İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1067 E. 2025/141 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1067
- Karar No
- 2025/141
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1067 Esas KARAR NO : 2025/141 DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım) DAVA TARİHİ : 08/07/2023 KARAR TARİHİ : 14/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/03/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalının yanlar arasında düzenlenen 09/05/2017 tarihli anonim şirket hisse devri sözleşmesine dayalı ödeme taahhütnamesine(protokol) dayalı olarak Bakırköy .... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasını başlattığını, oysa söz konusu protokol gereğince davacının davalıdan alacakla olup, takibe konu edilen borcun bulunmadığını, bu hususta Tekirdağ ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...-... E.K. Sayılı kararı ile davacının davalıdan alacağı bulunduğunun belirlendiğini, mahkeme kararı ile protokol doğrultusunda müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davalının yapılan usulsüz tebligat ile sebepsiz olarak davacı aleyhine takip yaparak zenginleşme amacı güttüğünü, ilgili icra dosyasından sürekli haciz işlemi yapılması ile müvekkilinin mağduriyet yaşadığını, bu mağduriyetin önlenmesi açısından söz konusu icra dosyasından dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini ve takibin iptalini %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilerek tedbiren takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... her ne kadar davalı alacaklıya borcu bulunmadığını beyan etmekte ise de söz konusu beyanlar hukuki dayanaktan yoksun olup davaya konu icra takip dosyası nedeniyle davacının davalıya borcu bulunduğunu, davacı ... tarafından dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan ve dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, davanın tarafları arasında 09/05/2017 tarihli Anonim Şirket Hissi Devri Sözleşmesi mucibinde dava dışı ".... A.Ş." unvanlı şirketin %50 payına isabet eden 300.000,00-TL itibari değerli 600.000 hissesinin, 250.000,00-TL bedel ile davalı ...'ya devredilmesi konusunda anlaşma sağlandığını, bahse konu protokol çerçevesinde anlaşma tutarının 30.000,00-TL'sinin davalı devralan tarafından davacı devredene peşin olarak ödendiğini, bakiye devir bedeli olan 220.000,00-TL'nin protokolde belirlenen şekilde davacı devredene ödenmesi kararlaştırılmış ise de, protokole konu alacak hiçbir zaman muaccel hale gelmediğini, her ne kadar davacı ... Tekirdağ ... ASHM'nin ... Esas sayılı dava dosyasından verilen karar gereği davalının davacıya borçlu olduğunu iddia etmekte ise de, söz konusu borç hiçbir zaman muaccel hale gelmediği gibi davacının sözleşme ile üstlendiği edimi ifa etmesi imkansız olduğundan borcun da sona erdiğini, davacıya usulüne uygun tebligat yapılmış olmasına rağmen süresinde itiraz edilmediğinden icra takibi kesinleştiğini beyan ederek davanın reddini, haksız ve kötüniyetli olarak huzurdaki dava ikame olunduğundan davacı alacaklının alacağın %40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri, harçlar, vekalet ücretleri ile sair giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davalı tarafça davacı takip borçlusu aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile 09/05/2017 tarihli protokole dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle davacı tarafın davalı ... borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, Tekirdağ ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası celp edilerek dosya arasına alınmış, taraf delilleri toplanmıştır. -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davalı takip alacaklısı tarafından davacı takip borçlusu aleyhine 30.000,00 TL asıl alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının 09/05/2017 tarihli protokol olduğu görülmektedir. -Tekirdağ .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; dosyanın taraflarının iş bu dosyanın taraflarıyla aynı olduğu, dava konusu 09/05/2017 tarihli protokol nedeniyle iş bu dosya davacısı ...'ın alacak istemiyle Tekirdağ .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davasını ikame ettiği, ilk derece mahkemesi davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin ... Esas ... Karar Sayılı ilamı ile kararın kaldırılarak davanın reddine kesin olarak karar verildiği, kararın gerekçesinde ise; "Diğer taraftan sözleşmede devri kararlaştırılan paylar davalı adına tescil edilmemiştir. Davalı bu paylar nedeniyle bir hak kullanmamıştır. Davalının davacı tarafından devri taahhüt edilen % 50 yerine % 40 payı mevcut haliyle devralmayı kabul ettiğine ilişkin bir davranışı olmamıştır. Davalı dava sırasında kendisine ait % 50 payını şirket dışından ....'a devir etmiş olup, davacı ... ve yeni ortak ... tarafından davalının ibrası ile ilgili ibra ve feragat tutanağı düzenlenmiştir. İbraname içeriğine göre davacı ile davalı arasındaki hisse devir sözleşmesi üzerinden yaklaşık 4 yıl bir süre geçmesine rağmen davacının halen şirket ortağı gibi hareket ederek davalıyı ibra ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin hayata geçmediği sonucuna varılmaktadır. Dolayısıyla davacının bahsi geçen sözleşme nedeniyle bakiye bedel talep etmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakta mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamıştır." hususlarına yer verildiği görülmüştür. -Buna göre taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık 09/05/2017 tarihli protokol doğrultusunda davalı tarafın davacıdan alacaklı olup olmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. -2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. -Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. -Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi). -İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. -Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. -Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir. -Yine ilamsız icra takiplerinde takip alacaklısı icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğundan, alacaklının takipte dayandığı belgeler dışında başka belgelere dayanılamayacağı açıktır. -Bu haliyle yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere davaya konu takibin dayanağı olan "hisse devir sözleşmesinin hayata geçmediği" sabit olup bahsi geçen sözleşmede nedeniyle tarafların birbirlerinde alacak isteminde bulunamayacakları İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi’nin ... Esas ... Karar Sayılı ilamı ile sabit olup, yine verilen bu kararın kesinleştiği ve kesin hüküm halini aldığı görülmektedir. -Bu kapsamda Mahkememizce yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki ilişki kapsamında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin ... Esas ... Karar Sayılı ilamı ile kesin maddi vakıa haline geldiği şekilde 09/05/2017 tarihli protokolün hayata geçmediği, iş bu protokol kapsamında tarafların birbirlerinden alacak isteminde bulunamayacakları, davalı tarafın iş bu davaya konu edilen ilamsız icra takip dayanağının 09/05/2017 tarihli protokol olduğu, davalı alacaklının takip dosyasında iş bu protokolü takibe dayanak yaptığı, alacaklının takip talebiyle bağlı olduğu, alacaklının sebepsiz zenginleşmeye takip talebinde yer vermediği, bu haliyle davacı tarafın takip nedeniyle menfi tespit talebinin yerinde olduğu, davacı tarafın davalı ... kötü niyetli olduğunu ispata elverişli herhangi bir bilgi ya da belge ibraz etmediğinden kötü niyet tazminat şartlarının oluşmadığı, kanaatine varıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Davacı tarafın Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile 09/05/2017 tarihli protokole dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle davalı ... borçlu olmadığının tespitine, -Kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.049,30-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 512,33-TL harcın mahsubu ile 1.536,97 187,19-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak olarak yatırılan 512,33-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 269,80 TL başvurma harcı, 272,50-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 542,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ... nnumaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; taraf vekillerinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/02/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır