İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1272 E. 2024/1024 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1272
- Karar No
- 2024/1024
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1272 Esas KARAR NO : 2024/1024 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/12/2023 KARAR TARİHİ : 15/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili ..... Müdürlüğü A.Ş. arasında; 1998-1999 yıllarını kapsayan ..... Başmüdürlüğü ile bağlı işyerlerinin temizlik hizmetinin yürütülmesine dair ..... işyeri sicil noda kayıtlı sözleşme imzalanmış olduğunu, anılan sözleşme kapsamında çalışması da bulunan ...... adlı yüklenici firma işçisinin, hizmet sözleşmesini emeklilik sebebiyle 05.05.1999 tarihi itibari ile feshetmesinin ardından, işçilik alacaklarının tahsili talebiyle müvekkili şirkete karşı zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunması neticesinde, şirketlerinde geçen toplam çalışma süreleri üzerinden hesaplanan kıdem tazminatı tutarı (2.849.34-TL son brüt ücret üzerinden 20 yıl 9 ay 24 gün karşılığı olarak) 58.863,57-TL (net), 12.07.2019 tarihinde kendisine ödenmiş olduğunu, ayrıca şirketlerince yasa gereği 1/2 arabuluculuk ücreti olarak da 1.646,58-TL (brüt) ödenmiş olduğunu, adı geçen işçinin müvekkili şirket bünyesinde çalıştığı toplam sürelere göre firma bazlı kıst uygulaması yapılmak suretiyle, yüklenici firmaların ödenen tazminattan sorumlu oldukları miktarlar tespit edilmiş olduğunu, buna göre müvekkili şirket tarafından yapılan toplam 60.510,15-TL nin, davalı şirket ile akdedilen ...... işyeri sicil noda kayıtlı sözleşme kapsamında geçen çalışma süresine tekabül eden miktarı 4.021,09-TL olduğunu, müvekkili şirkete yapılan zorunlu arabuluculuk başvurusu esnasında temin edilen, başvurucu işçiye ait SGK hizmet döküm cetveli ve eki "İşyeri Ünvan Listesi"nde, işçinin 17.03.1998 - 08.08.1999 tarih aralığında çalışmış olduğu firmanın ..... işyeri ünvanlı firmaya ait olduğu, Ticaret Sicil Gazetesinden yapılan araştırmada firma ünvanının ..... olup, ..... 'a ait gerçek kişi ticari işletmesi olduğunun anlaşılmış olduğunu, işletmenin daha sonra lür değişikliğine giderek, ..... İnşaat Yapı Taahhüt Otomotiv Turizm San. ve Tic. A.Ş. ünvanını almış olduğunun anlaşılması nedeniyle, davalının son ünvanı üzerinden yasal işlemler yürütülmüş olduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasında imzalanan sözleşmeye müvekkili şirket kayıtlarında ulaşılamamış ve ilgili SGK İl Müdürlüğü Fatih Sosyal Güvenlik Merkezine yapılan yazılı başvurularına verilen cevapta " Merkez kayıtlarındaki .......sicil nolu ve ..... unvanlı işyerinin 31/08/1999 tarihinde kanun kapsamından çıkartılarak, İşyeri dosyasının iz ve imha olduğu ve dosya muhteviyatına ulaşılamadığı" bildirilmiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından ödeme yapılan işçinin, müvekkili bünyesinde yüklenici firmalar nezdinde çalıştığının ve bu çalışmanın bir kısmının da davalı şirket uhdesinde geçtiğinin SGK kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkili şirketin yüklenici firmalarla yaptığı hizmet alım sözleşmelerinde, çalıştırılacak işçilerle ilgili İş Kanunu ve diğer mevzuattan doğan sorumlulukların yükleniciye ait olduğu düzenlenmekte ve bu nedenle kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarına ilişkin ödemelerin tamamından yüklenici firmaların sorumlu olduğunu, ancak burada, davalı ile yapılan sözleşmeye ulaşılamadığından, TBK.m.167 kapsamında, alt işveren olarak davalı şirketin ve asıl işveren olarak müvekkilinin müteselsil sorumluluğu nedeniyle, yapılan ödemenin 1/2 sini talep zorunluluğu doğmuş olduğunu, davalı şirkete yapılan yazılı başvuruya bir cevap alımamadığından, alacağın tahsilini teminen şirket aleyhine Bakırköy ...... İcra Dairesinin ...... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı şirket tarafından takibe ve borca yapılan haksız itiraz neticesi takibin durdurulmuş olduğunu, davalı şirketin itirazında haksız olduğunu, davalı şirket uhdesinde çalıştığı sabit olan dava dışı işçiye zorunlu arabuluculuk neticesi kıdem tazminatı olarak ödenen meblağdan, davalı şirketin alt işveren sıfatıyla müteselsilen sorumluluğunun kanundan doğmakta olduğunu, bu nedenle ödenen tazminat ve arabuluculuk ücretlerinden, davalı şirket uhdesinde geçen çalışma sürelerine tekabül eden kısmının davalının sorumluluğunda olduğunu, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu beyanla; davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; borçlunun takibe yönelik haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan asıl alacak ve faize ilişkin itirazlarının iptaline ve takibin 2.010,55-TL ile işlemiş faizi üzerinden devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesi ile talep etmiş olduğu alacakların zamanaşımına uğramış olduğunu, zira rücu davalarında işçilere ödenen bedelin iadesi için dava açma süresinin ödeme tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacı tarafın dava dışı işçiye dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ve taraflarınca da tam olarak okunamayan ödeme dekontundan görüldüğü kadarı ile 2019 yılında dava dışı işçiye ödeme yapmış olduğunu, yukarıda belirttikleri üzere rücuen tazminat davalarında ödeme tarihinden itibaren dava açma süresi 2 yıl olduğundan davacı tarafın süresinde davasını açamamış olduğunu, bu sebeple zamanaşımı defiini ileri sürerek davanın bu sebeple reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, davacı tarafın, dava konusu takibin sebebini ''Borçlunun, (tür değişikliği öncesi sahip olduğu ünvan olan ..... gerçek kişi tacir işletmesi) Şirketimizle akdettiği 1998-1999 yılları için İstanbul ..... Başmüdürlüğü ile bağlı işyerlerinin temizlik hizmetinin yürütülmesine dair imzalanan sözleşme kapsamında, ..... iş yeri, sicil noda çalıştırılan işçi ..... 'a yasada kıdem tazminatının ödenmesi gereken sebeplerle feshi üzerine ödenen işçilik alacaklarından, borçlu şirketin çalışma süresine isabet eden kısmının rücuen tahsili talebidir. 6.022,82 TL'' olarak belirtmiş, ancak takibe dayanak olarak herhangi bir belgeyi icra dosyasına sunmamış olduğunu, bu sebeple davacının takibe dayanak etmediği bir belgeye istinaden itirazın iptali davasını açmasının ve açtığı davayı bu belgeler ile ispat etmeye çalışmasının hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple huzurda görülen davanın reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, davacının huzurdaki davayı belirsiz alacak davası olarak açmasının yine hukuka aykırı olduğunu, zira itirazın iptali icra takibine bağlı davalardan olup, bu davalardaki konu borçlu/davalının itiraz ettiği alacak kalemlerinden ibaret olduğunu, bu sebeple takibe konu alacağın bölünmesi mümkün olmadığından takibe konu edilen alacağın bir kısmı hakkında dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla; haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, rücuen tazminat ödemesine bağlı itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davacı ve davalı arasında yer alan sözleşme uyarınca dava dışı işçi ...... 'a yapılan kıdem tazminatı ödemesinin davalı şirket ( tür değişikliği öncesi şahıs şirketi) bünyesinde çalıştığı süreye tekabül eden kısmının tespiti ile davalı şirketten tahsilinin gerekip gerekmediği, gerekmesi halinde miktarı hususlarına ilişkindir. Bakırköy ..... İcra Dairesinin ..... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 4.021,09 TL işçi ...... 'a yapılan ödemeden borçlunun payına düşen meblağ, 2.001,73 TL işçiye yapılan ödeme tarihinden itibaren işlemiş reeskont avans faizi olmak üzere toplam 6.022,82 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçlusu tarafından takibe itiraz edildiği anlaşıldı. Dosyanın uyuşmazlık konusu hususlarda bilirkişi incelemesi yapılmak üzere iş hukuku alanında uzman bilirkişiye tevdiine karar verilmiş olup, İş Hukuku Uzmanı bilirkişi .... Solak 25/06/2024 tarihli raporunda özetle; somut olayda davacı tarafça davalı taraftan hizmet alımı yoluna gidildiği ve dava dışı işçinin bu kapsamda 17/03/1998-08/08/1999 tarihleri arasında davalı nezdinde çalışmış olduğu, dava ve cevap dilekçesi ekinde sunulan belge ve beyanlar ile dava dışı işçiye ait SGK kayıtlarından tespit edilmekte olduğunu, ancak dosya kapsamında taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi bulunmadığından taraflar arasındaki sözleşme hükümleri irdelenerek işçilik alacaklarından kimin ne oranda sorumlu olacağının tespit edilmemekte olduğunu, bu durumda yarı yarıya sorumluluk esası uyarınca hesaplama yapılacağını, öte yandan, Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nin 03.10.2019 tarih, ...... esas ve .... karar sayılı kararında, asıl işveren ile alt işveren arasındaki taşeronluk sözleşmesinin nitelik itibarıyla hizmet alım sözleşmesi olduğu, hizmet alım sözleşmeleri için kanunda zaman aşımını düzenleyen ayrı bir hüküm bulunmadığı, bu sebeple TBK’nın 146. maddesinde belirtilen 10 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanması gerektiği belirtilerek, alt işverenin işçisine ödeme yapılması halinde asıl işveren ile alt işveren arasında ikame edilecek rücu davasında zaman aşımı süresinin 2 yıl değil, TBK’nın 146. maddesi uyarınca 10 yıl olarak uygulanacağına hükmedilmiş olduğunu, bu nedenle yapılan son ödeme tarihinin 16.07.2019 tarihi olması dikkate alınarak hesaplama yapılacak ve takdirin mahkememize bırakılacak olduğunu, Yargıtay’a göre işçilik alacağı davasının alt işverene ihbar edilmiş olması halinde alt işverenin ayrıca temerrüde düşürülmüş olmasına gerek olmadığını, ancak somut olayda dava dışı işçinin, işçilik alacağının ödenmesi talebiyle ikame etmiş olduğu bir dava söz konusu olmayıp, dava şartı arabuluculuk sürecindeki anlaşmaya istinaden ödeme yapılmış olduğunu, arabuluculuk sürecine davalı şirketin dahil edildiğine dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi bulunmamakla birlikte, icra takibinden önce davalı şirkete 21.03.2022 tarihli alma haberli olarak yazılı başvuruda bulunulduğunun görülmekte olduğunu, anılan başvurunun davalı bakımından temerrüt unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğine yönelik takdirin mahkememize ait olmakla, tarafınca görevlendirme kapsamında hesaplama yapmakla yetinilecek ve reeskont faizi esas alınacak olduğunu, dosya içeriğindeki belgelerden, dava dışı işçinin çalışmalarının toplam 7494 gün olarak tespit edilmiş olduğunu, çalışma süresi içerisinde davalı nezdindeki çalışma süresinin 498 gün olmakla, toplam çalışma süresinin %6,65’ine tekabül ettiğinin anlaşılmış olduğunu, buna göre davacı kurum tarafından ödenen toplam 60.510,15 TL'nin %6,65'i 4.021,09 TL olarak hesaplanmış olup, yarı yarıya sorumluluk ilkesi uyarınca ise bu tutarın yarısı 2.010,55 TL olarak hesaplanmış olduğunu, ödeme tarihi 16/07/2019 ile takip tarihi 12/10/2022 arasında hesaplanan 2.010,55 TL için hesaplanan faiz tutarının toplam 927,32 TL olduğunu SONUÇ OLARAK: davalının, davacı kurumca ödenen tutarın 2.010,55 TL'sinden sorumlu olabileceğini, mahkememizce temerrüt olgusunun gerçekleştiğine kanaat getirilmesi halinde ödeme tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz tutarının 927,32 TL olabileceğini bildirmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da, anılan madde hükmü uyarınca davacı ile davalılar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle müteselsilen sorumludurlar. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Nitekim, TBK'nın 167. maddesinde “Aksi karşılaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Yani, müteselsil sorumlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Yargıtay ...... HD'nin 28.01.2014 tarih ve ..... E., .... K; 25.02.2014 tarih ve ..... E., .... K., sayılı ilamları ile Dairemizin 23.06.2014 tarih ve... E., .... K.; 13.11.2014 tarih ve .... E., .... K; 30.10.2014 tarih ve .... E., .... K; 26.10.2015 tarih ve ..... E., .... K. sayılı ilamları da bu yöndedir. Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ile sözleşmenin eki niteliğinde bulunan idari ve teknik şartnamede, çalışan işçilerin hak ve alacaklarından hangi tarafın sorumlu olacağının açıkça düzenlenmiş olması halinde tarafların serbest iradeleri ile imzalamış oldukları sözleşme ve şartname hükümleri, tacir sıfatına haiz her iki tarafı da bağlayacaktır. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, her bir alt işveren kendi dönemi ile sınırlı olacak şekilde hesaplanacak olan bedelden tam olarak sorumludur. Eğer sözleşmede ve şartnamelerde bir hüküm yer almıyorsa bu durumda her bir alt işverenin sorumlu olduğu hesaplanan bedelden, davacı alt işverenlerle birlikte yarı oranında sorumludur. Taraflar arasında bu hususta yapılmış sözleşme dosyaya sunulmadığından ödenen bedelden tarafların yarı oranında sorumlu oldukları kabul edilmiştir. Yapılan bu açıklamalar, yasal mevzuat ve istikrar kazanmış yargı kararları bir arada değerlendirildiğinde dosya kapsamına uygun ve gerekçeli bilirkişi raporu uyarınca tarafların dava dışı işçiye ödenen ücretlerden yarı oranında sorumlu olacağı, ödenen bedelin belirtilen esas dairesinde hesaplandığı, davalı tarafın ödenen bedelin 2.010,55 TL'sinden sorumlu olduğu, her ne kadar davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazında faiz hesabının yanlış yapıldığı yönü ile itiraz ettiği görülmüş ise de takip talebinde ve ödeme emrinde ödeme öncesi veya sonrası şeklinde belirtme yapılmadığından, davalının dava dışı işçiye yapılan ödeme tarihi itibari ile mütemerrit sayılması gerektiğinden 927,32 TL faiz talep edebileceği anlaşılmakla davanın bu doğrultuda kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 1-Davalı tarafın Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE takibin 2.010,55 TL asıl alacak ve 927,32 TL işlemiş faiz üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul oranı ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 3.044,50 TL'nin davalıdan, 75,50 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 539,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 4.065,50 TL yargılama giderinden kabul oranı (%97,58) ret oranı (%2,42) dikkate alınarak hesaplanan 3.967,11 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 2.937,87 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 73,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 8-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının talep halinde davacıya İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, İstinaf yasa yolu yargısal miktar sınırının altında kalmakla kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/10/2024 Katip Hakim