İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/503 E. 2023/1129 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/503
- Karar No
- 2023/1129
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/503 Esas KARAR NO : 2023/1129 DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) DAVA TARİHİ : 05/07/2019 KARAR TARİHİ : 12/12/2023 K.YAZIM TARİHİ : 10/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle:Müvekkili ........ İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti İstanbul Ticaret Sicil Memurluğuna kayıtlı kuruluşunu tamamladığını ve aktif bir şirket olarak faaliyet gösterdiğini, şirketin İstanbul ili ...... ilçesi ...... Mah. ..... Caddesi ...... Merkezi ..... no A ve B bloklarından oluşan taşınmazların kiralayan işletmeci olduğunu, müvekkilinin serbest tüketicilerin enerji alım-satım formuna uygun davalı kurum ile sözleşmesi olan dava dışı ........ Elektrik Toptan Satış A.Ş ile 01.04.2012 tarihli tüm dağıtım sistemi kullanıcılarıa uygulanan tek terimli, tek zamanlı ticaret hanede tesisat, abone numarası ...... ile bir yıllık 30.000.00.TL teminatlı iş ve güvence bedellerini yatırarak elektrik abonesi olduğunu, davalı şirketle yapılan 31.01.2014 tarihli ek protokolle taraflar arasındaki sözleşmenin 30.04.2016 tarihine kadar uzatıldığına dair anlaşma yapıldığını, bu şirkete sözleşmeden kaynaklı hiç bir borcunun olmadığına dair ödeme belgelerini dosyaya sunduklarını, tedarikçi dava dışı ........ şirketinin 30.05.2018 tarihli elektrik enerjisi satış sözleşmesini 01.07.2018 tarihinden itibaren sözleşmenin fesih edileceğine dair bildirimi yaptığını, bunun üzerine müvekkili şirket yetkililerinin davalı ...... Elektrik Dağıtım A.Ş. ye süresi içinde müracaat ettiğini, davalı şirketle 04.07.2018 tarih itibariyle davalıyla sözleşme imzalandığını, taraflar arasındaki sözleşmenin fiilen kullanım yeri, sayaç ölçüm sistemleri bilgileri sözleşme kapsamında belirlendiğini, davalı şirket tarafından 08.08.2018 tarihinde yapılan kaçak/usulsüz elektrik kullanım tespit raporu tutulduğu anlaşıldığını, davalı kurum çalışanlarının" ilgili tesisatın sistemde ATO 15/5 (X1035) olarak kayıtlı fakat yerinde "....... " seri nolu " ......" marka "20/5 (X1380) akım trafolarının bağlı olduğu tespit edilmiştir." şeklinde düzenledikleri tutanakla müvekkil şirkete açıkça hukuka ve maddi duruma aykırı şekilde kaçak kullanım cezası tahakkuk ettirildiğini , kaçak elektrik kullandırdığını iddia edilen dönemlerde dava dışı ancak davalıyla sözleşmesi olan ........ şirketine müvekkilinin yapılan tüketim bedellerini ödediğini, davalı ile dava dışı ........ şirketi arasındaki enerji satış ve kat sayı uygulamasının müvekkil şirketi bağlamadığını , sayaç tahakkukunu müvekkili şirketin düzenli olarak ödediğini, davalının 2015 yılı itibariyle kabul verdiği sisteme farklı bir tarife gerekçesiyle kaçak kullanım adı altında borç tahakkuku yapması açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalı kurumla yapılan görüşmelerin ve 13.08.2018 tarihli itirazları neticesiz kalan faturayı ödeme zorunda bırakılan müvekkiline elektriğinin verilmesi akımın sağlanması uğruna 16.08.2017 tarihinde davalı kurumla kaçak tahakkuku ödeme zorunda kaldığını ve taksitlendirme protokolünü imzaladığını, davalının, dava dışı akit ........ şirketiyle yapmış olduğu elektrik dağıtım sözleşmesi çerçevesinde ........ şirketiyle müvekkilin yaptığı 01.04.2012 ve 31.01.2014 tarihli ek abonelik sözleşmesi yaptığını, müvekkilinin kullanım enerjisinin 630 kVA dan 1250 kVA ya çıkarılması, sözleşme sonrası 15/5 A olan O.G ölçü akım trafoları yeni güce göre 20/5 A olarak tebdil edildiği, davalı şirket elemanlarının 20/5 A olarak değişikliği geçici kabul tutanağı ekinde 05.12.2015 günü tutanakla belirledikleri, haksız ödemeyle ceman 112.068.07.TL tutan ceza nedeniyle borçsuz olduklarının tespitine, yapılan 112.068.07.TL ödemenin istirdadına, 1.067.27.TL jeneratör yıpranması, 5.932.73 TL yakıt gideri toplam 7.000.00.TL maddi tazminatın, usulsüz ve merkezden elektrik akım kesintisi nedeniyle jeneratörün devreye geç girmesi aksaklıklar yaşanması onlarca saygın kiracıların bundan zarar görmesi ve etkilenmiş olması nedeniyle müvekkili şirkete karşı şikayetler nedeniyle müvekkili şirketin prestij ve itibar kaybı nedeniyle uğranılan 100.000.00.TL manevi zararımızın olay tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesini dava ve talep ettiklerini, müvekkilinin kaçak elektrik kullanmadığını, sayaç ve mühür üzerinde hiçbir işlem yapmadıklarını, bu konuda müvekkile tahakkuk eden ve gerçek tüketimin bedelini süresi içinde akit şirkete ödediğini, tüketim dışı ve katsayı çarpanına endeksli olarak faizi ve cezasıyla birlikte 112.068.07.TL borçtan dolayı müvekkilinin borçsuz olduğunun açık olduğunu, borçsuz olduğuklarının tespitini, haksız, maddi gerçeğe ve hukuka aykırı tahakkuk ettirilerek tahsil edilen bedelin ödem tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak, müvekkiline ödenmesine, (istirdadına) maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket kayıtlarında yapılan incelemede ...... nolu tesisatta 08.08.2018 tarihinde yapılan kontrolde tesisatta akım trafolarının oranının (ATO) 15/5 ve tahakkuk çarpanı ...... olarak sistemde kayıtlı iken yerinde akım trafo oranının 20/5 ve sayacın tahakkuk çarpanının 1380 olduğu görülerek ...... nolu kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini, sayacın 14.08.2017-08.08.2018 tarihleri arasında sayaç tahakkuk çarpan oranındaki değişiklik nedeniyle (1850,24-1091) X 345 = 261937 kWh karşılığı eksik tahakkuk yapıldığı görülerek kaçak ceza bedeli alınmadan ek tahakkuk olarak fatura edildiği tespit edildiğini, yapılan işlemlerde hata bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğunu davacı tarafın maddi tazminat talepleri de yerinde olmadığını, davacının manevi tazminat isteyebilmesinin hukuki şartlarının davada hiçbir suretle gerçekleşmediğini, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, manevi tazminat istemi ve manevi bir zararın doğmuş olduğunun ispatlanamadığını, manevi tazminat talebine dayanak gösterilen tüm iddiaların somut gerçeklere uyarlı olmadığını ve davacı tarafından da ispatlanamadığını, davacının ödeme yaptığı ve fazla ödediği iddiasına ilişkin olarak, bu iddiayı kabul etmediklerini, bir an için haklı olduğunun kabulü halinde dahi, davacının ihtirazi kayıt’la ödeme yaptığını da ispatlaması gerektiğini, Borçlar Yasasının 62. maddesine göre ihtiyariyle yapılan bir ödeme olduğundan onu geri isteyemez. Davacı ödemelerini yaparken ihtirazi kayıt öne sürmeden ödemiştir. Serbest irade ile ve ihtirazi kayıt konulmadan ödenen bedel geri istenemez. BAM ve Yargıtay içtihatlarının bu yönde olduğunu, sonuç olarak davacıların haksız ve mesnetsiz davasının reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Bilirkişiler ...... ve ....... tarafından mahkememize sunulan 14/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafın dava konusu döneme ait 2018 ve 2019 hesap yılı defterlerinin usulüne uygun, birbirini doğruladığı, faturalar, ödemeler ve kayıtları ile uyumlu tutulduğu, Yevmiye, Defteri kebir defterlerinin, Envanter defterinin noter açılış ve onayının süresi içinde usulüne uygun yapıldığı, mevcut hali ile HMK 222 Madde ve 6102 s. TTK 64/3 uyarınca davacı tarafın defterlerinin sahibi lehine delil niteliğinin sayın mahkemenin takdirinde olduğu, davalı tarafın dava konusu döneme ait 2018 ve 2019 hesap yılı defterlerinin usulüne uygun berat ve mali mühürlerinin alındığı, Envanter defterlerinin Noter onaylarının süresinde yapıldığı, birbirini doğrulayıp doğrulamadığının denetiminin yapılamadığı, mevcut hali ile HMK 222 Madde ve 6102 s. TTK 64/3 Uyarınca davacı taraf - defterlerinin sahibi lehine delil niteliğinin sayın mahkemenin takdirinde olduğu, dava konusu faturaların ve iş bu faturaya ilişkin ödemelerinin davacı şirketin yasal ticari defterlerine kayıtlı olduğu, davacı tarafın faturaya itirazının bulunmadığı, kayıtlarına göre iş bu faturayı taksitler halinde ödediği, bu konuda uyuşmazlık bulunmadığı, ancak; Davacı tarafın haksız tahsilat iddiası kapsamında ödenen 112.068,07 TI nin ıstırdatını talep ettikleri, dava konusu edilen 110.197.00 TL. tutarındaki tahakkukun aslında zaten davacı tarafından tüketilmiş ancak ödemesi yapılmayan tahakkuk olduğu, davacının bu bedeli ödemekle yükümlü olacağı, davalı şirketin endeks okumalarında çarpan farkını yanlış uygulaması nedeniyle davaya konu uyuşmazlığın doğduğu dosyadaki belgelerle sabittir. Akım trafosunun dönüştürme oranının hatalı olması nedeniyle (20çarpan sayısı yerine 15) eksik tüketim faturalandırılmasında, davalı tarafından yapılması gereken dikkat ve ihtimamın başta ve sonraki sürede yapılmaması, yapılmış ise eksik veya hatalı yapılması yada sayaç okumalarında fark edilmemesi gibi sebeplerden dolayı davalının da kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Davalının müterafik kusurunun, işlemiş faiz bakımından indirim gerektireceği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davacı tarafça yapılan faiz ödeme tutarının 9650 oranına tekabül eden 403,84 TL. tutarın davacı şirketçe davalı kurumdan talep edilebileceği kanaatine varılmıştır. Jeneratör Faturaları Bakımından; Öncelikle belirtmek gerekirse, davalı kurumca davacının elektriğinin kesildiğine ilişkin belge görülememiştir. Jeneratörler için satın alındığı iddia edilen mazot faturalarının davacının 1250 kw lık sözleşme gücü için oldukça az tutarlar oldukları anlaşılmakla jeneratörün nereye hizmet ettiği hususunda belirsizlik mevcuttur. Faturalar 1,5 aylık süreci ihtiva etmektedir. 1,5 ay elektrik kesik mi kalmıştır? Tutanak 08.08.2018 tarihli olup bu tarih öncesindeki jeneratör mazot faturaları hangi gerekçe ile sunulmuştur ve bedelleri neden talep edildiğini, açıklanan nedenlerle davacı şirketin jeneratör mazot ve yıpranma bedel talebinin olamayacağı kanaatine varıldığını, davacı şirketin manevi tazminat bedel talebinin mahkemenin takdirinde olduğu kanaati ile rapor sunulmuştur. Bilirkişiler ....... ve ...... tarafından mahkememize sunulan 22/12/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Kök rapordaki kanaatlerinin devam ettiğini, delillerin değerlendirmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 s. HMK'nun 266/c.2 hükmü gereği mahkemeye ait olduğu kanaati ile ek rapor sunulmuştur. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Huzurda görülen dava kaçak elektrik kullanımından kaynaklı menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü haller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372) Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin E. ......, K. ...... sayılı kararına göre; "Dava konusu dönem 2007-2012 dönemi olup yürürlükte olan yönetmelik 01/03/2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğidir. Yönetmeliğin konuya ilişkin “Hatalı bildirimde bulunulması” başlıklı 23. maddesinde Ödeme bildirimine ilişkin hataların; hatalı sayaç okunması, yanlış tarife veya yanlış çarpım faktörü uygulanması, tüketim miktarı ve/veya bedelinin hatalı hesaplanması ya da mükerrer ödeme bildirimi düzenlenmesi gibi hususlar olduğu, Hatalı bildirimlere karşı, müşteri tarafından fatura tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde perakende satış şirketine itiraz edilebileceği, itirazın yapılmış olmasının ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı İtiraza konu tüketim bedeli ile müşterinin bir önceki tüketim döneminde ödemiş olduğu tüketim bedeli arasındaki farkın yüzde otuzdan fazla olması durumunda müşterinin, bir önceki dönem tüketim bedeli kadarını son ödeme tarihinden önce ödeyebileceği, bu durumda müşteriye 24 üncü madde hükümlerinin uygulanmayacağı” öngörülmüştür. Madde hükmünde hatalı bildirimin (tarife hatasının) abonenin ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı açıkça düzenlenmiştir. Her ne kadar; davalının hatalı tarife uygulaması müterafik kusur teşkil etse de, bu kusur tüketilen enerji bedelinin aslından davacının beraatını gerektirmeyeceği gibi (tüketim bedeli olan ana borçtan) hukukî sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz ve müterafik kusur nedeniyle ana tüketim bedeli üzerinden indirimi gerektirmez. Olsa olsa davacının elektriği kesmemesi dolayısıyla davacının müterafik kusuru nedeniyle, davalı açısından normal tüketim bedeli dışında gecikme zammı ve işleyecek yasal faizden indirim sağlar. Davacının müterafik kusuru nedeniyle ana tüketim bedeli üzerinden indirim davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açar ki, bu da usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil eder. Mahkemeler bir davadan başka bir dava üreten kurumlar olmadığı gibi hukukî uyuşmazlıkları nihaî olarak sona erdiren yargı mercileridir. Somut uyuşmazlıkta; dava konusu fatura düzenlenirken gecikme faizi yasal faiz ve bunlara ilişkin KDV nin hesaplanmadığı sadece tarifenin yanlış uygulanmış olması nedeniyle ana para farkının hesaplandığı dosya kapsamındaki fatura eki hesap tablo dökümlerinden de anlaşılmaktadır. Bu itibarla; tarife değişikliğinin davacı açısından bağlayıcı olduğu ve davalının tarifeyi hatalı uygulaması nedeniyle davacı abone adına düzendiği fark faturasında sadece ana tüketim bedelinin talep olunduğu gözetilerek, davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından kararın onanması gerekirken zuhulen yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulduğu anlaşıldığından; davacının bu yöne ilişen karar düzeltme isteminin kabulü ile bozma ilamının kaldırılarak mahkeme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından kiralayan sıfatıyla işlettiği binaya ilişkin olarak tutulan kaçak elektrik tutanaklarına dayalı olarak adına tahakkuk ettirilen fatura bedellerine dayalı olarak borçlu olmadığının tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemli olarak huzurda görülen dava açılmıştır. Mahkememizce dava konusu yerde kaçak elektrik kullanılıp kullanılmadığı ile davalı tarafından tutulan tutanaklara istinaden tahakkuk ettirilen faturaların usulüne uygun olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmış olup yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunda; dosya kapsamında yer alan 25.12.2015 tarihli Geçici Kabul Tutanak bilgilerinden, davacı şirketçe talep edilen güç artışı nedeniyle akım trafolarının 15/5 orandan 20/5 oranına yükseltilmiş olduğu ve bu durumun davalı ...... görevlilerinin imzalarının bulunduğu tutanaklar ile sabit olduğu, yani akım trafo değişikliğinden davalı kurumun haberdar olduğu; bu duruma rağmen davalı kurumca davacı şirkete eski akım trafo oranları dikkate alınarak fatura düzenlenmesine devam edildiği, dolayısıyla davacı şirketin tüketmiş olduğu elektrik miktarından daha az bir tüketim ile faturalandırıldığı, durumun davalı kurumca farkına varılması ile 08.08.2018 tarihinde kaçak/usulsüz elektrik kullanımına ilişkin tutanak düzenlendiği, tutanağa binaen davacı şirketin 14.08.2017- 08.08.2018 tarihleri arasındaki dönem için takılı sayacı tarafından kayıt altına alınan 1850,24 kwh-1091 kwh= 759,24 kwh X 345 (akım trafo oran farkından kaynaklanan değer) = 261.937,00 kwh üzerinden 110.197,00 TL tutarında tahakkuk çıkartıldığı; söz konusu tahakkukun aslında zaten davacı tarafından tüketilmiş ancak ödemesi yapılmayan tahakkuk olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davalı tarafından hatalı çarpan uygulanmak suretiyle davacının kullandığı elektrik enerjisi eksik hesaplanmıştır. Yukarıda belirtilen Yargıtay ...... Hukuk Dairesi'nin kararında da belirtildiği gibi her ne kadar davalının hatalı tarife uygulaması müterafik kusur teşkil etse de, bu kusur tüketilen enerji bedelinin aslından davacının beraatını gerektirmeyeceği gibi (tüketim bedeli olan ana borçtan) hukuki sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz ve müterafik kusur nedeniyle ana tüketim bedeli üzerinden indirimi gerektirmez. Olsa olsa davacının elektriği kesmemesi dolayısıyla davacının müterafik kusuru nedeniyle, davalı açısından normal tüketim bedeli dışında gecikme zammı ve işleyecek yasal faizden indirim sağlar. Davacının müterafik kusuru nedeniyle ana tüketim bedeli üzerinden indirim davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açar ki, bu da usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil eder. Bu nedenle davacının fatura ana para borcuna yönelik menfi tespit davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından her ne kadar elektrik enerjisinin kesildiği dönemde jeneratör kullanmak zorunda kaldığı bu nedenle maddi tazminat talebinde bulunulmuş ise de jeneratör için satın alındığı iddia edilen mazot faturalarının 1250 kw'lık sözleşme gücü için oldukça az olması, faturaların 1,5 aylık dönemi kapsaması ve davacı tanıkları tarafından kısa bir süreliğine elektrik enerjisinin kesildiğinin belirtilmiş olması nedenleriyle davacının bu yöndeki talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı kurumun dava konusu olayda müterafik kusurunun bulunması nedeniyle davacı tarafından davalıya ödenen faizin %50'sine denk gelen 403,84 TL bakımından açılan menfi tespit talebinin kabulü ile 403,84 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı vekili tarafından manevi tazminat talebinde de bulunulmuş ise de davacının tüzel kişi olması ve davalı tarafından tahakkuk ettirilen elektrik bedellerinin ilgili yasal mevzuata uygun olduğu anlaşıldığından davacının şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN MADDİ TAZMİNAT TALEBİNE İLİŞKİN DAVANIN KISMEN KABULÜ ile davacının davalıya 403,84 TL borçlu olmadığının tespiti ile bu tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-AÇILAN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 3.741,14 TL nispi harçtan mahsubu ile fazla alınan 3.471,29 TL'nin istek halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine 4-Davacı tarafından sarf olunan (2.000,00 TL bilirkişi ücreti + 250,00 TL posta/tebligat/müzekkereden ibaret) 1.845,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına (%0,18 kabul oranı) göre hesaplanan 1.174,33 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafından yatırılan 6,40 vekalet suret harcı, 44,40 TL başvurma harcı ve 269,85 TL karar ilam harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından sarf olunan 128,10 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına (%0,82 red oranı) göre hesaplanan 105,042 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Sarf olunmayan delil/gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, 8-Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı taraf lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/1. maddesi gereğince hesaplanan 403,84 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (MADDİ TAZMİNAT TALEBİ BAKIMINDAN) 9-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı taraf lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/1. maddesi gereğince reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, (MADDİ TAZMİNAT TALEBİ BAKIMINDAN) 10-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı taraf lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10. maddesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, (MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ BAKIMINDAN) Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/12/2023 Katip ...... ¸E-imza Hakim ...... ¸E-imza