İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/391 E. 2024/70 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/391
- Karar No
- 2024/70
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/391 Esas KARAR NO : 2024/70 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/04/2022 KARAR TARİHİ : 18/01/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/02/2024 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davacıya yönelik "1.100.000,00-TL bedelli çek"e ilişkin kambiyo senetlerine mahsus ilâmsız icra yolu ile takip yapıldıysa da davacının adı geçen çeki ödemiş olması dolayısıyla davacının borcunun bulunmadığı ve ödendiğinin tespiti ve kötü niyetli olarak davalı tarafça başlatılan icra takibinin hâlihazırda güncel borç tutarının 1.431.290,00-TL olduğunu ve davalı şirketin kötü niyetli olarak davacının iş hayatına giren herkese muhtelif yerlerde tasarrufun iptali davaları açtığını, arabuluculuk başvurusu sonunda anlaşmama tutanağı tutulduğunu, çekin ödenmesine rağmen davalının çeki davacıya vermediğini, geçmişe dayalı ticaretlerinden dolayı çekin akıbetini sormadığını, çekin kötü niyetli olarak ve haksız şekilde icra takibine konu edildiğini geç öğrendiklerini, bu nedenle yasal haklarını kullanamadıklarını, takibe konu çekin ödendiğine ilişkin banka dekonlarının dava dilekçelerindeki şekilde olduğunu, ve dekontların dava dilekçeleri ekinde sunulduğunu, Davalı tarafın davacı müvekkil nezdinde pek çok asılsız dava ve ithamlarda bulunduğunu, bunun esas sebebinin, davalı tarafın davacıya satmış olduğu araçların bedelinin ödenmesi ile ilgili olarak piyasa koşullarındaki değişiklik olduğunu, davalı tarafın aracı sattığındaki değeri her ne ise şu anki piyasa değerinin en az iki katı olduğunu ve hırsla hareket ederek davacıdan aldığından daha fazla bedel talep ettiğini, bu hususta davacının ticaret yaptığı insanlara da dava yönelttiğini ve ticarî itibarını hukuk dışı mantıkla zedelediğini, davacının davalı şirketten ... plakalı ... plakalı, ... model ...; ... plakalı, ...; .... plakalı, ... model ...; ... plakalı,... marka araç satın aldığını, bu araçların birçok tasarrufun iptali davasına da konu olan araçlar olduğunu, davacı taraftan bunun haricinde .... plakalı, ... de satın alındığını ve hızlı satış yöntemi ile satıldığını, davacının satış yöntemi olarak araçları mümkün olduğunca galeri esnaflarından, şirketlerden görüp alıcı bulduğunda aracı alıp kısa zaman aralıklarla devir yaparak kâr elde eden ve buna hızlı satış yöntemi olarak isimlendirilen bir yöntemle aracılık ettiğini, işbu nedenle de satın aldığı araçların pek çoğunu önceden davalının elinde görüp fotoğrafladığını ve araçların henüz bedelini ödemeden kendince kârını üstüne koyarak alıcı bulmaya çalıştığını, alıcısı bulununca da kendi ticarî hacmini kullanarak çek keşide ettiğini ve satış yaptığını, davacı ...'ın tek ticaretinin, davalı .... ile sınırlı olmadığını, davacının pek çok şirket ve galeri firmalarıyla bağlantılı olarak araç alış-satış işi yaptığını, 2011 yılından beri bu işle iştigal ettiğini, pek çok büyük filo ile bağlantısı olduğunu ve yurtdışından da toplu bir şekilde araç ithalatı da yaptığını, ek'te görüleceği üzere Beşiktaş .... Noterliği'nin 17.06.2021 tarih, ... yevmiye numaralı "Araç Satış Sözleşmesi"nde görüleceği üzere "... SERVİS A.Ş." den ... plakalı, ... model, ... marka araç satın aldığını,18.06.2021 tarihinde satıcı ... Servis A.Ş. tarafından 138.100,00-TL tutarında satın alındığının faturalandırıldığını ve ardından yine 21.06.2021 tarihinde hızlı-satış yöntemi ile Bakırköy .... Noterliği'nin 21.06.2021 tarih, ... yevmiye numaralı "Araç Satış Sözleşmesi"nde görüleceği üzere ...'a 144.000,00-TL bedeliyle aracın satışının verildiğini, davacı ...'ın davalı şirketten satın aldığı araçlar karşısında noter huzurunda satış yapılmadan ücretlerin büyük kısımlarının "... " ... Bankası iban numarasına gönderildiğini, gönderilen bedellere ilişkin olarak faturalandırma işlemi dahi yapılmadığını, hileli işlem yaparak kötü niyetli davranan bir tacirin banka hesabına para alması mümkün olmadığı gibi bu alacağını vergilendirilmek üzere faturalandırmasının da mümkün olmadığını, taraflar arasında geçmişten süregelen bir ticari ilişki bulunduğunu, davacının, ilk kez davalı taraftan araç alıp satmış olmadığını, davalıya daha önce dava değerinden daha fazla araçlar satın alıp sattığını ve bedelini de ödediğinin, davalıya ödendiği ve davacı tarafınca geri alınan çeklerden belli olduğunu, buna örnek çeklerin mevcut olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin aralarından adeta su sızmayacak seviyeye geldiğini, davalı şirket yetkilisi ...'ın, davacıdan vadesi gelmemiş olmasına rağmen çeklerin ödemesini talep etiğini, davacının da güvenerek ödemeleri önden gönderdiğini, çekleri iade bile almadığını, İşbu iyi niyet ortamını davalı şirketin bertaraf ettiğini ve huzurdaki davaya konu icra takibini ikame ettiğini, davalı şirketin, davacıya karşı beslemiş olduğu husumeti kötü niyet çerçevesinde daha da genişleterek davacının birlikte ticaret yaptığı hemen tüm şirket ve şahıslara tasarrufun iptali davası açarak ucuz değer göstererek ihtiyatî haciz kararı aldırmaya çalıştığını, dosyaları bildirdiklerini, davacı ile davalı şirket arasındaki araç alış listesinin dava dilekçelerinde belirtildiği gibi olduğunu, davalı şirketin kötü niyetle, ödenmiş olmasına rağmen, hukuken elinde dahi bulunmaması gereken 30.10.2021 tarihli, 1.100.000,00-TL bedelli çeki, kötü niyetle icra takibine konu ettiğini ve işbu nedenle davacı ...'ın borcunun ödenmiş olması nedeniyle borcunun bulunmadığının menfi tespitini, çekin 1.100.000,00-TL olması ve güncel piyasa koşulları karşısında icra takibinin yargılama sona erinceye dek, tedbiren icranın durdurulmasını, işbu haksız icra takibi nedeniyle ticari itibarı zedelenen, haksız hacizler sonucu aktif malvarlığını kullanamayan davacıyı zarara uğramış olduğundan davacı müvekkil yararına asıl alacağın %100'ü oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 329 vd. hükümleri gereğince davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi dolayısıyla lehe vekâlet ücreti tesisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: öncelikle davacı vekili meslektaşlarının mesleki nezaket ve edepli ifadelerle dilekçelerini hazırlamasını tavsiye ettiklerini, hiç tanımadığı ve sadece davacının beyanları doğrultusunda fikir sahibi olduğu davalı firma hakkında "yağmacı" ifadesini kullanmasını kınadıklarını, davacı ...'ın her ne demekse "hızlı ticaret" yaptığını ve piyasadan daha başka kişilerden araç alıp sattığı iddiasına dayanak olarak sadece ... 'dan aldığı 1 adet araç gösterildiğini, gerçekte ise davacı ...'ın bir-kaç araç alıp güven sağladıktan sonra vadeli çeklerle çok sayıda araç aldığını ve daha sonra çekleri ödemediğini, davalının alacağının sadece takip dayanağı çek olmadığını, bunun dışında toplam 1.982.500,00 TL tutarındaki 4 çek daha bulunduğunu, davacının bu eyleminin kanundaki tanımının "dolandırıcılık olmasına rağmen bugüne kadar davacı hakkında bu ifadeyi kullanmadıkları halde davacı vekilinin, müvekkillerini yağmacılıkla suçlayabildiğini, diğer taraftan davacınıni davalının alacağını tahsil etmek için tasarrufun iptali davaları açması üzerine davacı ... bazı kişileri azmettirerek davalının işyerini kurşunlattığını ve davalının çalışanlarının ölümden döndüğünü, davacı tarafın bu davranışının "... hırsızın ev sahibini bastırmaya çalışmasının" tipik bir örneği olduğunu, davalı şirketin İstanbul/B.evler'de 2. El araç alım-satımı yaptığını, davalının da kabulünde olduğu gibi taraflar arasındaki ilişkinin birden fazla araç alım satımına dayandığını, davacı vekilinin, dava dilekçesinde ödemesi yapılan dava konusu çekin vadesi gelmeden ödendiğini ve davacının davalıya güvendiği için çeki iade almadığını iddia ettiğini ancak akabinde daha önceki birtakım çek bedellerinin ise ödendiği için iade alındığını beyan ettiğini, bu ifadeden de anlaşılacağı üzere davalının ödenen çekleri davacıya iade ettiğini ve olması gerektiği üzere ödemesi yapılmayan çekleri iade etmediğini, davacının, davalı şirket yetkililerine güven telkin ederek kısa bir zaman dilimi içerisinde çok sayıda araç aldığını ve araç satış bedellerine karşılık vadeli çekler vermişse de birtakım çekler ödenmediğini, bunun üzerine 1.100.000,00 TL tutarındaki alacağının tahsili için 12.11.2021 tarihinde Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davacı ... aleyhine icra takibine başlandığını ve takibin kesinleştiğini, bir kısım çeklerin ise henüz takibe konulmadığını, dava dilekçesinde "taraflar arasında 5 adet araç alım-satımı" yapıldığı yönündeki beyanın gerçeğe aykırı olduğunu, gerçekte ise davalı tarafından davacı tarafa toplam 13 adet araç satıldığını bunlara ilişkin detay bilgileri gösteren tablonun cevap dilekçelerinin ekinde sunulduğunu, ödemesi yapılmadığı için icraya konulan çeke yönelik davacı tarafından dosyaya sunulan birtakım makbuzlara bakıldığında görüleceği üzere ödemenin neye karşılık yapıldığının belli olmadığını, taraflar arasındaki açık hesap ilişkisi nazara alındığında TBK m. 102 uyarınca, makbuzda bir açıklık bulunmadıkça ödemenin, muaccel borç için yapılmış sayılacağını, davacı tarafın davalı nezdindeki çeke mahsuben ödeme yapmış olması halinde bu durumu banka dekontuna açıkça yazması gerektiğini, tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapıldığında davacının davalıya büyük miktarda borçlu olduğu ve yapılan ödemelerin başka araç alışverişinden kaynaklandığı, dava konusu çeke mahsuben herhangi bir ödeme yapılmadığının tespit edileceğini, davacı tarafın karşılıksız çek keşide etmek suçundan ayrıca icra ceza mahkemesine şikayet edildiğini, davalının davalıya gerçekte borçlu olduğunu bilen davacı tarafın icra takibinin üzerinden aylar geçtikten sonra sadece icra ceza mahkemesindeki yargılamayı geciktrmek maksadıyla iş bu davayı açtığını, beyanla haksız ve dayanaksız davanın reddine, davacıdan %40 oranında kötü niyet tazminatının alınarak davalıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası, Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dava dosyası, Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dava dosyası, Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dava dosyası, davalı şirketin ticaret sicil kayıtları, ... , ... , ... Plakalı araçlara ilişkin araç tescil bilgileri, Bakırköy .... İcra Ceza Mahkemesi'nin ... ceza esas sayılı dava dosyası, 03/08/2023 tarihli bilirkişi raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) talebine ilişkindir. Asıl konunun; Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takip konusu yapılan çeke ilişkin olarak davacı tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı, ödemenin banka kayıtları ve kambiyo senetleri ile yapılıp yapılmadığı, davacının borçlu olup olmadığının tespiti noktasında toplandığı anlaşılmıştır.. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizce aldırılan 03/08/2023 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır. Küçükçekmece ....İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı İcra dosyasının incelenmesinde; Alacaklı ... .İnş.Tic.Ltd.Şti.'nin, Borçlu ... dan ... , 30.10.2021 vad. ... nolu 1.100.000,00-.TL tutarlı çeke ilişkin icra takibi başlattığı. 12.11.2021 takip tarihli kesinleşen alacağın 1.219.423,45.-TL olduğu, faiz ,harç, masraf ve vekalet ücreti dahil kapak hesabının (1.219.423,45.+ 275.177,42)= 1.494.600,87.-TL olarak hesaplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 11/05/2023 tarihli celsesinde davacı vekilinin, davacının ticari defterlerinin bulunmadığını beyan etmesi nedeniyle davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmamıştır. Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi incelemesinde; Davalının 2021 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. İİK. m. 72/I’de: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit dâvası açabilir.” hükmü ile, menfi tespit dâvasının konusu belirlenmiştir. Ancak, bu hükümde, menfi tespit dâvasının tanımına yer verilmemiştir. Bu hükümden hareketle, menfi tespit dâvasının konusunun, takip konusu yapılan veya böyle bir tehlikeyi bünyesinde barındıran alacağın, doğum şartlarından herhangi birinin eksikliği veya sona erme sebeplerinden birinin mevcudiyeti neticesinde yokluğunun tespiti olduğu söylenebilecektir. Bununla birlikte, borçlunun ileri sürdüğü dar anlamda bir def’i sonunda (zamanaşımı gibi) borcun ödenmek zorunda bulunmadığı da menfi tespit dâvasının konusu oluşturabilir. Menfi tespit davalarında ispat yükü bakımından Yargıtay, doktrindeki baskın görüşe uygun kararlar vermektedir. Yargıtay, Türk Medeni Kanunu m. 6’daki genel kuraldan hareketle; davacı-borçlunun iddiasının dayandığı nedenlerin niteliğine göre, ispat yükünün, davacı-borçluda veya davalı-alacaklıda olabileceğini kabul etmektedir (Doktrindeki diğer görüşler ve menfi tespit davaları bakımından ayrıntılı bilgi için bkz: Konyar, H., İcra Hukukunda Menfi Tespit Davası, İstanbul 2001, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Sebepten mücerret olan kambiyo senetlerinde borçlu, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamadığı için kambiyo senedinden kaynaklanan borcunu ödemekten kaçınma hakkı olduğunu (bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası) ileri sürebilir. Bir kambiyo senedinin temel alacağı geçersizse, ya da sona ermişse (ifa veya diğer bir sebeple), o kambiyo senedi bedelsiz - karşılıksız- demektir. Borcu sona erdiren birden fazla sebep bulunmakta olup, bunlardan olağan olan borcun ifa ile sona ermesidir. Bunun dışında ibra, takas vb. sebeplerle de borç bitebilmektedir. Ancak burada biten borç, kambiyo ilişkisinden kaynaklanan borç değildir. Kambiyo ilişkisine dayanak teşkil eden asıl alacaktır. Bu alacağın herhangi bir sebeple sona ermesi halinde kambiyo senedi geri alınmamışsa bu halde senedin bedelsiz duruma gelmesi söz konusu olacaktır. Bedelsizlik, bir kişisel defi olduğundan keşideci tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir (TTK, m. 687, 659.I, 825, I). Çünkü keşidecinin sadece lehtarla arasında bir temel borç ilişkisi vardır. Fakat borçlu, senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak koşuluyla hamile karşı da bedelsizlik def’ ini ileri sürebilir. Kambiyo senedinin bedelsizliğine dayalı menfi tespit davasında davacı, senet temel borç ilişkisindeki bir nedenden dolayı bedelsiz kaldığı için kambiyo borcunu ödemek zorunda olmadığını ileri sürmektedir. Bu durumda bir kambiyo ilişkisinin varlığı esasen davacı tarafından kabul edilmektedir. Davalının kambiyo alacağını ayrıca başka delillerle ispat etmesine gerek yoktur. Bedelsizlik davacının öne sürdüğü bir vakıa olduğuna göre bunu ispat yükü de davacıya aittir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası açan borçlu temel alacağın mevcut olmadığını,- karinenin aksini - öne sürmektedir. Burada unutmamak gerekir ki, her iki taraf da, ispat yükünün karşı tarafa düştüğünü ileri sürmeden, delil göstermiş ve gösterilen bu deliller ile dava konusu uyuşmazlık tam olarak aydınlanmış ise, hakim, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmadan, edindiği kanıya göre davayı sonuçlandıracaktır. Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Somut olayda; Davacının, davalı şirketin banka İban hesabına 2021/Eylül ayından itibaren 1.100.000,00.-TL tutarında havale/eft yapılmak suretiyle ödeme de bulunduğu, banka dekontları incelendiğinde yapılan ödemelerin çek bedeline karşılık mı yoksa araç bedeli olarak mı veya cari hesabına karşılık mı yapıldığına dair banka dekontlarında herhangi bir açıklamanın bulunmadığı; davalı şirketin ticari defter kayıtlarından, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkiden dolayı davalının, davacıdan 4.116.000,00.-TL alacaklı olduğu, davacının ise borcuna karşılık davalıya 1.195.000,00.-TL tutarında ödemede bulunduğu, bu hesaba göre davalının, davacıdan 2.921.000,00.-TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Araç satış süreçlerinin yönetimi açısından ise; ikinci el araç hareketliliğin yaşandığı dönemlerde davacı ile davalının arasında araç ticaretine ait alım satımdan kaynaklı araç hareketliliği, ödeme yöntemleri, vadeli çekler, açık hesap çalışma şekilleri ve piyasa fiyatlarında yaşanan ani değişimler sebebiyle hızlı alım-satım ve tahsilat sonrasında, yeni araç alma telaşı ve sürecin bu şekilde çok hızlı şekilde ilerlemesi ilgili dönemdeki alım satım teamülleri bakımından makul ve kabul edilebilir süreçler olduğu, taraflar arasında piyasa teamüllerine ve ikinci el ticaretine aykırı bir ticari ilişkinin tespit edilemediğinin anlaşıldığı, dosyadaki mevcut deliller kapsamında; hangi ödemenin veya çekin, hangi araca dair yapıldığına, verildiğine dair yapılan açıklamaların birbiriyle çeliştiği, ödemelere ait detaylı ön mutabakat eksikliği bulunduğu, Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esaas sayılı dosyası üzerinden icra takibine konu edilen 30.10.2021 tarihli 1.100.000,00-TL tutarındaki çek bedelini, davalı (lehtar) alacaklıya takipten önce ödediğini ve fakat çek aslını almadığını iddia eden davacı borçlunun, işbu davada borçlu bulunmadığını ispat yükü altında olduğu ve davacı tarafından sunulan banka dekontlarında, hangi borcuna istinaden ödeme yapıldığına ilişkin bir açıklamaya yer verilmediğinin görüldüğü, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğunun, taraf beyanları ve davalı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile sabit olduğu, davacının borçlu bulunmadığını ispat zımnında kendi ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, davalı şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede ise davacının davalıya 2.921.000,00.-TL borcu bulunduğunun tespit edildiği, takip konusu çek bedelinin, takipten önce veya sonra davacı tarafından, davalı şirkete ödenmiş olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği anlaşıldığından, davanın reddine, İİK. 72/4 uyarınca taraflar arasında yargılama gerektiği ve dosyaya teminat da yatırılmadığı anlaşılmakla, şartları oluşmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın REDDİNE, 1-İİK. 72/4 uyarınca şartları oluşmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harcın peşin alınan 18.785,25 TL harcın mahsubu ile fazla 18.357,65 TL harcın kararın kesinleşmesine müteakip istem halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 151.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, 7-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/01/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır