İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1128 E. 2024/928 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1128
Karar No
2024/928
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1128 Esas KARAR NO : 2024/928 DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 22/11/2023 KARAR TARİHİ : 24/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ....'in, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 26. maddesinin "Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir." hükmü uyarınca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili maddelerine göre kurulmuş, .... Büyükşehir Belediyesi'nin iştirak şirketi olduğunu, müvekkili şirketin .... Büyükşehir Belediyesinden ihale yoluyla aldığı işleri yapmak için İş Kanunu hükümleri çerçevesinde personel istihdam etmekte olduğunu, bu çerçevede müvekili şirket bünyesinde 15.04.2013-30.06.2016 tarihleri arasında çalışmış olan dava dışı ...' ın SGK yazısı gereği emekliliğe hak kazandığının anlaşılmış olduğunu, müvekkili şirketin, dava dışı ...' ın son çalıştığı işyeri olması sebebiyle, 15.04.2013-30.06.2016 tarihleri arasında İstanbul Geneli Tuvalet Birimlerinin İşletilmesi Doğrudan Hizmet Alım İşi kapsamında "Temizlik Personeli" olarak altişverenlerinde çalışmış olduğu döneme ilişkin kıdem tazminatları da dahil olmak üzere tüm yıllara ait kıdem tazminatı ödemesi yapmış olduğunu, müvekkili şirketin, davalı şirketlere tekabül eden kıdem tazminatı tutarları dahil, dava dışı ...' ın kendisine ait .... Bankası A.Ş. - .... Iban numarasına 02.08.2022 tarihinde 31.396,15 TL Kıdem Tazminatı ödemesi yatırmış olduğunu, bu durum karşısında ilgili kanun hükümleri gereğince işçi ...' ın davalı alt işveren şirketlerde çalıştığı dönemlere (15.04.2013-30.06.2016) ait işçilik alacaklarına ilişkin yapılan yapılan ödeme olan 31.636,27 TL'nin davalı şirketlerden müştereken ve müteselsilen talep edilmesi zarureti hasıl olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirketlerle İş Kanunu ve Kamu İhale Kanunu kapsamında "... İşi ihalesiyle" 2013-2014-2015 ve 2016 yıllarında ekte sunulan hizmet alımı sözleşmelerini imzalamış olup, taraflar arasında alt işverenlik ilişkisi oluşmuş olduğunu, davalı şirketlerle imzalanan alt işverenlik sözleşmelerinin müvekkili şirketin eski unvanı olan ... A.Ş. ile imzalanmış olduğunu, ayrıca ekte sunacakları ".... Alım İşi" başlıklı yapılan alt işverenlik sözleşmelerinin teknik şartnamelerinde her türlü işçi- işveren uyuşmazlıklarındaki işçi hak ve alacaklarından alt işverenin sorumlu olduğuna ilişkin hüküm bulunmakta olduğunu, Yargıtay içtihatlarından da açıkça bellidir ki, davalılar ile müvekkili arasında imzalanan hizmet alımları sözleşmesinde "personelin iş mevzuatı ile ilgili hakları yüklenicinin sorumluluğundadır” şeklinde hükmün mevcut olmasının davalıların kendi ihale döneminde doğmuş olan işçilik alacaklarının tamamından sorumlu olduğunu gösterdiğini, müvekkili şirketin taraf olduğu bir yüksek mahkeme kararında da alt işveren şirketlerin işçilik alacaklarının tamamından sorumlu olduğuna ilişkin hüküm kurmuş olduğunu beyanla; haklı davanın kabulüne, 31.636,27 TL işçilik alacaklarına ilişkin yapılan ödemenin, 02.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen rücuen tahsiliyle müvekkil şirkete verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... San. Tic. Ltd. Şti. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava dışı işçinin, emeklilik sebebiyle işten ayrılarak kıdem tazminatının ödenmesi için davacı idareye müracaat etmiş olduğunu, davacı tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemesi sebebiyle iş bu davanın ikame edilmiş olduğunu, dava dışı işçinin tüm çalışmasının davacı kamu kurumunda geçmiş olup, sorumluluğun da kamu kurumu olan davacının olduğunu, 6552 sayılı yasa ile 4857 sayılı yasada yapılan değişiklikler sonrası kıdem, ihbar tazminatı ile ücret, izin, fazla mesai ve genel tatil alacakları yönünden yüklenici şirketin hiçbir sorumluluğu kalmamış olduğunu, tüm tazminat ve ücret alacaklarından ilgili kamu kurum ve kuruluşunun tek başına sorumlu olduğunu, nitekim yapılan yasal değişiklik ile kıdem tazminatının ihale maliyetinin içinde olmadığı, yasa koyucu tarafından kabul edilmiş olup yasanın gerekçesinin de bunu açıkça izah etmekte olduğunu, bu düzenleme ile işçilere ait tüm tazminat sorumluluğunun Kamu Kurumlarına yüklenmiş olduğunu, eğer bu konuda, alt işverene bir sorumluluk atfedilmiş olsaydı bunun açıkça belirtileceğini, yasanın ne lafzında ne de gerekçesinde Kurumun ödediği tazminatın rücu edilebileceğine dair bir düzenleme bulunmadığını, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na tabi personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalelerinde çalışan işçilerin kıdem tazminatından doğan sorumluluğun, 11.09.2014 tarihli 6552 Sayılı Yasa'nın 8. Maddesi ile 4857 Sayılı Yasa'nın 112. Maddesine ilave edilen hüküm ile asıl işveren konumundaki ilgili kamu kurum kuruluşuna yüklenmiş olduğunu, davacının hem 6552 sayılı yasayla getirilen değişiklik başta olmak üzere tüm yasal düzenlemeler sebebiyle hem de müvekkili ile imzalamış oldukları sözleşme ve eki ihale dokümanları gereğince kıdem tazminatı için rücu hakkı bulunmadığını beyanla; haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ....San. Ve Tic. Ltd. Şti. Vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının davasının görev, yetki, pasif husumet, zamanaşımı, hak düşürücü süre ve diğer usul ve esas yönlerinden kabule şayan olmayıp reddi gerektiğini, müvekkili şirkete diğer kurumlar tarafından açılan rucuen tazminat davalarının Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılıyor olmasına rağmen huzurdaki davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olduğunu, davanın görev yönünden reddi gerektiğini, bir an için davacının görev nitelendirimesi doğru olsa bile arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açılamayacağını, müvekkili şirket ile davacı kurum arasındaki sözleşme ve eklerinde müvekkili şirkete ihale kapsamında çalışacak personelin ücretleri dışında kıdem tazminatının da maliyetlendiğine yönelik herhangi hüküm bulunmadığından işçiye ödenecek kıdem tazminatlarından ihaleyi yapan kurumun sorumlu olacağından hiç bir tereddüt olmaması gerektiğini, öyle ki nimet külfet dengesi içinde alt işverenin kuruma maliyet olarak yansıtmadığı bir alacak kalemini daha sonra işçiye, 3. şahısa veya tüzel kişeye ödenmesi kurum tarafından ihale alıcısının ihale yoluyla aldatılması anlamına geldiğini, bu konuda konunun yoruma açıklığından hareket eden yasa koyucunun 6552 Sayılı Yasanın 8. Maddesi ile 4857 saylı İş Kanunun 112. Maddesi değiştirilerek işçinin kıdem tazminatından Asıl İşveren Kurumun sorumlu tutulmuş olduğunu, bu yasal düzenleme ile davacı kurumun rücu hakkı kalmamış olduğun, İş Kanunu 112. Madde değişiklikliğinin gerekçesinde "...Özellikle kamu sektöründe iş alan alt işverenlerin ihale konusu işin maliyetini hesaplarken kıdem tazminatını bu hesaplamaya dahil edemediği, “sözleşme gideri veya genel giderler” için ayrılan tutarın ise ihale bedelinin yüzde üçü ile sınırlandığı, dolayısıyla kıdem tazminatını ödemek isteyen alt işverenlerin dahi bu ödemeyi yapamadığı, işçilerin dava yoluna başvurmaları halinde ise işçilerin kıdem tazminatlarının faizi ile birlikte asıl işveren kabul edilen kamu tarafından ödenmesine karar verildiği görülmektedir. Bu durum kamu kurum ve kuruluşları için ciddi mali külfet doğurmaktadır..." denilerek, alt işverenin bu tutarı ödeyemeyeceği ve ödemesinin gerekmediği gerekçesi ile bu düzenlemenin yapılmış olduğunu, keza KİK'in 01.11.2018 tarih ve 2018/UH.1-1916r nolu kararının "- Yukarıda akratılan mevzuat hüküm ve açıklamaları uyarınca, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na göre ihale edilen personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalelerinde, kıdem tazminatının ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına ait olduğu, bu itibarla personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalellerinde idare ile sözleşme imzalayan ve alt işveren konumunda olan yüklenicilerin kıdem tazminatı ödeme yükümlülüklerinin bulunmadığı, dolayısıyla isteklilierin kıdem tazminatlarını teklif fiyatlara dahil etmelerinin gerekmediği anlaşılmıştır. İdari Şartnamenin 25'nci maddesinde de kıdem tazminatlarının teklif fiyata dahil edileceği yönünde bir düzsenlemeye yer verilmediği,.......-Sonuç olarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112'nci maddesinde yer alan emredici hükümler uyarınca, personel çalıştırışmasına dayalı hizmet işlerinde kıdem tazminatının, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ödeneceğinin açık olduğu, söz konusu Kanun hükmü karşısında sözleşmenin uygulanması aşamasında herhangi bir boşluk doğmayacağından bu hususla ilgili taraflarca sorun yaşanmayacağı, idarenin de yükleniciler gibi, ihale ve sözleşme sürecinin her aşamasında kanun hükümlerine uymak zorunda oldukları, y,ne kıdem tazminatına ilişkin maliyetlerin tekliflerin hazırlanmasında dikkate alınmasının gerekli olmadığı ve bu durumun teklif verilmesine engel bir durum oluşturmadı anlaşıldığından başvuru sahibinin iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. şeklinde olduğunu, Yargıtay'ın ise konuya maliyetleme açısından bakmayıp sözleşme hükümlerinden hareketle emsal bir kararında aynen "Hizmet Alım Sözleşmesinin 22. Maddesinin atıf yaptığı Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 6. Bölüm 38. Maddesi... madde başlığında da açıkça belirtildiği üzere çalışanların fiili işçilik ücretleri ile ilgili özlük haklarına ilişkindir. O halde asıl işveren ve alt işveren olan taraflar arasındaki sözleşme ve şartnamelerde, fiili işçilik alacakları dışındaki iş akdinin feshedilmesi nedeniyle doğan söz konusu tazminat alacaklarından tümüyle yüklenici alt işverenin sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığından, dava dışı işçiye yapılan dava konusu ödemeler nedeniyle davacı belediye ve davalının yarı oranında sorumlu olduklarının kabulü gerekir..."( Yargıtay 13.Hukuk Dairesi 03.11.2015 tarih 2015/30980 e. 2015/31667 k. ) denilmekte olduğunu, müvekkili şirket ile davacı kurum arasındaki sözleşmede kıdem tazminatından müvekkili şirketin sorumlu olacağına yönelik herhangi bir hüküm bulunmamakta olup, davacının iddiasını ispatlamak için müvekkili ile yaptığı sözleşme örneğini ibraz etmesi gerektiğini, kıdem tazminatın alt işverenlerce maliyetlendirilip maliyetlendirilmediğinin incelenmesi gerektiğini, öte yandan Mülga 1475 Sayılı Yasa'nın ayrık tutulup halen yürürlükte bulunan 14. maddesi gereğince "işçilerin kıdemleri hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı iş verenin bir veya değişik iş yerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İş yerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri ve işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12.07.1975 tarihinden itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12.07.1975 tarihinden evvel iş yeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinden aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur." hükmü mevcut olduğunu, devreden durumunda bulunan müvekkili şirketin kıdem tazminatından sorumluluğunun işverenlik süresi ve bu sürenin sona erdiği tarihteki ücrete göre hesaplanacak kıdem tazminatı tutarı ile sınırlı olması gerektiğini, dava dışı işçinin o dönemdeki ücret bordrosu ve SGK kayıtlarının celbi gerektiğini, işçinin ücretinin daha sonra olağan veya olağan dışı olarak artmasından müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, keza ödeme yapan üst işverenin yaptığı ödemeyi hangi kriterlere göre ödediğinin denetime tabi tutulması, ödemenin işçi açısından sebepsiz zenginleşmeye yol açıp açmadığının da incelenmesi gerektiğini, öte yandan dava dilekçesi içeriğinden dava dışı işçinin, hizmet alım sözleşmeleri ile alt işverenlerini işçini olarak ve bilahere de 01.04.2018 tarihinde itibaren ise kanun hükmündeki kararnameye istinaden, davacı kurumda daimi işçi kadrosuna geçirildiğinin anlaşılmakta olduğunu, bu kapsamda dava dışı işçinin SGK hizmet cetvelinde alt işverenlerin yanından çıkış kodu olarak 39 (696 KHK ile kamu işçiliğine geçiş) bildirilip bildirilmediğinin tespiti gerektiğini, zira 375 Sayılı Kanunun Hükmündeki Kararnamenin geçici 23. maddesin gereğince dava dışı işçinin en son çalıştığı idare ile daha önce kamu kurum ve kuruluşlarında alt işveren işçisi olarak çalıştığı iş sözleşmelerinden dolayı bu madde ile tanınan haklar karşılığında herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını ve bu haklarından feragat ettiğine dair yazılı bir sulh sözleşmesi yapmayı kabul ettiğini yazılı olarak beyan ettiği ve sürekli işçi kadrolarında istihdam edilmek üzere yazılı olarak başvurduğu için davacı kurumda daimi işçi kadrosuna atanmış ve sigorta girişinin 01.04.2018 tarihi itibarıyla davacı iş yerine girişi yapılmış olduğunu beyanla; davanın öncelikle görevsizlik ve yetkisizlik nedeniyle reddine, aksinin kabulü halinde pasif husumet, zamanaşımı, hak düşürücü süre ve diğer usul ve esas yönlerinden reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin de davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ....Ltd. Şti. ve .... Ltd. Şti.'ye usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, rucüen tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; dava dışı ...'a davacı şirket tarafından ödenen kıdem tazminatının asıl işveren-alt işveren kapsamında davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olup olmadığı hususlarındadır. Mahkememizce dava dışı işçinin SGK kayıtları ve davacının sunmuş olduğu ödeme belgelerine ilişkin dekont örnekleri dosyaya celp edilmiştir. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, dosyada mevcut SGK ve iş yeri dosyaları, rucüen tazminata dayanak olan 3.kişiye yapılan ödemeler dikkate alınarak işçinin her bir işverenin yanında çalıştığı dönemlerin belirlenmesi, işçinin çalışmış olduğu, davalı alt işverenlerin kendi dönemleri ile sınırlı olmak üzere sorumluluğunun belirlenmesi, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içerisinde sorumlu olduğu tutarın belirlenmesi ve bu doğrultuda rücuen tazminat hesabının yapılması için dosya üzerinden GÜNSÜZ bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, İş Hukuku Uzmanı bilirkişi .... Solak 24/05/2024 tarihli raporunda özetle; huzurdaki davada uyuşmazlıkğın, dava dışı işçiye ödenen işçilik haklarının, asıl işveren tarafından alt işverenlere rücu hakkı olup olmadığı; rücu hakkının olduğunun değerlendirilmesi durumunda ise kimin ne oranda sorumlu olduğu noktasından ileri gelmekte olduğunu, uyuşmazlık konusuna ilişkin, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin yerleşik hale gelmiş içtihatları yol gösterici nitelikte olup, uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerektiğinin ifade edilmekte olduğunu, bu halde eğer sözleşme hükümlerinde, işçilerin iş sözleşmelerinden doğan alacaklarına ilişkin kimin ne oranda sorumlu olacağına dair düzenleme var ise, anılan hükmün uygulanması gerektiğini, eğer bu yönde bir düzenleme yok ise de “tacir olan davalının çalıştırdıkları işçilerin fiili işçilik dışında sair tazminat haklarından sorumlu olacaklarını bilebilecek durumda oldukları ancak, davacı Bakanlığın da asıl işveren durumunu muhafaza etmesi nazara alındığında doğan zararlardan tarafların yarı yarıya sorumlu olduğunun kabulü gerekeceği” 'nden hareketle sonuca gidilmesi gerektiğinin belirtilmekte olduğunu, mahkememizce davalı alt işverenin, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatından, işçiyi çalıştırdıkları döneme isabet eden miktarın tamamından sorumlu olduğunun kabulü halinde tamamından, aksi durumun kabulü halinde asıl işverenle birlikte yarı yarıya sorumlu olması şeklinde, alternatifli olarak hesaplama yapılacak olduğunu, dosya içeriğindeki belgelerden, dava dışı işçinin alt işverenler nezdindeki çalışma süresinin 3 yıl 2 ay 16 gün olup, bu sürenin davalı alt işverenlerde geçen süre ve toplam süreye oranlarının; 15.04.2013-31.12.2013 .... San. Ltd. Şti., 01.01.2014 31.12.2014 ....Ltd. Şti. 01.01.2015 31.03.2015 ... Ltd. Şti. ile .... San. Tic. Ltd. Şti. Ortaklığı 01.04.2015 31.12.2015 .... İnş. San. ve Tic. A.Ş. 01.01.2016 30.06.2016 .... Ltd. Şti. Yüklenici .... San. Ltd. Şti. 260 gün 22,26% oran, .... Ltd. Şti. 545 gün 46,66% oran, .... Ltd. Şti. ile ... San. Tic. Ltd. Şti. Ortaklığı 89 gün 7,62% oran, ... San. ve Tic. A.Ş. 274 gün 23,46% oran toplam 1168 gün 100,00% oran buna göre; yüklenici ... San. Ltd. Şti. 260 gün 22,26% oran, 31.396,15 TL ödenen tutar, 6.988,87 TL çalışma süresine isabet eden tutar, 3.494,43 TL çalışma süresine isabet eden tutarın yarısı yüklenici .... Ltd. Şti. 545 gün 46,66% oran 31.396,15 TL ödenen tutar, 14.649,74 TL çalışma süresine isabet eden tutar, 7.324,87 TL çalışma süresine isabet eden tutarın yarısı, ... Ltd. Şti. ile ... San. Tic. Ltd. Şti. Ortaklığı 89 gün 7,62% oran, 31.396,15 ödenen tutar, 2.392,34 TL çalışma süresine isabet eden tutar, 1.196,17 TL çalışma süresine tekabül eden tutarın yarısı, ... San. ve Tic. A.Ş. 274 gün 23,46% oran 31.396,15 TL ödenen tutar, 7.365,19 TL çalışma süresine isabet eden tutar, 3.682,60 TL çalışma süresine isabet eden tutarın yarısı şeklinde olduğunu, detayları yukarıdaki hesaplamada açıklandığı üzere dava dışı işçiye yüklenici işverenler nezdinde geçen çalışma süresi olan 3 yıl 2 ay 16 gün için ödenen 31.396,15 TL'nin alt işverenlere rücu edilebileceğine kanaat getirilerek davacının taleplerinde haklı görülmesi halinde davalıların sorumlu olabileceği tutarların yukarıda hesaplandığı şekilde olduğunu SONUÇ OLARAK: mahkememizce davalıların, davacı kurum tarafından ödenen tutarın tamamından sorumlu olduğuna kanaat getirilmesi halinde, ... San. Ltd. Şti.'nin 6.988,87 TL, ... Hizmetler Ltd. Şti.'nin 14.649,74 TL, .... Ltd. Şti. ile ... San. Tic. Ltd. Şti. Ortaklığı'nın 2.392,34 TL, .... San. ve Tic. A.Ş.'nin 7.365,19 TL, mahkememizce davalıların davacı kurum tarafından ödenen tutarın yarısından sorumlu olduğuna kanaat getirilmesi halinde, ... San. Ltd. Şti.'nin 3.494,43 TL, ... Ltd. Şti.'nin 7.324,87 TL, ... Ltd. Şti. ile .... San. Tic. Ltd. Şti. Ortaklığı'nın 1.196,17 TL, .... San. ve Tic. A.Ş.'nin 3.682,60 TL olabileceğini bildirmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da, anılan madde hükmü uyarınca davacı ile davalılar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle müteselsilen sorumludurlar. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Nitekim, TBK'nın 167. maddesinde “Aksi karşılaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Yani, müteselsil sorumlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Yargıtay 13. HD'nin 28.01.2014 tarih ve 2013/22286 E., 2014/2147 K; 25.02.2014 tarih ve 2013/23685 E., 2014/5067 K., sayılı ilamları ile Dairemizin 23.06.2014 tarih ve 3992 E., 4794 K.; 13.11.2014 tarih ve 9000 E., 7235 K; 30.10.2014 tarih ve 1137 E., 677 K; 26.10.2015 tarih ve 5859 E., 6854 K. sayılı ilamları da bu yöndedir. Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ile sözleşmenin eki niteliğinde bulunan idari ve teknik şartnamede, çalışan işçilerin hak ve alacaklarından hangi tarafın sorumlu olacağının açıkça düzenlenmiş olması halinde tarafların serbest iradeleri ile imzalamış oldukları sözleşme ve şartname hükümleri, tacir sıfatına haiz her iki tarafı da bağlayacaktır. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, her bir alt işveren kendi dönemi ile sınırlı olacak şekilde hesaplanacak olan bedelden tam olarak sorumludur. Eğer sözleşmede ve şartnamelerde bir hüküm yer almıyorsa bu durumda her bir alt işverenin sorumlu olduğu hesaplanan bedelden, davacı alt işverenlerle birlikte yarı oranında sorumludur. Dava dilekçesi ekinde yer alan hizmet alım sözleşmesinin incelenmesinde "Yüklenicinin Sözleşme Konusu İş ile İlgili Çalıştıracağı Personele İlişkin Sorumlulukları" başlıklı maddesinde "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin altıncı bölümünde belirlenmiş olup yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." düzenlemesinin yer aldığı, yine "Personellerle İlgili Şartlar ve Sorumlulukları" başlıklı maddesinde de "Sgk mevzuatı ile her türlü işçi ve işveren hakkındaki mevzuattan dolayı işçi alınması, işçi maaş ve diğer haklarının ödenmesi, işçi çıkarılması ve sair konularda tüm sorumluluk yükleniciye ait olup ,idare bu konularda sorumlu sayılmayacaktır." hükümlerinin yer aldığı görülmüştür. Yapılan bu açıklamalar, yasal mevzuat ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri bir arada değerlendirildiğinde her ne kadar bilirkişi raporunda seçenekli hesaplama yapılmış olduğu görülmüş ise de, taraflar arasındaki sözleşme yükümleri uyarınca her iş verenin kendi dönemindeki çalışma süresi uyarınca ödenen ücretlerden sorumlu olacağı, alınan bilirkişi raporunda her iş veren bünyesi yer alan çalışma sürelerinin ayrı ayrı hesaplandığı ve oranlama yapıldığı, yapılan bu hesaplama uyarınca her bir davalının sorumluluğunun belirtilendiği anlaşılmakla ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, davanın bu doğrultuda kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; 1- 6.988,87 TL rucüen tazminat alacağının 02/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Ltd.Şti.'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 2- 14.649,74 TL rucüen tazminat alacağının 02/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Hizmetler Ltd. Şti.'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 3- 2.392,34 TL rucüen tazminat alacağının 02/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .... Ltd. Şti. ile .....Ltd. Şti. Ortaklığı'ndan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4- 7.365,19 TL rucüen tazminat alacağının 02/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .... A.Ş. 'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5- Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.144,67-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 540,27-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.604,40- TL harcın; -357,14-TL'sinin ....Ltd.Şti.'den -748,61-TL'sinin .... Ltd. Şti.'den -122,26-TL'sinin .... Ltd. Şti. ile .....Ltd. Şti. Ortaklığı'ndan -376,39-TL'sinin ...A.Ş. 'den tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca İstanbul Arabuluculuk bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 7- Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 269,85- TL başvurma harcı, 540,27-TL peşin harç, 5.000,00- TL bilirkişi ücreti ve 175,50-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 5.175,50-TL yargılama giderinin; -1.152,07-TL'sinin ....Ltd.Şti.'den -2.414,89-TL'sinin ... Ltd. Şti.'den -394,37-TL'sinin ... Ltd. Şti. ile .....Ltd. Şti. Ortaklığı'ndan -1.214,17-TL'sinin ....A.Ş. 'den tahsili ile davacıya verilmesine, 8- Davalılar tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9- Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin; -3.984,54-TL'sinin .... Ltd.Şti.'den -8.352,14-TL'sinin .... Ltd. Şti.'den -1.363,98-TL'sinin .... Ltd. Şti. ile ... Ltd. Şti. Ortaklığı'ndan -4.199,34-TL'sinin ... A.Ş. 'den tahsili ile davacıya verilmesine, 10- Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair davacı vekilinin ve davalı .... vekilinin yüzüne karşı, (e-duruşma ortamında) diğer davalı tarafların yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.24/09/2024 Katip ... ¸ Hakim .... ¸

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1128, K. 2024/928, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1128-e-2024-928-k-9598d3d03f73