İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/825 E. 2024/295 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/825
Karar No
2024/295
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/825 Esas KARAR NO : 2024/295 DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/08/2021 KARAR TARİHİ : 12/03/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sektöründe öncü bir firma olup gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu faaliyet kapsamında pasta yapımı için 17.09.2020 tarihinde davalı şirketten "....." marka "......" satın almış olduğunu, Satın alınan tarih itibariyle fırının bedeli 14.000,00-TL olduğunu, Söz konusu fırın alındıktan ve kullanımına başlandıktan 23 gün sonra 02.10.2020 tarihinde "çalışmaması" sebebiyle davalı şirketle iletişime geçilmiş ve yetkili servis müvekkile yönlendirilmiş olduğunu, Yetkili servis müvekkile cihazın faz kablosunun çıkmış olduğunu belirterek arızayı giderdiğini belirtmiş olduğunu, Devam eden süreçte cihazın sürekli olarak arıza yapması sebebiyle davalı tarafça cihaz aynı marka model başka bir cihazla değiştirilip yeni cihazın müvekkilline 08.10.2020 tarihinde teslim edilmiştir. Fakat 04.11.2020 tarihinde müvekkil davalı şirket yetkili servisiyle "fırının ısıyı kesmemesi" sebebiyle yeniden iletişime geçerek tadilat istemek durumunda kalmıştır. Yetkili servis arızanın giderildiğini belirterek cihazı çalışır durumda müvekkiline teslim etmiş olduğunu, Teslim tarihinden 2 gün sonra 06.11.2020 tarihinde aynı sorun devam ettiğinden yetkili servis tekrar gelerek birtakım testler yapmış ve müvekkile sorun olmadığını belirtmiştir. Ancak bu kez de fırın ile ilgili problem devam etmiş olduğunu, Bu nedenle 11.12.2020 ve 10.03.2021 tarihinde cihazın düzgün çalışmaması sebebiyle yetkili servis tamir için tekrar çağrılmak durumunda kalınmış olduğunu, Davalı tarafça müvekkilin uğramış olduğu menfi ve müspet zararın tespiti ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00TL zararın tazminini talep etmekte olduklarını, bu nedenler ile müvekkiline teslim edilen malın ayıplı olması, müvekkilinin bedel iadesini içeren sözleşmeden dönme hakkını kullanması için davalıya yaptığı müracaat ve arabuluculuk ile anlaşma talebinin de reddedilmiş olması ile huzurdaki davayı açma zorunluluğu doğmuş olduğunu, Malın ayıplı çıkması ve açıklanan sebeplerle malın iadesinin yapılıp bedelinin ödenmesi davalı tarafın kusurlu bir şekilde temerrüde düşerek müvekkili zarara uğratması sebebiyle oluşan maddi zararının karşılanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6502 Sayılı Tüketicin Korunması Hakkında Kanunu’nun 3/1 Maddesinin k ve l bentlerinde tüketici ve tüketici işleminin tanımı yapılmış olduğunu, Maddeye göre “tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade etmektedir. Davacı tarafın dilekçesinin ilk paragrafında da ikrar ettiği üzere dava konusu fırını gıda sektöründe faaliyet gösterdiği işyerine, pasta yapımı amacıyla satın almış olup davacı taraf ticari ve mesleki amaçla hareket etmiştir. Davacı gerçek kişi tacirdir. Ekte sunulan 16.09.2020 tarihli .... numaralı faturada da görüleceği üzere muhatap ... Gıda .... olup davacı taraf işletmesi için dava konusu fırını satın almıştır. Taraflar arasındaki ilişki Tüketicin Korunması Hakkında Kanun kapsamında olmayıp 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre genel mahkemelerde incelemesi gereken davalardan olup yargılamada görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Görev kamu düzeninden olup görev itirazında bulunduklarını bu yönde karar verilmesini talep etmiştir. Bakırköy ... Tüketici Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı kararıyla görevsizlik kararı verilerek, dosyanın Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine kararı verildiği, Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi olan dosyanın ... esasa kaydının yapıldığı, ... esas, ... karar sayılı kararıyla görevsizlik kararı verilerek, dosyanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine kararı verildiği ve Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosunca mahkememize tevzi olan dosyanın yukarıdaki esasa kaydının yapıldığı görülmüştür. DELİLLER : Bilirkişi raporları, bilirkişi ek raporları, Esenler Vergi Dairesi yazı cevabı, Tanık talimatı, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, yanlar arasındaki fırın satış sözleşmesinden sonra davacının satın aldığı makinanın gizli ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde olup olmadığı, ayıbın varlığı, niteliği davacının iade talebinin ve zarar talebinin yerindeliği hususunda toplandığı tespit olundu. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi tarafından hazırlanan 27/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle, 08/10/2020 tarihinde cihazın(fırının) yenisi ile değişimi yapıldıktan sonra 11/12/2020 tarihinde 1 adet anakart ve 1 adet ön kontrol kartının değişmesi, yine 10/03/2021 tarihinde 1 adet anakart ve 1 adet ön kontrol kartının değişmesinin normal görülmemiş olmasına rağmen sorunun kaynağının net olarak belirlenmediğini ve kesin bir kanaate varılmadığını bildirmiştir. Bilirkişi heyeti tarafınca hazırlanan 03/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle, Dava konusu üründe darbe veya ezilme gözlemlenmediği, fırın kapağı sağ üst kısmının tam kapanmadığı, kapakla fırın arasında gözle görülür şekilde açıklık olduğu, bu hususun montaj hatasından kaynaklandığı, bu sebeple fırının içindeki ısıyı hapsedemediği, yiyeceklerin dengesiz pişmesine sebep olduğu görüş kanaati bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından 09/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, Satıma konu fırının ayıplı olduğu, takdiri mahkemeye ait olmak üzere, davacı tarafın talebinde haklı olduğu ve mahkemenin vereceği karar doğrultusunda sözleşmeden dönülmüş sayılarak, dava konusu fırın için davacı tarafından yapılan ödemenin iadesinin gerekeceği görüş ve kanaatini bildirmiştir. Öğretide ayıp; satılanda, vaad edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı). Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin 2. Fıkrasında da alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Somut olayda, davacı tarafından dava konusu fırın davalıdan 17/09/2020 tarihinde satın alınmış ve 08/10/2020 tarihinde teslim edilmiştir. Dava konusu fırının ayıplı olup olmadığı, ayıp var ise niteliğinin tespiti bakımından yapılan teknik bilirkişi incelemesi ile dava konusu fırında meydana gelen arızanın montaj hatasından kaynaklandığı ve hemen anlaşılabilir açık ayıp niteliğinde ayıplı olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere, hukukumuzda ayıba ilişkin düzenlemeler doğrultusunda söz konusu ayıbın, ayıp ihbar sürelerine uygun şekilde davalıya bildirilmediği, ilk arızanın 04/11/2020' de davalı tarafa bildirildiği, oysa açık ayıplı olan bir malın satın alınması ile iki gün içinde veya ayıp açıkça görülebilir şekilde değilse malın teslim alındıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ayıbın ihbarın yapılması gerektiği, bu doğrultuda, usulüne uygun ihbarda bulunmayan davacının ayıba dayalı seçimlik haklardan yararlanmayacağı anlaşılmakla davanın reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gerekli 427,60-TL davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/03/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/825, K. 2024/295, T. 12.03.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-825-e-2024-295-k-f56a7e2b227d