İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/502 E. 2025/43 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/502
Karar No
2025/43
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/502 Esas KARAR NO : 2025/43 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/05/2023 KARAR TARİHİ : 21/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; 12.09.2022 tarihinde, İstanbul İli, ..... İlçesi, ..... Mh., ..... oto yolunda meydana gelen kazada, davalı ...... Taşımacılık İç ve Dış Tic. A. Ş. adına trafik siciline kayıtlı olup, diğer davalı ..... Sigorta A.Ş. tarafından, ..... nolu Poliçe ile, Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigortası yapılmış bulunan, ..... plakalı aracın, müvekkili şirket adına kayıtlı olan ve ....... sevk ve idaresindeki ...... plakalı araca arkadan çarpmasıyla müvekkilinin aracında hasar oluştuğunu, kaza sonrasında, davalı şirkete ait aracı kullanan sürücü, olay yerinden kaçtığı için, kazaya sebebiyet veren araç sürücüsünün tespit edilememiş olduğunu, bu nedenle araç sürücüsüne karşı iş bu davanın yöneltilmesinin mümkün olamadığını, ancak, ileride tespiti halinde, aleyhine dava açma haklarını saklı tutuyor olduklarını, müvekkilinin aracı, 2018 Model, .. 2.0 190 ..... Sport olup, kaza esnasında 95.407 KM'de olduğunu, aracın kaza öncesinde başka bir kaza veya hasar kaydı bulunmadığını, meydana gelen kazada, arkadan çarpan davalı şirkete ait aracın %100 kusurlu olduğunu, müvekkiline ait aracın tamir giderlerinin müvekkilinin kasko sigortasını yapmış olan ..... Sigorta A. Ş. tarafından karşılanmış olduğunu, ancak müvekkiline ait aracın bu kazadan dolayı değer kaybetmiş ve serviste kaldığı süre boyunca kullanılamamış olduğunu, ayrıca, bu kaza sonucu müvekkilinin Kasko Sigortasındaki hasarsızlık indirimi yönünden de kaybı/zararı oluşmuş olduğunu, kaza sonucu müvekkilinin aracının önemli ölçüde hasar almış olduğunu, bu hasar sebebiyle müvekkilinin aracında yüksek miktarda değer kaybı oluştuğunu, kaza sonucu oluşan ve yukarıda belirtilen zararların giderilmesi için davalı sigorta şirketine 03.10.2022 tarihinde başvurulmuş, mail yoluyla yapılan yazışmalar ile istenilen ilave evraklar da gönderilmiş olmasına rağmen, davalı sigorta şirketi tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, bu nedenle, kaza sonucu/kazaya bağlı olarak oluşan zararların tazmini talebiyle işbu davanın açılması zarureti doğmuş olduğunu, kaza ile oluşan değer kaybı miktarı ve kasko sigortası hasarsızlık indiriminin kaybı nedeniyle oluşan zararların miktarının bu aşamada belirlenmesinin mümkün olamadığını, bu zarar miktarlarının, ancak yapılacak bilirkişi incelemesi ve alınacak uzman bilirkişi raporu ile belirlenebilecek olduğunu, bu nedenle, iş bu davayı belirsiz alacak davası olarak açıyor olduklarını, kaza nedeniyle müvkekilinin aracı kullanamaması ve bu süre zarfında emsal bir araç kiralaması sonucu ödemek zorunda kaldığı miktar belirli olmakla birlikte, kazadaki kusur durumunun henüz belirlenmemiş olması nedeniyle, araç mahrumiyeti/ikame araç bedeli zararına ilişkin davalarını ise kısmi dava olarak açıyor olduklarını, dava şartı olan arabuluculuğa başvuru yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu beyanla; kaza sonucu oluşan değer kaybı ve kasko sigortası hasarsızlık indiriminin kaybı suretiyle oluşan zararlar bakımından belirsiz alacak, tamir süresince oluşan ikame araç masrafı/zararı yönünden kısmî dava olarak açılan iş bu davanın kabulü ile, trafik kazası sonucu müvekkilinin aracında değer kaybı oluşması nedeniyle uğranılan zarar yönünden 1.000.-TL tazminatın, olay tarihi olan 12.09.2022 tarihinden itibaren (davalı sigorta şirketi yönünden başvuru ve ödeme için tayin edilen 15 günlük süre nazara alınarak 18.10.2022 tarihiden itibaren), meydana gelen kazaya bağlı olarak, müvekkilinin kasko sigortası hasarsızlık indiriminin kaybı nedeniyle uğranılan zarar yönünden 1.000.-TL tazminatın, bir sonraki kasko sigortasının yapıldığı tarih olan 08.11.2022 tarihinden itibaren, müvekkilinin aracının tamiri için geçen sürede ikame araç için yaptığı ödeme yoluyla oluşan zararı bakımından 1.000.-TL tazminatın, ikame araç bedelinin ödendiği tarih olan 03.12.2022 tarihinden itibaren, işleyecek ticari/avans faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine (Davalı sigorta şirketi yönünden poliçe kapsamı ve asıl alacak bakımından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere), (Mahkememizce yapılacak yargılama, toplanacak deliler, alınacak bilirkişi raporları ile kusur oranları ve zarar miktarının belirlenmesini müteakip, belirsiz alacak davası olarak talep edilen zararlar yönünden dava değerinin belirlenmesi/arttırılması, kısmî dava olarak talep edilen zarar bakımından ıslah edilmek üzere) yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ..... Sigorta vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; 12.09.2022 tarihinde, İstanbul ili, ..... İlçesi .... mevkiinde, ..... sevk ve idaresinde bulunan ..... plakalı araç ile ...... plakalı aracın çarpışması sonucu talihsiz bir trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, müvekkili tarafından davacının talebi kabul edilmediğinden uyuşmazlığın yargıya intikal etmiş; müvekkili ile davacının, 03.04.2023 tarihinde arabuluculuk görüşmelerine katılmış, yapılan müzakereler sonucunda anlaşmaya varılamamış olduğunu, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının yasaya aykırı olduğunu, somut olayda, talep konusu değer kaybı bedeli alacağının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları EK-1 uyarınca belirlenen formül uyarınca basit bir hesaplama ile ortaya çıkarılabilir bir miktar olduğunu, yine, hasarsızlık indirim kayıp tutarının bir kimsenin sigorta poliçesine bakıp saniyeler içerisinde hesap edebileceği bir miktar olduğunu, davacının, yargılama sırasında celbedilecek belge, resim ve sair deliller doğrultusunda yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrasında bunların miktarının belirlenebilir hale geleceği şeklindeki iddiasının, sözde alacakların zaten dava tarihinde belirlenebilir olması itibarıyla kabule şayan olmadığını, davanın 2.000,00 TL üzerinden belirsiz alacak davası olarak açılmasının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmekte olduğunu, davacının dayandığı eksper raporunda anılan tutarları işbu davada talep miktarı olarak belirtmeyerek daha az harç ve davanın kaybedilmesi durumunda az yargılama gideri ve vekalet ücreti ödemek maksadıyla tamamen farazi bir değer göstererek belirsiz alacak davası açmasının dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, sonuç olarak, bir an için huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği düşünülse bile, belirsiz alacak olarak gösterilen miktarın 100,00 TL hasar bedeli ve 10,00 TL değer kaybı alacağı olmak üzere 110,00 TL olarak gösterilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olacağını, açıklanan sebeplerle davanın usulden reddi, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının kabulü halinde ise talep miktarının düzelttirilerek eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini, davacının talebinin haksız fiil sorumluluğuna dayandığını, ne var ki dava dilekçesinde haksız fiil sorumluluğunun unsurlarından, hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve illiyet bağının varlığının ispat edilememiş olduğunu, huzurdaki davada davacının, müvekkilinin sigortalısının haksız fiil sorumlusu olduğunu, hukuka aykırı fiili, kusuru, zararı ve illiyet bağını ispatla yükümlü olduğunu, davacının ancak ve ancak bu unsurları ispat ettikten sonra müvekkiline karşı talepte bulunabileceğini, olayda sigortalının hukuka aykırı bir fiili ve kusuru olduğunun sabit olmadığını, bilineceği üzere KTK md.56 hükmü uyarınca, araç sürücülerinin, araçlarını zorunlu bir neden olmadıkça, diğer araçların ilerleyişine engel olacak şekilde yavaş sürmeleri, belirlenen hız sınırlarının çok altında ve trafiğin akışına engel olacak şekilde sürmeleri, başkalarını rahatsız edecek veya tehlikeye sokacak şekilde gereksiz ve ani yavaşlamalarının yasak olduğunu, buna karşılık, davacının, kaza tutanağında belirtilen trafik yoğunluğunun gerektirmeyeceği ölçüde hızını trafiğe engel olacak şekilde düşük tutmuş olduğunu, bu itibarla takip mesafesinin, korunamamış olduğunu, kaza krokisi ve fotoğraflarının incelenmesi ile kazanın İSTOÇ mevkii TEM Kuzey Edirne mevkii istikameti ile Sultangazi Habipler Arnavutköy ayrımında meydana geldiğinin görülmüş olup .... plakalı aracın tam da otobandaki yol ayrımında hangi yöne gideceği hususunda kararsız kalmasından sebep hızını trafiğin hızına engel olacak ve trafiği tehlikeye sokacak biçimde yavaşladığının aşikar olduğunu, bu noktada, ...... plakalı araç sürücüsünün -en azından- KTK md.56'nın kitap örneği bir ihlalini gerçekleştirdiğinin kabulü gerektiğini, ..... plakalı araç sürücüsünün dönmek ya da dönmemek üzerine kararsız kaldığı o anlarda KTK md.53 hükmü uyarınca gerekli tedbirleri almak ve işaretleri kullanmak suretiyle dönüş yapması ya da yapmayacaksa da yukarıda anıldığı üzere gereksiz yavaşlayarak trafiği tehlikeye sokmaması gerektiği barizken müvekkilinin sigortalısının hukuka aykırı ve kusurlu davranışı bir yana dursun davacı araç sürücüsünün hukuka aykırı davranışını ve doğrudan kusurunu gösterdiğini, kaza fotoğrafları ve ..... Hastanesi'nden alınan geçici adli rapor incelendiğinde ..... plakalı aracın duraklamanın yasak olduğu bir yolda durakladığı geçici adli raporda yer alan bizzat kendi beyanları ile gözler önüne serilmiş olduğunu, hiç kuşkusuz, davacı araç sürücüsünün bu senaryoda da KTK md.59 vd. hükümlerini ihlal ederek kusurlu duruma düşecek olduğunu, açıklanan nedenlerle, somut olayda sigortalının ilgili mevzuata uygun davrandığından hareketle müvekkilinin sigortalısı yönünden hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediğinin kabulü gerektiğini, somut olayda hukuka aykırı fiili bulunmayan sigortalının kusurunun bulunduğunun kabulünün eşyanın tabiatıyla bağdaşmayacağını, kaldı ki, salt sigortalının kusurlu olduğunun ifade edildiği kaza tespit tutanağına dayanarak kusur yönünden bir tespit yapılmasının ve hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, bir trafik kazasındaki kusur oranı hususunun hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerden olduğundan HMK md.266 hükmü gereğince, mahkememizce bu hususun bilirkişiye tespit ettirilmesi gerektiğini, bu bilirkişi tespiti sırasında, kazaya karışan araçların bakım ve muayenelerinin tam olup olmadığı, öndeki araç bakımından geri görüşü sağlayan donanımın yeterli ve sağlıklı olup olmadığı, stop lambalarının gerektiği gibi (mevzuata uygun bir biçimde) çalışıp çalışmadığı, yol ve yaya durumu, trafik işaretçilerinin durumu vb. sair hususların da mutlaka gözetilmesi gerektiğini, yoksa, kaza tespit tutanağında olduğu gibi, salt takip mesafesinin korunmadığı iddiasına binaen sigortalının tam kusurlu olduğunun, bu hususta bilirkişi olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği sabit olmayan trafik memurunca tespiti kusur bakımından hükme esas alınacak bir unsur olmadığını, hiçbir şekilde sigortalının kusurlu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, sigortalının kusurunun olduğu varsayımında dahi müvekkilinin oluşan zarardan yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, sonuç olarak, davacı dava dilekçesinde sigortalının kusuruna ilişkin ispat külfetini yerine getirmediğinin açık olduğunu, dolayısıyla, davacının haksız fiil sorumluluğuna dayanarak müvekkilinin sigorta şirketinden talep ettiği tazminat bedellerinin mahkememizce reddedilmesi gerektiğini, hiçbir kabul anlamına gelmemekle beraber, dolaylı zarar olması hasebiyle esasında teminat kapsamında dahi olmayan ve dolayısıyla müvekkilinin sorumlu olamayacağı kasko hasarsızlık indirim kayıp bedelinin davacı yanca talep edilmiş olmasının kusurun %100 müvekkilinin sigortalısında olmadığını ikrar niteliğinde olduğunu, gerçekten de kasko poliçelerindeki hasarsızlık indirimi basamağının kusurun %100 olarak bir başkasında olduğu hallerde alçalmayacağını, davacının salt bu çelişkili talebiyle dahi kendisinin kusursuz olmadığını ikrar etmekte olduğunu, tam da bu sebeplerden davacının olası sebepsiz zenginleşmelerine karşı haklarını saklı tutuyor olduklarını, davacının zararını ve illiyet bağını ispat edememiş olduğunu, bilineceği üzere haksız fiil sorumluluğunda tazminatın miktarının müşterek hayat tecrübeleri ışığında ve dürüstlük kuralına uygun biçimde belirlenmesi gerektiğini, zorunlu mali mesuliyet sigortasının aktif değil; pasif bir sigorta türü olduğunu, bu tip zarar sigortalarında zenginleşme yasağı ilkesinin hakim olduğunu, dolayısıyla sigorta kurumunun, bir haksız zenginleşme aracı gibi kullanılmaması gerektiğini, anılan açıklamalardan olarak, sigortalının kusurunun ispat edilmesi halinde dahi, sigorta şirketinin yalnızca gerçek zararlardan sorumlu tutulabileceğini, burada meydana gelen gerçek zararın ve illiyet bağının da zarar gören tarafından ispat edilmesi gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının haksız fiil sorumluluğu kapsamında sigortalının hukuka aykırı fiilini ve kusurunu ispat ettiği varsayımında dahi taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, çünkü davacının sigortalının kusurlu ve hukuki eylemi neticesinde meydana geldiğini iddia ettiği zararı ve bunlar arasındaki illiyet bağının varlığını ispat edememiş olduğunu, değer kaybına konu araçlar daha önce de başka kazalara karışmış ise, değer kaybında bu hususa da dikkat edilmesi gerektiğini, bu cümleden olarak, zaten hasarsız olmayan bir aracın yeni bir kazaya karışması dolayısıyla araçta daha önceden de var olan değer kaybının son kazaya karışan taraftan alınmasının hukuka aykırı olacağını, huzurdaki davada davacının aracının daha önce kazaya karışıp karışmadığı karıştı ise bu kazalarda hangi parçalarının işlem gördüğünün tespit edilmesi gerektiğini, öyle ki değer kaybı hesaplamasının sanki kazaya karışan araç o ana kadar herhangi bir kaza yapmamış gibi (hasarsız gibi) hasarsız ikinci el rayiç bedeli dikkate alınmasının hukuka aykırı olacağını, tazminat talep eden araca ilişkin Bilirkişi tarafınca huzurdaki dava bakımından aracın değişen ya da onarılan parçaları ve başkaca parçalarının daha önceki kazalarda da değiştiği ya da onarıldığı tespit edilerek; değer kaybına sebep olan kazanın bu dava konusu kaza olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, ayrıca, değer kaybı tutarının belirlenmesinde değişen hasarlı parçaların ikinci el araç piyasasındaki öneminin yanı sıra, aracın marka ve modeli, piyasa değeri, kilometresi ve yaşı da dikkate alınarak bu veriler arasında orantı kurulması gerektiğini, tüm bu açıklamalar ışığında değer kaybı talebinin reddi gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafça talep edilen kasko hasarsızlık indiriminin kaybedilmesinden ve araç mahrumiyet bedeli zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı dışında olup işbu taleplere ilişkin müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bilineceği üzere ZMMS Genel Şartlar A.6.-k hükmü uyarınca Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat taleplerinin ZMMS teminatı dışında olduğunu, başvuruya konu faize ilişkin talebin isabetsiz olduğunu, zorunlu mali sorumluluk sigortasından kaynaklanan hasar kaybı alacağına temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmakta olduğunu, somut olayda uyuşmazlığın, sözde bir haksız fiilden kaynaklanmakta olduğunu, haksız fiil işleyenin, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın zararın doğduğu anda temerrüde düşmüş sayılacağını, ancak, trafik kazaları haksız fiil sayılan hallerden olmakla beraber, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulünün mümkün olmadığını, somut olaya ilişkin olarak, kaza tarihinden değil bildirim tarihine göre hesap edilecek temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini, söz konusu faiz alacağının kabul edildiği düşünülse dahi, faizin temerrüt tarihinden itibaren işleyeceği sabit olmakla birlikte söz konusu davanın haksız fiile dayanması sebebiyle işleyecek faizin türünün de yasal faiz olması gerektiğini, davacının avans faizin uygulanmasına ilişkin isteminin, taraflar arasında sözleşmeden kaynaklanan bir hukuki ilişkinin varlığından söz edilemeyeceği ve işin ticari olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığı gerekçeleriyle reddedilmesi gerektiğini, ..... plakalı aracın, müvekkili sigorta şirketi tarafından ...... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigorta teminat altına alınmış olup, anılan poliçe uyarınca maddi sigorta teminatının araç başına 43.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, işbu dilekçe tahtındaki savunlarına halel gelmeksizin kaza tespit tutanağında ..... plakalı araç sürücüsünün imzasının bulunmadığı ve olay yerini terk ettiği ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları B4/f bendi uyarınca sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranmasından dolayı müvekkili sigorta şirketinin gerçekleşen zarardan dolayı tazmin ettiği bedelden yine KTK uyarınca diğer davalı'nın sorumlu olacağından hareketle normalde poliçe kapsamında sayılabilecek doğrudan zararların da husumet yokluğu sebebiyle müvekkilinden değil doğrudan doğruya diğer davalı'dan alınmasının usul ekonomisinin bir isteri olduğunu beyanla; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasından ötürü usulden reddine, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün kabul edilirse, talep miktarının düzelttirilerek eksik harcın tamamlattırılması için kesin süre verilmesine, davacının değer kaybı talebinin tamamen reddine, eğer bu kabul etmezse, bilirkişilerce tespit edilecek kusur oranının ve poliçe teminat limitlerinin dikkate alınmasına, davacının faiz talebinin tamamen reddine, faiz talebinin kabul edilmesi halinde, temerrüt tarihinden itibaren yasal adi faizin uygulanmasına, müvekkilinin sorumlu olmadığı kasko hasarsızlık indirimi kaybı ve araç mahrumiyet bedeli taleplerinin reddine, usul ekonomisi gereği, teminat kapsamında olan zararların dahi -eğer var ise- doğrudan diğer davalı'dan tazminine, yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..... Taşımacılık A.Ş. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.107/1 uyarınca, belirsiz alacak davasının, alacak miktarının davanın açıldığı tarihte tam ve kesin olarak belirlenemediği ve belirlenmesinin kimseden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hallerde açılabileceğini, şu hâlde, talep konusu alacak miktarının açıkça belirli veya belirlenebilir olması halinde belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olmadığını, davacının işbu taleplerini belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararı bulunmadığını ve davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, belirsiz alacak davası olarak açılamayacak bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasından dolayı usulden reddi gerektiğini, davacı taraf araçta değer kaybı ve kasko sigortası hasarsızlık indiriminin kaybı nedeni gibi asılsız iddialar öne sürerek maddi zarara uğradıklarını öne sürse de işbu iddiaların asılsız ve gerçeklikten uzak olduğunu, hiçbir iddiayı ve talebi kabul etmiyor olduklarını ve haksız ve hukuka aykırı olarak açılan bu davanın reddini talep ediyor olduğunu, öncelikle somut olayda davacının iddialarının haksız fiil sorumluluğuna dayanmakta olduğunu, TBK’nın 49. maddesinin “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür…” şeklinde düzenlenmiş olduğunu, madde metni incelendiğinde sorumluluğun şartlarının; Hukuka aykırı fiil, Zarar, Kusur, İlliyet bağı şeklinde sıralanmakta olduğunu, ancak dava dilekçesi ve dosyaya sunulan deliller incelendiğinde davacının yukarıda belirtilen haksız fiil sorumluluğunun unsurlarının varlığını ispat edemediğini, ayrıca TBK md. 50 uyarınca, zarar gören, zararı ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. şeklinde düzenlenmiş olup davacı tarafça iddia edilen işbu zararın ve sözde müvekkilinin kusurunun ispatlanmamış olduğunu, dolayısıyla huzurdaki davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, işbu davayı ve davacının asılsız iddialarını kabul etmemekle birlikte; ...... plakalı aracın trafikte sağ şeritte seyir halindeyken sol şeritten gelen bir aracın aniden müvekkili şirket aracının üzerine kırmış, refleks olarak sürücünün de kendisini emniyet şeridine doğru yönlendirmiş olduğunu, müvekkilinin aracı konumun hız sınırı kurallarına uygun olarak sevk etmiş olduğunu, ancak davacı yana ait ...... plakalı aracın tam da otobandaki yol ayrımında hangi yöne gideceği hususunda kararsız kalarak hızını trafiğin hızına engel olacak ve trafiği tehlikeye sokacak biçimde yavaşlatmış olup söz konusu somut olayda müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, davacının, hızını trafiğe engel olacak şekilde düşük tutmuş olduğunu, bu itibarla takip mesafesinin korunamamış olduğunu, işbu durumun olay yeri fotoğraflarından ve geçici adli rapordan da anlaşılmakta olduğunu, somut olayda kusurlu tarafın davacı taraf olduğunu, ...... plakalı araç sürücüsünün dönmek ya da dönmemek üzerine kararsız kaldığı o anlarda KTK md.53 hükmü uyarınca gerekli tedbirleri almak ve işaretleri kullanmak suretiyle dönüş yapmasının ya da yapmayacaksa da yukarıda anıldığı üzere gereksiz yavaşlayarak trafiği tehlikeye sokmaması gerektiğini, ancak araç sürücüsü tarafından işbu kuralların hiçbirine uyulmamış olduğunu, bu sebeple dosyada kusurlu ve hukuka aykırı davranış sergileyen tarafın davacı taraf olduğunu, söz konusu olayda müvekkilinin herhangi bir haksız ve hukuka aykırı fiilinden söz edilemeyeceğini, davacının, müvekkilinin kusurlu ve hukuki eylemi neticesinde meydana geldiğini iddia ettiği zararı ve bunlar arasındaki illiyet bağının varlığını ispat edememiş olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmamakta olup asıl kusurlu olan tarafın davacı taraf olduğunu, bu sebeple davacı yanın taleplerinin reddi gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının araç değer kaybı talep etmesi için %100 kusurlu olmaması gerektiğini, ancak söz konusu olayda davacı tarafın %100 kusurlu olup mahkememizcede bu talebinin reddi gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin kusuru olmamasına rağmen davacı tarafın talep etmiş olduğu değer kaybı kasko hasarsızlık indirimi kaybı ve araç mahrumiyet bedeli ve faiz taleplerinin fahiş miktarda olduğunu, bu durumun yargılama sırasında bilirkişi incelemesiyle de sabit hale gelecek olduğunu, davacının talep ettiği miktarın uğradığı zararların ötesine geçmekte, adeta bir kazanç elde edimi amacına dönüşmekte olduğunu, bu sebeple davacının işbu taleplerine itiraz ediyor olduklarını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte Trafik kazalarında kusur değerlendirmesi için görevlendirilen teknik bilirkişilerin, hukuk bilgileri olmadığı için, yalnızca trafik kurallarına uyulup uyulmadığı yönünden değerlendirme yapmakta, eylem ile zararlı sonuç arasındaki nedensellik bağını, zararın hangi eylem ve davranıştan doğduğunu dikkate almadıklarını, öncelikle kusur değerlendirilmesi için görevlendirilecek bilirkişi veya bilirkişilerin belirtmeye çalıştıkları çerçevede somut olayı değerlendirmeleri gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, bu nedenle davacının talepleri yönünden açıkça zamanaşımı itirazları bulunduğunu beyanla; huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın ve davacının değer kaybı, kasko hasarsızlık indirimi kaybı ve araç mahrumiyet bedeli ve faiz taleplerinin reddi ile her türlü yargılama gideri ve avukatlık vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasına bağlı maddi tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı şirkete ait ...... plaka sayılı araca davalı şirkete ait, davalı sigorta şirketi nezdinde zmms sigortası ile sigortalı bulunan ...... plaka sayılı aracın çarpışması nedeni ile davacının aracında değer kaybı meydana gelip gelmediği, davalı ...... yönündentalebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacının kasko sigortası hasarsızlık indirimini kaybedip kaybetmediği, aracın kullanılmadığı süre içerisinde ikame araç bedeli talep edebilip edemeyeceği, dava dilekçesinde belirtilen kalemler yönünden taleplerinin yerinde olup olmadığı, dava konusu kaza nedeni ile tarafların kusur durumları, davalıların meydana gelen zararlardan sorumlu olup olmadığı, sorumlu olması halinde miktarı hususlarına ilişkindir. Mahkememizce araç tescil kayıtları, kaza tutanağı, aracın tamirine ilişkin servis kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmış, taraf delilleri toplanmıştır. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, uyuşmazlık konuları hakkında dosya üzerinden GÜNSÜZ bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, Makine Mühendisi bilirkişi ......, Adli Trafik Uzmanı bilirkişi ..... ve Sigorta bilirkişisi ..... 21/01/2024 tarihli raporlarında özetle; önceden teknik olarak belirlenmiş (KTK.’ nun 84/f, g,j. Md. yoluyla, 46, 47/c,d, 52/a,b, 53/a, 56/a, 67/a,c, 81. Md. ile, KT. Yönet. 137/A. Md. Trafiğin akışı, Trafik İşaretlerine Uyma, Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlama, Doğrultu Değiştirme, Şerit İzleme ve Araç manevraları, Kazaya karışanlar) kurallara karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen sigortalı ..... plakalı otomobilin kimliği tespit edilemeyen sürücüsünün “%100 Oranında Asli ve Tamamen Kusurlu” olacağını, Trafik Kazası Tespit Tutanağında herhangi bir kural ihlali bilgisine rastlanmayan; Kendi yönünde ve şeridinde seyretmekte iken arkadan gelen araç tarafından çarpılmaya uğrayan, kazada etkisi olmadığı ve alabileceği bir tedbir bulunmadığı düşünülen ..... plakalı otomobil sürücüsü dava dışı ......’ nun ise “Tamamen Kusursuz” olacağını, kaza tarihinde ...... plakalı otomobilin maliki olan davalı “..... Taşımacılık İç ve Dış Tic. A.Ş.’ nin” ise (KTK’ nun 85. Md. İşleten) kurallar gereği aracın kimliği tespit edilemeyen sürücüsünün kusuru oranında, adı geçen sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağını, aracın meydana gelen kaza nedeniyle oluşan ağır hasarın araçta değer kaybına sebep olacağını ve bu değer kaybının kaza tarihi itibarıyla 200.000,00 TL olacağını, aracın tamiri için 30 günlük onarım süresinin gerekli olduğunu ve geçen bu sürede ikame araç bedeli olarak (kiralık benzer model ve özelliklerde araç) kaza tarihi itibarıyla toplam 30.030,00 TL olacağını, değer kaybından dolayı oluşan 200.000,00 TL zarar kaleminden, davalılardan ...... AŞ’nin poliçe teminat limiti olan 43.000,00TL’ye kadar, diğer davalı ...... AŞ’nin ise tamamından müteselsilen sorumlu olacaklarını, Trafik Sigortası Genel Şartları kapsamına alınmayan ikame araç bedelinden davalılardan ...... AŞ’nin sorumlu tutulamayacağını, hesap edilen 30.030,00 TL ikame araç bedelinin tamamından davalılardan ..... Taşımacılık İç ve Dış Tic. AŞ’nin sorumlu olacağını, davacının yenilenen Kasko Poliçesinde, dava konusu kazaya ait hasar ödemesi (tanzim tarihinde hasar ödeme tutarı belli olmadığından) dikkate alınmadan prim tutarının belirlendiğinin tespiti nedeniyle, davacının dava tarihi sonrası vadesi dolacak poliçe yenilemesindeki hasarsızlık indirim oranının tespitinin mümkün olamayacağını, mahkememizin davacı lehine hüküm kurması halinde davacının tüm davalılardan hükmolunacak alacak tutarlarına, 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 14 1.maddesi gereğince temerrüt tarihlerinden itibaren yasal faiz oranında faiz talep edebileceğini bildirmişlerdir. Davacı vekiline müvekkilinin kazadan sonraki yıl yaptırmış olduğu kasko sigorta şirketini bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde dosyada bulunan mevcut deliller itibariyle karar verileceği hususunun davacı vekiline ihtarına (duruşmada ihtarat yapıldı), davacı vekilince beyanda bulunduğunda veya verilen kesin süre dolduğunda dosyanın bilirkişi heyetine tevdii ile taraf vekillerinin yapmış olduğu itirazlar doğrultusunda ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş olup, kök rapor sunan bilirkişi heyeti 11/11/2024 tarihli ek raporlarında özetle; önceden teknik olarak belirlenmiş (KTK.’ nun 84/f, g,j. Md. yoluyla, 46, 47/c,d, 52/a,b, 53/a, 56/a, 67/a,c, 81. Md. ile, KT. Yönet. 137/A. Md. Trafiğin akışı, Trafik İşaretlerine Uyma, Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlama, Doğrultu Değiştirme, Şerit İzleme ve Araç manevraları, Kazaya karışanlar) kurallara karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen sigortalı 34 ABE 477 plakalı otomobilin kimliği tespit edilemeyen sürücüsünün “%100 Oranında Asli ve Tamamen Kusurlu” olacağı, Trafik Kazası Tespit Tutanağında herhangi bir kural ihlali bilgisine rastlanmayan; kendi yönünde ve şeridinde seyretmekte iken arkadan gelen araç tarafından çarpılmaya uğrayan, kazada etkisi olmadığı ve alabileceği bir tedbir bulunmadığı düşünülen ...... plakalı otomobil sürücüsü dava dışı ......’ nun ise “Tamamen Kusursuz” olacağı, kaza tarihinde ..... plakalı otomobilin maliki olan davalı “..... Taşımacılık İç ve Dış Tic. A. Ş.’ nin” ise (KTK’ nun 85. Md. İşleten) kurallar gereği aracın kimliği tespit edilemeyen sürücüsünün kusuru oranında, adı geçen sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aracın meydana gelen kaza nedeniyle oluşan ağır hasarın araçta değer kaybına sebep olacağı ve bu değer kaybının kaza tarihi itibarıyla 200.000,00TL olacağı, aracın tamiri için 30 günlük onarım süresinin gerekli olduğu ve geçen bu sürede ikame araç bedeli olarak (kiralık benzer model ve özelliklerde araç) kaza tarihi itibarıyla toplam 30.030,00TL olacağı, değer kaybından dolayı oluşan 200.000,00TL zarar kaleminden, davalılardan ..... AŞ’nin poliçe teminat limiti olan 43.000,00TL’ye kadar, diğer davalı ..... AŞ’nin ise tamamından müteselsilen sorumlu olacakları, Trafik Sigortası Genel Şartları kapsamına alınmayan ikame araç bedelinden davalılardan ...... Sigorta AŞ’nin sorumlu tutulamayacağı hesap edilen 30.030,00TL ikame araç bedelinin tamamından davalılardan ..... Taşımacılık İç ve Dış Tic. AŞ’nin sorumlu olacağı, davacının yenilenen Kasko Poliçesinde, dava konusu kazaya ait hasar ödemesi (tanzim tarihinde hasar ödeme tutarı belli olmadığından) dikkate alınmadan prim tutarının belirlendiğinin tespiti nedeniyle, davacının dava tarihi sonrası vadesi dolacak poliçe yenilemesindeki hasarsızlık indirim oranının tespitinin mümkün olamayacağı, mahkememizin davacı lehine hüküm kurması halinde davacının tüm davalılardan hükmolunacak alacak tutarlarına, 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 1.maddesi gereğince temerrüt tarihlerinden itibaren yasal faiz oranında faiz talep edebileceği şeklinde ulaşılan görüş ve düşüncelerini değiştirecek bir unsurun bulanmadığı anlaşılmakla, kök rapordaki görüşlerinin muhafaza edildiğini bildirmişlerdir. Bilirkişi kök ve ek raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür. Davacı vekili 02/12/2024 tarihli talep artırım ve ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesinde 1.000.-TL Araç Değer Kaybı, 1.000.-TL Kasko Sigortası Hasarsızlık İndirimi Kaybı suretiyle oluşan zararlar bakımından Belirsiz Alacak Davası olarak, 1.000.-TL Araç Mahrumiyet Zararı / İkame Araç Bedeli ise Kısmi Dava olarak talepte bulunulmuş olduğunu, (Davalı sigorta şirketi yönünden poliçe kapsamı ve asıl alacak bakımından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliler ve alınan bilirkişi raporları ile talep edilebilecek alacak / zarar kalemlerinin belirlenmesi nedeniyle, taleplerini; Belirsiz alacak davası olarak talep edilmiş bulunan, Araç Değer Kaybı suretiyle oluşan zararın tazminine ilişkin taleplerini, 200.000.-TL olarak, Kısmi dava olarak talep edilmiş bulunan, Araç Mahrumiyet Zararı / İkame Araç Bedeli taleplerini ise, ıslah suretiyle, 30.030.-TL olarak arttırıyor olduklarını, dava dilekçesi ve ıslah / talep arttırım dilekçesi ile talep edilen alacak kalemleri bakımından; davalı ..... Sigorta A.Ş.'nin, poliçe kapsamı (araç değer kaybı zararı bakımından) ve Poliçe Limiti ile sınırlı olarak sorumluluğu şeklinde hüküm kurulmasını, diğer davalı / araç sahibi ..... A.Ş.'nin ise, tüm zarar kalemleri ve toplam zarar miktarı bakımından sorumlu tutularak hüküm kurulmasını, araç değer kaybı nedeniyle uğranılan zarar için; davalı ..... A.Ş. yönünden olay tarihi olan 12.09.2022 tarihinden itibaren, davalı ..... Sigorta A.Ş. yönünden ise, başvuru ve ödeme için tayin edilen 15 günlük süre nazara alınarak 18.10.2022 tarihiden itibaren, işleyecek ticari / avans faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ediyor olduklarını, araç mahrumiyet zararı nedeniyle uğranılan zarar için; bu zarardan sorumlu olan davalı ...... A.Ş. yönünden, ikame araç bedelinin ödendiği tarih olan 03.12.2022 tarihinden itibaren, işleyecek ticari / avans faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ediyor olduklarını, davalıların (kısmen de olsa) birlikte sorumlu oldukları zarar kalemleri ile, yargılama giderleri ve vekalet ücreti bakımından, müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarını talep ediyor olduklarını beyan etmiştir. Davacının talebi, adına kayıtlı araç ile davalı şirket adına kayıtlı ve davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS ile sigortalı araçlar arasında gerçekleşen kazada davacı adına kayıtlı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı iddiası ile aracında oluşan değer kaybı bedelinin, aracın kullanılamadığı süre boyunca kiralanmasından kaynaklı ikame araç bedelinin ve gerçekleşen kazaya bağlı kasko hasarsızlık indirimi bedellerinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur. Buna göre zarar veren taraf, kusuru oranında, gerçek zarardan sorumlu olur. Davacı tarafın dava dilekçesi ile dava konusu kaza nedeniyle meydana geldiğini belirttiği değer kaybının, aracın kullanılmadığı sürede ikame araç bedelinin ve kasko hasarsızlık indiriminin davalı şirketin aracın maliki olması ve davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesi kapsamında sigortacısı olması ve aracın kusurlu olduğu iddiasıyla iş bu davayı ikame ettiği görülmektedir. Değer kaybı, aracın hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Sigortacının sorumluluğu, izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir. Davacının kasko hasarsızlık indirimi talebi ise, kaza nedeni ile davacının sonraki yıllarda yaptıracak olduğu kasko sigortasında hasarsızlık indirimi zararına ilişkindir. Yapılan bu açıklamalar uyarınca somut olayın değerlendirmesinde dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bilirkişi raporları ile de tespit edildiği üzere davacı adına kayıtlı araç ile davalı ...... adına kayıtlı araç arasında gerçekleştiği sabit olan trafik kazasında davacı adına kayıtlı araç sürücüsünün olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, davalı ...... adına kayıtlı araç sürüsünün olayın meydana gelmesinde % 100 oranında kusurlu olduğu, gerçekleşen kaza nedeni ile davacı adına kayıtlı araçta 200.000,00 TL değer kaybı meydana geldiği, araçta meydana gelen hasarın 30 günlük süre içerisinde giderilebileceği, emsal nitelikteki araçların ortalama kira bedelleri uyarınca 30 gün için toplam 30.030,00 TL ikame araç bedeli talep edilebileceği, davalı sigorta şirketi nezdinde yer alan ZMMS sigortasının ikame araç bedelini kapsamadığı, her ne kadar davacı vekilince kasko hasarsızlık indirimi talebinde bulunulmuş ise de, belirtilen zararın dolaylı zarar niteliğinde olduğu, bu zarar kaleminin talep edilebilmesi için zarara uğranılmış olduğunun ispata elverişli delillerle ortaya konulması gerektiği, davacı tarafça bu hususta yeterli delilin dosyaya sunulamadığı, davanın açılması aşamasında değer kaybı bedeli talebinin belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve talep artırım dilekçesi uyarınca talebin belirli hale getirildiği, davalı sigorta şirketinin değer kaybı yönünden poliçe limitinin 43.000,00 TL ile sınırlı olduğu, araç mahrumiyet bedeline yönelik talebin ise kısmi dava olarak açıldığı ve ıslah dilekçesi ile talebin artırıldığı, kısmi dava olarak açılan ve ıslah edilen bedel yönünden geriye dönük olarak faize hükmedilemeyeceği kanaati hasıl olduğundan açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 200.000,00 TL değer kaybı bedelinin ( davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti olan 43.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydı ile ) davalı ..... A.Ş. Yönünden 12.09.2022, davalı sigorta şirketi yönünden 18.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı taraf verilmesine, 30.030,00 TL araç mahrumiyet bedelinin 1.000,00 TL'si için 03.12.2022 tarihinden itibaren, 29.030,00 TL'sine ıslah harcının yatırıldığı tarih olan 04/12/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...... A.Ş.'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, davalı sigorta şirketine araç mahrumiyet bedeli talebi ile açılan davanın reddine, kasko hasarsızlık indirimi talebi ile açılan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 1-200.000,00 TL değer kaybı bedelinin ( davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti olan 43.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydı ile ) davalı ...... A.Ş. Yönünden 12.09.2022, davalı sigorta şirketi yönünden 18.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı taraf VERİLMESİNE, 2-30.030,00 TL araç mahrumiyet bedelinin 1.000,00 TL'si için 03.12.2022 tarihinden itibaren, 29.030,00 TL'sine ıslah harcının yatırıldığı tarih olan 04/12/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ....... A.Ş.'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, davalı sigorta şirketine araç mahrumiyet bedeli talebi ile açılan davanın REDDİNE, 3- Kasko hasarsızlık indirimi talebi ile açılan davanın REDDİNE, 4-Alınması gereken 15.713,35 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL peşin harç ile 3.900,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.079,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.633,45 TL eksik harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA, (davalı ......A.Ş.'nin tamamından davalı ..... Sigorta A.Ş.'nin 2.937,33 TL ile sınırlı sorumluluklarına) 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul oranı ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 3.186,24 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, 13,76 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, (davalı ..... A.Ş.'nin tamamından davalı ..... Sigorta A.Ş.'nin 595,51 TL ile sınırlı sorumluluklarına) 6-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 359,80 TL ile ıslah harcı 3.900,00 TL olmak üzere toplam 4.259,80 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, (davalı ..... A.Ş.'nin tamamından davalı ...... Sigorta A.Ş.'nin 796,16 TL ile sınırlı sorumluluklarına) 7-Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 10.752,00 TL yargılama giderinden kabul oranı (%99,57) ret oranı (%0,43) dikkate alınarak hesaplanan 10.705,77 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, (davalı ...... A.Ş.'nin tamamından davalı ...... Sigorta A.Ş.'nin 2.000,91 TL ile sınırlı sorumluluklarına) 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 36.804,80 TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, (davalı ...... A.Ş.'nin tamamından davalı ...... Sigorta A.Ş.'nin 6.878,82 TL ile sınırlı sorumluluklarına) 9-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 1.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, 10-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair davacı vekilinin ve davalı ...... vekilinin yüzüne karşı (davalı vekiline e-duruşma ortamında), diğer davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/01/2025 Katip ...... Hakim .......

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/502, K. 2025/43, T. 21.01.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-502-e-2025-43-k-cf12788293e1