İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1124 E. 2024/117 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1124
- Karar No
- 2024/117
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/1124 KARAR NO : 2024/117 DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/12/2022 KARAR TARİHİ : 05/02/2024 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 08/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesi özetle; davacı ... Sağlık Hiz. A.Ş. 'nin yoğunluklu olarak yurt dışından gelen hastalara hizmet sağlayan, sosyal medya platformları aracılığıyla dünyanın her yerinden ülkemize hastaların gelmesini sağlayan, yüksek hasta potansiyeline sahip yetkili bir sağlık kuruluşu olup, Müşteri portföyünün büyük bir bölümünü sosyal medya platformları ..., ..., ... ve diğer sair online platformlar üzerinden verdiği reklamlar ve gönderiler sayesinde oluşturduğunu, davacı şirketin uzun yıllardır vermiş olduğu sağlık turizmi ve sağlık hizmeti kalitesiyle hem ulusal hem de uluslararası rakipleriyle arasındaki farkı açtığını, yukarıda anılan ancak bu mecralarla sınırlı olmamak üzere davacı şirketin müşteri portföyüne arama ve satış yapmak üzere eklenen her müşteri bilgisine "..." denildiğini, müşteri portföyüne eklenen her "..."in ticari bir değeri olduğunu, "..."de yer alan müşteriler ile; davacı şirkette ve/veya davacı şirketin organik bağı bulunan "... ... Tek. Ltd. Şti" de çalışan "satış temsilcileri"” görüşmekte ve satış işlemini gerçekleştirdiğini, bununla beraber; davacı şirket ticari faaliyetlerini genişletmek üzere satış işlemlerine aracılık sağlayan "komisyoncu" olarak tabir edilen 3.şahıslarla da çalıştığını, bu şahısların davacı şirkete hasta getirdiğini , davalı ... ile davacı şirket arasında da böyle bir aracılık ilişkisi bulunduğunu, davalı ...'nın davacı şirket ile komisyoner ilişkisinin, dava dışı ... ile başladığını, ..., dava dışı "... ... Tek. Ltd. Şti"nin eski çalışanı olup, satış temsilcisi olarak bu şirkette görev aldığını,..., müvekkil şirketin sahip olduğu "..."i yönetmekte, aramalar ve satış işlemleri yapmakta, komisyonerler tarafından davacı şirkete gönderilen müşterilere pazarlama ve satış yapmadığını, dava dışı .... ... Tek. Ltd. Şti'te yapılan araştırmalar neticesinde satış temsilcisi dava dışı ...'in, davacı şirkete çeşitli platformlardan aktarılan ve mali değeri olan “...”lerde yer alan müşteri bilgi ve iletişim numaralarını, şirket bünyesinde kullanılan ... isimli programda "yanlış numara/yanlış bilgi/ulaşılamadı" olarak işaretleyip, bu müşteri bilgilerini, davalı ... ile paylaştığı ve sanki bu müşteriler ile davalı ... aracılığıyla satış işlemi gerçekleştirilmiş gibi göstererek davalıya haksız şekilde komisyon kazandırdığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davalıya yapılan haksız 75.838,00 Euro'luk komisyon ödemesinin dava tarihindeki Türk Lirası karşılığı olan 1.489.179,64 TL bedel için davalıya ait taşınır, taşınmaz malları, 3. şahıslardaki hak ve alacakları ile banka hesapları üzerine borca yeter miktarda "ihtiyati haciz" ve hesaptaki paraların aktarılmasını önlemek bakımından "ihtiyati tedbir” taleplerinin ile öncelikli teminatsız olarak bu talebin reddi halinde belirlenecek teminat mukabilinde kabulüne, davanın kabulü ile davalıya ödenen komisyon bedellerinin haksız olduğunun tespiti ile dava sonunda arttırılmak üzere fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 Euro'nun (Dava tarihindeki Türk Lirası karşılığı 98.234,67 Türk Lirası'dır.) dava tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduatlara fiilen uygulanan azami faizi ile davacı şirkete ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiş; 28/12/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile,fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 5.000 Euro ödenmesi talepli olarak açılan davanın ıslahı ile toplam 81.569 Euro’nun dava tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduatlara fiilen uygulanan azami faizi ile davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi sunulmadığından HMK 128 uyarınca davacının iddialarının tamamının inkar edildiği kabul edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Görev hususu dava şartlarından olup, mahkemece resen davanın her aşamasında incelenmesi gerekMahkemenin görevine dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmesi gerekir. 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. Somut olayda; davacı tarafça dava dışı- çalışanı ... tarafından hileli şekilde fazla komisyon alınması sağlanarak komisyon parasının davalı hesabına gönderildiği iddiası ile dava açılmış olup davanın konusu komisyonculuk ilişkisine dayanmayıp haksız fiile ilişkin olduğundan davanın ticari dava olmadığı, davaya bakma görevinin genel görevli asliye hukuk mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevsiz olduğu anlaşıldığından görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanmak üzere 1-HMK'nın 114 ve 115 maddeleri gereğince görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık kesin süre içinde talep halinde dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, -Belirtilen iki haftalık süre içinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar (ek karar) verilmesine 3-Harç, yargılama giderleri ve diğer hususların HMK.nun 331/2 maddesi gereğince Yetkili ve Görevli Mahkemece değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansının görevli mahkemeye gönderilmesine Dair, davacı vekili ile davalının yüzüne karşı verilen kararın gerekçesinin taraflardan her birine tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize yahut başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamını ödemek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar usulen anlatıldı. . 05/02/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır