İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/280 E. 2024/625 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/280
Karar No
2024/625
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/280 Esas KARAR NO : 2024/625 DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/11/2019 KARAR TARİHİ : 10/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Yayıncılık A.Ş., Dünya’nın öncü haber kuruluşlarından ....’in Türkiye’de yayın yapan ... logolu televizyon kanalının yayıncısı olduğunu, .... grup şirketlerininden biri olduğunu, davalının "httPs://www...." web adreslerinde yayınlanan haberde kasıtlı olarak müvekkilinin marka ve kişilik haklarını ve ticari itibarını zedelemeye yönelik yayınlar yaptığını, bu yayınlar ile müvekkili şirketinin Atatürk düşmanı olarak gösterdiğini, Söz konusu videonun incelenmesinde, vatandaşa mikrofon uzatıldığı sırada vatandaş tarafından mikrofunun tutulması sebebiyle yayına sesin gitmesi engellenmesi sebebiyle “...." ifadesi yayına yansıyamadığını, Davalıların yaptıkları haberler sebebiyle sosyal medyada olayın yankılanması neticesinde, müvekkili şirketinin yayın ekibi tarafından kasedin ham bant halindeki ses ile görüntünün tekrar yayınlandığını, söz konusu haberin içeriğinde yer alan iddia ve ithamların müvekkili şirketin kişilik haklarını ihlal ettiğini, https://www... web adresinde yapılan yayın için 100.000-TL, manevi tazminatın yayın tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...' un www... adlı haber sitesinin Genel Yayın Yönetmeni olduğunu, taraf olarak belirtilen müvekkilinin Genel Yayın Yönetmenliği yaptığı site olduğundan gerçek ve tüzel kişiliği olmadığı için taraf sıfatının olmadığını, hukuki bir sorumluluğu bulunmadığını, tazminat talepli bir davada müvekkiline husumet yöneltilmeyeceğini, Sosyal medyada çok yankı bulan bu hususun daha sonra .... sitesinde de haber yapıldığını, Söz konusu haberin başlığında “Sansür” kelimesinin seçilme sebebinin ise sosyal medyada ve bu şekilde bir algı oluşması ve gerçekten, vatandaşın cümlesinin ilk kısmı ekranlara yansırken son kısımda sesin kesilmesi olduğunu, bu sebepten davanın reddini talep ettiğini beyan etmiştir. Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 08/07/2021 tarih, ...esas ve ... karar sayılı ilamı ile davanın esastan reddine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 09/12/2021 tarih, ... esas ve ... karar sayılı ilamı ile görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna karar verilmesi üzerine Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24/12/2021 tarih, ...esas ve ...karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilen iş bu dosya Mahkememize 08/03/2022 tarihinde ... Esas sayılı dosya numarası ile tevzi edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda Mahkememizin 24/05/2022 tarih, ... esas ve ...karar sayılı ilamı ile 6102 sayılı TTK'nun 5/A ve 6100 Sayılı HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, Mahkememiz ilamının İstinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 21/02/2024 tarih, ... esas ve ...karar sayılı ilamı ile; "....19/12/2018 günlü Resmi Gazete de yayımlanarak 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 06/12/2018 tarih 7155 sayılı Kanunun MADDE 23- 6325 sayılı Kanuna Dördüncü Bölümden sonra gelmek üzere “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlığıyla Beşinci Bölüm ve aşağıdaki madde eklenmiş, diğer bölümler buna göre teselsül ettirilmiştir. “Dava şartı olarak arabuluculuk MADDE 18/A- (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Aynı kanunun 20. maddesiyle Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü içermektedir. Eldeki dava için, mahkemece verilen kesin süre içinde dava şartı olan "arabuluculuk anlaşamama son tutanağı" dosyaya sunulduğundan mahkemece, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi sebebiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü gerekir. Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın esası ve diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi..." gerekçesi ile kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce kaldırma ilamından sonra yargılamaya devam olunmuştur. Dava; Basın yoluyla kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28.maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasası'nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektedir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25.maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davacı tarafça haberin ham bant halinde çözümü ile birlikte dosyaya sunulduğu, bir vatandaşın "..." dedikten sonra yayında kesinti olduğu, daha sonra muhabirce konuşmalar yapıldığı, çözümün tamamı incelendiğinde, bahsi geçen yayına yansımama durumu dışında aynı mahiyette başkaca bir durum olmadığı anlaşılmış ve ayrıca Olay günü kameraman olarak görev yapan ..., tanık olarak dinlenilmiş, beyanında özetle; 21 yıldan fazla süredir ...'te kameraman olarak görev yaptığını, kortejden geçen birinin "...." dediğini; ancak sebebini anlayamadığı şekilde bu ifadenin yayına yansımadığını, daha önce böyle bir şeyin hiç olmadığını ifade ettiği anlaşılmıştır. Tüm dosya ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu haberin davalı tarafça yayınlanmasından önce diğer haber siteleri tarafından yayınlandığı ve davalının yazısı üzerine sosyal medyada haberin yayılmamış olduğu, haberin veriliş biçimi ve bütünlüğü çerçevesinde basının haber verme hakkı ve eleştiri sınırları içerisinde haber yapıldığı, davacı şirket tarafından yapılan yayında yaşanan kesintinin süresi ve gerçekleştiği an, tanık beyanı birlikte değerlendirildiğinde yazının genel yayın ilkelerine uygun basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 1.707,75-TL peşin harcın indirilmesiyle geriye kalan 1.280,15‬‬-TL'nin davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar oluşturulmasına yer olmadığına, 5- Davalılar yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin Davacı'dan alınarak Davalı'ya verilmesine, 6-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca arabulucuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/09/2024 Katip ... ☪ e-imzalıdır. ☪ Hakim ... ☪ e-imzalıdır. ☪

Atıf: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/280, K. 2024/625, T. 10.09.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-280-e-2024-625-k-70ab28ce942c