmaması nedeniyle emtianın çıkışındaki aksamadan gecikme olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle oluşan gecikmeden davacı şirketin sorumlu olduğu; Gecikme zararının dolaylı zararlar olması da gözetilerek dava dışı yük ilgililerince en geç 21 gün içinde gecikme zararı tazmin talebinin davalı yana yöneltilmiş olması şartı ile davalı şirketin gecikme nedeniyle oluşan zararı yansıtma yoluyla talep edebileceği; bunun için 21 gün içinde bildirimi takiben eşya ilgilerine tazminatı ödemesi veya navlunu tahsil edememesi gerektiği; Dava dosyasında davalı ...... Lojistik şirketinin ne tazminat ödediğine ilişkin ne de eşya ilgililerinin kendisinden reklamasyon yoluyla talepte bulunduğuna dair bir belge veya veri bulunmadığı, bu nedenle davalı şirketin takas mahsup olarak nitelenebilecek savunmasına itibar edilebilmesi için gecikme nedeniyle zarara uğradığını (gerçek zarar ilkesi) ispat etmesi gerektiğinin değerlendirildiği, Davacının sorumlu tutulabileceği tazminatın da azami CMR m.23/5 gereği navlun ile sınırlı olduğu, bunu aşan davalı yan iddialarının yerinde olmadığı, davacı ...... Taşımacılık şirketinin 360-Euro bekleme ücretine ilişkin fatura alacağını davalı ...... Lojistik şirketinden talep edebileceğinin değerlendirildiği; davacının gelinen aşamada navlun ve bekleme ücretinden oluşan fatura alacakları toplamı 5.160,00 EURO asıl alacaktan davalının sorumlu olduğu değerlendirilmekle, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesi yönündeki talebinin de yerinde olduğunun değerlendirildiği; icra inkâr ve kötü niyet tazminatları yönünden tüm takdir ve değerlendirmenin Sayın Mahkemeye ait olduğunun değerlendirildiği," sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporu HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir. Faturaya konu malların teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK'nın 6 ve HMK'nın 190, 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir. TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması da bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf, faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını, malın teslim edilmediğini veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; Fatura, sözleşmenin kurulması aşaması ile ilgili bir belge olmayıp, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgilidir. Bir başka ifadeyle fatura edimlerin ifası aşamasında düzenlenerek edimlerin içeriğini gösterir. Dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince itiraz edilmeyerek kabul edildiği varsayılan fatura içeriği de sözleşmesinin ifasına ilişkin hususlar hakkında olmalıdır. Faturanın itiraz edilmeyerek kabul edilmiş sayılmasına ilişkin düzenleme niteliği itibarıyla kanunî bir karinedir. Ayrıca aksine bir düzenleme olmaması nedeniyle de, adi (aksi ispat edilebilir) kanunî karinedir Bu nedenle ispat yükünün yer değiştirmesi mümkün olmaz. Kanunî bir karineye dayanan taraf, karine temelini ispat ettikten sonra (faturaya itiraz edilmediğini), karine sonucu (fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması) ortaya çıkar. Bu karinenin aksi ise, fatura muhatabı tarafından iddia ve ispat edilebilir. Fatura muhatabının bu faaliyeti bir asıl ispat faaliyetidir. Somut olay bakımından, ispat yükünün davacı üzerinde olması ve bilirkişi deliline dayanması nedeni ile tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiştir. Davacı ...... Taşımacılık şirketinin dava konusu taşımayı en az 10 günlük bir gecikme ile 08.07.2024 tarihinde teslimat yaparak tamamladığı, teslimat sırasında gecikme itirazı kaydının ileri sürülüp sürülmediğinin teslimat CMR belgesi dosyada olmadığından anlaşılamamaktadır. Ancak davacı ve davalı şirket yetkililerinin maillerinden taşımayı yapan aracın muayenesinin bulunmaması nedeniyle emtianın çıkışındaki aksamadan gecikme olduğunun anlaşılmaktadır. Bu nedenle oluşan gecikmeden davacı şirketin sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Gecikme zararının dolaylı zararlar olması da gözetilerek dava dışı yük ilgililerince en geç 21 gün içinde gecikme zararı tazmin talebinin davalı yana yöneltilmiş olması şartı ile davalı şirketin gecikme nedeniyle oluşan zararı yansıtma yoluyla talep edebileceği; bunun için 21 gün içinde bildirimi takiben eşya ilgilerine tazminatı ödemesi veya navlunu tahsil edememesi gerektiği; Dava dosyasında davalı ...... Lojistik şirketinin ne tazminat ödediğine ilişkin ne de eşya ilgililerinin kendisinden reklamasyon yoluyla talepte bulunduğuna dair bir belge veya veri bulunmadığı,bu nedenle davalı şirketin takas mahsup olarak nitelenebilecek savunmasına itibar edilebilmesi için gecikme nedeniyle zarara uğradığını (gerçek zarar ilkesi) ispat etmesi gerektiği, davacının sorumlu tutulabileceği tazminatın da azami CMR m.23/5 gereği navlun ile sınırlı olduğu, bunu aşan davalı yan iddialarının yerinde olmadığını kabul edildiği, davacı ..... Taşımacılık şirketinin 360-Euro bekleme ücretine ilişkin fatura alacağını davalı ..... Lojistik şirketinden talep edebileceği ve davacının navlun ve bekleme ücretinden oluşan fatura alacakları toplamı 5.160,00 EURO asıl alacaktan davalının sorumlu olduğu tespit edilmiş olup, davacının davasını hem taşıma bilirkişisinin tespitleri ile tarafların ticari defter ve kayıtları ile ispatlamış olduğundan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması veya alacağın bir belgeye bağlanması koşulu aranmaz. Bu yasal koşullar yanı sıra takibe konu alacağın likit olması da gerekir. Bir alacağın likit olup olmadığı her olay özelliklerine göre değişmekle birlikte alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Buna göre, likit bir alacaklıdan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi ya da bilinmesinin gerekmesi gerekir. Böylece borçlunun borç miktarının tahkik ve tayin etmesine mümkün olması, başka bir anlatımla borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunun tespit edilebilir durumda olması gerekir. Borç ve borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacaktan söz edilebilir. Tarafların ticari defterleri, faturalar ile belirlenen alacağın likit olduğu ve İİK'nın 67/2. maddesinde belirlenen icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşıldığından kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; Davanın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca KABULÜNE, 1-Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın 5.160,00 EURO asıl alacak bakımından iptali ile, asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca yürütülecek temerrüt faizi ile birlikte ve tahsil tarihindeki TCMB efektif satış kuru TL karşılığının tahsili için takibin devamına, 2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, kabul edilen alacağın takip tarihindeki kur karşılığı üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanan 37.822,80- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 12.918,38-TL ilam harcın davacı tarafından yatırılan 2.283,80-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 10.634,58-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60- TL başvuru harcı, 2.283,80-TL peşin nispi harç, 60,80-TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 2.772,20-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 14.100,00-TL toplam yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 7-Mahkemece verilen kararın niteliği nazara alınarak davalı tarafın yapmış olduğu masrafın yine davalı üzerine bırakılmasına, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili hazineye irat kaydına, 9-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen olunan 30.258,24-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/09/2025 Katip ...... ¸e-imzalı Hakim .... ¸e-imzalı