İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/546 E. 2025/139 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/546
- Karar No
- 2025/139
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/546 Esas KARAR NO : 2025/139 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/05/2023 KARAR TARİHİ : 14/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/04/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin KDV dahil 239.400,00 TL bedel karşılığı ... markalı 2017 model 1,5 tonluk akülü forklift satın aldığını, müvekkilinin satışa konu malın ödemesinin KDV dahil 94.400,00 TL'sini 28.02.2023 tarihinde ... üzerinden, 145.000,00 TL'sini de 01.03.2023 tarihinde şahsi hesabından banka aracılığıyla ödediğini, satın almayı mukabil teslimattan sonra davalı ... belirtilmeyen gizli ayıpla karşılaşıldığını, müvekkilinin forklifti kullanmaya çalıştığında forklift çalışmadığını, forkliftin arızalı olduğunu anlayan müvekkilinin hemen davalı yanla iletişime geçtiğini ancak davalı ... müvekkilinin çağrılarına cevap verilmediğini, akabinde müvekkilinin davaya konu forkliftin ... marka olduğunu biliyor olmasından hareketle forklifti .... yetkili servisine götürdüğünü, yetkili servisçe yapılan incelemeler sonucunda satışı gerçekleştirilen forkliftin aslında 2017 model 1.5 Tonluk .... marka olmadığı, başka bir marka forklift olduğu, sadece üzerine ... markasının marka ve logosunun yapıştırılarak satıldığının ortaya çıktığını, ayrıca forkliftin iç motorunun da arızalı olduğu tespiti yapıldığını, davalı ... müvekkilinin malı geri alacağını ve tamir ederek tekrardan müvekkiline iade edeceğini ifade ettiğini, ancak müvekkilin davalı ... bu teklifini kabul etmediğini, ya forklifti iade ederek satış esnasında yapmış olduğu ödemenin kendisine iadesini ya da satışta anlaşıldığı üzere kendisine .... marka bir forkliftin verilmesini istediğini, davalı ... müvekkilinin tekliflerini kabul etmemek bir ..., müvekkilinin iş yerine gelerek dava konusu forklifti çekiciye yüklediğini ve kendi işyerine götürdüğünü, ardından da kötü niyetli şekilde müvekkilinden 1.000,00 TL nakliye bedeli ve 7.500,00 TL hasar araştırma bedeli istediğini, dava konusu forkliftin halen dahi davalı tarafta olduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve sonrasında artırılmak kaydıyla kısmi olarak şimdilik 450,00 TL satış bedelinin temerrüt tarihinden (28.03.2023) itibaren en yüksek ticari avans faiziyle taraflarına İADESİNE, aksi kanaatte olunması halinde; sözleşmeye uygun olarak ayıpsız bir misli olan 2017 Model, 1.5 Tonluk .... marka forkliftin taraflarına Verilmesini, sözleşmeden dönme iradesinin davalı ... kabulü sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve sonrasında artırılmak kaydıyla kısmi olarak şimdilik 50,00 Tl zarar miktarın tespiti ile müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı davasını terditli olarak açmış olup davanın reddi gerektiğini, davacı ...'un tacir olmayıp kendisi açısından görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri olmadığını, işbu sebeple davanın görev yönünden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak; Müvekkilinin söz konusu ihtarnameye konu forklifti ... LTD. ŞTİ’ye KDV hariç 80.000 TL’ye satmış olup ...’un söz konusu forklifle alakası bulunmadığını, ... LTD. ŞTİ'nin müvekkiline yapmış olduğu ödemenin faturadaki miktarla da örtüştüğü üzere 94.400 TL olduğunu, banka dekontunda forklif bedeline ilişkin olduğu açıkça belirtildiğini ancak ...'un müvekkiline yapmış olduğu ödemeye ilişkin banka dekontunda forklifte ilişkin bir ödeme yapıldığına dair de bir açıklama bulunmadığını, söz konusu ödemenin başkaca bir borca ilişkin olarak davacı tarafça yapıldığını, muhatap tarafın iddiasının aksine satılan ürünün motoru değil şanzımanı muhatap tarafın kusuru ile bozulduğunu, forkliftin tamire götürüldüğünde zorlamaya dayalı parçaların kırıldığını 1500 kg kaldırması gerekirken 2000 kg kaldırıldığının anlaşıldığını, muhatabın kullanım talimatlarına aykırı olarak söz konusu makineyi kullanmış kendi kusuru nedeniyle de makineyi bozduğunu, davacının iddialarının aksine forkliftin 94.000 TL'ye satılabileceği gibi acil durumlarda ihtiyaca bağlı olarak 20.000, 30.000 TL'ye dahi satıldığını, forkliftin kalitesine göre 115.000 TL bedelli forklift ilanları da bulunduğunu, davacının satış bedelinin iadesi talebi ile yeni bir forkliftin davacıya verilmesi taleplerine, faiz taleplerine ve dava konusu taşınırın davacının kendi kusuruyla bozulması nedeniyle müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini beyan ederek davanın reddi ile yargılama ve vekalet ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı şirket ile davalı arasında harici olarak sözlü olarak yapıldığı belirtilen sözleşme doğrultusunda davalı tarafından davacıya satışı yapılan forklift cinsi iş makinesinin sözleşme ile vaadilenden farklı bir marka makine olarak teslim edildiği, teslim edilen forklift cinsi iş makinesinin ayrıca ayıplı olduğu iddiasıyla sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından ödenen bedelin iadesiyle sözleşme nedeniyle ortaya çıkan zararın tazmini ile yine davacı şirket ile davalı arasındaki sözleşmeden doğan bedelin bir kısmının davacı ... tarafından ödendiği iddiasıyla iş bu bedelin davacıya iadesi, davacı ...'un ayıp nedeniyle ortaya çıkan zararının tazmini istemine bu taleplerin kabul görmemesi halinde terditli olarak sözleşme kapsamındaki forkliftin ayıpsız misliyle değiştirilmesi istemine ilişkindir. -Mahkememizce dava konusu araca ilişkin servis kayıtları celp edilerek dosya içerisine alınmış, keşif icra edilmiş, tanıklar dinlenmiş ve taraf delilleri toplanmıştır. -Mahkememizce davacı vekiline dosyada birden fazla davacı bulunması, her bir davacı yönünden farklı sebeplere dayanan taleplerinin bulunması ve bu nedenle dava dilekçesindeki taleplerin açık, anlaşılır ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla, HMK 31 ve 119/1-d-ğ maddeleri gereğince her bir davacı yönünden dava değerini belirlemek, yine her bir davacı yönünden dava sebebiyle talep-sonucunu açıklamak üzere 1 haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davacı tarafça sunulan beyan dilekçesinde; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve sonrasında artırılmak kaydıyla kısmi olarak şimdilik 400,00 TL (Dört Yüz Elli Türk Lirası) satış bedelinin temerrüt tarihinden (28.03.2023) itibaren en yüksek ticari avans faiziyle müvekkil ...'ne iadesine, kısmi olarak şimdilik 50,00 TL (Dört Yüz Elli Türk Lirası) satış bedelinin temerrüt tarihinden (28.03.2023) itibaren en yüksek ticari avans faiziyle müvekkil ...'a iadesini, Mahkeme aksi kanaatte ise ve hakkaniyet gereği farklı bir seçimlik hakkın uygulanmasına karar verirse; sözleşmeye uygun olarak ayıpsız bir misli olan 2017 Model, 1.5 Tonluk .... marka forkliftin müvekkillere verilmesini, sözleşmeden dönme iradesinin davalı ... kabulü sebebiyle uğramış olduğu fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve sonrasında artırılmak kaydıyla kısmi olarak şimdilik 25,00 TL (Elli Türk Lirası) zarar miktarının tespiti ile ...'ne ödenmesini, sözleşmeden dönme iradesinin davalı ... kabulü sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve sonrasında artırılmak kaydıyla kısmi olarak şimdilik 25,00 TL (Elli Türk Lirası) zarar miktarının tespiti ile ...'a ödenmesini talep ettiği görülmüştür. -Taraflar arasındaki iddia ve savunmaların irdelenmesinde; davacı şirket ile davalı arasında forklift satışı konusunda sözlü anlaşma yapıldığı ihtilafsız olup, çözümlenmesi gereken uyuşmazlık ilgili forkliftin hangi marka model olarak kararlaştırıldığı, teslim aşamasında ve sonrasında davalıdan kaynaklı ayıp veya eksikliğin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. -Her iki tarafın da tacir olduğu nazara alındığında uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya sayılı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. -Kural olarak satış öncesinde davacı alıcıyı aracın hasarlı olduğu konusunda bilgilendirdiğini veya davacının bu hususu bildiğini ispat yükü davalı satıcıdadır. -Türk Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1-c). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1-c hükmü de uygulanacaktır. -Türk Borçlar Kanunu'nunda ayıp durumunda alıcının seçimlik hakları 227. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre ''Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. -Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. -Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti olay tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. -TTK 23/1-c. maddesinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Türk Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunun 223. Maddesine göre; alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. -6098 Sayılı TBK'nun 231. maddesinde "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." hükümleri yer almaktadır. -Mahkememiz dosyası keşif mahallinde yapılan tespitler neticesinde dava konusu edilen forkliftin marka, model ve sair bilgilerinin tespiti, ilgili ürünün satış bedeli nazara alınarak belirlenen marka ve modelin satış dönemindeki piyasa rayiçlerine uygun bir satış bedeli olup olmadığının tespiti, ilgili forkliftte etiket-marka-logo değişimi vs yollarla alıcıyı yanıltacak nitelikte bir değişiklik yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle bağlı kalınarak dava konusu forkliftin davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği hususlar yönünden ayıplı olup olmadığının belirlenmesi, varsa bu kapsamda ayıbın niteliğinin tespiti, yine varsa ilgili ayıpların dava konusu ürünün kullanımı engelleyecek nitelikte bir ayıp olup olmadığının tespiti amacıyla makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 05/02/2024 tarihli raporda özetle; davacı tarafından satın alınan ikinci el kullanılmış Forklift istifleme, kaldırma, yükleme iş makinesi ile ilgili herhangi bir bakım föyüne rastlanılmadığı, Forklift makinesi ile ilgili herhangi bir garanti belgesi de dosyasında görülemediği, makineyi kullanan iş makinesi Forklift operatörü ile herhangi bir bilgi , bu operatöre ait bir sertifika veya ehliyet görülemediği, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle bağlı kalınarak dava konusu forkliftin davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği hususlar yönünden ayıplı olup olmadığının belirlenmesi varsa bu kapsamda ayıbın niteliğinin tespiti hususlarında gizli ayıp olarak makinenin kullanımda hasara uğrayan ve dosyasında ekli olan tahrik dişlisi ile ilgili resimde dişlinin kırık olduğu görülmekte olup, bir gizli ayıp tespit edildiği, Madde 8'de “(1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. (2) Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir.” denildiği bu davada da ,davacı almış olduğu Forklift makinesinin markası veya amblemi gözetilmeksizin, düzgün çalışıp çalışmadığı ve istifleme ve yükleme sırasında farkına varamıyacağı ve davalı satıcı tarafından davacıya satılan Forklif İş Makinesine ait, dosyasında resmi görülen tahrik dişlisinin fabrikasyon imalat hatası nedeniyle veya bir tamir görerek kalitesiz bir dişli monte edilme ihtimali dahilinde “Ayıplı olarak satılmış olduğu, davacının maldan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi ve ekonomik eksiklik içermesi nedeniyle gizli ayıplı olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası tarafların hukuki olmayan itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla daha önce rapor veren bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup; bilirkişi tarafından düzenlenen 08/05/2024 tarihli ek raporda özetle; kök raporda rapor tarihi itibarı ile yapılmış olan kapsamlı Forklift makineleri piyasa araştırmaları ışığında teknik olarak ve Forklift imalatçıları .... ve ..... firmalarının imal etmiş oldukları Forklift makineleri karşılaştırılarak rapor hazırlandığı, gerek kök rapor hazırlama aşamasında gerekse işbu ek rapor hazırlanmasında ,mevcut Forklift piyasasında her iki markaya ait dava konusu makinelerin piyasada mevcut olmadığının tespit edildiği, kök raporda dava konusu forklift makinesi mahkeme başkanı ve heyeti huzurunda incelendiği, test edildiği, işbu ek raporunda da davalı ve davacı itiraz dilekçeleri incelenerek paragraf altı cevaplar rapor olarak sunulduğu, öncelikle davacı taraf avukatı Forklift makinesinde arıza meydana geldiğinde makineye müdahelede bulunulmasını engellenmesi gerektiğini, dosyada ekli resimlerde olduğu gibi forklift makinesinin aktarma organlarını demonte ettikleri ve ne olduğu nasıl demonte edildiğinin belli olmadğı, sadece kırık dişli resmi ve dağınık bir şanzıman motor görüntüsü dosyaya eklendiği, davacı avukatı dosyaya dava dilekçesine ekli olarak kendi eliyle koyduğu UDEM sertifikasından bihaberdar olup itiraz dilekçesinde yoktur diye belirttiği ve esasen, doğru olan davacı avukatının bilgisinde olması gereken makinenin arıza olduğu aşamada Forklift makinesine olduğu gibi hiçbirşey yapılmadan tam teknik olarak vakıf olunabilinmesi açısından arıza tesbitinin yapılması, gerektiğinde makine mühendisi huzurunda Forklift elektro motoru, şanzıman ve tahrik dişlinin demonte edilerek tam tespitinin yapılması gerektiği ve bunun yapılmadığı, dolayısıyla, her iki marka forklift istif makinesinin teknik özellikleri tam tespit edilerek karşılaştırıldığı, zaten Çin ülkesinde Forklift imalatçılarının CPD kodu altında imal ettikleri ürünlerin teknik olarak aynı kategoride sayılan ürünler olduğu, iş bu ek raporda da kök raporda yazılmış olan hususları aynen bu ek raporda tekrar ederek ve gerekli teknik izahatları ekleyerek ve hiçbir değişiklik olmadığı kanaati oluştuğu , kök raporda olduğu gibi gizli ayıp hususunun kırık şanzıman dişlisi ile ilgili olduğu sonuç ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bilirkişi kök ve ek raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür. -Mahkememizce alınan raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda Mahkememizce yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki sözlü satış sözleşmesi uyarınca keşif mahallinde incelene forkliftin davalı tarafça davacı ... teslim edildiği sabittir. -Davacı tarafın dinlenen tanık beyanıyla da sabit olduğu üzere teslimden sonra ilgili forkliftin davacı tanığı olan ... tarafından kullanıldığı, yine ilgili tanığın bu hususta bir eğitim ya da kullanma belgesinin bulunmadığı sabittir. Yine dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacı tarafça iddia edilen arıza ve ayıplardan sonra adli merciler tarafından yapılmış bir delil tespiti ya da incelemenin dosyaya ibraz edilmediği görülmektedir. -Bu haliyle her ne kadar davacı tarafça dava konusu forkliftin kararlaştırılandan farklı bir marka olduğu ve teslimden sonra ayıplı olduğu iddia edilmiş ise de davacı tarafça ilgili forkliftin 250 kg yük taşıyacak şekilde ehliyet ve sertifikası olmayan kişilere kullandırıldığı, bilirkişi raporunda yer verilen ayıbın tahrik dişlisi kırılımından kaynaklandığının belirlendiği, yine iş bu ayıba sebep olarak bakım eksikliği, dişlilerin kalitesiz olması, aşır yükleme ve kötü kullanım gibi sebeplerden kaynaklanabileceğinin belirtildiği, bu haliyle ilgili ayıbın teslimden önce var olduğuna ilişkin davacı tarafça herhangi bir delil ya da belgenin dosyaya ibraz edilmediği, davacı tarafça ehil olmayan kişilere dava konusu forkliftin kullandırıldığı, bu haliyle davalı tarafa yüklenebilecek bir kusurun olmadığı sabittir. -Yine davacı tarafın iddia ve beyanlarında kararlaştırılandan farklı marka bir forkliftin kendilerine teslim edildiği iddia edilmiş ise de taraflar arasında yazılı bir anlaşmanın mevcut olmadığı, davacı şirketin umduğundan farklı kalitede bir forklift teslim edildiğine ilişkin yazılı bir belgesinin mevcut olmadığı, davacı şirkete teslim edildiği sabit olan forkliftin teslim aşamasında bu hususta bir ihtirazi kaydın davacı tarafça ileri sürülmediği, yine bilirkişi raporunda forkliftte etiket marka logo değişimi vs yollarla alıcıyı yanıltacak nitelikte bir değişiklik yapılmadığının tespit edildiği anlaşılmakla davacı tarafın bu yöndeki iddialarına mahkememizce itibar edilmemiştir. -Bu doğrultuda yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere davacı şirket ile davalı arasında dava konusu forkliftin satış ve teslimi hususunda anlaşma yapıldığı, sözlü anlaşma doğrultusunda davacı şirket tarafından bir kısım ödemelerin yapıldığı, yine anlaşma doğrultusunda forkliftin davacı ... teslim edildiği, teslim aşamasında veya sonrasında davalıdan kaynaklı bir ayıp veya eksikliğin bulunduğu hususu davacı tarafça ispatlanamadığı kanaatine varıldığından davacı şirketin bedel iadesi ve sözleşmeden dönme ve/veya terditli olarak ayıpsız misli ile değiştirilmesine ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. -Davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede ise öncelikle husumet hususunun irdelenmesi gerekmektedir. -Türk Hukuk Lûgatında kelime anlamı “bir şahıs veya bir şeyin hâli” olarak tanımlanan sıfat (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, Cilt I, s. 977), dava konusu subjektif hak olan dava hakkı ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davayı takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka yöneliktir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan davacı sıfatı (aktif husumet), yani davacı olma yetkisi de o hakkın sahibine ait olacaktır. Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek kişi ise o hakka uymakla borçlu olan kişiye (davalı sıfatı, pasif husumet) ait olacaktır (Kuru, Baki: Medenî Usul Hukuku El Kitabı, Ankara 2020, Cilt I, s. 332). -Dava konusu hakkın esasına yönelik karar verilebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddî hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli, 2019/(17)4-854 E., 2022/200 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. -Bilindiği üzere borç ilişkisi alacaklı ile borçlu arasındaki ilişki olup, hukukî işlemden doğabileceği gibi doğrudan doğruya kanundan da doğabilir. Hukukî işlemden doğan borç ilişkilerinin başlıca kaynağı sözleşmedir. Her sözleşme, taraflar arasında bir hukukî ilişki meydana getirir, bu ilişkiye “sözleşmeye dayalı=akdî ilişki” denir. Sözleşme; hukukî bir sonuç doğurmak üzere, iki veya daha ziyade kişinin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının uyuşmasını ifade eder. -Davacı tarafından davaya konu edilen sözleşmede davacı ... taraf olmayıp, şirket temsilcisi sıfatıyla ödeme yapıldığı iddiası ile davayı ikame ettiği görülmektedir. Yine davalı tarafın iddia ve savunmalarında ... ile aralarında forklift satışından kaynaklı ticari ilişki bulunmadığını beyan etmektedir. -Bu haliyle dava konusu alacağa dayanak forklift satışına davacı ... taraf olmadığı gibi, bu husus davalı tarafça da inkar edilmektedir. Davacı tarafça yine bu kapsamda yazılı bir bilgi ya da belge dosyaya ibraz edilmemiş, ödemelerin açıklamasında da sözleşmeye bir atıfta bulunulmamıştır. Dava konusu alacak yönünden davacı gerçek kişinin sözleşme ilişkisi kapsamında istemde bulunulması mümkün olmadığından iş bu davacı yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİ ile; 2-Davacı şirket tarafından açılan davada Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin harç ve ıslah harcı olarak yatırılan 4.260,59-TL harçtan mahsubuna, 3-Davacı ... tarafından açılan davada Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin harç ve ıslah harcı olarak yatırılan 4.260,59-TL harçtan mahsubuna, bakiye 3.029,90 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Husumet nedeniyle red kararı verilen davacı ... tarafından ikame edilen dava yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı şirket tarafından ikame edilen dava yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'nden alınarak davalıya verilmesine, 7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Küçükçekmece Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/02/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır