İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/102 E. 2025/878 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/102
- Karar No
- 2025/878
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/102 Esas KARAR NO : 2025/878 DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/01/2025 KARAR TARİHİ : 14/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacının, .... Lojistik A.Ş. Ünvanlı şirketin motor bakım/tamir iş ve işlemlerinin yapılmasını üstlendiğini, motorların uzun süreli olarak davalıya kiralandığını, ruhsat sahibinin davalı şirket olduğunu, arıza veya kaza durumlarında, motorların davacı şirkete getirilerek bakım/tamirinin yapıldığını, masrafın sigorta şirketi tarafından davalıya ödendiğini, akabinde davacı şirkete transfer edilmesi hususun mutabakata varıldığını, anlaşmaya rağmen sigorta şirketi tarafından davalıya ödenen bedelin, davacıya ödemesinin gerçekleşmediğini, davalıyla iletişime geçildiğini, davalının ödemeleri ... firması tarafından yapılacağını beyan ettiğini, davacı tarafça ... yetkilisi ile ödeme için dönüş sağlanması talep edilmiş ise de herhangi bir dönüş yapılmadığını belirterek, davacı şirket tarafından tanzim edilen fatura alacağının davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davalı müvekkilin finansal kiralama alanında iştigal eden finans kuruluşu olduğunu, kanunen malın onarım masraflarından sorumlu olmadığını, davalı şirket ile ... Perakende Lojistik Anonim Şirketi arasında Finansal Kiralama Birliğinde tescilli, Finansal Kiralama Sözleşmeleri akdedildiğini, sözleşme ile davaya konu motorsikletlerin bu şirkete kiralandığını ve zilyetliğinin teslim edildiğini, ödeme planı dahilinde kira borçları sona ermiş tüm motorsikletlerin mülkiyetinin kiracıya devredildiğini, onarımın kiracı ... Perakende A.Ş. Tarafında davacıya yaptırılmasının davacı ile Finansal Kiracı arasında ticari ilişki ve sözleşmede davalının taraf sıfatının bulunmadığını belirterek, davanın husumet yokluğu sebebiyle usulden reddini, vekalet ücreti yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLER : Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi yazı cevabı, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü yazı cevabı, Araç Sorgusu Uyap çıktısı, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça tanzim edilen faturalardan doğan alacağın davalıdan tahsili talebinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun dava şartlarını düzenleyen 114/1-d maddesindeki dava ehliyeti, fiil ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şeklidir. Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Aynı Kanun'un 114/1-e maddesindeki dava takip yetkisi, davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve talep sonucu hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisidir (HMK md. 53). Sözü edilen kurum, şeklî taraf kuramının kabulünün sonucu olarak ortaya çıkmış ve sözü edilen kuramı tamamlamak amacıyla geliştirilmiştir. Davayı takip yetkisi, maddi hukuktaki tasarruf yetkisinin usul hukundaki karşılığını oluşturur. Ayrıca, bu kavram, davada taraf olmadığı hâlde kanun gereği taraf gibi davranmakla görevli kılınmış olanların hukukî konumlarının açıklanmasında başvurulan bir kavram konumundadır. Kural olarak taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunan kişinin dava takip yetkisi vardır. Ancak bazı istisnai durumlarda davada taraf olarak gösterilen kişinin taraf ve dava ehliyeti olmasına rağmen dava takip yetkisi olmayabilir. Örn: Hakkında iflas kararı verilen kişinin taraf olduğu hukuki davalarda da istisnai durumlar dışında davayı takip yetkisi iflas idaresine aittir. Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. (HMK md. 51) Fiil ehliyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davalı veya davacı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı veya davacı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur (Yarg. HGK'nun 2017/11-91 Esas 2018/924 Karar 18/04/2018 tarih ve Yargıtay 17 HD'nin 2015/5883 Esas 2018/4113 Karar 16/04/2018 tarihli ilamları) Dava konusu somut olayda, davacının, ... Perakende Lojistik A.Ş. Ünvanlı şirketin motor bakım/tamir iş ve işlemlerinin yapılmasını üstlendiği, ruhsat sahibinin davalı şirket olduğunu, arıza veya kaza durumlarında, motorların davacı şirkete getirilerek bakım/tamirinin yapıldığını, masrafın sigorta şirketi tarafından davalıya ödendiğini, akabinde davacı şirkete transfer edilmesi hususun mutabakata varıldığından bahisle iş bu bedellerin davalı tarafından davacıya ödenmediği gerekçesiyle eldeki davayı ikame etmiş ise de, davacı ile dava dışı şirket arasındaki sözleşmeye istinaden alacak hakkı iddiasında bulunan davacının, davalının da işbu alacaktan sorumlu olduğuna dair bir beyan ve delilinin bulunmadığı, her ne kadar araçların arıza veya karıştığı kazalar sonucu tamiri yapıldıktan sonra masrafı sigorta şirketi tarafından davalıya ödeneceği ve davalı tarafından da kendisine ödeneceğine dair mutabakata varıldığı iddia edilmiş ise de işbu mutabakata dair bir de ibraz edilmediği görülmüş ve yine cevap dilekçesi ve ekleri ile davalı söz konusu motorları finansal kiralama sözleşmesi ile dava dışı ... Perakende Lojistik A.Ş' ye devrettiğini ve davacının iddia ettiği masraflardan bu şirketin sorumlu olduğu savunmasında bulunmuş ve ekte sunulu sözleşme ile bu husus sabit görülmüş olup yukarıda detayı verilen hukuki tanım ve açıklamalar doğrultusunda davacının sözleşmeye dayalı verdiği hizmet bedelini sözleşme ilişkisi içinde olduğu sözleşmenin diğer tarafı olan taraftan talep edebileceği ve husumet yöneltebileceği tespit edilmiş olup davalının taraf sıfatı bulunmadığı sonuç ve kanaati ile davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 1.411,12-TL harcın mahsubuyla fazlaca yatırılan 795,72-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/10/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır