İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/909 E. 2023/949 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/909
- Karar No
- 2023/949
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ K A R A R ESAS NO : 2020/909 Esas KARAR NO : 2023/949 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/12/2020 KARAR TARİHİ : 30/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davalı ile aralarındaki ticari ilişkiye uygun olarak fatura düzenlendiğini, davalı şirketin fatura borcunu vadesinde ödemediğini, müvekkili şirket tarafından 12/09/2018 tarihli ...... numaralı ve 395.142,70 TL tutarında fatura düzenlendiğini, davalı tarafından 195.187,68 TL kısmi ödeme yapıldığını, bakiye 199.955,02 TL tutarındaki muaccel borcun ödenmediğini, müvekkili şirket tarafından yasal takibe geçilmeden önce davalı şirkete Beşiktaş ..... Noterliğinden gönderilen 14/05/2020 tarihli ....... yevmiye nolu ilk ihtarname ile bakiye, muaccel fatura alacağı ile ilgili temerrüt ihtarında bulunulduğunu, Müvekkilinin Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı dosyası ile yasal takibe geçtiğini, davalının haksız ve kötü niyetle itirazıyla takibin durduğunu, bu itibarla davalı şirketin müvekkili şirkete 199.955,02 TL ana para ve 81.895,80 TL tutarında temerrüt faizi olmak üzere 281.850,52 TL tutarında borcu bulunduğunu, beyan ederek haksız itiraz ile duran Takibin Devamına ve borçlunun yapmış bulunduğu haksız inkar sebebiyle 920'den aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına da hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, Davacı tarafından takibe ve davaya konu edilen 12/09/2018 tarihli faturanın müvekkili şirket tarafından ödendiğini, bu sebeple takibe ve davaya konu edilen fatura özelinde davalı Müvekkilnin davacı yana hiçbir borcu bulunmadığını beyan ederek yetki itirazlarının kabulüne, davanın reddine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte işbu davayı haksız olarak açan kötü niyetli davacı aleyhinde dava konusu alacağın 9020'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, kötü niyetli davacı hakkında 6100 sayılı HMK m 329/! ve İl hükümlerinin uygulanmasına ve bu bedellerin de davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili sunduğu tam ıslah dilekçesiyle özetle; huzurda görülmekte olunan itirazın iptali davası kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu olan alacağa istinaden Müvekkili Şirket ve Davalı Şirket defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve Davalı Şirket ile Müvekkili Şirket kayıtları karşılaştırılmak suretiyle Yeminli Mali Müşavir ...... tarafından hazırlanan 15/12/2022 tarihli bilirkişi raporunun tanzim edilerek dosyaya sunulduğu, anılan Rapor'da esas itibarıyla Müvekkili Şirketin Davalı Şirket'ten toplamda 199.955,02-TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiği, Sayın Bilirkişi Raporda Davalı Şirket ile Müvekkili Şirket arasındaki cari hesap kayıtlarındaki farkın 70.000,00-TL tutarındaki ....... çekinin iadesinden kaynaklandığını, söz konusu çek tutarı da dahil edilmek üzere Müvekkili Şirketin Davalı Şirket'ten 129.955,02-TL tutarında alacaklı olduğunu, ticari teamüle göre Davalı Şirket tarafından dayanak 12/09/2018 tarihli faturanın vade tarihinden sonra Müvekkili Şirket'e yapılan ödemelerin, vade tarihi öncelenmek suretiyle mahsup edilmesi gerektiğini belirtmiş, bu sebeple söz konusu alacağın takibe dayanak faturadan değil, cari hesap ilişkisinden kaynaklandığının kanaatine varıldığını, bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176 ve devamı maddeleri uyarınca tarafların ıslah yoluyla iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar iddia ve savunmalarını değiştirip yeni vakıalar ve delilleri ileri sürebilmekte olduğunu, itirazın iptali davasının, ıslah yolu ile alacak davasına dönüştürülmesinin mümkün olduğunu, HMK'nin ve içtihatların tanıdığı bu hak kapsamında, özellikle davanın açılmasından sonraki süreçte ortaya çıkan gelişmelerin huzurda görülmekte olunan davada ortaya konulması gereğinin hasıl olduğunu, bu bağlamda, davanın türünün ve istemlerinin açıklanacak hususlarla beraber ıslah etmekte olduğunu, bilindiği üzere, İcra İflas Kanunu m. 67 uyarınca, itirazın iptali davasının dayanağı olan icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğunu, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir dava olduğunu, davanın takibe bağlılığının alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerli olduğunu, huzurdaki itirazın iptali davasına konu icra takibinin 12/09/2018 tarihli faturaya istinaden başlatıldığını, ne var ki, Rapor ile, Müvekkili Şirket'in Davalı Şirket'ten alacağının takibe dayanak faturadan değil, cari hesap ilişkisinden kaynaklandığının tespit edildiğini, gerçekten de Müvekkili Şirket ile Davalı Şirket arasında uzun seneler boyunca cari hesap ilişkisinin söz konusu olduğunu, dava öncesi ihtarname sürecinde ve Sayın Mahkemece daha önce sunulan dilekçelerde de belirtildiği üzere, Davalı Şirket tarafından Müvekkili Şirket'e kısmi ödemeler yapıldığını, ilgili ödemelerin Müvekkili Şirket ile Davalı Şirket arasında, takip tarihine kadar kısa bir süre daha devam eden ticari ilişki kapsamında düzenlenen farklı faturalara istinaden yapılmış olup Müvekkili Şirket kayıtlarında bu ödemelerin fatura bazında tasnif edildiğini, ancak vadelere göre öncelenmediğini, ancak gelinen noktada, söz konusu kısmi ödemelerin daha önce vadesi gelmiş olan faturalardan mahsup edilmesi ve bu kapsamda, Müvekkili Şirket'in alacağının cari hesap ilişkisinden kaynaklandığının kabulünün gerektiğinin açıklığa kavuştuğunu, konuya ilişkin içtihatların da bu yönde olduğunu, bu kapsamda, İİK m. 67 uyarınca itirazın iptali davasının, ilişkin olduğu icra takibine dayanağa sıkı sıkıya bağlı olduğundan huzurdaki davayı alacak davası olarak ıslah etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, Rapor ile Müvekkili Şirketin Davalı Şirketten 129.955,02 TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiğini, aynı zamanda, dosyaya mübrez dilekçelerinde defaatle Müvekkili Şirket ile Davalı Şirket kayıtlarının farklı olmasının sebebinin iade olan bir çek olduğunu, Davalı Şirketin kayıtlarında söz konusu karşılıksız çekin yer almadığını ve bu hususun Müvekkili Şirkete ait kayıtlar ile tespit edilerek çelişkinin giderilebileceğinin belirtildiğini, dosya kapsamında Müvekkili Şirket'in kayıtlarının incelenmesi neticesinde Davalı Şirket ile Müvekkili Şirket arasındaki cari hesap farkının karşılıksız çıkan 70.000,00-TL tutarındaki ...... çekinden kaynaklandığının açıkça tespit edildiğini, Müvekkili Şirket'in kanuni defter kayıtlarında Davalı Şirket tarafından yapılan ödemelerin dökümünde 06/02/2019 tarihinde 70.000,00-TL tutarındaki çekin mevcut olduğunu, söz konusu çekin bir kopyasının Rapora beyan dilekçesinin ekinde sunulmuş olmakla birlikte, işbu dilekçenin ekinde yeniden Sayın Mahkemeye sunulduğunu, dolayısıyla bu hususta herhangi bir ihtilaf kalmamış olup Müvekkili Şirket'in kayıtlarının usul ve yasaya uygun olduğunun bir kez daha açıklığa kavuştuğunu, bu kapsamda, Müvekkili Şirket'in Davalı Şirket'ten 129.955,02 TL + 70.000 TL olmak üzere toplamda 199.955,02 TL tutarında alacaklı olduğunun sübuta erdiğini, Rapor'da Sayın Bilirkişinin, Müvekkili Şirket'in Davalı Şirket'ten toplam alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu kapsamda, taleplerini, 199.955,02 TL tutarındaki toplam alacağın her bir faturanın son ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek olan temerrüt faizi ile birlikte toplamda 199.955,02 TL olarak ıslah ettiğini beyan etmiştir. Davalı vekilinin süresinde sunduğu ıslaha karşı cevap dilekçesinde; davacının 03/03/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile yapmış olduğu ıslah işleminin 6100 s.lı HMK'nin 182. maddesi uyarınca köteniyetli ıslah kabul edilmesi ve ıslah dikkate alınmadan karar verilmesi gerektiğini, davada artık neredeyse tahkikatın sonuna gelindiğini ve dosya mündericatındaki bilirkişi raporlarıyla; davacının takip talebinde ve işbu itirazın iptali davasında iddia ettiği gibi 10/01/2019 vadeli faturaya dayalı bir alacağının bulunmadığının ortaya çıktığını, davacı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi ve işbu dava açılmadan evvel, davalı müvekkili tarafından keşide edilen ihtarnamelerde, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği bakiyenin taraflar arasındaki cari hesap uyuşmazlığından kaynaklanabileceğinin müteaaddit defalar dile getirildiğini, bu nedenle cari hesap ekstresinin bir örneğinin davalı müvekkiline iletilmesinin istendiğini, bu duruma rağmen davacının haksız bir takibe giriştiğini, 10/01/2019 vade tarihli faturaya dayalı bir icra takibinde bulunduğunu ve haksız olarak huzurdaki itirazın iptali davasını açtığını, şimdi gelinen aşamada ise davacının, borcun sebebinin taraflar arasındaki cari hesaptan kaynaklandığını ileri sürmekte olduğunu, talep sonucunu azaltmakta ve davasını alacak davası olarak ıslah ettiğini belirttiğini, davacının 03/03/2023 tarihli ıslah dilekçesi olarak sunduğu dilekçenin, takipteki ve itirazın iptali davasındaki haksızlığının ikrarı olduğunu, Mahkemece alınan bilirkişi raporları ile davacının, davalı müvekkilinden 10/01/2019 tarihli faturadan kaynaklı bir alacağının bulunmadığını, dolayısıyla da davacının icra takibindeki haksızlığı ve davalı müvekkilinin takibe itirazında haklı olduğunun açığa çıktığını, dosya mündericatındaki 08/06/2021, 12/05/2022 tarihli bilirkişi raporlarında davacının takibe dayanak faturalardan kaynaklı alacağının olmadığının ve işlemiş faiz talep edemeyeceğinin tespit edildiğini, 15/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda ise "davacı kayıtlarında söz konusu faturadan SADECE 2.428,09-TL alacaklı olduğunun hesaplandığı, bu faturanın temerrüt tarihinden takip tarihine kadar 623,92-TL temerrüt faizi alacağı olduğu" tespit edildiğini, bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere, davacının davalı müvekkilinden takip konusu faturaya dair bir alacağının bulunmadığını, son bilirkişi raporuna itibar edilmesi halinde ise takipte talep edilen 298.133,36-TL alacaklı olmadığının, yalnızca 2.428,09-TL alacaklı olduğunun ortaya çıktığını, davalı müvekkilinin, icra takibinin de itirazın iptali davasının da açılmasına sebebiyet vermediğini, hatta aksine icra takibi dahi açılmazdan evvel taraflar arasında keşide edilen ihtarnamelerde aralarındaki uyuşmazlığın cari hesap uyuşmazlığından kaynaklanabileceğini defaatle belirttiğini ve davacıdan cari hesap ekstresinin kendisine iletilmesini talep ettiğini, davacının ise bu isteme uymadığını, haksız takibe giriştiğini, huzurdaki itirazın iptali davasını açtığını, ancak gelinen bu aşamada dosyadaki üç ayrı bilirkişi raporuyla, icra takibinde ve işbu davasında haksız olduğunun ortaya çıkması üzerine, davasını taraflar arasındaki cari hesaptan kaynaklanan alacak davasına ıslah ettiğini belirttiğini, daha taraflar arasında uyuşmazlık çıkmamış iken, davacı tarafından varlığı alacak ile ilgili olarak taraflar arasında ihtarnemelerin keşide edildiği dönemde dahi çözülmesi mümkün olan bu uyuşmazlığın ortaya çıkmasına neden olan tarafın, basiretli bir tacir gibi hareket etmeyen, cari hesap ekstresini davalı müvekkiliyle paylaşmayan ve alacaklı olmadığı bir faturaya dayalı olarak davalı müvekkili aleyhine icra takibine girişen davacı olduğunu, tüm bu nedenlerle yani davacının, takipte ve davasında haksız olduğunun ortaya çıkması üzerine, davanın bu aşamasında yaptığı ıslahın HMK m.182 uyarınca kötüniyetli ıslah olduğunu, Sayın Mahkemece, bu kötüniyetli ıslah işleminin dikkate alınmadan, itirazın iptali davası hakkında karar verilmesi gerektiğini, itirazın iptali davasının, ıslah ile alacak davasına çevrilmesinin hukuken mümkün olsa da, davacının işbu gelinen aşamada yaptığı ıslaha bakıldığında, özellikle de ıslah dilekçesinde dava değerini yükseltmiş gibi ifade etmiş olsa da sonuç bölümünde talebini azalttığı dikkate alındığında, davacının itirazın iptali davasının reddinin sonuçlarından kurtulabilmek amacıyla davasını ıslah ettiği açık olup, davacının bu kötüniyetli davranışının hukuken korunması mümkün olmadığını, davacının, ilk davası ile ıslah ettiği dava arasında hiçbir bağlantı da bulunmadığını, tüm bu nedenlerle, davacının ıslahının kötüniyetli ıslah olması nedeniyle 6100 s.lı HMK'nin 182. maddesi uyarınca, bu ıslah işlemi dikkate alınmadan itirazın iptali davası hakkında karar verilmesini talep ettiğini, Sayın Mahkemece, davacının ıslahının kötüniyetli ıslah olarak değerlendirilmemesi durumda ise, davacının bugüne değin harçlandırdığı tüm talepleri (498.088,38-TL) ile ıslah dilekçesindeki talep sonucu karşılaştırıldığında (199.955,02-TL) davacının, itirazın iptali davasındaki tüm taleplerinden feragat ettiğini, bu nedenle itirazın iptali davası hakkında, davacının feragati dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiğini, davacının 15/12/2020 tarihli dava dilekçesinde itirazın kaldırılmasını talep ettiği ve harçlandırdığı miktarın 298.133,36-TL olduğunu, davacının 03/03/2023 tarihli ıslah dilekçesinde talep sonucunun ise 199.955,02-TL olup, ıslahla yükseltildiği belirtilen 199.955,02-TL'lik talebin tüm ıslah harcı da davacı tarafından yatırıldığını, dolayısıyla davacı, davayı açarken yatırdığı harç ve sonradan ıslah harcıyla harcını yatırdığı talepleriyle huzurdaki davanın değerini toplam 498.088,38-TL'ye yükselttiğini, fakat davacının, ıslah dilekçesindeki talep sonucunda, yalnızca 199.955,02-TL'lik alacağın tahsili talebinde bulunduğunu, davacının, harçlandırmak suretiyle önce 498.088,38-TL'ye yükselttiği davasında, ıslah dilekçesinde yalnızca 199.955,02-TL'nin tahsilini talep etmekle, ilk davası olan 298.133,36-TL'lik itirazın iptali davasından feragat ettiğini, ancak davacının feragatin olumsuz sonuçlarından kaçınmak için, bu işlemi ıslah dilekçesi adı altında yapmaya çalıştığını, ıslah ile dava değerinin/talep sonucunun azaltılamayacağı, bunun feragat olarak değerlendirilmesi gerektiği hususunda Yargıtay'ın yerleşik içtihadı bulunmakta olduğunu, davacının harçlandırdığı toplam 498.088,38-TL'lik dava değerini ve talebini, ıslah dilekçesindeki talebi ile 199.955,02-TL'ye azaltmakta, 298.133,36-TL değerindeki itirazın iptali talebinden feragat ettiğini, davacının itirazın iptali davasındaki tüm taleplerinden feragat etmiş olması nedeniyle, dava değeri 298.133,36-TL olan itirazın iptali davası hakkında, davacının feragati nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki itirazın iptali davası hakkında, davacının bu davadan tamamen feragati nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine talep ettiğini, hiçbir koşulda kabul ettiği anlamına gelememek kaydıyla, Sayın Mahkemece, dava değerinin ıslahla 199.955,02-TL haline getirildiğinin kabul edilmesi halinde dahi; davacının kısmi feragatte bulunduğu dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiğini, davacının ıslah dilekçesi adı altında müddeabihi azalttığı, bu işlemin bir usul işlemi değil maddi hukuka taalluk eden kısmi feragat olduğu hususunun gözden kaçırılmaması gerektiğini, davanın ıslahı sonrasında dava değerinin 199.955,02-TL olarak kabul edilmesi halinde dahi, davacı ıslah dilekçesinde dava değerini yükselttiğini ileri sürse de, esasında talep sonucunun azaltılmasının/daraltılmasının söz konusu olduğunu, çünkü davacının 15/12/2020 tarihli dava dilekçesindeki talebi 298.133,36-TL iken, ıslah dilekçesindeki talebinin 199.955,02-TL olduğunu, davacının, davalı müvekkilinden, cari hesaptan kaynaklı bir alacağının bulunmadığını, nitekim taraflar arasında yazılı olarak akdedilmiş bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, davacının taraflar arasında cari hesap bulunduğunu ve alacağının bu cari hesaptan kaynaklandığını ileri sürmekteyse de, taraflar arasında 6102 s.lı TTK'nun 89. maddesi uyarınca yazılı olarak akdedilmiş geçerli bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacının da bu hususta yazılı bir delil sunmadığını, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunduğunun kabul edilmesi halinde dahi, cari hesaptan kaynaklanan alacakların zamanaşımı süresi 6102 s.lı TTK'nun 101. maddesinde açıkça düzenlenmiş olup, ıslahla talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak dikkate alınması durumunda, zamanaşımına uğramış alacak talebinde bulunduğundan, açıkça zamanaşımı def'i ileri sürmekte olduğunu beyan etmiştir. Büyükçekmece ...... İcra Dairesinin ...... Esas sayılı icra takip dosyasının incelemesinde; alacaklısının dosyamız davacısı, borçlusunun dosyamız davalısı olduğu, icra takibinin 281.585,40-TL asıl alacak ve 16.547,96-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 298.133,36-TL alacak için yapıldığı, icra takibinin faturaya dayandığı, davalı borçlunun icra takibine 05/08/2020 tarihinde itiraz ettiği, davacı alacaklının icra takibine itirazın iptali için süresinde dava açtığı anlaşılmıştır. Yapılan açık yargılamada taraf teşkili sağlanmış, Büyükçekmece ..... İcra Dairesinin ...... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmış, tarafların bağlı bulundukları Vergi Dairesi Müdürlüklerinden B formları getirtilmiş, ....... Bankası A.Ş.'den ödeme belgesi ve hesap dökümü getirtilmiş, .... Bankası T.A.O'dan ödeme belgeleri getirtilmiş, ..... bank A.Ş.'den hesap dökümü getirtilmiş, ...... Bankası A.Ş.'den yazı yanıtında çeke ilişkin yapılan işlemler bildirilmiş, ..... Bankası A.Ş.'den yazı yazı yanıtında çeke ilişkin yapılan işlemler bildirilmiş, .... Bankası A.Ş'den hesap dökümü getirtilmiş, bilirkişi raporları aldırılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama süreci ve değerlendirmede; dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemiyken, davacı tarafça sunulan tam ıslah dilekçesiyle açık hesaba dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olarak ıslah edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık taraflar arasındaki ticari ilişkisi kapsamında davacının dava konusu icra takibine dayanak fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu noktasında toplanmaktayken, davanın tam ıslahı ile davacının davalıdan açık hesaba dayalı olarak alacaklı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı taraf, icra takibine dayanak faturadan dolayı davacıya borçlu bulunmadığı savunmuştur. Dosya kapsamında aldırılan 08/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalının ticari defterlerinin yöntemine uygun olarak tutuldukları, açılış kapanış onaylarının yaptırıldığı belirlenmekle, kanıt niteliği olduğu olduğu değerlendirilmiş, bilirkişi raporunda davalının icra takibine dayanak fatura dışında 31/01/2019 tarihli ve 09/04/2019 tarihli 2 adet faturadan dolayı davacıya 130.666,77-TL borçlu bulunduğu, bu alacak tutarına icra takibine dayanak faturada yazılı vade tarihinden itibaren 37.616,82-TL işlemiş faiz hesaplanacağı ya da Beşiktaş ..... Noterliği aracılığıyla gönderilen 14/05/2020 tarihli .... yevmiye sayılı ihtarname dikkate alınarak 2.417,34-TL işlemiş faiz hesaplanacağı saptanmıştır. 15/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacının ticari defterlerinin yöntemine uygun tutuldukları, açılış kapanış onaylarının yaptırıldığı belirlenmekle, kanıt nitelikleri bulunduğu değerlendirilmiş, bilirkişi raporunda davacının icra takibine dayanak fatura nedeniyle 2.428,09-TL alacaklı, 31/01/2019 tarihli fatura nedeniyle 162.983,25-TL alacaklı ve 09/04/2019 tarihli fatura nedeniyle 34.543,68-TL alacaklı olmak üzere davalıdan toplam 199.955,02-TL alacaklı olduğu belirlenmiş, davalının defter kayıtları incelenerek düzenlenen raporla aradaki farkın ..... Bankası A.Ş.'nin 70.000,00-TL'lik çekinden kaynaklandığı, bu çekin davalı kayıtlarında ödeme olarak göründüğü, ancak davacı kayıtlarında iade olarak göründüğü saptanmıştır. 15/12/2022 tarihli bilirkişi raporuyla iade edildiği belirlenen ..... Bankası A.Ş.'nin 70.000,00-TL'lik çeki bankasından sorulmuş, gelen yazı yanıtında karşılıksız işlemi yapıldığı bildirilmiştir. Bu durumda, davalının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporuyla davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu uyumlu olmakla, davacının ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan toplam 199.955,02-TL alacaklı olduğu ve bu alacağın 2.428,09-TL'sinin icra takibine dayanak faturaya ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf 15/12/2022 tarihli bilirkişi raporu ile yapılan saptama üzerine tam ıslah dilekçesi sunarak davasını açık hesaba dayalı alacak davasına dönüştürmüştür. Taraflardan her biri, tahkikatın sona ermesine kadar yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Islah, iddia ve savunmayı genişletme yasağına tabi olmaksızın bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren, bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğurur. Ancak ikrar, tanık ifadeleri, bilirkişi rapor ve beyanları, keşif ve isticvap tutanakları, yerine getirilmiş olan veya henüz yerine getirilmemiş olmakla beraber, karşı tarafın yerine getireceğini ıslahtan önce bildirmiş olması koşuluyla, yeminin teklifi, reddi veya iadesi ıslah ile geçersiz kılınamaz. Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi halde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. Islahın konusu, tarafların yaptıkları kendi usul işlemleridir. Taraflar ıslah ile dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu, istem sonucunu değiştirebilirler. Bu sayede istemlerini tamamen değiştirebilecekleri gibi, yeni bir vakıa da ileri sürebilirler. Davanın tamamen ıslahı , dava dilekçesinden itibaren yapılan ıslahtır. Davanın tamamen ıslahı, istem sonucunun veya dava nedeninin değiştirilmesi durumunda söz konusu olur. Örneğin sözleşmeye dayanan tarafın, sonradan vekaletsiz iş görme sayılacak bir davranışa dayanması dava nedeninin değiştirilmesidir. Davanın tamamen ıslahında, dava baştan itibaren ıslah edilir ve mahkemeye yeni bir dilekçe verilir. Islahın davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötü niyetli düşüncelerle yapıldığı kanıtlar veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ıslahı dikkate almadan karar verir. Davacı taraf sunmuş olduğu dilekçesiyle açık hesaba dayanan 199.955,02-TL alacağının davalıdan tahsilini istemektedir. Birbirleri ile uyumlu bilirkişi raporlarına göre, davacının davalıdan toplam 199.955,02-TL alacağı bulunmakta olup, açık hesaba konu alacaklara dayanak faturaların 2018 ve 2019 yılına ilişkin oldukları görülmekle, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunduğu yönünde bir iddia da bulunmamakla taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliğine göre, davalının açık hesaba dayalı alacak tutarına ilişkin zamanaşımı savunması yerinde bulunmamıştır. Her ne kadar davalı taraf davacının kötü niyetli ıslahta bulunduğu iddiasında bulunmuşsa da, bilirkişi raporlarıyla davacının davalıdan açık hesap alacağı bulunması, davalının belirlenen bu tutarı ödediğine ilişkin dosya kapsamında bir kayda rastlanmaması gibi davalının da bu yönde bir savunmasının bulunmaması, davalının açık hesap yönünden davacıya borçlu olmadığını savunmasına rağmen bu savunması destekler mahiyette bir kanıt sunmaması, davacının dava dilekçesi ile davalının bakiye 199.955,02-TL tutarındaki muaccel borcunu ödemediği şeklindeki beyanı ve davacının davalı tarafından yapılan ödemeleri icra takibine dayanak fatura dışındaki faturalara mahsup ettiği, mahsup edildikten sonra kalan tutarın açık hesap alacağıyla aynı olması birlikte değerlendirildiğinde, davacının tam ıslahla davasının alacak davasına dönüştürmesinde kötü niyetli olduğunu gösterir dosyaya yansıyan bir kanıt da bulunmadığından davalı tarafın kötü niyetli ıslah iddiasının kabulü olanaklı bulunmamıştır. Aksine kabul, ıslahın niteliği ve etkisi de gözetildiğinde davacının varlığı kanıtlanan alacağına ulaşmasını engelleyecektir. Davacı taraf ıslah dilekçesiyle, taraf kayıtları ile 199.955,02-TL olarak alacağının tahsilini istediğinden, davalı tarafın dava değerinin 498.088,38-TL'ye artırıldığı iddiasına itibar edilmemiştir. Davacı taraf, davayı açarken 199.955,02-TL asıl alacak ile 81.895,80-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 281.850,82-TL alacağından ödenen kısmi tutarlar düşüldükten sonra kalan 281.585,40-TL ile bu alacağa işletilen 16.547,96-TL faiz olmak üzere toplam 298.133,36-TL dava değeri bildirilmiş, ancak davasını tam ıslah ederken 199.955,02-TL alacak isteminde bulunduğu görülmekle, ıslah dilekçesiyle dava değeri azaltılamayacağından davacının ıslah dilekçesinde indirdiği kısım yönünden feragat ettiğinin kabulü gerekmiştir. Davacı tarafça Beşiktaş ..... Noterliği aracılığıyla davalıya gönderilen 14/05/2020 tarihli ..... yevmiye sayılı ihtarname ile 12/09/2018 tarihli 395.142,70-TL'lik faturadan bakiye kalan tutarın ihtarnamenin tebliğinden itibaren 30 gün içinde ödenmesi istenmiş olup, dosya kapsamından ihtarnamenin davalıya 12/06/2020 tarihinde tebliği edildiği anlaşılmakla, tebliğ tarihinden itibaren 30 gün sonrası olan 13/07/2020 tarihi itibariyle bilirkişi raporuyla bu fatura yönünden kalan 2.428,09-TL alacak için faiz istenebileceği, geriye kalan alacak tutarı yönünden dava tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğü anlaşılamadığından dava tarihi itibariyle faiz istenebileceği kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle davacının davalıdan alacaklı olduğu sonucuna varılmakla, davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 199.955,02-TL'nin 2.428,09-TL'sinin 13/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek, geriye kalan 197.526,93-TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alınması gereken 13.658,92-TL karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.600,71-TL peşin harç ile 3.415,00-TL ıslah harcının indirilmesi ile eksik kalan 6.643,21-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 3.600,71-TL peşin harç ile 3.415,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 7.015,71-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 54,40-TL başvurma harcı, 261,74-TL posta ve davetiye gideri, 4.150,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.466,14-TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre 2.995,39-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 150,00-TL posta ve davetiye giderinden ibaret yargılama giderinin kabul ret oranına göre 49,39-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geriye kalan tutarın davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin kabul ret oranına göre 885,31-TL'sinin davalıdan alınarak, geriye kalan 434,69-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 31.992,80-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra yatırana geri verilmesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin, davalı şirket yetkilisinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/11/2023 Katip ... ☪ e-imzalıdır. ☪ Hakim ... ☪ e-imzalıdır. ☪