İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1007 E. 2024/288 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1007
- Karar No
- 2024/288
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1007 KARAR NO : 2024/288 DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/10/2023 KARAR TARİHİ : 21/03/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/04/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili tarafından kullanılan .... markasının Türkiye genelinde 100 ün üzerinde bayisi bulunduğunu, bayilerin TSE-HYB belgesine sahip olduğunu, müvekkilinin, Araç ekspertiz sektöründe kalite noktasında ilk sırada olduğunu, sektörün öncü kuruluşlarından olduğunu, davalılardan ...'in, ... Bayisi olmak için müvekkili ile görüşmelerde bulunduğunu, müvekkilinin, kendisine bayilik vermeyi kabul ettiğini ve bu şekilde .... Araç Muayene Hizmetleri Ltd.Şti. ile müvekkili şirket arasında 30.03.2021 tarihli bayilik sözleşme imzalandığını, davalının, söz konusu bayilik sözleşmesine binaen ''....'' Markasını kullanmaya ve ekspertiz hizmeti vermeye başladığını, 30.03.2021 tarihli bayilik sözleşmesinin tarafı ..... Hizm. Ltd. Şti. olduğunu, ancak sözleşmenin en alt kısmı gereği ... ın tek ortağı ve yetkilisi olan ....'in bayilik sözleşmesinde müşterek borçlu olduğunu, bu sözleşme gereği, sözleşmeden doğan borçlardan hem davalı ... hem de davalı .... sorumlu olduğunu, müvekkilinin markasının altında hizmet vermesi için davalıya bayilik verdikten sonra, bayinin işleyiş süreçlerini ve merkez tarafından belirlenen kurallara riayet edip etmediğini her franchise sahibi gibi takip ettiğini, süreç içerisinde müvekkilinin davalının tüm bayilerin uyması gereken sisteme uymadığını, ticari olarak etik ve ahlaki olmayan hileli işlemlerde bulunduğunu tespit ettiğini, bayiler tarafından verilen ekspertiz hizmetinin bedelinin, müvekkil şirketin kazancının belirlenmesi konusundaki temel unsur olduğuun, müvekkili şirketin komisyon ücreti, bayi tarafından ekspertiz hizmeti vasıtasıyla elde edilen gelirin %15'ini hesaplanarak belirlendiğini, bu sebeple müvekkili şirketin, ekspertiz hizmeti bedelinin bayiler tarafından belirlenmemesi konusunda oldukça hassas olduğunu, ücretin bayiler tarafından değiştirilemeyeceği hususunun, bayilik sözleşmesinin birçok kısmında yazdığını, bayilerin ekspertiz ücretini düşürmesi veyahut ekspertiz hizmetini aldığı bedelden düşük göstermesinin, müvekkilin elde edeceği komisyonu doğrudan etkilediğini, bu konuda yapılacak hileli işlemlerin, müvekkili açısında bayilik sözleşmesinin devamını imkansız hale getirdiğini, .... Oto Ekspertizin tüm bayileri "...." isimli bir yazılımı kullandığını, bu yazılım sayesinde müvekkili şirketin, bayiler tarafından düzenlenen tüm ekspertiz raporlarını, Plus Card cari hesaplarını, alıcı ve satıcı isimlerini ve bu kişilerin iletişim bilgilerini görüntüleyebildiğini, bu yazılımın, müvekkili şirketin bayiden alacağı komisyonu net bir şekilde hesaplamasına imkan sağladığını, tüm bayilerin, müvekkilİ şirket tarafından belirlenen fiyatlar ile ekspertiz hizmeti verdiğini, ekspertiz hizmetinin bedelini ve .... Network aracılığıyla bayisi tarafından günde kaç adet ekspertiz raporu düzenlendiğini bilen müvekkili şirketin, bayilik komisyonunu net bir şekilde hesaplayabildiğini, ancak davalı şirketin, hileli işlemler ile bayilik komisyonun düşük olarak hesaplanmasına sebebiyet verdiğini, Plus card herhangi bir galeri sahibine satılmamış olmasına rağmen davalı tarafından hayali bir Plus Card kullanıcısı oluşturulduğunu, İlk örnekteki Plus Card kullanıcısının ismi "alıcı" ikinci örnekteki Plus Card kullanıcısının ismi "." nokta olduğunu, davalının Plus Card indiriminden faydalanmaması gereken bir müşteriyi Plus Card indiriminden faydalandırmış gibi göstererek müşterinin indirimli fiyattan faydalandığı izlenimini oluşturduğunu, ekspertiz raporu için 450 TL komisyon alması gereken müvekkilinin, davalının hileli işlemleri sebebiyle 225 TL komisyon alacağı tahsil edebildiğini, bu hususların mahkemeye sunulacak log kayıtları, davalının ticari defterleri ve hileli işlemleri gösteren ekspertiz raporları ile ispat edileceğini, davalının usulsüzce ve şüpheli olarak kime ait olduğu belli olmayan ''alıcı'' ve '' . '' isimli cari hesaplar ile muvazaalı işlem yaparak ticari, etik ve ahlaka aykırı eylemlerde bulunduğunu, davalının hayali cariler oluşturarak sahte telefon numaraları kullanarak galerici olmayan kişilere sanki galericiye hizmet vermiş gibi göstererek hem ticari olarak müvekkilini zarara uğrattığını, hem de sadakate aykırı davrandığını, davalının 74 gün boyunca izinsiz şekilde maddi kazanç elde etmeye devam ettiğini, davalının müvekkiline 20.000 Euro daha ödemesi gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla ilgili cezai şartlara dayanarak 1.000 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesini, feshin haklı olduğunun tespitine, bayilik sözleşmesinin feshinden doğan alacağın 1.000 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini sayın mahkemenizden talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının ibraz ettiği arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığı üzere cezai şart istemi arabuluculuk konusu edilmediğini, bu nedenle, davacıya HMK 119/2.maddesi uyarınca dilekçesindeki çelişkiyi gidermesi ve alacak talebini açıklaması için süre verilmesi gerektiğini, döviz cinsinden cezai şart öngören düzenleme kesin olarak hükümsüz olduğunu, davacının sözleşme ile tabelanın kaldırılmadığı her gün için 250 USD cezai şart bedeli ödeneceğinin kararlaştırıldığını beyan ettiğini ve cezai şart talebinde bulunduğunu,Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; konusu yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.” hükmünü havi olduğunu, bahsi geçen düzenlemenin emredici nitelikte olduğunu, aksi yöndeki sözleşme hükmünün kesin olarak hükümsüz olduğunu, bu düzenlemeye istinaden cezai şart bedeli talep etmesine imkan yoktur. Sözleşme hükmü genel işlem koşulu niteliğinde olduğu gibi cezai şart bedeli aşırı derecede fahiş olduğunu, davacının iddialarının tamamıyla gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak kurumsal bir firma izlenimi veren muhatabın Vergi Usul Kanunu'na, Rekabet Hukukuna aykırı işlemleri ile karşı karşıya kaldığını, bu işlemlere itiraz etmesi üzerine bahane üretilerek Bayilik Sözleşmesinin feshedilmesi ile karşı karşıya kaldığını, davacının müvekkiline karşı Rekabet Kanunu’na aykırı birçok uygulamada bulunduğunu, müvekkilinin bayilik sözleşmesini akdettikten sonra giriş bedeli ödeyip yatırım yaptığından davacının baskısı altında kaldığını, davacı Bayilik Sözleşmesi ile sistemi korumak için kendisine tanınan gücü haksız bir biçimde kullanmaya çalışarak müvekkilini baskı altına almaya çalıştığını, ödemeleri şirket ortaklarının şahsi hesaplarına yaptırdığını, kayıt dışı işlemler gerçekleştirdiğini, fiyatlara haksız bir biçimde müdahale çabasına giriştiğini, bölgede yeni bir bayi oluşturmaya çalıştığını, müvekkilinin bu uygulamalara itiraz etmesi üzerine sözleşmeyi feshetmek için bahane bulmaya çalıştığını, müvekkilinin royalty bedellerinin bir kısmını davacı şirkete diğer kısmını ise şirket ortağına ait banka hesabına ödemek zorunda kaldığını, bu durumun banka kayıtlarının celp edilmesi ile ortaya çıkacağını, davacının kazancını düşük göstermek için böyle bir uygulama gerçekleştirdiğini, müvekkilinin bu uygulama nedeniyle giderlerini gösteremediğini, şirket ortağına ödenen parayı giderleştiremediğini, davacının müvekkilini Vergi Hukukuna aykırı işlemler tesis etmeye zorladığını, Rekabet Hukukuna aykırı uygulamalar yaptığını, müvekkilinin itirazı üzerine de uydurma bir bahane bularak Bayilik Sözleşmesini feshettiğini, dolandırıldığını iddia eden davacının bugüne kadar müvekkili hakkında şikayet başvurusunda da bulunmadığını, kendi lehine haksız bir kanaat oluşturmak ve müvekkilimizin itibarına zarar vermek amacıyla dolandırmak gibi bir tabir kullandığını, plus card uygulamasından galerici esnafın yararlandığı yönündeki iddianın tamamıyla gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında böyle bir sözleşme yada taahhüt bulunmadığını, davacıyla müvekkili arasında plus card uygulamasından sadece galerici esnafın yararlandırılacağına dair bir düzenleme olmadığını, sahte belge oluşturulduğu yolundaki iddianın tamamıyla gerçek dışı olduğunu, müvekkilince sisteme yapılan girişlerin hepsinde araçların plaka, şase bilgileri doğru ve eksiksiz olarak yer aldığını, ekspertiz raporunda aracın sahibi yada aracı getiren kişinin değil, aracın tariflenmesi zorunlu olduğunu, haksız fesih nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkilince davacı aleyhine ... E. sayılı dosyasıyla dava açıldığını, bu davanın bahsi geçen dosyayla birleştirilmesini talep ettiklerini, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Davacı vekilinin 20.03.2024 tarihinde, davadan feragat ettiğini bildirir feragat dilekçesini ibraz etmiştir. HMK madde 307 hükmü;"Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. " HMK madde 309 hükmü; "Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir.(4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. " HMK madde 310 hükmü; "Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. " HMK madde 311 hükmü; "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." Talep incelenmekle; Davacı vekili 20.03.2024 tarihinde, davadan feragat ettiğini bildirir feragat dilekçesini ibraz ettiği, feragatın, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu, feragatın ön inceleme duruşmasından sonra yapıldığı, davalı vekilinin feragat di,lekçesinden önce istifa dilekçesi sunduğunun anlaşıldığı, HMK. 307 maddesi gereği olup feragat nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; AÇILAN DAVANIN FERAGAT NEDENİ İLE REDDİNE 1-Ön inceleme aşamasından sonra feragatın gerçekleşmiş olması nedeni ile Harçlar Kanunu madde 22 uyarınca alınması gereken harcın 427,60-TL'nin 2/3'üne denk gelen 285,06-TL harcın davacı tarafça peşin harç olarak yatırılan 269,85-TL harçtan mahsubu ile 15,21-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 3-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davalı vekilinin 15/03/2024 tarihli istifa dilekçesi dikkate alınarak davalı lehine veklaet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair taraf vekillerinin yokluğunda HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.21/03/2024 Katip ... ¸E-imza Hakim .... ¸E-imza "iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."