İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1172 E. 2025/381 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1172
- Karar No
- 2025/381
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1172 Esas KARAR NO : 2025/381 DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin), Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) DAVA TARİHİ : 11/12/2023 TALEP: davacı vekili özetle; Taraflar ....... İle ....'in .... ticaret sicil nolu ve Esenyurt Vergi Dairesi'nin .... Vergi kimlik Nolu ...... İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin %50 ortakları ve müşterek imzalı yetkilileri olduğunu, belirtilen şirketin, ilk olarak "...... İnşaat ...." şahıs işletmesi ismi ve 03.01.2012 tarihli ticaret sicil gazetesi ilanıyla davalı ..... tarafından kurulduğunu, daha sonra 04.09.2019 tarihli ticaret sicil gazetesi ilanı ile nevi değişikliği sonucu ...... İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti. ismini aldığını, %100 hisseye sahip ......'in, 08.05.2022 tarihinde şirketteki %50 hissesini davacı .....'ya devrederek şirketin tek ortaklılık durumuna son verdiğini ve şirkette %50'şer ortaklık durumu oluştuğunu, 11.07.2023 tarihli Ticaret Sicil gazetesinde yayımlanan karar ile ..... ile .... şirketin müşterek imzalı yetkilileri konumuna geldiklerini, şirket ortakları inşaat işlerinde müteahhitlik için birçok proje anlaşması yaptıklarını, iş bu projelerin finansmanı için davacı .... tarafından çok yüklü miktarlarda para, (Yaklaşık 14.750.000.TL) şirket hesabına yatırıldığını ve küçük bir kısmın da şirket hesabına ödenmek üzere .....'e elden ödendiğini, davacının gerek doğrudan şirket hesabına ve gerekse de şirket hesabına yatırılmak üzere .....'e ödenen bu tutarların çok büyük bir kısmının, şirket için veya şirketin üstlendiği projeler için harcanmadığını, paraların hemen hemen tamamının davalı .....'in ve aile üyelerinin şahsi masraflarına harcandığını, dilekçeleri ekinde sundukları hesap hareketlerine göre, şirket hesabına giren tüm tutarların .... tarafından yatırıldığını, ancak hesaptan çıkış işlemlerinin çok büyük kısmının davalı ..... veya aile üyelerinin şahsi harcamaları olduğunun anlaşıldığını, yine imza karşılığı .....'e elden ödenen tutarlara ilişkin el yazılı kayıtların suretini sunduklarını, şirket adına kayıtlı banka hesaplarının şifreleri ve mobil kullanımı davalı .....'in tasarrufunda olup ......., şirket hesabından keyfi olarak çok yüksek tutarlı şahsi harcamalar yaptığını, ....... tarafından şirket hesabından yapılan para çıkışlarının dökümü aşağıda ayrıntılı olarak gösterildiğini, bilindiği üzere, sermaye şirketlerinin temelini oluşturan karşılıklı güven ve temsil iradesinin sakatlanması sonrasında şirkette ortaklığın devamını gerektirecek bir neden kalmaz ise şirketin devamının da mümkün olmayacağının gerçek olduğunu, mevzuatımız ve Yargıtay içtihatları uyarınca; ortağın davranışları, yetenekleri, görev ve yükümlülükleri konusundaki tutumu, ortaklığı sürdürülemez hale getiriyorsa ortaklıktan çıkarılması söz konusu olabileceğini, ortak çıkarılsa da şirket tüzel kişiliğinin devamının sağlanmasının esas olduğunu, davalı ......., şirket ortaklığı açısından taraflar arasındaki güven ilkesini zedelemiş ve temsil iradesini de sakatlar duruma getirdiğini, Bu sebeple şirketin çalışamaz, şirketteki ortaklığın da sürdürülemez hale geldiğini, davacının aslen İran vatandaşı olduğunu, 2018 yılında Türk vatandaşlığını kazandığını, ailesiyle birlikte o tarihten itibaren aralıklı olarak Türkiye'de yaşadığını, halihazırda Türkçe bilmediğini ve Türkiye'de yatırım ve iş yapmak istediğini, davalı .......'in, davacının bu özel durumunu bildiğinden ondan maddi olarak faydalanmak için birtakım işlemler yaptığını, şirket olarak inşaat müteahhitliği yapmak üzere ..... Projesi, .... Projesi, ..... Projesi ve .... Projelerini üstlendiklerini, bu projelerden sadece .... Projesinde müteahhit olarak .... İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin gösterildiğini diğer .... projelerinde sözleşmeleri imzalayan .......; yüklenici olarak ".... İnşaat ......." şeklinde sözleşmelere şahsi taraf olarak sözleşmeleri imzaladığını, her ne kadar, ...... İnşaat ....... ticari işletmesi nevi değiştirerek ...... İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne dönüşmüş ve artık bu tür değiştirme işleminden sonra sözleşmelerin ...... İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti. adına değerlendirilmesi gerekiyor ise de davalının yeni şirket adını değil de özellikle kendi şahsi ismi ile sözleşme yapması ve sözleşmelerde kendi şahsi işletmesini taraf göstermesinin açıkça kötüniyetli davranış olduğunu, davalının bu işlemleri yaparken şirket adına hareket ettiğini belirttiğini ve davacıya o şekilde güven telkin ettiğini, ancak her nedense ...... İnşaat ....... işletmesinin de hala faal olarak faaliyetine devam ettiğini, davacının Türkçeyi bilmemesi ve Türkiye'deki ticari kural ve ticari gelenekleri bilmemesinden faydalanılarak; davalı şirket ortağının sözleşmelerde şirketle aynı isimli kendi şahsi işletmesini taraf olarak göstermesinin, şirketin zararına sebebiyet verdiğini, şirket ortağının haksız çıkar sağlamak istediğini ve güven ilişkisini zedeleyecek davranışlarda bulunduğunu ortaya koyduğunu, davalının bu şekildeki kötüniyetli davranışlarının hukuken korunmasının mümkün olmadığını, ..... Projesi ile ilgili olarak, davacı tarafından şirkete aktarılması için 14.06.2022 tarihinde 50.000,00 TL tutarın, davalıya elden verildiğini, 14.06.2022 tarihinde 400.000,00 TL tutarın şirketin HalkBank hesabına, 29.08.2022 tarihinde 550,00 TL, 29.08.2022 tarihinde 549.450,00 TL, 09.02.2023 tarihinde 200.000,00 TL, 10.02.2023 tarihinde 200.000,00 TL, 09.03.2023 tarihinde 150.000,00 TL, Mayıs 2023 tarihinde 250.000,00 TL, Mayıs 2023 tarihinde 250.000,00 TL'nin ve son olarak da 200.000,00 TL'nin ise parça parça olacak şekilde davacı tarafından ..... Bank hesabına ödendiğini, sadece .... projesi için davacının 2.250.000,00 TL tutarında olan nakit parayı şirkete aktardığını, ancak şirket yetkilisinin, ilgili taşınmazları şirkete aktarmadığını, şirketi açıkça zarara uğrattığını, işbu proje ile ilişkili davalının imzasını içeren tüm yazılı sözleşmeleri sunduklarını, bu sözleşmelerle ilgili olarak 6 adet taşınmazın 3 adedinin davacıya kar payı kapsamında verilmesi, diğer 3 adet taşınmazın da kar payı kapsamında davalıya verilmesinin amaçlandığını, ancak ilgili taşınmazların şirket adına tescil edilmemesi dolayısıyla şirketin hem milyonlar kaybettiğini hem de taşınmazlarından mahrum kaldığını, iş bu projelerle ilgili fesih işleminin yapılıp yapılmadığı veya faaliyetin devam edip etmediğinin de bilinmediğini, .... Projesi ile ilgili olarak, bu proje için Kartal ..... Noterliği’nin 01.12.2020 tarih ve ....yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, ilgili proje kapsamında 12 daire (3 tanesi dublex) ve 2 adet dükkân kapsamında bir apartman yapılacağını, Bu kapsamda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde 1 adet dublex ve 5.5 daire arsa sahiplerine, kalan kısım olan 2 adet dublex, 3.5 daire ve 2 adet dükkânın ise ...... İnşaat şirketine ait olacak şekilde belirtildiğini, yapılan ortaklar arası anlaşmada 1 dublex, 1 dükkân ve 1.75 daire davacıya, geri kalanın ise davalıya kar payı kapsamında dağıtılması kararı alındığını, davacının 12.05.2022 tarihinden kısa bir süre sonra şirketin ..... Bank hesabına 950.000,00 TL para yatırdığını, 50.000,00 TL ise ...... İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne aktarılması amacıyla şirket yetkilisi olan davalıya verildiğini, 10.06.2022 tarihinde ise gene 1.000.000,00 TL tutarında paranın ..... Bank şirket hesabına havale edildiğini, dolayısıyla iş bu proje kapsamında, davacı tarafından ...... İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin banka hesabına toplamda 2.000.000,00 TL aktarıldığını, davalının ise hissedar sıfatıyla bu projeye herhangi bir nakdi destekte bulunmadığını, davacı tarafından şirket hesabına aktarılan bu tutarın tamamının davalının şahsi ihtiyaçları için harcandığını, ..... Projesi ile ilgili olarak, davacının proje için toplam 2.000.000,00 TL tutarında parayı şirketin .... Bank hesabına yatırdığını, tutarın parça parça halinde yatırıldığını, 15.12.2022 tarihinde 950.000,00 TL, 27.12.2022 tarihinde 1.000.000,00 TL , 28.12.2022 tarihinde 50.000,00 TL tutarında paranın ..... bank şirket hesabına yatırıldığını, bu kapsamda ilgili proje kapsamında ruhsat çıkmasına rağmen hiçbir çalışma yapılmadığını, ilgili projenin Bakırköy ..... Noterliği’nin 15.12.2022 tarih ve ..... Yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Sözleşmesi kapsamında şirket tarafından üstlenildiğini, bu proje için davacı tarafından şirket hesabına yatırılan tutarlar projeye harcanmadığını, şirket tarafından yapılması gereken iş ve işlemlerin yapılmadığını, proje de eksik bırakılarak şirketin zarara uğradığını, .... Projesi ile ilgili olarak dava konusu şirketin, 2 adet düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi ile bu projeyi üstlendiğini, bu sözleşmeler; Bakırköy .... Noterliği’nin 10.10.2022 tarih ..... Yevm No’lu sözleşmeleriyle üstlenildiğini, davacı tarafından şirket hesabına 6.536,660,00 TL tutarında nakit para yatırıldığını, yine davalıya 2.000.000.TL değerinde çek teslim edildiğini, Toplam 8.536,660.TL ödemenin dava dilekçelerinde ayrıntılı olarak belirttikleri şekilde olduğunu, 22.09.2022 tarihinde 2.000.000,00 TL tutarında çekin .......’e verildiğini, çek süresi tarihinin 30.12.2022 olduğunu, buna ilişkin ilgili ipotek belgesini de sunduklarını, sonuç olarak davacı tarafından şirket hesabına ödenen toplam 14.750.000,00 TL'nin amacına uygun harcanmayarak üstlenilen projelerin eksik kalmasına ve sonuç olarak şirketin zarara uğramasına sebebiyet verildiğini, belirtilen paraların büyük bir kısmının davalı tarafından şahsi ödemeler için kullanılmış olduğunu, bunun da davalı tarafın kötüniyetli hareket ettiğini ortaya koyduğunu, bu tutarların 2020 yılından bu yana ödendiği, TL'nin değerli olduğu ve satın alma gücünün yüksek olduğu dönemde ödendiği göz önünde bulundurulduğunda yatırılan tutarın çok yüksek olduğunun anlaşılacağını, şirket hesabından sadece davalı ....... için yaklaşık 1.566,945.TL şahsi harcama yapıldığının anlaşıldığını, şirket hesapları ve defterleri üzerinde hiçbir tasarrufu bulunmadığından davacının, davalının iş bu kötüniyetli eylem ve davranışlarının farkına varması akabinde davalıdan bilgi ve belge istediğini, ancak davalı ortak bu talepleri cevapsız bırakıldığını, davacı tarafından davalı şirket ortağına Bakırköy ..... Noterliği'nin 28.08.2023 tarih ve ..... yev nolu ihtarnamesi ile İstanbul ..... Noterliği'nin 14.09.2023 tarih ve .... yev nolu ihtarnameleri gönderildiğini, arabuluculuk süresinin de anlaşmama olarak sonuçlandığını, davalı ....... hakkında dolandırıcılık suçundan dolayı Büyükçekmece C. Başsavcılığı'nın ..... Soruşturma nolu dosyasından soruşturma devam ettiğini, davalının davacıya ve yardımcısına karşı hakaret içeren eylemlerine ilişkin de Büyükçekmece C. Başsavcılığı'nın ..... Soruşturma nolu dosyasından ayrı bir soruşturma devam ettiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun "Çıkarma" başlıklı 640/3. Maddesi ve Yargı içtihatları uyarınca haksız çıkar sağlamak isteyen ve güven ilişkisini zedeleyecek davranışlarda bulunan ve şirketin zararına sebebiyet veren davalı .......'in, ...... İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti.'deki ortaklığından çıkarılması ve bu süreçte şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi yine şirketin uğramış olduğu zararların tahsil edilebilmesi için davalı şirket ortağının müdürlük yetkisinin de kaldırılarak şirkete öncelikli olarak davacının yetkili olarak tayini, ancak mahkeme aksi yönde kanaatte ise şirkete kayyım tayinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap verilmemiştir. BİRLEŞEN BAKIRKÖY ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ..... ESAS SAYILI DOSYASI BAKIMINDAN TALEP: davacı vekili özetle; Müvekkilinin esasen İran vatandaşı olup ülkeye sermaye getirmek suretiyle istisnai yolla Türk vatandaşlığını aldığını, ....... müvekkilimizin Türkiye’de ticaret yapmak istediğini öğrenince müvekkilimize elinde iyi projeler olduğunu, bu projelere sermaye sağlayarak şirkete ortak olabileceğini ve kar elde edebileceğini belirtmiş ve müvekkilimiz ise 16.05.2022 tarihinde Ticaret sicilinde yayınlanmak suretiyle şirkete %50 hissedar olduğunu, bu bağlam da anılan tarihten bu yana müvekkilimiz .... ve davalı ......., ...... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin %50-%50 ortakları olduğunu, şirket yönetimi ve temsil yetkisinin ise .......'de olduğunu, ancak müvekkilinin yürütülen projelere sermaye amacıyla anılan şirkete yatırdığı meblağların müşterek iradeye ve şirket menfaatlerine uygun olarak kullanılmadığından şüphelendiğini, yapılan araştırmada kötü niyetli ve iki ortağın müşterek iradesine aykırı bir çok işlem gerçekleştirildiğinin görüldüğünü, şirketin şu aşamada sadece ve sadece çifte imza ile temsil olunabildiğini ancak taraflar arasındaki husumet nedeniyle çifte imza şartının sağlanabilmesi diğer bir deyişle tarafların bir araya gelip imza atması ve şirketi temsil etmesinin imkansız bir hal aldığını, söz konusu şirkette temsil hususunda fiili olarak imkansızlık mevcut olduğunu, GK'nın karar alamaması sebebiyle organ eksikliği mevcut olduğunu beyanla öncelikle ...... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (V.D. No: .....)'ne ihtiyat-i tedbiren yönetim ve/veya temsil kayyımı atanmasına, mahkemeniz tedbir mahiyetinde ki kayyım hususunda aksi kanaatte ise TMK 420 hükmü uyarınca dava sonuna kadar geçici temsilci (.... veya Av. .....'in) atanmasını, şirket müdürünün azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... Esas .... Karar sayılı 13.03.2023 tarihli kararda istinaf yolu açık olmak üzere davanın reddine karar verildiğini, akabinde davacı istinaf kanun yoluna başvurmuş olup dosyanın henüz kesinleşmediğini, dolayısıyla taraflar arasında aynı konuda mevcut olan derdest dava dosyası bulunması sebebiyle huzurdaki davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının gerçeğe uygun olmayan iddialarla şirkete kayyum atanmasını talep ettiğini, davacının iddia ettiği gibi iki ortak arasında müvekkilden kaynaklı olarak husumet bulunmamakta olup şirketin yönetiminin imkansız olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER: Ticaret sicil kayıtları, Bakırköy ..... Noterliği'nin 28/08/2023 tarihli, .... yevmiyeli ihtarnamesi ve tebellüğ belgesi sureti, Kartal .... Noterliği'nin 01/02/2020 tarihli ve ..... yevmiye numaralı ihtarnamesi, Halkbankasından celp edilen davalı şirket hesap hareketleri, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .... soruşturma sayılı dosyası, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .... soruşturma sayılı dosyası, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dava dosyası, Birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... esas sayılı dava dosyasından aldırılan 26/11/2024 tarihli bilirkişi raporu, Mahkememizce aldırılan 26/02/2025 tarihli bilirkişi raporu, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... esas, ..... karar, 28/11/2024 tarihli ilamı ile, "1-HMK 166 maddesi uyarınca Mahkememiz dosyası ile Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan mahkememiz dosyasından daha önce açıldığı tespit olunan Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyası ile mahkememiz dosyasının BİRLEŞTİRİLMESİNE, " karar verildiği görülmüştür. Asıl dava davalı .......'in ...... İnşaat San. Ve Tic. Ltd.Şti'dek ortaklığından ve şirket yöneticiliğinden çıkartılmasın, davacı ortağın tek yetkili olarak yetkilendirilmesi, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde şirkete kayyım atanması isteminden ibarettir. Birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... esas sayılı dava dosyasında dava davalı .......'in yönetici olarak yükümlülüklerini özenle yerine getirip getirmediği, haklı sebeple yöneticilikten azli koşulları ve tedbiren kayyım atanması isteminden ibarettir. Asıl ve birleşen davada : Davacının iddia ve talebi, davalı şirket müdürünün yetkisinin kısıtlanması/kaldırılması, şirkete kayyım atanması, davalının haklı nedenle ortaklıktan çıkarılması istemlerine ilişkindir. Asıl ve birleşen davada; Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılarak dava sonuçlandırılmıştır. Birleşen Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... esas sayılı dava dosyasından aldırılan 26/11/2024 tarihli bilirkişi raporu ve Mahkememizce aldırılan 26/02/2025 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunmaları sebebiyle birlikte değerlendirilerek hükme esas alınmıştır. Limited şirketten çıkma ve çıkarılma hususunu düzenleyen TTK. m. 638/2 hükmüne göre, “her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir”. Yine TTK. m. 640 hükmüne göre: “ (1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir. (2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. (3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır”. Aynı şeklide limited şirketlerin yönetim ve temsiline ilişkin TTK. m. 630/2 hükmüne göre, “her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir”. Ortaklar arasındaki güven ilişkisi, şirketin devam etmesi ve amacına ulaşabilmesinde büyük önem taşımaktadır. Güven ilişkisinin herhangi bir nedenle zedelenmesi, ortakların aynı amaç için birlikte çalışma isteğini ortadan kaldırabilmektedir. Aynı amaç için birlikte çalışma isteğini kaybeden ortakların, şirketi devam ettirme ve kuruluş amacını gerçekleştirmesi mümkün olmamaktadır. Böyle bir durumda, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak kişilik haklarına aykırılık teşkil edecektir. (Nuri Erdem, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, İstanbul 2012, s. 50 vd. ; Halil Arslanlı/ Hayri Domaniç, Ticaret Kanunu C. III, Limited Ve Hisseli Komandit Şirketler, İstanbul 1989, s. 753 vd.; Ersin Çamoğlu, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi”, Prof. Dr. Yavuz Alangoya İçin Armağan, İstanbul 2007, s. 667; Murat Yusuf Akın, Şirketler Hukukunda Ve Özellikle Anonim Şirketlerde Pay Sahibinin Sadakat Borcu, İstanbul 2002, s. 234 vd.; Hamdi Yasaman, “Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi”, İsviçre Borçlar Kanunu’nun İktibasının 80. Yılında İsviçre Borçlar Hukuku’nun Türk Ticaret Hukuku’na Etkileri, İstanbul 2009, s. 716). Doktrinde limited ortaklıta oratklıktan çıkma veya şirketin feshine ilişkin haklı sebep olarak nitelendirilen bazı örneklere bakacak olursak; şirketin, Çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetilmesi, ➢ Şirketin daimi olarak mali sıkıntıda bulunması, ➢ Şirket kasasının sistematik bir şekilde boşaltılması, ➢ Uzun süreler boyunca kâr payı dağıtılmaması, ➢ Azınlık pay sahiplerinin haklarının sistematik bir şekilde ve sürekli olarak kısıtlanması; Bunlar dışında; ➢ Genel kurulun sürekli olarak toplantıya davet edilmemesi, ➢Şirket amacı ile bağdaşmayan faaliyetlerde bulunması, Şirket organlarının çalışamayacak şekilde bloke edilmesi (toplanmasının ve/veya karar almasının engellenmesi) de diğer örnekler olarak sayılmaktadır. (Ü. Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku § 14 Nr.14-12; F. Nomer Ertan, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi Davası -TTK m. 531 Üzerine Düşünceler, İÜHFM C. LXXIII, S. 1, s. 421- 440, 2015, A. Çelik, “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’na Göre Anonim Şirketlerin Haklı Sebeple Feshi”,, Batider, 2009/XXV, S.559-592, A. Şahin, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, İstanbul, 2013, s. 137). ...... İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; şahıs firması olarak faaliyette bulunan şirket 27.08.2019 tarihinde nevi değişikliğine giderek limited şirketine dönüşmüş, ...... İnşaat ....... olan ünvanı, ...... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olarak değişmiştir. Tür değişikliği ile şirketin merkez adresi .... Mah. 675 Sok. No:3/1 Esenyurt/İstanbul’a nakledilmiştir. Şirketin sermayesi 100.000 TL olup; tek ortak olan .......’in şirkette münferiden temsile yetkili olduğu görülmektedir. Şirketin tek ortağı olan .......'in, 24.05.2022 tarihinde şirketin mevcut 100.000 TL sermayesinin %50’sine karşılık gelen 50.000 TL’sini davacı ..... ’ya devretmiştir ve şirketin yeni ortaklık yapısı %50 ...., %50 ....... olduğu tescil edilmiştir. Bu tarihte şirketin merkez adresi de ..... Mah. 602 Sk. ...... Apt. Blok no:6 İç Kapı No:6 Esenyurt / İstanbul adresine taşınmıştır. 11.07.2023 tarihinde her iki ortak şirkette müşterek yetki ile müdür olarak atanmıştır. Dosyaya celp edilen şirketin banka hesap hareketlerinden; Şirketin ..... nolu .... Bankası hesabına davacı tarafından farklı tarihlerde toplam, 1.770.000,00.-TL, şirketin .... nolu ..... bankası hesabına 8.486.660,00-TL bedelin havale/eft yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce aldırılan 26/02/2025 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere; ...... İnşaat defter ve kayıtları talep edilmiş ve şirket hesaplarına davacı ....... tarafından yapılan ödemeler ile şirket hesaplarına yatırılan bu paraların nasıl kullanıldığı, iddia edildiği gibi .......’in şahsi harcamaları için kullanılıp kullanılmadığı incelenmek istenmiş ve şirket mali müşaviri ile iletişime geçilmiştir. İş bu rapor ekinde şirket kayıtları paylaşılmış olup; şirket hesaplarında .... tarafından şirkete yapılan eft/havaleler ile transferi yapılan bu paranın şirkette nereye harcandığına ilişkin yasal defterlerde hiçbir işleme rastlanılmadığı tespit edilmiştir. ASIL DAVADA DAVALININ ORTAKLIKTAN ÇIKARILMASI TALEBİ BAKIMINDAN YAPILAN İNCELEME; 6102 sayılı TTK' nın 640. maddesinde; ortağın şirketten çıkartılmasına yönelik düzenleme yapılmış olup, anılan yasa hükmüne göre; şirket ana sözleşmesine bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceğine ilişkin sebepler bulunabilecektir. Aynı yasanın 640/3. fıkrasında ana sözleşmede çıkarılmaya ilişkin hüküm bulunmasa dahi şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararı ile haklı sebeplere dayanılarak şirketten çıkarılması mümkün olabilecektir. Dosya içerisinde bulunan davacı şirkete ait ana sözleşmede ortakların haklı sebeple şirketten çıkarılmasına yönelik herhangi bir düzenleme yoktur. Bu halde şirket tarafından ortaklardan biri hakkında haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması davası açılabilmesi için 6102 sayılı TTK'nın 621/(1)-h. maddesi gereğince genel kurulda temsil eden oyların en az 2/3'ünün ve oy hakkı bulunan sermayenin tamamının salt çoğunluğu ile mahkemeye başvuru kararının alınması şarttır. Başka bir deyişle; ana sözleşmede çıkarılmaya ilişkin düzenleme bulunmasa bile genel kuruldan ortak hakkında ortaklıktan çıkarılmaya yönelik dava açılabilmesi için karar alınması zorunluluk olup dava şartı kapsamındadır. Bu hale göre, davacı şirket tarafından davalı ortak hakkında haklı nedenle şirket ortaklığından çıkarılma davası açılabilmesi için 6102 sayılı TTK'nın 616/(1)-h ve 621/(1)-h maddeleri gereğince dava şartı kapsamında genel kuruldan herhangi bir karar alınmadığı, (emsal Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarih ..... esas .... karar, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 28/04/2016 tarih ..... esas ..... karar sayılı içtihatları), bir ortağın şirketten çıkarılması konusunda kanuni düzenlemeye uygun olarak alınmış bir genel kurul kararı, bu davaların ön şartını oluşturmakta olup; somut olayda davalının, şirketten çıkarılması konusunda alınmış kanuna uygun bir genel kurul kararının bulunmadığı, davacı şirketin %50 hisseye sahip iki ortaktan oluşmasının bu yönde bir karar alınmasına engel olmadığı, kanun koyucunun amacının önemli olarak gördüğü kararların alınmasını zorlaştırarak ortakların ve şirketin haklarını koruma altına almak olduğu, yapılan ayrıntılı kanuni düzenlemede anılan maddedeki çoğunluğun sağlanmasının mümkün olmadığı hallerde bu yönde alınmış bir genel kurul kararının varlığının aranmayacağı hususunun belirtilmediği, aksinin kabulü halinde kanunun amacı aşılarak eşit haklara sahip veya çoğunluğu sağlayamayan bir ortağın diğer ortaklara karşı çıkarma davası açma hakkını elde edeceği, kanunun kesin bir dille düzenlediği hususlarda yorum yolu ile düzenlemenin dışına çıkılarak kanunun istemediği sonuçların elde edilmesinin hukuka aykırı olacağı, limited şirkette ortağının şirketten çıkarılmasının ana sözleşmede hüküm olsa bile ortağın çıkarılmasına ortaklar genel kurulunun karar vermesi gerekmekte olduğu, bundan başka haklı sebeplerin bulunması halinde, limited şirketten çıkarılmasını şirketin kendisinin mahkemeden isteme ile hakkına sahip olduğu, dava hakkının bizzat şirketin kendisine tanındığı, (Türk Ticaret kanunu değişiklikler yenilikler ve ilk tespitler, güncellenmiş Baki-Levha 2012. İstanbul S. 555.550) (Cilt3 İstanbul 2013 S.3964) limited şirket ortağına, başka bir ortağın ortaklıktan çıkartılması için dava hakkı tanınmadığı, anlaşıldığından, asıl dava bakımından; davacının davalının şirket ortaklığından çıkarılması talebinin aktif husumet nedeniyle reddine, karar vermek gerekmiştir. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN YÖNETİM YETKİSİNİN AZLİ VE ŞİRKET YÖNETİCİLİĞİNDEN ÇIKARTILMASI TALEBİ BAKIMINDAN İNCELEME : Limited şirketlerin yönetim ve temsiline ilişkin TTK. m. 623/3 hükmüne göre: “Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler”. Müdürlerin yetki ve görevlerini düzenleyen TTK. m. 625 hükmü uyarınca, “şirketin yönetimi için gerekli olduğu takdirde, muhasebenin, finansal denetimin ve finansal planlamanın oluşturulması… şirket finansal tablolarının, yıllık faaliyet raporunun ve gerekli olduğu takdirde topluluk finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun düzenlenmesi” hususları da müdürlerin devredilmez yetki ve görevleri arasındadır. Sözkonusu hükümler birlikte dikkate alındığında, dava konusu şirketin temsil ve idare edilmesinin, şirket adına bütün işlemlerin basiretli bir tacir gibi yürütülmesinin, ticari defterlerin muhasebe ilkelerine uygun olarak tutulmasının davalının sorumluluğunda olduğu açıktır. Davanın taraflarının %50’şer hisseyle ortak oldukları ...... İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin esas faaliyet konusunun inşaat işleri olduğu, davacıya bu amaçla şirketten %50 pay devri yapıldığı, son temsil durumuna göre, şirketin davacı ve davalının müşterek imzası ile temsil ve ilzam edildiği, ortaklar arasında mahkemelere intikal eden davalar/husumet bulunması sebebiyle müdürler kurulu olarak bir araya gelerek şirket işlerinin yürütülmesi için gerekli olan çift imzayı sağlamlarının olası gözükmediği, şirketin ortaklık yapısı itibariyle iki tarafın hissesi eşit olduğundan, kısa sürede genel kurulu toplayarak bu yönetim krizinin çözülmesinin de mümkün olmadığı, şirketin karşılaştırmalı gelir tablolarına göre yapılan mali inceleme sonuçlarına göre, 2019, 2020 ve 2024 yıllarında satış veya ticari faaliyetinin olmadığı, yalnızca 2021-2022- 2023 yıllarında ticari faaliyetinin bulunduğu, 2021 yılında karlılık oranının %1olduğu, 2022 yılında karlılık oranının % 2,1 olduğu, 2023 yılında %2,7 olduğutespit edildiğinden, şirketin ticari faaliyeti/satışları tespit edilen yıllarda da karlılığının son derece düşük olduğu, yine mali inceleme sonuçlarına göre şirketin 2024 yılında satışı bulunmadığı gibi, cari oranlarının düşük olduğu, şirketin borçlarını ödemek için nakde dönüştürülebilir stok ve likit fon gücünün bulunmadığı, 2019 yılından 2024 yılına kadar geçen sürede öz kaynaklarını ve borçlarını ödeme kapasitesini kaybettiğinin tespit edildiği, şirketin 31.08.2024 itibarı ile ödenmiş sermayesini özvarlığında koruyamadığı ve kayden 385.453,34 TL borca batık olduğu, şirketin ödenmiş sermayesinin 100.000 TL olduğu dikkate alınırsa şirketin borca batıklığı %385 seviyelerinde olduğu, Bu haliyle TTK.m.633 atfıyla limited şirketlere de uygulanacak olan TTK.m.376/2’deki 2/3 sermaye kaybının bulunduğu, hatta kaydi bilançoya göre TTK.m.376/3’deki teknik iflas durumunun oluştuğu, bu koşullar altında, genel kurulun derhal olağanüstü toplantıya çağrılmasının ve genel kurulun da sermayenin tamamlanması seçeneği dışında bir seçeneğinin olmadığı, aksi takdirde şirketin kendiliğinden infisah edeceği, hatta şirket aktiflerinin borçlarını karşılamayıp kaydi değerlere göre öz sermayesinin -385.452,34 TL olması karşısında, bunun şirketin borca batık olabileceği yönünde kuvvetli bir işaret olarak kabul edilerek, hemen hem şirketin devamlılığı hem de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkarılarak, buna göre de borca batık çıkması halinde TTK.m.376/3 ve İİK.m.179 gereğince şirketin iflasının istenmesinin zorunlu olacağı, bu koşullar altında mevcut şirket yönetiminin sermaye kaybı ve borca batıklığa ilişkin görevlerini de yerine getirmediği, bilançodan ağır düzeyde sermaye kaybı tespit edildiği halde, “derhal” genel kurulu toplantıya çağırıp gerekli kararların alınmasını sağlamayan, hatta şirketin borca batık olduğuna dair işaretlere rağmen gerekli işlemleri yapmayan davalı müdürün görevini yapmadığın anlaşıldığı, Bu durum, limitet şirket müdürünün özen borcunu düzenleyen TTK.m.626’ya aykırı oluğu gibi TTK.m.644/1-a atfıyla limitet şirket müdürlerine de uygulanacak olan TTK.m.553 hükmüne göre “kanundan doğan yükümlülüğün kusurla ihlali” kapsamında sorumluluk da gerektirebileceğini, Tarafların ortak olduğu şirkette davalı ve davacının %50’şer pay sahibi olmaları, şirketin iki tarafın müşterek imzası ile temsil edilecek olmasına rağmen, taraflar/ortaklar arasında oluşan husumet sebebiyle birlikte şirketi temsil etmelerinin mümkün görülmediği, müdürler/ortaklar arasında derin görüş ayrılıkları sebebiyle güven ilişkisinin kalmadığı, mali inceleme sonuçlarına göre şirketin 2019 ile 2024 yılları arasındaki ticari faaliyetlerinin ve karlılığının yetersiz olduğu, gelinen aşamada kaydi değerlere göre şirketin aktiflerinin borçlarını karşılamaya yetmediği ve borca batık olduğu, sermaye şirketlerinde sermaye kaybı ve borca batıklık halinde, müdürler tarafından ivedilikle alınacak önlemlerin alınmadığı, şirketin finansal tablolarının karşılaştırmalı olarak incelenmesinden, şirket aktiflerinin esas itibariyle, yarım inşaat veya buna yönelik malzemelerden ibaret olduğu değerlendirilen ilk madde ve malzeme kaleminden oluştuğu, şirket sermayesinin inşaatı tamamlamak için yetersiz kaldığı, ortaklara borçlar hesabının işletilerek şirketin finanse edilmiş olduğu, gelinen aşamada ortaklar arasında oluşan ihtilaf ve husumet sebebiyle bu şekilde finansman şeklinin sürdürülebilir olmadığı, TTK. 626/1’e göre davalı müdürün kanundan kaynaklanan özen ve bağlılık yükümüne aykırı davrandığı vemüdürlük görevinden azil veya yönetim/temsil yetkilerinin sınırlandırılması için TTK.m.630/2-3 anlamında haklı sebep oluşturduğu, davalı şirket müdürünün azli yönünde haklı sebep olarak kabul edilmesi gerektiği, “Davalının aynı soyadını taşıyan yakınları adına çeşitli tarihlerde birçok para transferi yapıldığı, şirket hesaplarında kayıtlı olmamasına rağmen senet ödemeleri, icra ödemeleri yapıldığı, davalının şirket hesaplarını adeta kendi kasası gibi kullandığı anlaşılmaktadır” yönündeki tespit dikkate alındığında, davalının yönetim yetkisinin kaldırılması/sınırlandırılması şartlarının oluştuğu anlaşılmakla, asıl ve birleşen dava bakımından ..... sicil numaralı ...... İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİNİN davalı ..... T.C. Kimlik numaralı .......'nin yönetim yetkisinin azline, şirket yöneticiliğinden çıkartılmasına ve asıl ve birleşen dava bakımından; yönetim kayyımı atanması talebinin kabulü ile: İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ..... Sicil numarasında kayıtlı ...... İNŞAAT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. Mali Müşavir .... T.C kimlik nolu .......'ın yönetim kayyımı olarak atanmasına, yönetim kayyımının davacı ile birlikte müştereken imzaya yetkili olmasına karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın asıl ve birleşen davalarda talepleri ile ilgili olarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, Asıl ve birleşen dava bakımından; ..... sicil numaralı ...... İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİNİN davalı ..... T.C. Kimlik numaralı .......'nin yönetim yetkisinin azline, şirket yöneticiliğinden çıkartılmasına, 2-Asıl dava bakımından; davacının davalının şirket ortaklığından çıkarılması talebinin aktif husumet nedeniyle reddine, 3-Davacı vekilinin asıl ve birleşen dava bakımından; yönetim kayyımı atanması talebinin KABULÜ ile: İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ..... Sicil numarasında kayıtlı ...... İNŞAAT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. Mali Müşavir ..... T.C kimlik nolu ..... 'ın yönetim kayyımı olarak atanmasına, yönetim kayyımının davacı ile birlikte müştereken imzaya yetkili olmasına, kayyım tarafından göreve başlandığında ön rapor düzenleyerek mahkememize ibrazına, rapor ibraz edildiğinde dosyada muhafazına, 4-Kayyıma aylık asgari ücret 22.104,67TL ücret takdirine, belirlenen aylık ücretin sadece davacı tarafça 3 aylık kayyım ücretinin (66.314,01TL) yatırılmasına, davacı tarafından 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkememiz veznesine depo edilmesine, belirlenen aylık ücretin 3 ay sonunda davalı şirket kasasından tahsilinin sağlanmasına, (HMK.393/1 maddesi) ücret yatırıldığında kararın kesinleşmesine müteakip kararın ivedi olarak kayyıma tebliği ile birlikte görevinin başlatılmasına, davacı vekili tarafından depo edilen 3 aylık kayyım ücretinin davalıdan tahsilinin sağlanmasına, HMK 325 md gereğince davalı gideri olarak kabulüne, 5-Kayyım ücretleri yatırıldığında davalı şirkete yönetim kayyımı atandığının sicile tescil edilmesi için işbu kararın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine, 6-Yönetim kayyımı atandığının ticaret sicil gazetesinde ilanına, ilan masraflarının davacı tarafından karşılanmasına, Asıl dava bakımından yargılama ve harç giderleri; 7-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harç peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 8-Davacı tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 2.209,25 TL posta masrafı, bilirkişi ücreti vb. masraflar ile toplam harç gideri 539,7 TL olmak üzere toplam 2.748,95 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 9-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 10-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 11-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 11-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, 12-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin dava açılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Birleşen dava bakımından yargılama ve harç giderleri; 13-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harç peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik 187,80 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 14-Davacı tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 57.325,50 TL posta masrafı, bilirkişi ücreti, kayyım ücreti vb. Masraflar ile toplam harç gideri 855,20 TL olmak üzere toplam 58.180,70 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 15-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 16-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 17-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili, Davacı asil ..... ve davalı ....... vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2025 Başkan ..... e-imzalıdır Üye ..... e-imzalıdır Üye .... e-imzalıdır Katip ..... e-imzalıdır