İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/964 E. 2024/116 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/964
- Karar No
- 2024/116
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/964 Esas KARAR NO : 2024/116 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/10/2022 KARAR TARİHİ : 29/01/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı arasında .... tarihleri arasında gerçekleşecek olan ''.... Fuarı''na katılım hususunda sözleşme yapıldığını, davacının tarafların belirlediği 13.415,43 USD tutarındaki fuar katılım ücretini anlaşmaya uygun olarak alacaklının kabul ettiği ödeme yoluyla ifa ettiğini, davalı tarafın işbu tarih itibariyle üzerine düşen edimi yerine getirmediğini, sözleşmeye konu fuar organizasyonunu gerçekleştirmediğini, davalı tarafın hiçbir haklı nedene dayanmayan oyalama çabaları ve belirsizlikleri nedeniyle davacı tarafından Kestel ... Noterliğinin 26/08/2022 Tarih. ..... Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini, ödenen bedelin iadesinin talep edildiğini, ihtarname sonrası da davalı tarafça sözleşme bedelinin iadesi yapılmadığından Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... numaralı dosyası ile davalı aleyhine takibe geçildiğini, davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun esasa ilişkin itirazının iptali ile takibin devamına, davacı lehine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil ile davacı arasında .... tarihleri arasında düzenlenecek ... Fuarı (...) için "Fuar Katılım Sözleşmesi" akdedildiğini, Covid-19 salgını nedeniyle fuarın, haklı sebeplerle ileri bir tarihe ertelendiğini, yapılan sözleşmede yer alan hükümler gereğince davalı şirketin, fuarı haklı gerekçelerle erteleme hakkına sahip olduğunu, yapılan erteleme ile katılımcıların haklarının aynen korunacak olması, aynı şartlarda fuarın gerçekleştirilecek olması nedeniyle fuar katılım bedelinin iade edilemeyeceği hususun da kararlaştırıldığını beyan etmiştir. Netice ve Talep: Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan nedenler ve sayın mahkemece re ‘sen dikkate alınacak hususlar doğrultusunda; haksız, kötü niyetli ve hukuki mesnetten yoksun huzurdaki davanın reddine, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, taraflar arasında imzalanan fuar katılım sözleşmesinin sona erdiği iddiası ile ödenen fuar katılım bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili istemine ilişkindir. Davalı ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması için 18/12/2023 tarihli celsede verilen ara karar uyarınca davalı şirketin inceleme gün ve saatinde hazır bulunmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı görülmüştür. Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle;''26.04.2019 Tarihli Fuar Katılım Sözleşmesinin, konusunun .... tarihleri arasında olan .... Fuarı olduğu, davacı tarafın katılımcı, davalı tarafın yetkili konumunda yer aldığı, İş bu sözleşmede tutarın KDV dahil genel toplam 72.979,98 TL olarak belirtildiği, taraflarca karşılıklı olarak imzalandığı, Kestel .... Noterliğinin 26.08.2022 tarihli .... yevmiye madde numaralı ihtarnamesi ile, davacı tarafın davalı taraftan 13.415,43 USD tutarı 3 iş günü içerisinde talep ettiği, İş bu ihtarnamenin tebliğ mazbatasında ihtarnamenin 31.08.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafın 06.09.2022 tarihinde temerrüde düştüğü/düşürüldüğü, davacı tarafın davalı tarafa 7.298,00 TL PEŞİN, 65.681,99 TL ÇEK olmak üzere toplam 72.979,99 TL ödeme yaptığı, dosya muhteviyatına ödeme dekontu, çek görüntüsü ve tahsilat makbuzu sunulduğu, davacı taraftan sunulan ...Bankası tarafından düzenlenen 1 adet dekontta, 13.05.2019 tarihinde davacı tarafından davalı tarafa 7.298,00 TL tutarı ödediği, iş bu dekontun açıklama kısmına .... Fuar Ödemesi Diye yazıldığı, çek Görüntüsü, davacı taraftan sunulan 5 adet çek görüntüsünde, 2019 yılı 8. 9. 10. 11. 12. aylarda belirlenen muhtelif keşide tarihlerinde davacı tarafından davalı tarafa 65.681,98 TL tutarı ödediği, iş bu çeklerin davacı tarafından davalı tarafa düzenlendiği, tahsilat Makbuzu, davacı taraftan sunulan 1 adet tahsilat makbuzunda, davacı tarafından davalı tarafa 65.681,98TL tutarı ödediği, 2019 yılı 8. 9. 10. 11. 12. aylarda belirlenen muhtelif keşide tarihli 5 adet çekin bilgilerinin yer aldığı, iş bu makbuzun davalı tarafından düzenlendiği ve kaşe ile imzalandığı, Türkiye Odalar Ve Borsalar Birliği’nin Yazısı, İlgide kayıtlı müzekkere ile, pandemi döneminde fuarların ertelenmesine ilişkin verilen kararların ve ... tarihleri arasında gerçekleştirilen fuar sonuç evrakının mahkemenize iletilmesi talep edildiği, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 56ıncı maddesinin g bendi ile, oda ve borsalara yurt içi fuarlar konusunda yapılan ve Birliğe intikal ettirilen müracaatları inceleyip karara bağlama yetkisi Birliğimize verilmiştir. Birliğimize intikal ettirilen fuar başvuruları bu yetkiye istinaden, Birliğin yurtiçinde fuar düzenlenmesine ilişin görev ve sorumluluklarının gereklerini yerine getirmek üzere kurulan Fuarlar Komitesi uhdesinde ve yine aynı yetkiye dayalı olarak yayımlanan Yurt İçinde Fuar Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar (Usul ve Esaslar) çerçevesinde değerlendirilip sonuca bağlanmaktadır. Covid-19 Pandemisi sebebiyle Ticaret Bakanlığı'nın Birliğimize gönderdiği, ekte sunulan yazılarıyla 2020 yılında düzenlenmek üzere Takvimde yer alan tüm fuarların, ilk olarak 1 Mayıs 2020 sonrası döneme, sonra 1 Temmuz 2020 sonrası döneme, son olarak ise 1 Temmuz 2020 tarihinden itibaren açık alanlarda fuarların düzenlenebilmesine izin verilmekle birlikte, kapalı alanlarda düzenlenecek fuarların ... sonrası döneme ertelendiğinin bildirildiği, Ticaret Bakanlığı'ndan alınan ve ekte örnekleri yer alan yazılar dışında Takvimde yer alan tüm fuarların belli bir tarih sonrasına ertelenmesini gerektirecek başka bir yazı Birliğimize ulaşmadığını, ayrıca, Birliğimizce bu yönde herhangi bir karar da alınmadığını, .... tarihlerinde Antalya'da .... A.Ş. tarafından ilk kez düzenlenen .... Fuarı'nın fuar sonuç raporunun ise ekte bilgilerinize sunulduğunun beyan edildiği, Tarafların Ticari Defter Ve Kayıtlarının Karşılaştırılması, 06.09.2022 tarihi itibariyle, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında davalı taraftan 72.979,98 TL alacaklı olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmakla defterler hükme esas alınmıştır. 6098 sayılı T.B.K yürürlüğe girmesinden evvel, mevzuatımızda uyarlama kurumuna ilişkin bir düzenleme olmamakla birlikte, taraflar arasındaki sözleşme koşullarının daha sonra önemli ölçüde değişmesi halinde değişen bu koşullar karşısında (Clausula Rebüs Sic Stantibus -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması ) ilkesi bağlamında ve M.K. 2. maddesinden de yararlanılmak suretiyle sözleşmenin yeniden düzenlenmesinin mümkün bulunduğu ve karşılıklı sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin bozularak "işlem temelinin çökmesi" halinde M.K. 1, 2 ve 4'üncü maddelerinden yararlanılması gerektiğine dair öğreti ve uygulamada yerleşik bir kabul mevcut iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK’nın 138 nci maddesi ile bu husus yasal bir düzenlemeye de kavuşturulmuştur. Aşırı ifa güçlüğü başlıklı bu yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Ancak az yukarıda ifade edildiği üzere "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esas olup, sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan madde de belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.11.2019 ve 2017/13-515 Esas, 2019/1233 Karar sayılı ilamına baktığımızda; "Kurulmuş bir sözleşmede sonradan ortaya çıkan bazı olgular nedeniyle değişiklik yapılabilmesi, bugün çağdaş tüm hukuk sistemlerinde kabul edilen, beklenmeyen hâl (emprevizyon) veya clausula rebus sic stantibus kuramının koşullarının gerçekleşmiş olması hâlinde mümkün görülmektedir. Bu kuramın, borçlunun şartları ne olursa olsun mutlaka akde sadık kalmasını zorunlu gören, bir bakıma artık eskimiş olarak nitelendirilebilecek ahde vefa veya pacta sunt servanda kuramını sınırlamak için konulduğu benimsenmektedir. Beklenmeyen hâl kuramı, şöyle açıklanmaktadır: “Akit yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar önemli surette değişmişse taraflar akitle bağlı olmamalıdır. Buna “clausula rebus sic stantibus” (beklenmeyen hâl şartı) denmektedir. Bu görüş öğretide “emprevizyon teorisi” adıyla anılmaktadır. Öğretide, sözleşmenin, yapıldığı andaki durumun değişmeyeceği şeklindeki bir zımni kabul ile yapıldığı, aynen uygulanmasının taraflarca bu zımni şarta bağlı tutulduğu varsayılmaktadır (Tekinay, S.S./Akman, S./Burcuoğlu, H./Altop, A.: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 7.Bası,İstanbul 1993, s.1005). Anlaşılacağı üzere hukukumuzda ahde vefa ilkesinin geçerli olduğu ancak bir kısım özel şartların bir araya gelmesi halinde TBK'nun 138. maddesi çerçevesinde sözleşmeyle bağlılık ilkesinin ihmal edilebileceği açıktır. Taraflar arasındaki sözleşmeyi etkiler şekilde dünya genelinde ortaya çıkan COVİD-19 pandemisi ve bu bağlamda yasa koyucu tarafından alınan önlemler ve bu minvalde yapılan düzenlemelerin sosyal hayat ve doğal sonucu olarak iş hayatına etkileri hukuken meşhur ve maruf vakıalardandır. Bu vakıaların taraflar arasındaki davaya konu olan hizmet ilişkisine etkilerinin yukarıda özetlenen hukukun genel ilkeleri ve yasal düzenlemeler ışığında açılmış bulunan davada mahkemece değerlendirileceği açıktır. Ancak, söz konusu uyuşmazlığın değerlendirileceği yargılama sürecinde yine yukarıda izahı yapılan sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa - Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri ile beklenmeyen hâl (emprevizyon) veya clausula rebus sic stantibus kuramı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği izahtan varestedir. (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 2021/632 esas-2021/668 karar) 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesinde “Genel Olarak" madde başlığı altında “Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır. Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür. Yeni koronavirüs (Covid-19) salgını Mart 2020 ayından itibaren ülkemizde görülmeye başlanmış ve bu kapsamda hastalığın yayılmasının kontrol altına alınması amacıyla çeşitli tedbirlere başvurulmuştur. Bu tedbirler kapsamında olmak üzere zaman zaman ve ihtiyaç durumuna göre sokağa çıkma yasağı uygulanması, iş yerlerinin kapatılması veya esnek çalışma, düğün törenlerinin ertelenmesi, evden çalışma gibi değişkenlik gösteren tedbirler uygulanmış olup, salgının etkilerinin ve yetkili kurumlarca alınan tedbirlerin halen devam ettiği bilinmektedir. Yaşanılan salgın hastalık sürecinin olağanüstü bir durum olduğu ve taraflarca öngörülemeyeceği açıktır. O halde genel olarak salgın hastalık sürecinin Türk Borçlar Kanunu'nun 138.maddesinde belirtilen olağanüstü durum olarak kabul edilmesi, Türk Borçlar Kanunu'nun 136.maddesinde belirtilen borçludan kaynaklanmayan imkansızlık sebebi olarak kabul edilmesi gerekir. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında .... tarihleri arasında gerçekleşecek olan ''.... Fuarı''na katılım sözleşmesi yapılmış ise de, Covid-19 pandemisinin 2. Dalgası kapsamında fuarın yapılıp yapılmayacağı hususu belirsiz hale gelmiş olup fuarın ertelendiği, belirtilen tarihlerde ifası konusunda borçlunun sorumlu tutulamayacağı değerlendirilmiştir. Davalı taraf fuarın iptal edilmeyip, ertelendiğini, kısmi ifa imkansızlığı bulunmadığını iddia etmiştir.Her ne kadar imkansızlık geçici nitelikte olup, kural olarak borcu sona ermesine neden olmaz ise de, bu hususta tarafların farazi iradeleri esas alınmalıdır. İfanın muayyen bir zamanda yapılacak olması veya ifa zamanının alacaklı için önem taşıdığı hallerde borcun sona ermesi sonucunu doğurduğu kabul edilmelidir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesinde de belirtildiği üzere karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür. Somut davada taraflar arasında fuar katılım sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme kapsamında davacı fuar katılımcısı, davalı ise fuar düzenleyicisidir. Taraflar fuar katılım sözleşmesi kapsamında .... tarihleri arasında gerçekleşecek olan ''....Fuarı''na katılım konusunda sözleşme imzalanmıştır. Ancak söz konusu sözleşme kapsamında kararlaştırılan fuar davalı tarafça covid 19 pandemisi sebebiyle gerçekleştirilmemiş ve ertelenmiştir. Ancak davalı tarafça yeni fuar tarihi davacı ile müzakere edilmemiştir. Covid 19 pandemisi sebebiyle dünya genelinde ve ülkemizde tüm etkinliklerin kısıtlandığı hususunda ve davalının da kararlaştırılan tarihte edimini elinde olmayan sebeplerle yerine getiremediği hususunda tereddüt yoktur ve bu hususlarda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Ancak davacı taraf .... tarihlerinde gerçekleşecek olan fuara katılım için davalı ile sözleşme imzalamıştır ve bu nedenle yukarıda belirtilen yasal mevzuat gereği de davacının kendisi ile müzakere edilmeden farklı bir tarihte aynı ülkede veya başka bir ülkede düzenlenecek fuara katılmaya zorlanmasının kabul edilmesi hukuken mümkün değildir. Bu nedenlerle davacının sözleşmede belirtilen tarihlerde yapılmayan fuara ilişkin davalı tarafça sözleşmede belirtilen edim yerine getirilmediğinden davacı tarafça ödenen bedelin iadesini talep etmekte hukuken haklı olduğu kanaatine varılmış ve açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı ile davalı arasındaki sözleşme USD üzerinden akdedilmiştir. Sözleşme bedelinin TL cinsinden ödenmesi davacının USD üzerinden talepte bulunamayacağı anlamına gelmemektedir. Bu sebeple davalının bu yöndeki savunmasına Mahkememizce itibar edilmemiştir. Davacının açıklanan nedenlerle sözleşmeden dönmesi ve ödediği bedelin iadesini talep etmekte haklı olması sebebiyle davacı tarafça ifanın imkansızlaşmasına dayalı olarak sözleşmeden dönülmesi nedeniyle davalıya yapılan toplam 13.415,43 USD nin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜ ile; davacının taraflar arasındaki fuar katılım sözleşmesi kapsamında sözleşmeden dönülmesi sebebiyle davalı tarafa ödenen 13.415,43 USD bedelin temerrüt tarihi olan 06/09/2022 tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranı ile işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-)Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 16.687,14-TL ilam harcından peşin alınan 2.946,33TL harcın mahsubu ile bakiye 13.740,81-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-)6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.120,00-TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4-)Davacı tarafından sarf edilen 2.000 ,00-TL bilirkişi ücreti, 136,50-TL posta masrafı, 80,70-TL başvuru harcı, 2.946,33-TL peşin harç olmak üzere toplam 5.163,53-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 38.642,82-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 6-)HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar verildi. 29/01/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır *Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.