İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/657 E. 2023/429 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/657
Karar No
2023/429
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/657 KARAR NO : 2023/429 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 18/07/2019 KARAR TARİHİ : 04/05/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2023 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacılar vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu 18/07/2019 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; müvekkillerinden ... ile dava arasında davacı ....SAN. VE TiC. A.Ş.'nin hisselerinin devri hususunda "Şirket Hissesi Satış Sözleşmesi" imzalandığını, bu satış sözleşmesinin belirli aşamalardan oluştuğunu ve belli şartlara bağlı olduğunu, sözleşmenin devamı niteliğinde Bakırköy ... Noterliği huzurunda da .... yevmiye nolu 26/09/2018 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi'nin imzalandığını, ... San. Ve Tic. A.ş.'nin mali durumunun bozuk olduğunu, kısa vadede çözüm üretilemediğini, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen .... Esas sayılı iflas erteleme davasında şirketin malvarlığının korunması için ihtiyati tedbir kararları verildiğini, mahkemenin onayı olmadığından taraflar arasında imzalanan hisse dev- rine ilişkin sözleşmenin geçersiz olduğunu,mahkemece verilen ara karar ile şirket hissesinin devrinin yasaklandığını ve buna onay verilmemesi hususunda kayyımın uyarıldığını, gerçekte büyük bir mali gücü olmadığı halde müvekkilinin darda kalmasından yararlanan ve hileli davranışlarda bulunan davalının içeride çok kıymetli makineler olan şirket binasını bedelsiz olarak ele geçirmeye çalıştığını beyanla öncelikle şirket hisselerinin ticaret sici- linden devrinin önlenmesi ve davalı şahsın şirket faaliyet merkezinden çıkarılması husu- sunda tedbir kararı verilmesini, Bakırköy ... Noterliği huzurunda da .... yevmiye nolu 26/09/2018 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi'nin iptalini, ortaklar pay defterinde gerekli düzelt- menin yapılmasını,fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik aylık 1.000,00 TL işgal tazminatının ve şirkete ait fabrikanın kullanılamamasından kaynaklanan zarara karşı- lık şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini ,yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı mahkememize sunmuş olduğu 09/12/2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davacı şirketin yetkilisi olan ... ile yapılan görüşmeler sonucu ... . San. ve Tic. A.Ş., .... Ltd.Şti ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti 'nin hisselerinin aktif ve pasifleriyle 9.700.000 TL bedelle kendisine satıldığını,buna dair devir sözleşmesi yapıl- dığını,satış bedelinin davacı tarafa ödendiğini, ayrıca satış ve devir işleminin tamamlandığını pay ve karar defterine işlendiğini, hisse devrine ilişkin sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı şirket yetkililerinin şirketleri kendisine teslim ettiğini ve kendisinin de bu şirketlerde çalışmaya başladığını, 01/06/2018 günü şirkette toplantı halinde iken şirket yetkilisi ...., ... ve ... 'nun kendisine yönelik saldırıda bulunup darp ettiklerini, şirket satış ve devrine ilişkin evraklara zarar verdiklerini,bu konuda Silivri CBS'na suc duyurusunda bulunduklarını soruşturmanın halen devam ettiğini, adı geçen kişelirin şirketin devrinden vazgeçtiklerini bildirdiklerini, ancak kendilerine yapılan 9.700.000 TL tutarındaki ödemeyi iade etmediklerini, bu arada şirketi .... isimli başka bir şahsa sattıklarını ve devir işlemini tamamladıklarını, satışın iptali için Bakırköy ...ATM'da tedbir talepli .... Esas sayılı davayı açtığını, yeni alıcının şirkete yerleşip şirketin işlerini yönetmeye başladığını, bu dönemde şirket bünyesinde çalışan işçilerin işten çıkarıl- dığını, şirkete ait bir aracın çalındığını, iflasın ertelenmesi talebiyle Bakırköy .... ATM'de görülen ....Esas sayılı davada ikinci kez yapılan satışın onaylanmadığını , görevlen- dirilen kayyımın yetkisinin bu satışın onaylanmaması için kısıtlandığını, davacılar ile kendisi arasında yapılan sözleşmenin geçerli olduğunu, iş bu davanın kötü niyetle ikame olunduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava, şirket hissesi satış sözleşmesinin iptali, ortaklar pay defterinde düzeltme yapılması, haksız işgal tazminatı ve fabrikanın kullanılamamasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Huzurdaki dava, Davacı ... ile Davalı ... arasındaki hisse devir sözleşmesinin iptali, Davacı'ya şimdilik 1.000,00 TL aylık işgal tazminatı ödenmesi, ayrıca diğer Davacı ... San. ve Tic. A.Ş.'ne (“....”veya “Şirket”) ait olan fabrikanın kullanılamaması nedeniyle Davacı'ya şimdilik 1.000,00 TL'lik zararın ödenmesi taleplidir. Somut uyuşmazlıkta Davacı ..., kendisi ile davalı ...'ın 25.09.2018 tarihinde bir araya gelerek diğer Davacı ....'ın hisselerinin devri için “Şirket Hissesi Satış Sözleşmesi” imzaladıklarını, taraflar arasında yapılan bu sözleşmenin bir devamı olarak Bakırköy ... Noterliği'nin 26.09.2018 tarih ve ... yevmiye numarası ile “Hisse Satış Sözleşmesi” imzalandığını, .... hakkında iflas erteleme davası kapsamında tedbir kararı olduğundan ve bu konuda yetkili olan ticaret mahkemesi taraflar arasında yapılan hisse devir sözleşmesine onay vermediğinden hisse devir sözleşmesinin ticaret siciline tescil edilemediğini, Davacı Şirket iflas erteleme süreci içerisinde olduğundan mahkemenin onayı olmadan bu hisse devir işleminin resmi olarak gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında yapılan sözleşmeye de mahkemenin onayının şart olduğunun belirtildiğini, bu sebeple taraflar arasında yapılan sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, işbu davanın taraflar arasında noterden yapılan hisse devir sözleşmesinin iptali için açıldığını beyan etmektedir. Huzurdaki davada Şirket'in paylarının nama yazılı olduğu (TTSG 02 8603) ve söz konusu payların nama yazılı pay senedine bağlandığı görü lmektedir.Bilindiği üzere anonim şirketlerde nama yazılı pay senetleri,Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler'. Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir (TTK m. 490). Bununla birlikte, kanun koyucunun açıkça yasaklamamış olmasından dolayı gerek öğretide gerekse Yargıtay kararlarında nama yazılı pay senetlerinin temlik beyanı veya ayrı bir temlikname ile de devredilebileceği kabul edilmektedir (Ali Murat Sevi, Anonim Ortaklıkta Payın Devri, 4. Baskı, Ankara 2018, s. 255 vd.). Gerçektende Yargıtay “...TTK'nın 416 ve 417'nci maddeleri hükmü uyarınca, nama yazılı pay senetlerinin devri için, bir temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devir ve teslimi gerekir...” (Y. 11. HD09.07.2007, E.8112/K.10405) şeklinde hüküm vermek suretiyle bu hususa işaret etmiştir (Y. HGK 22.11.1978, E.1977/11-922, K.1978/978; Y. 11. HD 04.12.1981, E.4965, K.5248). Bir başka deyişle esas sözleşmede nama yazılı pay senedinin devrine ilişkin herhangi bir hüküm yoksa nama yazılı pay senetleri hem ciro hem de temlik ile devredilebili. Somut uyuşmazlıkta dava konusu nama yazılı pay senetlerinin temlikname ile devredildiği görülmektedir. Nama yazılı pay senetlerinin devri için yalnızca ciro veya temlik beyanı yeterli değildir. Ayrıca pay senedinin zilyetliğinin (mülkiyeti nakletmek amacıyla) devralana geçirilmesi gerekmektedir. Nitekim somut uyuşmazlıkta dava konusu nama yazılı pay senetlerinin davalıya (devralana) teslim edildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan nama yazılı pay senetlerinin devrinin ortaklığa karşı hüküm ifade edebilmesi için ciro veya temlik beyanı ile zilyetliğin nakledilmesinin yanı sıra devrin pay defterine kaydedilmesi de gerekmektedir (TTK m. 499/4). Nitekim somut uyuşmazlıkta devrin pay defterine de kaydedildiği anlaşılmaktadır. Ancak belirtmek gerekir ki her ne kadar şirketle ilişkilerde, sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi olarak kabul edilmekte ise de, pay defterine yapılan kayıtların hukuki niteliği kurucu değil, bildirici yani açıklayıcıdır. Bu husus Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir (Y. 11. HD 23.11.1978, E.1978/4631,K.1978/5252). Bir başka deyişle, pay defterine yapılan kaydın gerek nama yazılı pay senedinin devrinde “mülkiyetin geçişi”, gerek ortaklık karşısında “pay sahipliği sıfatının kazanılması” bakımından herhangi bir kurucu etkisi yoktur. Pay defterine kayıt, pay senedinin mülkiyetinin devrini sağlayan işlemden tamamen bağımsızdır.Öyle ki pay senedi, pay defterine kayıt edilmeksizin birçok kez el değiştirebilir (Sevi, 258). Pay defteri, paya bağlı hakların ortaklığa karşı ileri sürülmesinde bir hak sahipliğini ispat aracı olup, pay defterine yapılan kayıt işlemine mutlak bir anlam verilemez; pay defterine yapılan kayıt pay sahipliği sıfatının tespiti hususunda aksi ispat edilebilir bir karine oluşturur. Bu sebeple pay defterine yapılan kaydın aksi her zaman iddia ve ispat edilebilir (Şafak Narbay, Anonim Ortaklıkta Pay Defteri, Ankara 2003, s. 146 vd.). Her ne kadar Davacılar vekili, “.... hakkında iflas erteleme davası kapsamında tedbir kararı olduğundan ve bu konuda yetkili olan ticaret mahkemesi taraflar arasında yapılan hisse devir sözleşmesine onay vermediğinden hisse devir anlaşmasının ticaret siciline tescil edilemediğini, mahkemenin onayı olmadan bu hisse devir işleminin resmi olarak gerçekleşmesinin mümkün olmadığını” ifade etmekte ise de nama yazılı pay senetlerinin geçerli bir şekilde iktisabı için ne pay defterine kayda ne de ticaret siciline tescile gerek bulunmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere nama yazılı pay senedinin devri için, nama yazılı pay senedinin ciro veya temlik edilmesi ile zilyetliğinin devralana geçirilmesi gerekli ve yeterlidir. Keza her ne kadar Davacılar vekili, “taraflar arasında yapılan sözleşmeye de mahkemenin onayının şart olduğunun belirtildiğini” ifade etmekte ise de bahse konu sözleşmenin incelenmesinden, mahkeme onayının, alıcının (yani davalının) sözleşme uyarınca dava dışı Şükran Yazıcı'ya vermekle yükümlü olduğu teminat senedinin işleme konulması ile alakalı bir mesele olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki yukarıda belirtildiği üzere nama yazılı pay senedinin ciro veya temlik edilmesi ile zilyetliğinin devralana geçirilmesi gerekli ve yeterlidir. Dolayısıyla taraflar arasında imzalanan “Şirket Hissesi Satış Sözleşmesi” bir borçlar hukuku sözleşmesi olup taraflardan birinin bu sözleşmeye aykırı davranmış olması, TTK m. 490 uyarınca usulüne uygun bir şekilde yapılan pay devrinin geçerliliğini etkilemez. Dava dilekçesinde taraflar arasındaki devir işleminin irade fesadı ve/veya muvazaa nedeniyle sakat olduğu yönünde bir iddiaya da rastlanılmamıştır. Neticeten, Davacı ... ile Davalı ... arasındaki pay devrinin geçerli olduğu anlaşıldığından davacı gerçek kişinin davalı aleyhine açtığı hisse devrinin iptali davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer yandan her ne kadar Davacılar vekili, Davalı'nın Davacı Şirket'e ait olan binayı, makinayı ve arabaları aylardır kullandığı gerekçesiyle işgal tazminatı ve Davacı Şirket'e ait olan fabrikanın kullanılamaması gerekçesiyle de zarar ödemesini talep etmekte ise de dava dilekçesinden Davacı'nın bu taleplerinin kanuni dayanağı anlaşılamamaktadır. Şayet Davacı bu taleplerini TTK m. 553 vd. hükümlerine dayandırmakta ise, bilindiği üzere TTK m. 555/1 uyarınca, anonim şirketin uğradığı zararın tazminini ancak şirket veya pay sahibi isteyebilir. Oysa Davacı'nın gerek pay sahibi sıfatı gerekse yönetim kurulu üyesi sıfatı ortadan kalktığından, Davacı'nın tazminat talebini TTK m. 553 vd. hükümlerine dayandırması mümkün gözükmemektedir.Buna göre bu isteminden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davacı AYM vekili ,15/09/2022 tarihli celsede,davacı şirket adına açtıkları davayı takip etmediklerini bildirdiği,aynı celsede verilen ara karar ile davacı şirket tarafından açılan davanın HMK'nın 150/1.maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verildiği,bu tarihten itibaren 3 aylık süre içerisinde de davanın yenilenmediği anlaşıldığından davacı ... şirketi tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı .... San.ve Tic.A.Ş. Tarafından davalı aleyhine açılan davanın 15/12/2022 tarihi itibariyle ACILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Davacı ...'nun davalı aleyhine açtığı davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 179,90 TL harcın peşin alınan 165.685,90.-TL'den mahsubu ile fazla alınan 165.506,00.-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara İADESİNE, 3-Davacıların yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/1.maddesine göre hesap edilen 9.200,00 TL ücreti vekaletin davacı .... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 335.020,00 TL ücreti vekaletin davacı ...'ndan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 303,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacılara İADESİNE, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı,davalı vekilinin yüzüne karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 04/05/2023 Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ... ☪e-imzalıdır.☪ "İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

Atıf: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/657, K. 2023/429, T. 04.05.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-657-e-2023-429-k-d7942d084db7