İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1151 E. 2024/946 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/1151
Karar No
2024/946
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/1151 Esas KARAR NO : 2024/946 DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/12/2022 KARAR TARİHİ : 08/10/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;davacıların uzun yıllardır çelik, mobilya ve aksesuar üretimi yapan, bu faaliyetleri ile katma değer üreten, onlarca insana iş imkanı ve sektöre göre yüksek miktarlarda ihracat yaparak döviz girdisi de sağlayan firmalardan olduğunu, davalı ....... ’ın uzun yıllar davacı firmada dış ticaret sorumlusu olarak sigortalı ve maaşlı olarak çalıştığını, davacı firmada çalışmakta iken kendisinin hakim ortağı olduğu davalı şirketi kurduğunu, davalı ..... ’ın davacı şirketlerden ayrılmasının hemen ertesinde davalı firma üzerinden davacının (bilhassa yurtdışındaki ve Hollanda’daki) müşterileri ile temasa geçtiğini, davacı firmalardan mal almamalarını telkin ettiğini ve kötüleyici beyanlarda bulunduğunu, davacı firmaların tescilli mal ve hizmetlerini bu firmalara sattığını, davalının bu haksız rekabet oluşturan eylemleri sonucunda uğradıkları zararı şu an tespit edilebildiği kadarıyla dahi milyonlarca lirayı geçtiğini, eski şirket ortağı olması bir tarafa, davalının eylemlerinin açıkça herhangi bir üçüncü şahsın işleyebileceği haksız rekabet fiilinin çok açık bir örneği olduğunu, davalının bu eylemleri ile davacı şirketlerin müşteri ve iş kaybettiğini, nakit akışlarında düzensizlik oluştuğunu, sipariş iptali yaşadıklarını, ciro ve kazanç kaybı yaşadıklarını, aynı zamanda gelecekte bu müşterilerden elde edecekleri kazançtan da mahrum kaldıklarını, davalının ticari defterlerinin, faturalarının, müşteri beyanları ve tanıklıklarının mahkemece toplanması ile ispatlanacağı üzere söz konusu zararın ve mahrum kalınan kârın tek sebebinin davalının kasdi ve ağır kusurlu eylemleri olduğunu, Öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.12.2004 tarih ve ..... E.- .... K., 31.05.2000 gün ve ..... E. – ...... K. sayılı ilamlarında da belirttiği üzere tüzel kişilerin de kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat talep edebilmeleri, açabilmelerinin mümkün olduğunu, davalının eylemlerinin sonucu tedarikçi firmalar ve müşterilerde oluşan (bilhassa ekonomik itibar ve prestij kaybı olmak üzere) manevi zararların doğmasının ve tazminini talep etmenin mümkün olduğunun hüküm altına alındığını beyan etmekle, talep olarak; fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla davanın kabulünü, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, 10.000.00TL maddi tazminat ve 50.000.00TL manevi tazminat ödemesini, yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinden de sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının davadaki taleplerinin, zamanaşımı ve hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davalı ...... şirketinin 01.10.2015 tarihinden beri faaliyet gösterdiğini, iş bu nedenle dava konusu alacak talepleriyle ilgili olarak, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden usulden reddini talep ettiklerini, davacıların, her ne kadar davalının haksız rekabete ilişkin eylem ve işlemler gerçekleştirdiği iddiasıyla davayı mahkemeniz nezdinde ikame etmişse de görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu, bu nedenle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı şirketlerin, davalının davacı iş yerlerinden ayrılmasının hemen ertesinde davalı firma üzerinden davacı şirketlerin müşterileri ile temasa geçtiğini iddia etmişse de söz konusu bu hususun kabulü mümkün olmadığını, davalı ....... ‘nın işe giriş bordrolarında da açıkça görüleceği üzere 05.11.2013 yılında davacı ...... Büro Mobilya San. Ve Tic. Ltd. Şti.'de çalışmaya başladığı, iş akdinin sonlandığı 31.03.2020 tarihine kadar yine aynı davacı şirket nezdinde çalıştığını, diğer davacı ...... Makina Metal Eşya San. Ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirket nezdinde hiçbir zaman çalışmadığını, bu nedenle davacı ...... şirketinin davalı ...... ile hiçbir zaman iş akdinin olmaması sebebiyle işbu davanın, davacı tarafından ikame edilmesi mümkün olmadığından davanın ...... şirketi açısından husumetten reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacıların, dava dilekçesinde davalının haksız rekabete aykırı eylemleri dolayısıyla maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlarsa da davacılar ile davalı ...... ve ..... şirketi arasında rekabet yasağına ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, davalı ...... şirketinin davacılarla hiçbir ticari faaliyetinin de bulunmadığını, dolayısıyla davalıların her türlü iş kolunda ticari faaliyet sürdürebilmesinin mümkün olduğunu, rekabet yasağına ilişkin bir sözleşme olmadığını ve dolayısıyla davalının bu hürriyetini bağlayıcı bir engel bulunmadığını, davalı ....... 'ın uzun yıllar çalışmış olduğu ve tecrübe kazanmış olduğu bir alanda ticari faaliyet göstermesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, mobilya sektörünün davalı ..... 'nın aile mesleği olduğunu, babasının uzun yıllar mobilya üretimi ve ticaretini yapmış olduğunu, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla taraflar arasında akdedilmiş bir rekabet yasağı sözleşmesi bulunmuş olsaydı dahi, sözleşmenin bir geçerliliğinin bulunmayacağını, davalı ...... firması arasında işçi-işveren ilişkisi olduğunu, bu durumun, davalının sözleşme iradesini sakatladığı gibi, sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümlerinin geçersiz sayılacağını, davacıların dava dilekçesinde haksız rekabete delalet eden Türk Ticaret Kanunu hükümlerini öne sürerek davalılardan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlarsa da TTK haksız rekabet hükümlerine sübut veren eylemlerin varlığına ilişkin somut bir delil sunmamış bu hususlar bir yana, davalının, davacı şirketteki işinden ayrılmadan önce davacı şirketin işlerinin aksamaması ve mağduriyet yaşamaması adına yerine gelecek olan ......'a tüm işleri öğreterek ayrılmış olduğunu, bu hususun dahi davalının iyi niyetinin göstergesi olduğunu, davalı ...... şirketinin, diğer davalı ....... ‘nın davacı iş yerinde çalışmaktayken kurulmuş olduğunu, davacı şirketin bundan haberdar olduğunu, haksız rekabet için uygun illiyet bağının varlığının zorunlu olduğunu, ekonomik rekabet hakkını dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanan ve bunun sonucunda bir zarar veya zarar tehlikesi meydana getiren fiilin arasında illiyet bağının varlığı aranacağını, aksi halde haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, somut olayda ise davacıların, gerçekten de kazanç kaybı yaşamış olmalarının mümkün olduğunu, ancak haksız rekabetten söz edilebilmesi için davacıların, yaşadıkları kazanç kaybının, maddi ve manevi zararların haksız rekabet nedeniyle oluştuğunu ispat etmeleri gerektiğini, davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Haksız rekabet; adi iş ve ticari iş ayrımı yapılmaksızın, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlardır. İşçi işe alındığı andan iş akdinin sona erdiği ana kadar işverene karşı rekabet yapamaz. İş akdinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Buna karşılık, taraflar iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş akdine konulmasını veya bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. İş akdi sona erdikten sonra işçinin işverenle rekabet etmeme borcu ancak böyle bir yükümlülük sözleşme ile kararlaştırıldığı takdirde söz konusu olmaktadır.( Prof. Dr. S. Süzek, İş Hukuk, Beta Yayınları, 2005, S.227) İş kanunu haricinde 6098 Sayılı Borçlar Kanunun’da işçinin özen ve sadakat borcu ve sır saklama yükümlülüğü tanımlanmıştır. Anılan maddeye göre; “MADDE 396- İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır. İşçi, işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun olarak kullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine teslim edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlüdür. İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez. İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür.” Türk Medeni Kanunu Madde 2'ye göre "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." Türk Ticaret Kanunun 18. Maddesi gereğince; “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.” İşçi ve işverenin rekabet etmeme borcunu iş sözleşmesi sona erdikten sonra da devam ettirmek istemeleri halinde iş sözleşmesine bu konuda ayrı şart koymaları veya ayrıca bir rekabet yasağı sözleşmesi yapmaları gerekmektedir. Rekabet yasağı sözleşmesi; işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra, belirli bir faaliyet alanında, belirli bir coğrafi bölgede, belirli bir zaman dilimi içerisinde, işverenle rekabet ilişkisi içerisine girmemeyi taahhüt ettiği sözleşmedir. İş Kanunu’nda rekabet yasağı ile ilgili bir düzenleme olmaması sebebiyle rekabet yasağı sözleşmesine 6098 s. BK m. 444-447 hükümleri uygulanır. İşçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra işverenle rekabet etmeyi yasaklayan işbu sözleşme işçinin ekonomik geleceğini de sınırlandıracaktır. Nitekim Anayasa’nın 48. Maddesinde düzenlenen işçinin dilediği alanda ve kişiyle çalışabilmesini ve sözleşme özgürlüğünü sağlayan hükümle işverenin rekabet nedeniyle doğabilecek haklı menfaati arasında denge kurulması gerekmektedir. Bu sebeple, TBK m.444 vd. maddelerinde birtakım sınırlamalar yapılmıştır. Türk Borçlar Kanunu 444.maddesinde geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinin kurulabilmesi için uyulması gereken koşullar belirtilmiştir. Sözleşmenin geçerli ve bağlayıcı olması için bu şartlara uygunluk gerekmektedir aksi takdirde butlan yaptırımına tabi olup geçersiz sayılacaktır. Bunlar; • Geçerli Bir İş Sözleşmesinin Bulunması Rekabet yasağı sözleşmesinin kurulabilmesi için öncelikle taraflar arasında bir hizmet ilişkisi olmalıdır. İş Sözleşmesinin belirli ya da belirsiz süreli olması önem taşımamaktadır. Önemle belirtmek gerekir ki, rekabet yasağı sözleşmesinin yapılması tarafların tasarrufunda olmalı, özel bir kanun hükmü ile engellenmemiş olmalıdır. •Sözleşmenin Yazılı Olarak Yapılması Yazılı şeklin öngörülmesinin nedeni işçinin sözleşmenin kapsamı hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamaktır. Kanunun öngördüğü şekil resmi şekil değil, adi yazılı şekildir. • İşverenin Korunmaya Değer Haklı Menfaatinin Varlığı Rekabet yasağı sözleşmesinin amacının, işçinin iş ilişkisi içinde işle veya işyeri ile ilgili edindiği bilgileri iş ilişkisi sona erdikten sonra rakip bir işletme içinde kullanılmasını engellemek olduğunu belirtmiştik. Bu sebeple işçinin, iş ve iş yeri ile ilgili edindiği bilgiler, rakip işletmede kullanılması halinde işvereni zarara uğratacak türden olmalıdır. Bu çerçevede; Türk Borçlar Kanunu’nun 444. Maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen, rekabet etmeme sözleşmesinin düzenlenebilmesi için çalışma koşullarının işçiye üretim sırları veya müşteri bilgileri ya da işvereninin işleri ile ilgili bilgiye ulaşabilme şansı vermesi ve iş ilişkisinin kolaylığı sebebi ile edinilen bu bilgilerin değerlendirilmesinin işvereni ciddi şekilde zarara uğratacak nitelikte olması koşulu aranmıştır. Bu koşulları tek tek değerlendirmek gerekir ise; Üretim Sırları veya İşverenin İşleri Hakkında Bilgi Edinme Olanağı Üretim sırları ve işle ilgili bilgiler, sınırlı bir çevre tarafından bilinen, başkaları tarafından kolaylıkla öğrenilmesi mümkün olmayan, saklı kalmasında işverenin haklı menfaatinin olduğu olgular olarak tanımlanabilir. Üretim teknolojisi, özel bir ürünün içeriği, ham madde kaynakları, yatırım planları gibi bilgiler örnek olarak gösterilebilir. Üretim sırları ile ilgili bilgileri işçinin öğrenme imkanı olması gerekir. Bu itibarla herkes tarafından bilinebilecek bilgilere haiz işçilerle rekabet yasağı sözleşmesi yapılamaz. Örneğin; şirketin şoförlüğünü yapan işçinin öğrenme imkanı yoktur. Müşteri Çevresi- Satış ve Pazarlama Şartlarına İlişkin Bilgi Edinme Olanağı İşçinin işverenin müşteri çevresine ait bilgileri haiz olması halinde rekabet yasağı sözleşmesi yapılmasını haklı kılan neden, işçinin müşteri çevresi ile kişisel ilişki kurması, onların istek ve ihtiyaçlarını, kendine has özelliklerini bilmesi ve rakip bir işletme içinde kendi lehine kullanma ihtimali bulunması, böylece işverenin müşteri çevresinde azalmaya neden olabilecek olmasıdır. İşçinin müşteri çevresi, üretim sırları ve işle ilgili bilgilere sahip olması bir şart olarak öngörülmüş olsa da öğretide, işçinin söz konusu bilgileri fiilen öğrenmiş olması koşulunun aranmayacağı, objektif koşullarda öğrenebilecek bir konumda olmasının yeterli olacağı görüşü ileri sürülmüştür. Önemle belirtmek gerekir ki rekabet yasağı sözleşmesinin yapılmasında işverenin haklı bir menfaati olması koşulunun gerçekleşebilmesi için, işçinin bu bilgilere sahip olması ve öğrenebilecek olması yeterli değildir. Nitekim 444. Maddede de belirtildiği üzere söz konusu bilgilerin kullanılması durumunda işverenin önemli bir zarara uğrama ihtimalinin bulunması gerekir. Bu ihtimalin varlığı somut olaya göre belirlenmekle birlikte zararın telafisinin kolaylıkla mümkün olmadığı, ilgili piyasada rekabet gücünde bir geriye gidiş yarattığı, kazanç ve siparişlerde ciddi bir düşüş yaşandığı durumlarda zararın varlığı kabul edilir. Rekabet Yasağı Taahhüdünün Sınırlandırılması -Yer Bakımından: Rekabet yasağı sözleşmesine yer bakımından sınırlama getirilmesi zorunludur. Söz konusu yer sınırı bir coğrafi bölge yahut şehir olabileceği gibi işverenin faaliyet alanı olarak da belirlenebilir. Doktrinde ileri sürülen görüşe göre, rekabet yasağının, işverenin yürütmekte olduğu faaliyetin yurt genelinde geçerli olması ve işçinin işyerindeki pozisyonu açısından işverenin korunması gerekli haklı bir menfaatinin bulunması durumunda tüm ülkeyi kapsayacak şekilde düzenlenmesi mümkündür. Ancak bu durumda süre ve işin türü açısından getirilen sınırlamaların daha dar kapsamlı olması, işçinin ekonomik durumunun tehlikeye düşürülmemesi örneğin rekabet yasağının süresinin veya kapsadığı işlerin daha sınırlı bir şekilde düzenlenmesi gerekir. Sonuç olarak her somut olaya göre bir denge yaratılmalı ve buna göre yer sınırı belirlenmelidir. İşin Türü Bakımından: İşin türü bakımından sınırlama işverenin faaliyet alanını aşmamalı ve iş sözleşmesinin sona erdiği tarihe göre belirlenmelidir. Dikkat edilmesi gereken husus sınırlamanın işverenin tüm faaliyet alanı ile değil, işçinin yapmakla görevli olduğu işle doğrudan ilgili olanları kapsayacak şekilde getirilmesi gerektiğidir. Süre Bakımından: Türk Borçlar Kanunu madde 445’te rekabet yasağı sözleşmesinin süresinin özel durumlar ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağına ilişkin hüküm yer almaktadır. Süre iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte başlar. Süre kararlaştırılırken işverenin ekonomik geleceği ile işverenin haklı menfaatleri arasında bir denge kurulmalı, rekabet yasağı makul süre ile sınırlandırılmalıdır. Bununla birlikte özel durumlardaki süre istisnasına doktrinde işçinin üst seviyede bir yönetici olması, işyerindeki uzmanlığı, işverenin üretim usullerinde uygulanacak teknik ve endüstriyel sırlarına sahip olması ve nitelikli bir uzman olması gibi durumlar örnek olarak gösterilmektedir. Aşırı Nitelikteki Rekabet Yasağı Düzenlemeleri Türk Borçlar Kanunu’nun 445. Maddesinin 2. Fıkrasında “hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun bir biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı ve süresi bakımından sınırlayabilir” hükmüne yer verilmiştir. Hakim aşırı nitelikteki rekabet yasaklarını sınırlarken, somut olayın özelliklerini dikkate alacaktır. Yine kanunda hakimin takdir yetkisini kullanırken işverenin karşı edimini de göz önünde bulundurması gerektiği hükmü yer almaktadır. Hukukumuzda karşı edim getirilmesi zorunluluğu olmamakla birlikte tarafların sözleşmeyle kararlaştırılması önünde bir engel bulunmamaktadır. Dosya kapsamında yer alan belge ve dokümanlar incelendiğinde davalılardan ...... ’in davacılardan ..... Büro Mob. San. Ve Tic. Ltd. Şti nezdinde 05.11.2013 yılında çalışmaya başladığı ve 31.03.2020 yılında işten ayrıldığı tespit edilmiştir. Dosya kapsamında mevcut yazılı bir rekabet yasağı sözleşmesi ya da iş sözleşmesinde buna ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre,davalılardan ...... ’ın diğer davalı ...... şirketi nezdinde çalışmaya başlamasının ve davalı ..... şirketinin ..... şirketine satış yapmasının ticaret serbestisi olarak değerlendirileceği ve haksız rekabet teşkil etmediği görüş ve kanaatine varılmıştır. Davacı ..... yasal defter kayıt ve belgeleri incelendiğinde, davacının, dava dışı yurtdışında yerleşik ....... firmasına yapmış olduğu satışların 2021 ortalarından itibaren azaldığı, 2022 döneminde hiç satış yapamadığı, 2023 Mayıs ayı itibariyle yeniden satış yapmaya başladığının anlaşıldığı, Sunulan faturalardan anlaşıldığı üzere, davalı ...... firmasının, dava dışı firmaya 2021-2022 ve 2023 dönemlerinde toplam 1.144.780,36.Euro satış yaptığı, yukarıda yapılan hesaplama ve değerlendirmelere göre, davacı ...... ‘in toplam 576.463,74.Euro tutarında kar kaybına uğramış olduğu, diğer davacı ..... ‘ın, davacı ...... firmasının imalat işlerini yapmış olduğunun anlaşıldığı, davacı ..... ‘in dava dışı ..... firmasına yaptığı satışların 2021-2022-2023 dönemlerinde azaldığı, bu durumun ....... Kalıp firmasını da etkilemiş olması gerektiği, fakat yapılan değerlendirme ve hesaplamalara göre, davacı ....... Kalıp firmasında kar kaybının yaşanmadığı, haksız rekabet yönünden yapılan değerlendirmeler sonucunda; davalılardan ..... ’ın diğer davalı ..... şirketi nezdinde çalışmaya başlamasının ve davalı ...... şirketinin ...... şirketine satış yapmasının ticaret serbestisi olarak değerlendirileceği ve haksız rekabet teşkil etmediği, alınan 25/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda da davacının haksız rekabet iddialarına ilişkin yeterli ve somut delillere ulaşılamadığı tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; alınan bilirkişi raporları, dinlenen tanık beyanları, dosyada mevcut tüm delil ve belgelere göre haksız rekabet iddiasını destekler nitelikte yeterli ve somut delil bulunmadığı, haksız rekabet şartlarının oluşmadığı kanaatine varılarak davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davalı ...... yönünden davadan feragat edilmesi nedeniyle onun yönünden ise feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ..... aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Davalı ...... Uluslararası Dan. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 427,60TL ilam harcından peşin alınan 170,78TL harcın mahsubu ile bakiye 256,82TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.200,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Maddi tazminat talebi yönünden; davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 10.000,00TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, 7-Manevi tazminat talebi yönünden; davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, 8-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2024 Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ...... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1151, K. 2024/946, T. 08.10.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-1151-e-2024-946-k-9d91d2a1f134