İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/628 E. 2023/1056 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/628
Karar No
2023/1056
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/628 Esas KARAR NO : 2023/1056 DAVA : Ortaklıktan Çıkma DAVA TARİHİ : 22/08/2019 KARAR TARİHİ : 23/11/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Ortaklıktan Çıkma davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ın babası ...’ın 09.05.2018 tarihinde vefat ettiğini, eşi ..., oğlu ..., kızı ... ve kızı ... olmak üzere yasal dört mirasçısına ... tarihinde kurmuş olduğu ve hisselerinin % 60'ına sahip olduğu "... Sanayi Ve Limited Şirketi" ile 12 Ocak 2007 tarihinde kurmuş olduğu ve hisselerinin % 100'üne sahip olduğu ...'ni miras olarak bıraktığını, anılan her iki şirketin de faaliyet alanını; her türlü kozmetik ürünün, çamaşır suyu, toz ve sıvı deterjanların imal edilmesi, üçüncü kişilere imal ettirilmesi, bu ürünlerin toptan ve perakende alımı, satımı, ithalat ve ihracatı ile yurtiçi ve yurtdışı pazarlamasının yapılması, şirket amacıyla alakalı ihracat, ithalat, dahili ticaret, komisyon, taahhüt ve mümessillik yapılması, iç ve dış piyasalarda kısa, orta ve uzun vadeli istikras akdedilmesi, enval ve kefalet kredileri temin edilmesi, yurtiçi ve yurtdışı piyasalarda komisyonculuk yapılması, ihtira beratı, marka, patent, lisans gibi hakların satın alınması, kiraya verilmesi, kozmetik imalatta kullanılan her nevi araç, gereç, yedek parça vb. alımının, satımının, ithalat ve ihracatının yapılması, yerli ve/ veya yabancı şahıs ve kuruluşlarla yeni şirketler kurulması, mevcut ticari ve sanayi işletmelerle iştirak edilmesi, sayılan işletmelerin hisse, tahvil ve diğer menkul değerlerine aracılık yaparak alınması, satılması, müdahale edilmesi, rehin ve teminat gösterilmesi, şirket konusuyla ilgili her nevi gayri menkul ve menkul malın satılması, satın alınması, kiralanması, kiraya verilmesi, ipotek alma - verme - kaldırma ve rehin alma - verme - kaldırma yetkileri" oluşturduğunu, ... tarihinde kurulmuş olan ve hisselerinin % 60'ına müteveffa ...'ın, % 40’ına eşi ...'ın sahip olduğu ... Sanayi Ve Limited Şirketi'nin malvarlığının, davacı müvekkilinin bildiği kadarıyla, şirketin adresi olan "... Mahallesi, ... Sokak, No: ... .../ İSTANBUL" mevkiinde yer alan fabrika binası ve "...." ismini taşıyan 3 adet tescilli markanın oluşturduğunu, 2 Ocak 2007 tarihinde kurulmuş olan ve hisselerin % 100'üne müteveffa ...'ın sahip olduğu ...'nin malvarlığını ise, yine davacı müvekkilinin bildiği kadarıyla, şirket adresine çok yakın olan ... Mahallesi, ... Sokak, ... Pafta, ... Ada,... ve ... Parseller, .../İSTANBUL mevkiinde yer alan ve 3 parselden oluşan imarlı ticari arsanın oluşturduğunu, ancak bu arsaların ticari faaliyeti devam ettirmek ve kredi çekmek için müteveffa tarafından 23.01.2017 tarihinde Banka'ya ipotek edildiğini, bu ipoteğin akıbetine dair hala davacı müvekkiline herhangi bir bilgi verilmediğini, mirasçılar 22 Haziran 2018 tarihli ve 9605 sayılı T.Ticaret Sicil Gazetesi ile pay devrini tescil ettirmiş olup, davacı müvekkili ...’ın pay sahibi olduğu ... Mah. ... 1 Sokağı No: ... , ..., İSTANBUL adresinde yer alan ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin sermayesinin %15’ine tekabül eden 25 adet payın (nominal değeri 12.500,00 TL) devri ile yine müvekkilinin pay sahibi olduğu ... Mah. ... 1 Sokağı No: ... , ..., İSTANBUL adresinde yer alan ... Pazarlama Ltd. Şti.'nin sermayesinin % 25’ine tekabül eden 3000 adet payın (nominal değeri 75.000,00 TL) devrinin ve tek ortaklık durumunun ortadan kalktığının tescil edildiğini, 22 Haziran 2018 tarihinde yapılan pay devri sonrasında davacı müvekkilinin Ankara'da yaşadığını, devlet okulunda memur olarak çalıştığını ve ticari hayattan çok uzak olduğu için şirketlerin faaliyetlerini, çalıştığı kurumları veya kişileri, alacağını ve borcunu yani şirketlerin genel durumunu anlamak için diğer pay sahipleri olan kardeşleri ve annesiyle görüşmek istediğini ve mizan raporlarının, imar affına dair herhangi bir belge varsa bu belgelerin, şirketin SMMM'si tarafından tutulmuş güncel ve eksiksiz bilançoların tarafına iletilmesini istediğini, bunun üzere davalı şirketlerin hissedarlarından ... tarafından 30.06.2018 tarihli "... 30.06.2018 bilanço" başlıklı bilanço adı altında sadece bir excel dokümanı gönderildiğini, gönderilen excel dokümanı Sayın Mahkemeniz dosyasına da sunulmakta olup, bilgilerin adeta bakkal hesabı gibi davacı müvekkiline verildiğini, SMMM’den alınan değil kendi elleriyle doldurdukları veriler olduğunu, neye dayandırıldığı hiç belli olmayan bilgiler ışığında hazırlandığını, mevcut ve gelecekte olabilecek borçların ağırlıkta olduğunu, şirketlerin varlıklarının ve ödenen borçların göz ardı edildiğini ve tüm bu bilgilerin özensiz, afaki ve yüzeysel olduğunu, bu nedenle de ilgili belgenin davacı müvekkilini ciddi şüpheye sevk edecek nitelikte olduğunun görüldüğünü, bunun üzerine, davacı müvekkilinin, davalı şirketler ile görüşmek ve her iki şirketteki sorumluluğunun ne olduğunu; alacağını ve borcunu, şirketlerin durumunu anlamak için görüşme talep ettiğini, ancak müvekkilinin bu görüşme talebinin defalarca reddedildiğini, davacı müvekkilinin imza atmasından sonra davacı müvekkilinin davalı şirketlerle yeniden görüşmeye çalıştığını ve ‘bu durumun sağlıklı olmadığını, kendisine hiçbir bilgi verilmediğini ancak şirketlerle alakalı bilmediği ticari işler için belgelere imza atıp sorumluluk altına girdiğini’ belirttiğini, bunun üzerine, pay sahiplerinin “abla sana bir şey olmaz, şirketleri biz yönetiyoruz" diyerek davacı müvekkilini kandırdıklarını, davalı şirketlerde pay sahibi sıfatını haiz olan ... ve ....’ın ise ‘senelerdir bu şirketlerde kendilerinin çalıştıklarını, maaş aldıklarını, ...'ın müdür olduğunu, davacı müvekkilinin ise eşi ve çocuklarıyla Ankara'da yaşadığını’ belirterek kendilerinin bu şirketlerde çalışmalarından dolayı davacı müvekkilinden daha fazla hakları olduklarını, bu şirketlerden ayrılmamasını ve bir hak iddia etmemesini ancak böyle yapması durumunda ileride şirketleri kâra geçirebilirlerse kârdan bir miktar pay verebileceklerini söylediklerini, bugüne kadar şirketlerin durumu hakkında kendisine hiçbir bilgi ve belge vermediklerini, adeta davacı müvekkilini yok saydıklarını, davacı müvekkilinin yukarıdaki gerekçelerle ortaklıktan çıkmak istediğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 638. maddesinin 2. fıkrasında limited şirkette ortakların haklı sebebin varlığı halinde şirketten ayrılabileceklerinin düzenlendiğini, haklı sebebin ise genel anlamda ortaklık ilişkisinin devamını olanaksız kılan durum olduğunu, nitekim Yargıtay'ın güncel tarihli yerleşik içtihatlarının tam da bu yönde olduğunu, sonuç olarak, haklı ve hukuka uygun işbu davanın kabulüne, davacı müvekkilinin haklı sebepleri gözetilerek her iki davalı şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesine, ortaklıktan çıkma kararı verilen davacı müvekkilinin paylarının, karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin davalılar tarafından kendisine ödenmesine, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini” talep ettiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “Şirket hisselerinin müşterek muristen eş ve üç çocuğuna intikal ettiğini, davacının ortaklardan kız kardeşi ile devamlı iletişim halinde olduğunu, şirketlerin durumunun görüşülmesi için toplantıya çağrıldığını ancak davacının katılmadığını, habersiz genel kurul yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, murisin vefatından sonra davacının şirketlerin mali bilgilerini istediğini, kendisine gönderildiğini, taşınmazın murisin sağlığından bu yana kredi borçlarının ödenebilmesi için satışa çıkarıldığını, bankanın murisin vefatından sonra tüm ortakların kefaletini istediği, davacının kredi sözleşmesini imzaladıktan sonra bankaya kefaletten rücu ettiğini bildirdiğini, bu nedenle kredi kullanılamadığını, şirketlerin mali açıdan zora düştüğünü, muristen kalan borçları ödemeye çalıştıklarını ve davacının iddialarının gerçek olmadığını beyanla davanın reddine” karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... Kaymakamlığı yazı cevabı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı TTK'nın 638. maddesi gereğince limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma istemine ilişkindir. Konuya ilişkin yasal düzenlemeler ışığında limited ortaklık sürekli bir borç ilişkisidir. Ortağın ortaklıkla arasındaki hukuki bağ, sahip olduğu hak ve borçlar birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmede çıkma hakkı tanınmadıkça ahde vefa ilkesi gereğince ortağın sebepsiz yere ortaklıktan ayrılması düşünülemez. Ancak sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmelerde tarafların MK m. 2’deki dürüstlük kuralı gereğince, devamı kendisi için çekilmez hâle gelen bir ilişkiyi sürdürmesi beklenemeyeceğinden, haklı sebeplerin varlığı hâlinde bu ilişkiyi sona erdirmesi mümkündür. Limited ortaklıklarda, haklı bir sebebin gerçekleştiğini düşünen her ortak TTK m. 638/2 hükmüyle verilen imkândan yararlanarak haklı sebeple çıkma davası açabilir. Kanuni çıkma hakkı olarak da anılan haklı sebeple çıkma hakkı, sözleşmeyle çıkma hakkı tanınmış olsa dahi bâkidir. Nitekim haklı sebeple çıkma hakkı vazgeçilmez, mutlak bir haktır. Haklı sebep uygulamada bahsi çok geçen temel bir kavramdır. Özel hukukun birçok alanında ve özellikle ticaret hukukunda yaygın kullanımı olduğu söylenebilir. Ortaklıklar hukuku anlamında bazı tanımlara göz atıldığında, örneğin ... haklı sebebi, ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kurallarına göre ortak açısından bu ilişkinin sürdürülmesinin kendisinden istenemeyeceği nedenler şeklinde ifade etmektedir. Limited ortağın çıkma gerekçeleri bağlamında bazı durumlara topluca işaret etmesi bakımından ifade edilecek olursa haklı sebep, ortak açısından ilişkinin objektif imkânsızlığına neden olan, ilişkinin sürdürülmesi imkânını ortadan kaldıran hâller şeklinde tanımlanabilir. Şirketler hukuku açısından Kanunda haklı sebebin tanımı genel hükümlerde veya limited şirketlere ilişkin hükümlerde yer almamaktadır. Sadece kollektif şirketlerin sona ermesi bölümünde TTK m.245’de haklı sebebin tanımı yapılarak numerus clausus olmayan haklı sebep hâlleri sayılmıştır. Bu maddeye göre haklı sebep: "şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olması" şeklinde tanımlanmış, bir ortağın yönetimde, hesaplarda şirkete ihanet etmesi, kendisine düşen asli görev ve borçları yerine getirmemesi, şirket unvanını veya mallarını şahsi çıkarları için kötüye kullanması, şirket işlerini yapamayacak duruma gelmesi gibi hâlleri haklı sebebe örnek olarak dört bent halinde sıralamıştır. Bu örneklerden de açıkça anlaşılacağı üzere haklı sebep herhangi bir ortakla ilgili olabileceği gibi ortaklar arasındaki münasebetlerde de kendisini gösterebilir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde genel olarak denilebilir ki, ortaklığın devam etmesi, doğruluk ve güven kurallarına göre dava açan ortaktan beklenemiyorsa, haklı sebep gerçekleşmiştir. Elbette bu değerlendirmede davacı ortağın ortaklık ilişkisinin ortadan kaldırılması veya değiştirilmesi hususundaki menfaatiyle ortaklık ilişkisinin aynen devam ettirilmesinde çıkarı olan kimselerin menfaatleri karşılaştırılmalı ve somut olayda hangi menfaat daha üstün geliyorsa ona göre karar verilmelidir.(Ydr.Doç.Dr.Ali Haydar Yıldırım,Limited Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi,Bursa 2013,s.126-127) Esasen haklı sebep, en geniş tarifiyle, sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi, dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilecek hukuki olgudur. Haklı sebebin, genel manada, sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilen hukuki olgular olarak ifade edildiği göz önünde bulundurulacak olursa; ortaklıklar hukukunda haklı sebep tanımı yapılırken "çekilmezlik" olgusunun, yukarıda da belirtildiği gibi, "paydaşları ortak olmaya yönelten nedenlerin ortaklık maksadının gerçekleşmesini imkânsız yahut aşırı miktarda güçleştirecek biçimde ortadan kalkması" olarak somutlaştırıldığı söylenebilir. (ERDEM, s. 23 vd.). Genel anlamda ortakların davranışları limited ortaklığın faaliyetlerini önleyecek, zarara uğratacak yahut karşılıklı güveni sarsmış ve ortaklar artık bir arada olamayacaklar ve ortaklık faaliyetlerini sağlıklı şekilde yürütemeyecekler ise haklı sebeplerin varlığını kabul gerekir (Baştuğ, s. 47).Yine, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesinin olanağının kalmaması gibi hallerde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir.(Yüksek Yargıtay 11'nci Hukuk Dairesi'nin 07/12/2015 gün ve 2014/15623 esas,2015/11122 karar sayılı ilamı) Haklı sebebin gerçekleşip gerçekleşmediğini takdir yetkisi ise hâkime aittir. Şüphesiz hâkim söz konusu sebebin haklı olup olmadığını takdir ederken ilgili limited şirketin yapısını da göz önünde bulunduracaktır. Şöyle ki limited şirketler TTK m. 124 hükmünde açıkça sermaye şirketleri arasında sayılmış olmakla birlikte, anonim şirketlere kıyasla şahıs ortaklığı özellikleri gösteren nitelikleri de mevcuttur. Pay devrinin imzaları noter onaylı sözleşme mecburiyetiyle zorlaştırılmış olması, yan edim yükümlülükleri getirme imkânı,çıkma ve çıkarılma kurumlarının düzenlenmiş olması gibi hükümler limited şirketin bu yönünü göstermektedir. Dolayısıyla çok ortaklı, tüm ortakların şirket işleriyle bizzat ilgilenmeyip daha ziyade anonim şirketlerde olduğu gibi kişiliklerinin ön plana çıkmadığı, yaptığı yatırımın değerlenmesine önem verdiği “kapitalist karakterli” limited şirketlerde, ortakların şahıslarında meydana gelen sebepler her zaman haklı sebep sayılamayabilir. Bu hâlde ortaklar, ortaklık ilişkilerinden kaynaklanan, yani objektif nedenlerden dolayı haklı sebebe dayanarak çıkma haklarını kullanabileceklerdir. Ortaklığın sürekli zarar etmesi, uzun yıllar boyunca kâr dağıtılmaması, şirketin atıl durumda olması, ortakların birbirlerine duydukları güven ortamının kaybolması, amacın gerçekleşmesinde hukuki veya ekonomik imkânsızlıkların doğması şeklinde doktrinde birçok husus örnek olarak sayılmıştır.(Yrd.doç.Dr.Bünyamin Gürpınar,Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XX, Y. 2016, Sa. 2,http://webftp.gazi.edu.tr/hukuk/dergi/20_2_4.pdf,Erişim Tarihi: 25/11/2017) Bu açıklamalar ışığında somut olayda davacı ...'ın davalı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.nde %15 pay ile ... Pazarlama Ltd. Şti.'de ise %25 pay ile ortak olduğu, şirket işleyişi ile alakalı bilgilendirilmemesi, ortak ile arasında iletişim kurulmayacak derecede küslük olması, bu nedenle güven sorununun bulunması, kar payı dağıtımı yapılmaması ve şirkete ait malların rayiç değerlerinin altında satılarak şirkete zarar verilmesi gerekçe gösterilerek haklı nedenle şirket ortaklığından çıkma talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü adına davalı şirketlerin kayıtları üzerinde teknik bilirkişiler eliyle incelemeler yaptırılmış ve hazırlanan kök ve ek raporlar dosya içerisine alınmıştır. Buna göre; davalı şirketin düzenli olarak kar elde etmesine rağmen kar dağıtımı veya sermaye arttırımı yapmadığı, düzenli olarak genel kurul yapılmadığı, dinlenen tanık beyanları uyarınca davacı ile diğer ortaklar arasında küslük bulunduğu, dolayısıyla ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiği, yapılan teknik incelemeler uyarınca şirkete ait taşınmazların rayiç bedelin altında satıldığı, bu hususların davacı açısından haklı sebep teşkil ettiği kabul edilmiştir. Davacı ile diğer ortaklar arasındaki bu ihtilaf nedeniyle davacının 12.07.2019 tarihli ihtarnameyle paylarını devretmeyi teklif ettiği, ancak diğer ortakların bu teklife muvafakat etmedikleri, dolayısıyla davacı açısından haklı nedenle ortaklıktan çıkma dışında bir alternatifin bulunmadığı kabul edilmiş ve haklı nedenlerle davacının davalı şirketlerdeki ortaklıktan çıkma talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Çıkma payına ilişkin yapılan irdelemede; TTK m. 641/1 uyarınca “Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir”. Ayrılma akçesi, limited şirketten ayrılan ortağa, ortaklık tarafından ödenen, ayrılan ortağın sahip olduğu esas sermaye paylarının gerçek değerini karşılayan nakit ve/veya ayın bedeldir. TTK m. 641/1 hükmünden görüldüğü üzere ayrılma payı, ayrılan ortağın esas sermaye payına oranla hesaplanacak olup esas sermaye payının “gerçek değerine uygun” olması gerekir. Ayrılma payının hesaplanmasında esas alınacak tarih hakkında kanunda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, öğretide ve yerleşik yargı kararları uyarınca bu konuda TTK m. 493/5 hükmünün kıyasen uygulanabileceği kabul edilmektedir. Buna göre ayrılma payı, karara en yakın tarihte şirket mal varlığının rayiç değerleri üzerinden hesaplanmalıdır. Bu açıklamalar ışığında davacının davalı şirketlerdeki hisse karşılığının karar tarihine en yakın karışılıkları teknik bilirkişiler eliyle incelenmiş ve dosya kapsamına uygun olan 05/05/2023 tarihli kök ve 05.10.2023 tarihli ek rapor hükme esas alınmıştır Buna göre davacı ...’ın davalı ... San.ve Tic. Ltd. Şti.'de bulunan %15 payına karşılık çıkma payı 1.813.196,15 TL olarak kabul edilmiştir. Davacı ...’ın davalı ... Ltd. Şti.'de bulunan %25 payına karşılık çıkma payının ise 1.228.688,30 TL olarak hesaplandığı, ancak bu şirket uhdesinde olan ve 15.10.2019 tarihinde satılan 3 adet taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedel toplamının 6.651.622,96 TL olarak belirlendiği, ancak taşınmazların toplam 2.800.000 TL'ye satıldığı, dolayısıyla aradaki farktan davacı hissesine düşen 962.905,74 TL miktarın da çıkma payına eklenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Dolayısıyla bu miktarın çıkma payına eklenmesi neticesinde davacının ... hissesi karşılığının 2.191.594,04‬ TL olduğu kabul edilmiş ve belirlenen bu çıkma payları üzerinden aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: Davanın KABULÜ İLE, 1-Davacı ...'ın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarası ile kayıtlı davalı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ndeki ortaklığından TTK'nın 636/3 maddesi uyarınca haklı nedenle ÇIKMASINA İZİN VERİLMESİNE, 1.813.196,15 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Davacı ...'ın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarası ile kayıtlı davalı ... Ltd. Şti.'ndeki ortaklığından TTK'nın 636/3 maddesi uyarınca haklı nedenle ÇIKMASINA İZİN VERİLMESİNE, 2.191.594,04‬ TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketen tahsili ile davacıya verilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 44,40-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 225,45‬-TL karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ve 44,40 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından dosyada yapılan toplam 21.551,25-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davalılar tarafından dosyada yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/11/2023 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/628, K. 2023/1056, T. 23.11.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-628-e-2023-1056-k-6a61c81655be