İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/886 E. 2025/117 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/886
- Karar No
- 2025/117
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/886 Esas KARAR NO : 2025/117 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/11/2024 KARAR TARİHİ : 30/01/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/01/2025 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı firma arasında .... no.lu 46.656,00 TL tutarında fatura ve .... no.lu 103.410,00 TL tutarında fatura düzenlendiğini, fakat davalı şirketin, yasal sürede faturaya itiraz etmediği gibi fatura bedelini de müvekkiline firmaya ödemediğini, bunun üzerine İstanbul .... İcra Dairesi ... esas sayılı dosya kapsamında icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibin davalı şirketin 01/08/2024 tarihindeki itirazı üzerine durduğunu, davalının, borca itirazında müvekkili tarafından teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğundan ve bu konuda müvekkiline ihbarda bulunulduğundan bahsetmiş ise de müvekkiline ulaşmış bir ihbarın söz konusu olmadığını, davalının, ayıplı olduğunu iddia ettiği malları birebir müvekkiline teslim etmediğini, bir sene öncesinde müvekkilinden alınan ürünleri de iade olarak gönderdiğini, buna rağmen müvekkilinin ürünleri aldığını ve yenileri ile değiştirdiğini, sonrasında tarafların mutabık kalmak üzere görüşmeler yaptığını, hatta muhasebe birimlerinin sözlü olarak mutabık kaldıklarını, sonrasında 27/02/2024 tarihinde mutabakat metninin ...@.... adresine e-mail olarak gönderildiğini, mutabakat metnine "Mutabık olunmadığı takdirde hesap ekstrenizin bir nüshasını tarafımıza göndermenizi rica ederiz. Mutabakat ve itirazınızı bir ay içinde bildirmediğiniz takdirde TTK 94 gereği mutabık sayılacağımızı hatırlatırız. " şeklinde not düşüldüğünü, yasal süre içerisinde müvekkil firmaya herhangi bir itiraz iletilmediğini, davalı şirketin takibin dayanağı olan faturalara yasal süre içinde itiraz etmemek suretiyle faturaların münderecatını kabul etmiş olduğundan borçlu olmadığını ileri süremeyeceğini, aynı şekilde davalının borçlunun itiraz ettiği faiz oranı da taraflar arasında yapılan satış sözleşmesi çerçevesinde gecikme durumunda ödeneceği kararlaştırılan ve faturalarda belirtilen faiz oranı olup faturalarla birlikte söz konusu faiz oranının da kesinleştiğini, arabuluculuğa başvurulmuş fakat sonuç alınamadığını belirterek borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline ve takibin devamına , davalının takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacının, yetkisiz icra dairesinde icra takibi yaptığını, yetkiye itiraz edilmiş olmasına rağmen, Mahkeme nezdinde itirazın iptali davası açtığını, davacı tarafından davalıya satılan ürünlerin ayıplı çıktığını, davacıya ayıp ihbarında bulunulduğunu, davacının ayıp ihbarını almış olmasına rağmen bu hususta ayıbı gidermediğini, bu sebeple, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek davanın reddine, davacının %20 kötü niyet tazminatı ile cezalandırılmasına, her türlü yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyası incelenmiş, incelenmesinde alacaklısının .... borçlusunun ... olduğu, 221.734,86TL üzerinden icra dairesinde ilamsız icra takibi açıldığı, davacının davasını açmasında hukuki yararının olduğu, ödeme emrinin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiği ve borçlunun süresinde itiraz etmesi sonucu takibin durduğu anlaşılmıştır. Davacının itirazın iptali davasını 1 yıllık hak düşürücü sürede açtığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, İstanbul ... İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı dosyasına konu fatura nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı varsa ne kadar olduğu, İcra Dairesi'nin yetkili olup olmadığı, davaya konu davacı tarafından satılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı konularında olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından icra dairesinin yetkisiz olduğu ve buna göre geçerli icra takibi bulunmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle iş bu husus dava şartı olduğundan öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerekmektedir. İtirazın iptali davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir ilamsız genel icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun icra takibi bulunmadıkça itirazın iptali davası açılamaz. İcra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğu anlaşıldığı için dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi halinde yetkili icra dairesince usulüne uygun ödeme emri düzenlenip borçluya tebliğ edilmeden borçlunun daha önceki itirazına istinaden itirazın iptali davası açılamaz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2009/ 5978 Esas, 2009/6200 Karar sayılı ilamında da; Davalı ödeme emrine itirazında icra dairesinin yetkisizliğini de ileri sürmüştür. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.11.2002 gün ve 2002/19–900–994 E.K. sayılı kararında da açıklandığı gibi, mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın incelenerek icra dairesinin yetkili olduğunun tesbiti halinde işin esasına girilmek; yetkisizliğinin belirlenmesi halinde ise yetkili bir icra dairesinde usulüne uygun bir takip yapılmadığından davanın reddine karar verilmek gerekirken, mahkemenin kendi yetkisizliğine karar verilmesi doğru değildir. " denmektedir. HMK'nın 6. Maddesi gereğince kural olarak her dava açıldığı tarihteki davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. İcra dairesinin yetkisi kamu düzenine ilişkin olmayıp, alacaklının yetkisiz bir icra dairesinde takip yapması halinde, mahkemece resen icra dairesinin yetkisizliği gözetemeyeceği için, borçlunun itiraz yolu ile bunu ileri sürmesi gerekir. Davalı-borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi durumunda, itirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra müdürlüğünde takip yapılması bir dava şartı olduğundan mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz incelenir ve takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğu anlaşılırsa, takibin yetkisiz icra dairesinde yapılmış olması nedeniyle davada dava şartı gerçekleşmediğinden, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilir. Somut olayda icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiştir. Davalı vekilinin icra dairesinin yetkisine yönelik itirazını süresinde sunduğu, taraflar arasında ifa yeri olarak başkaca bir yer belirlenmediği, özel hükümlere göre de dava konusu itibariyle borçlunun yerleşim yeri olan Büyükçekmece İcra Dairelerinin yetkili olduğu değerlendirilmiştir. TBK.nın 89/1. maddesi hükmüne göre, para alacakları, alacaklının yasal ikametgahında ödenir. İlgili maddenin uygulanması için taraflar arasında sözleşme veya ticari ilişkisinin kurulması gerekmektedir. Davacının HMK’nın 10 ve TBK'nın 89/1 maddesi gereğince kendi yerleşim yeri adresinin Denizli olması nedeniyle TBK 89. maddesi hükümleri uyarınca davacının davasını Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açabileceği değerlendirilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; HMK'nun 6.maddesi genel yetki incelendiğinde: davalının yerleşim yerinin "Büyükçekmece" olduğu, davacının davasını BK 89 maddesine dayanarak dava açması halinde Denizli Mahkemelerinin yetkili olacağı, icra takibinin İstanbul İcra Müdürlüklerinde yapıldığı, davalının da borca itiraz dilekçesiyle süresinde yetki itirazında bulunduğu göz önüne alınarak davacının kanun ile belirlenen tüm yetki kurallarına uymadan tüm bu yetki kuralları bertaraf edilerek kanunen belirlenen yetkili icra dairesinde takip başlatmadığı anlaşıldığından, itirazın iptali davasında yetkili icra dairesinde takip başlatılması özel bir dava şartı olup, tüm bu nedenlerle davacının yetkisiz icra dairesinden başlattığı ilamsız icra takibi usulsüz olduğundan ve ortada geçerli bir icra takibi mevcut olmadığından sonuç olarak usulüne uygun icra takibi yapılmadığından bunun HMK'nın 114/2. maddesi kapsamında dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usulüne uygun icra takibi bulunmadığından HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı noksanlığından USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 615,40TL ilam harcından peşin alınan 2.678,01TL harcın mahsubu ile bakiye 2.062,61TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.600,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7. maddesine göre hesaplanan 17.738,50TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/01/2025 Katip ... e imzalıdır Hakim ... e imzalıdır