İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/29 E. 2025/694 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/29
- Karar No
- 2025/694
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/29 Esas KARAR NO : 2025/694 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Vekâlet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/07/2024 KARAR TARİHİ : 11/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/08/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; gümrük müşavirliği hizmeti verdikleri davalı firmadan olan alacak-açık hesap bakiyelerinin 76.007,53.TL miktarın tahsili yolunda Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız takip başlattıklarını, ilamsız icra takibine itiraz edilmesi, arabuluculuk müracaatımız sonucunda da anlaşmaya varılamaması üzerine 2004 sayılı Kanun'un 67.maddesi uyarınca Mahkemeye başvurmak zorunda kaldıklarını, borçlu firmanın itirazlarının haklı olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 89/1.maddesi uyarınca "yerleşim yerimizde, adalet çevresi içerisinde kaldığımız Bakırköy Adliyesi'nde işlemlere başlamış olmamız" itibariyle, yetki itirazlarının haklı olmadığını, ticari defter kayıtları ve dayanaklarını oluşturan faturalar ile yaptıkları ödemelerin bakiyesinin takip miktarı tutarında alacak bakiyesi verdiğinden, "herhangi bir borçları bulunmadığı" şeklindeki itirazların da doğru olmadığını, açıklanan nedenlerle Bakırköy ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında icra takibine yapılan itirazların iptalini ve takibin devamını, itirazların haksız olması itibariyle davalı tarafa icra inkar tazminatı yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açılmış olup öncelikle icra dosyasının yetkili icra dairesine intikali ve yeni ödeme emri gönderilmesi, yetkili yerde yapılan itiraz sonucunda itirazın iptali davasının ikamesi edilmesi gerektiğini, bu nedenle iş bu davanın reddi gerektiğini, davacının vekalet akdine ve vekalet akdinin gerektirdiği borçlara aykırı davranmış olup ağır kusurlu olduğunu, kendi hatasıyla müvekkil aleyhine 207.904,98 TL ceza ile 69.301,66 TL ek tahakkuk uygulanmasına sebep olduğunu, kendi edimlerini yerine getirmediği gibi ağır kusuruyla müvekkili şirkete zarar verdiğini, edimlerini yerine getirmediği için ödemezlik defi tekrarı ile bu nedenle müvekkilinin vekalet borcu da bulunmadığını, açıklanan nedenlerle davanın öncelikle usulden reddini, aksi kanaatte esastan reddini, davanın esasına geçilmesi durumunda Kocaeli .... Vergi Mahkemesinin ...E. Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, vergi dairesi kayıtları, tespit dosyası celp edilerek dosya içerisine alınmış, taraf delilleri toplanmıştır. -Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 76.007,53 üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap bakiyesi" olduğu, davalı tarafından süresi içerisinde takibe ve yetkiye itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı) -Taraflar arasında vekalet ilişkisinin varlığı ve içeriği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. -Çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça edimlerin yerine getirilip getirilmediği, davacı tarafın vekalet ilişkisinde görevini özen ve sadakatle ifa edip etmediğinin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi, davalının cevap dilekçesinde yer verdiği cezalar yönünden davacının kast veya ihmalden kaynaklanan kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla bir mali müşavir bilirkişi ve bir gümrük uzmanı bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilerek rapor düzenlenmesi istenmiş, düzenlenen 05/06/2025 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2022 yılına ait yevmiye ve kebir defterlerini usulüne uygun tuttuğu ancak envanter defterinin incelemeye sunulmadığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıyıp taşımadığının takdirinin sayın mahkemeye bırakıldığı, 2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın 2022-2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, takibe konu cari hesaba ilişkin davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2023 yılına ait 82 adet ve KDV dahil 500.318,20 TL tutarlı faturanın olduğu, davacı tarafın 500.318,20 TL fatura tutarının 76.007,53 TL tutarı üzerinden takibe geçtiği, faturaların açıklama kısmına mal-hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, tarafların 2023 yılı BS-BA Formu beyanlarının karşılıklı olarak adet ve tutar yönünden birbirini teyit ettiği, takibe konu cari hesaba ilişkin davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2023 yılına ait toplam 82 adet faturanın olduğu, 81 adet faturanın taraflarca karşılıklı olarak 2023 yılı BS-BA Formu ile beyan edildiği, 1 adet faturanın ağustos ayında BS-BA Formu yasal beyan sınırının altında kaldığından taraflarca beyan edilemediği, davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 26.07.2022 tarihli 19.026,10 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 25.12.2023-31.12.2023-01.01.2024-31.12.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 76.007,53 TL alacaklı olduğu, davacı taraf ile cari hesap ilişkisinin 26.07.2022 tarihli 19.026,10 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 25.12.2023-31.12.2023-01.01.2024-31.12.2024 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa 76.006,62 TL borçlu olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 76.007,53 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa 76.006,62 TL borçlu olduğu, davacı firma tarafından gümrük idaresi nezdinde yapılan işlemin uygun olduğu ve fakat gümrük idaresi tarafından belirtilen mevzuatta belirtilen yöntemler izlenmeksizin işlem yapıldığı, dolayısıyla davacının vekalet ilişkisinde kendisine düşen edimlerini yerine getirdiği ve gümrük idaresi tarafından kesilen cezalar yönünden davacının kast veya ihmalden kaynaklanan kusurunun bulunmadığı, bununla birlikte, söz konusu ihtilafla ilgili idare mahkemesine başvurulduğu, Kocaeli ... Vergi Mahkemesi’nin ... esas sayılı dosyası için verdiği ... karar sayısı ile, tahakkuk ettirilen vergi ve kesilen cezaya vaki itirazın reddine dair dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı ve açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, öte yandan söz konusu iptal kararının İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Yedinci Vergi Dava Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında ... karar sayısı ile istinafa konu kararın hukuka uygun olduğu ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığı sonucuna varıldığı, açıklanan nedenlerle istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verildiği, dolayısıyla kıymetin eksik beyan edildiği iddiası ve buna bağlı ek tahakkuk ve ceza kararı düzenlenmesinden kaynaklı kıymet ihtilafının sonra erdiğinin anlaşıldığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesidir. Vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. -Borçlar Kanununun temsil ve vekâlet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. -6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. - Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK'nin 504/1.maddesi). Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilinin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır. -Vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. (B.K. md. 506/2) Eş söyleyişle, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md. 508/1). Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler öncelikle dahildir. Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde vekilin, müvekkile karşı, onun bu yüzden uğradığı zararı tazmin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı da çok açıktır. -Yukarıda yer verilen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki vekalet akdi kapsamında davacı tarafından davalı ... hizmet verildiği, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen cari hesap alacağının 76.007,53 TL'lik kısmının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür. -Buna göre dava konusu alacağın 76.007,53 TL'lik kısmının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı görülmektedir. Alınan bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere her iki tarafın ticari defter kayıtlarında davalının davacıya 76.007,53 TL borçlu göründüğü görülmektedir. -Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça, ticari defter kayıtlarıyla ispat edildiği, buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu cari hesap alacağını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Her ne kadar davalı tarafça, davacı tarafın vekalet ilişkisi kapsamında sorumluluklarını yerine getirmediği ve cezai yaptırıma sebep olduğu iddia edilmiş ise de alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; davacı firma tarafından gümrük idaresi nezdinde yapılan işlemin uygun olduğu ve fakat gümrük idaresi tarafından belirtilen mevzuatta belirtilen yöntemler izlenmeksizin işlem yapıldığı, dolayısıyla davacının vekalet ilişkisinde kendisine düşen edimlerini yerine getirdiği, davalının iddia ettiği cezaların mahkeme kararıyla iptaline karar verildiği görülmektedir. Bu haliyle davacı tarafından edimlerini eksik ve ayıplı olarak ifa ettiği hususunda davalı tarafça başkaca bir bilgi ya da belgenin ibraz edilmediği, davacı ... herhangi bir kusurlu davranışının bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 15.201,50 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.192,07-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 917,78-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.274,29- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 917,78-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 16.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 430,50-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 16.858,10-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 30.000,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin (e-duruşma) yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/07/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır