İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/510 E. 2024/876 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/510
Karar No
2024/876
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/510 Esas KARAR NO : 2024/876 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/06/2024 KARAR TARİHİ : 24/09/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına kayıtlı bulunan .... plakalı araç davalı ile yapılan .... numaralı kasko sözleşmesi ile teminat altına alındığını, müvekkilinin aracına bir zarar geldiğinde en kısa zamanda araç bedelini ödemesi gerektiği sözleşmede açıkça yazılı olduğunu, dava konusu araç 27/10/2022 tarihinde ... plakalı araç ile kaza yapmış ağır bir zarara uğradığını, kaza sonrasında müvekkili şirket çalışanları tarafından yetkili servis ve anlaşmalı servis olan .... servisine çekildiğini, bu süreçte davalı şirket işlemleri ağırdan almış ve aracın gerekli eksper raporunun geç düzenlenmesine sebep olduğunu, kaza 27/10/2022 tarihinde olmasına rağmen expertiz raporu ancak 25.02.2023 tarihinde düzenlendiğini, davalının ödemede gecikmesi, alacağı alabilmek için bir de sigorta tahkim komisyonuna başvurmak zorunda kaldıklarını, davalının kusuru nedeni ile müvekkilinin alacağına kavuşması bir yılı aşmış ve buna rağmen kaza tarihindeki araç bedeli üzerinden alacağını alabildiğini, oysa ki aracın hurdası dahi davalı tarafından 395.954 TL ye satıldığını, aracın neredeyse rayiç bedeli ile hurda bedeli arasında 54.046 TL bir fark olması hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, satış evrakında da görülebileceği üzere satış tarihinde aracın kasko bedeli 759.858 TL olduğunu, anlatılan ve re’sen dikkate alıncak hususlarla birlikte, belirsiz alacak davası ile davalının taraflar arasında yapılan kasko sözleşmesini zamanında yerine getirmemesi nedeniyle uğramış olunan müvekkilin 25.000TL munzam zararının ödenmesine ve müvekkilinin aracı kullanamadığı 27/10/2022-31/10/2023 tarihleri arasında muadil araç kullanması nedeni ile mahrum kalınan kar olan 5.000 TL nin ticari avans faizi ile birlikte müvekkile ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı ... yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihi ile tahsil tarihi arasında çok zaman geçmediğini, bu tarihler aralığında çok büyük oranda enflasyon farkı olmadığını, faizle karşılanmayan bir zarar oluştuğundan bahsedilemeyeceğini, bu yönüyle, davacı taraf alacağını yargıya taşıdıktan 9 ay gibi kısa bir süre içerisinde tahsil ettiğini, faizle karşılanmayacak herhangi bir gecikme söz konusu olmadığını, bu kapsamda müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, kaldı ki, müvekkili şirket dava neticesinde icra dairesine ödeme de yaptığını, nitekim bu husus davacı tarafın dava dilekçesinde de açık bir şekilde belirtildiğini, dolayısıyla, davacı tarafın dava konusu talebinin bu yönüyle de kabulünün mümkün olmadığını, izah edilen nedenlerle müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığından, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, her halükarda fahiş olan talebin reddine, ret sebepli vekalet ücretinin davacı aleyhine lehe takdir edilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, TBK'nun 122. maddesi kapsamında aşkın zarar istemine ilişkindir. 27/10/2022 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle ödenen araç bedeli yönünden sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamında aşkın zararın olup olmadığı, varsa zarar miktarı noktasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir. Kaza tarihinin 27/10/2022 olduğu ekspertiz raporunun 25/02/2023 tarihinde düzenlendiği, hasar bedeli için Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğu, kasko sözleşmesi gereği işlemlerin zamanında yapılmaması nedeniyle munzam zarar ve ekspertiz raporuyla sigorta tahkim kararı arasında geçen süre boyunca mahrum kalınan kar istenilmiştir.Davacının mahrum kalınan kar talebi dolaylı zarar kapsamında olup poliçe teminatı kapsamında olmadığından kabul edilmemiştir. Davacının aşkın zarar talebi açısından; Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır. Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak mahkemece yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemez. Yargılamanın uzun sürmesi aşkın zararın oluştuğunu göstermediği gibi davacı tarafın bahsettiği hususlar da somut bir zararı göstermemektedir. (aynı yönde Yargıtay HGK 2021/11-938 Esas, 2022/401 Karar sayılı ilamı). Bu nedenle davacının aşkın zararını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 427,60TL ilam harcından peşin alınan 512,33TL harcın mahsubu ile bakiye 84,73TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.600,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/510, K. 2024/876, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-510-e-2024-876-k-489e93b8614c