İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/180 E. 2025/304 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/180
Karar No
2025/304
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/180 KARAR NO : 2025/304 DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/09/2023 KARAR TARİHİ : 26/03/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/04/2025 DAVA; Davacılar vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle: taraflar arasında yapılan 01/03/2023 tarihli anlaşma gereğince davalı tarafça kolilerin müvekkili şirkete teslim edilmesinin gerektiğini, ürünlerin teslim edilmemesi üzerine başka bir şirketten koli sipariş etmek zorunda kaldıklarını, yapılan anlaşma gereğince çeklerin davalıya teslim edildiğini, yapılan yazışmalarda da malların teslim edilmeyeceği hususunun ikrar edildiğini belirterek davanın kabulü ile çekler nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: satılmış olan ürünler doğrultusunda çeklerin verildiğini, ürünlerin teslim edilmediği iddiasının asılsız olduğunu, irsaliyeli faturalara itiraz olmadığını, çeklerin faturalar karşılığında alındığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. CEVABA CEVAP: Davacılar vekili tarafından sunulan cevaba cevap dilekçesinde özetle: Davanın kabulüne, borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine %20 icra kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İKİNCİ CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan ikinci cevap dilekçesinde özetle: davanın öncelikle yetki yönünden reddine, haksız ve mesnetsiz yere açılan davanın esastan da reddine, müvekkilini zarara uğratma kastı ile hareket eden davacının alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücret vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Batman ...... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ..... Esas ..... Karar sayılı 20/12/2023 tarihli kesinleşmiş yetkisizlik kararı ile mahkememize gönderilen dava dosyası mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır. Tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 24/06/2024 günü, saat 14.30'da Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yapılarak rapor tanzimine karar verilmiş olup, Bilirkişi SMMM .....'nın 21/11/2024 tarihli raporunda özetle; yanlar arasında davalı tarafından davacıya ambalaj malzemesi satışı yapılması şeklinde ticari ilişki kurulduğunu, davacı ticari defterlerinde davalıya 9.400.000,00-TL'lik çek verildiğini, davalıdan 4.535.810,40-TL'lik fatura girişi yapıldığı ve verilen sipariş avanslarından kaynaklı olarak dava tarihinde davacının davalıdan 4.864.189,60-TL alacaklı gözüktüğünü, davalı tarafından ticari defter ve belge ibraz edilmemiş olmakla birlikte, dosyaya mübrez davalı ticari defterlerindeki davacıya ait işlemleri gösteren cari hesap ekstresinde davalının da dava tarihinde davacıya 4.864.189,60-TL borçlu gözüktüğünü, davacının davalıya sipariş avansı olarak ödeme yaptığı karşılığında mal teslim almadığı iddiası ile toplam 7 adet 1.750.000,00-TL'lik çekin menfi tespiti istirdatını talep ettiğini, davacı tarafından davalıya verilen çeklerden 8.650.000,00-TL'lik kısmının takastan ödendiğini, İcra Müdürlüklerine ödendiği veya 3. Kişilere ödendiğine ilişkin ödeme belgelerinin ibraz edildiğini, 3 adet 750.000,00-TL'lik çek yönünden ise sadece çek görüntülerinin ibraz edildiğini, bu çeklerin bila bedel mi iade alındığını, yoksa bedeli ödenip demi iade alındığının tespit edilemediğini, hal böyle olmakla birlikte davacı davalıya verdiği 8.650.000,00-TL'lik çek bedelini ödediğini ispatladığına göre -4.535.810,40-TL fatura bedeli = 4.114.189,60-TL yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının hesaplandığını, huzurdaki dava ile 1.750.000,00-TL'nin menfi tespit ve istirdatı taleplerinin yerinde olacağının Mahkemenin takdirlerinde olduğunu, davacının; ..... nolu 250.000,00-TL'lik, ..... nolu 250.000,00-TL'lik, ..... nolu (keşidecisi kitapaşkı) 250.000,00-TL'lik, ..... nolu 250.000,00-TL'lik çekler olmak üzere 1.000.000,00-TL'lik çekleri ödediğini ispatladığını, 1.000.000,00-TL'lik çeklerin istirdatını talep edebileceğini, ..... nolu (keşidecisi Kitapaşkı) 250.000,00-TL'lik, ..... nolu 250.000,00-TL'lik, ..... nolu 250.000,00-TL'lik çekler olmak üzere 750.000,00-TL'lik çekin ödendiği ispatlanamadığından, 750.000,00-TL'lik çeklerin menfi tespitini talep edebileceğini, ancak; Mahkemece davacının ..... nolu 250.000,00-TL'lik çeki bankaya iade etmesi nedeni ile çek bedelini ödemiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğine kanaat edilmesi halinde, davacını 1.250.000,00-TL'lik çeklerin istirdatını, 500.000,00-TL'lik çeklerinde menfi tespitini talep edebileceğinin hesaplandığını bildirmiştir. Dava, İİK'nun 72.maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkin olup, kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıdadır (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça TBK'nın 133/2 maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def'îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir. Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def'îdir. Bedelsizlik bir kişisel def'î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def'îni ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'îni dermeyan etme hakkını vermektedir.Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmî bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, Ankara, 1998, s. 693). Dava, bedelsizlik hukuksal nedenine dayalı menfi tespit istemine ilişkin olup, taraflar arasında süregelen ticari ilişki nedeniyle dava konusu çeklerin davalıya verildiği konusunda tarafların mutabık olduğu, davalı tarafça anlaşma konusu ürünlerin davalıya teslimi karşılığında çeklerin alındığı iddiası karşısında davalı tarafından anlaşma konusu ürünlerin davacıya teslim edilip edilmediği, çekler nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf, çek konusu malları teslim ettiğini iddia etmiş ise de bu hususta delil ibraz edememiştir. Mahkememizce yapılan inceleme, dosya kapsamı ve bilirkişi raporu nazara alındığında dava konusu çek karşılığı malların teslim edilmediği ve çekler nedeniyle davacının borçlu olmadığı tespit edilmiştir. Dava konusu 30/09/2023 keşide tarihli, ..... no’lu, 250.000 TL bedelli çekin İstanbul ..... icra Müdürlüğü’nün ..... esas sayılı dosyasından takibe konulduğu, 14/11/2023 tarihinde davacı ..... (.... Kitap Kırtasiye Dağıtım…) tarafından 344.914,09 TL ödeme yapıldığı, dava konusu ...... no’lu, 250.000 TL bedelli çekin ...... esas sayılı dosyasından takibe konulduğu, 16/11/2023 tarihinde ..... (..... Kitap Kırtasiye Dağıtım…) tarafından 326.566,00 TL ödeme yapıldığı, dava konusu 07/10/2023 keşide tarihli, .... no’lu, 250.000 TL bedelli çekin ...... Faktoring ile yapılan ödeme protokolü doğrultusunda 26/10/2023 tarihinde 33.420,00 TL, 26/10/2023 tarihinde 29.180,00 TL, 26/10/2023 tarihinde 37.400,00 TL, 28/11/2023 tarihinde 50.000 TL, 25/12/2023 tarihinde 100.000 TL olmak üzere toplam 250.000 TL olarak ödendiği, ..... no’lu çekin 02/10/2023 tarihinde takastan 250.000 TL olarak ödendiği anlaşılmakla davanın kabulü ile davacının dava konusu 30/09/2023 keşide tarihli ...... Çek seri nolu, 250.000,00-TL, 30/09/2023 keşide tarihli, ..... Çek seri no’lu, 250.000,00-TL bedelli, 30/09/2023 keşide tarihli, ..... Çek seri nolu, 250.000,00-TL bedelli, 07/10/2023 keşide tarihli, ..... Çek seri nolu, 250.000,00-TL bedelli, 07/10/2023 keşide tarihli, ..... Çek seri nolu, 250.000,00-TL bedelli, 07/10/2023 keşide tarihli, ...... Çek seri nolu, 250.000,00-TL, 30/09/2023 tarih ..... seri no’lu 250.000-TL bedelli çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, 30/09/2023 keşide tarihli ..... Çek seri nolu, 30/09/2023 keşide tarihli, ....Çek seri no’lu, 30/09/2023 keşide tarihli, ..... Çek seri nolu, 07/10/2023 keşide tarihli, ...... seri no’lu, 30/09/2023 keşide tarihli, .....i nolu çekler ödenmiş olmakla 1.171.480,09-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜNE, 1-Davacının dava konusu 30/09/2023 keşide tarihli ..... Çek seri nolu, 250.000,00-TL, 30/09/2023 keşide tarihli, ..... Çek seri no’lu, 250.000,00-TL bedelli, 30/09/2023 keşide tarihli, ..... Çek seri nolu, 250.000,00-TL bedelli, 07/10/2023 keşide tarihli, ..... Çek seri nolu, 250.000,00-TL bedelli, 07/10/2023 keşide tarihli, .... Çek seri nolu, 250.000,00-TL bedelli, 07/10/2023 keşide tarihli, ..... Çek seri nolu, 250.000,00-TL, 30/09/2023 tarih ..... seri no’lu 250.000-TL bedelli çekler nedeniyle borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-30/09/2023 keşide tarihli ..... Çek seri nolu, 30/09/2023 keşide tarihli, ..... Çek seri no’lu, 30/09/2023 keşide tarihli, ..... Çek seri nolu, 07/10/2023 keşide tarihli, ..... seri no’lu, 30/09/2023 keşide tarihli, ..... Çek seri nolu çekler ödenmiş olmakla 1.171.480,09-TL’nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 119.542,50-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 29.885,63-‬TL'nin mahsubu ile eksik kalan 89.656,87-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir KAYDINA, 4-Davacı tarafından yatırılan dava ilk açılış harç gideri 30.155,48-TL ile bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 10.113,00-TL olmak üzere toplam 40.268,48-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 252.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 8-Dava konusu çekler için yatırılan teminatın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 26/03/2025 Başkan ...... ¸e-imzalıdır Üye .... ¸e-imzalıdır Üye ..... ¸e-imzalıdır Katip ..... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/180, K. 2025/304, T. 26.03.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-180-e-2025-304-k-e9d211e8e366