İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/368 E. 2024/1252 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/368
Karar No
2024/1252
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/368 Esas KARAR NO : 2024/1252 DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/04/2022 KARAR TARİHİ : 06/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/01/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 20/10/1997 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesi ile, ..... Başkanlığı'nın maliki olduğu, tapunun ...... Mah. ..... Ada, ..... Parsel sayısında kayıtlı ve ..... Cad...... Mah. No:67 Yeşilköy adresindeki gayrımenkulu, halı saha olarak işletmek üzere, ..... Başkanlığı'nın iştiraki olan ..... A.Ş.'den kiraladığını, 2018 yılı Ağustos ayında, halı sahalara sentetik çim halı üreten ve halıları sahaya döşeyen üretici firma ..... Teks. İnş. Taah. Ve Tic. Ltd. Şti. ile 4 adet halı sahanın zeminine 40 mm monoflament sentetik çim yapılması için 300.000,00-TL KDV dahil anlaşmış olduğunu, davalı tarafından 4 adet halı sahaya sentetik çim yapıldığını, üretici firmanın internet sitesi, TSE, üretici firmanın internetteki garanti ve kullanım şartlarına göre, sentetik çim malzeme ve uygulaması 5 yıl garantili olduğunu, 4 adet halı sahada sentetik çim uygulaması yapıldıktan sonra 2021 yılı Ağustos ayında, pandemiden dolayı halı saha yaklaşık 1,5 yıl kullanılmamasına rağmen, halı saha kullanılmaya başlandıktan sonra halı sahalardaki sentetik çimlerde yer yer deforme ve kopmalar, ayıplar başladığını, ayıp ihbarının gecikmeksizin süresi içerisinde karşı tarafa bildirilmesi üzerine, karşı taraf 25.09.2021 tarihinde düzeltme ve yamalar şeklinde tamiratlar yaparak sentetik çimlerdeki ayıbı gidermeye çalıştığını, ancak bu tamiratlardan sonra da halı sahadaki çimlerde deformeler devam ettiğini, tamiratlar ile ayıbın düzelme imkanı kalmadığından, yapılan sentetik çimlerinin tamamının sökülmesi gerektiğini, Bakırköy ..... Sulh Hukuk Mahkemesinde ..... D. İş sayısı ile yapılan tespit ve bilirkişi raporuna göre;" Suni çim doğal çimlere nazaran bakımının kolay ve daha uzun ömürlü olması nedeni ile tercih edilen ve sentetik maddelerden üretilen bir zemin kaplama malzemesidir. Literatürde suni çimlerin uzun yıllar kullanılabileceği hususu da belirtilmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere dosya konusu suni çimlerin bulunduğu saha çadır ile kapatılmıştır. Bu sebeple saha zemini güneş, yağmur ve benzeri gibi dış etkenlerin etkisi altında olmayıp, sadece sahada oynanan maçlar esnasında oluşan sürtünme etkilerine maruz kalmaktadır. Öte yandan saha zemini yapıldıktan sonra pandemi süreci başlamış olup, söz konusu dönemdeki kısıtlamalar sebebi ile saha kullanımının da azalacağı açıktır. Ayrıca dökülmelerin olduğu bölgelerde bulunan yapay çimlerin el ile kontrol edildiğinde ufak bir kuvvet ile koptuğu görülmüştür. Tüm bu hususlar değerlendirildiğinde söz konusu malzemenin ayıplı olduğu ve teslim anında göz ile yapılacak kontroller ile tespit edilemez nitelikte olduğu, yukarıda yapılan irdelemeler ve değerlendirmeler sonucunda, tespite konu suni çim malzemenin ayıplı olduğuna, dava tarihi itibari ile söz konusu suni çimlerin tekrar yapılması için gerekli tutarın 326.170,00 TL (KDV Hariç), bu tutarın sadece suni çim malzemesi için olduğu” hususlarına yer verildiğini, ayıbın gizli ayıp olduğunu, kullanılmaya bağlı olarak meydana geldiği, davalıya gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunulduğunu, davalının bu ayıp ihbarı üzerine 25.09.2021 tarihinde düzeltme ve yamalar şeklinde tamiratlar yaparak sentetik çimlerdeki ayıbı gidermeye çalıştığını, halı saha suni çimlerinde onarımlar yaptığı, bu onarımlara rağmen ayıbın giderilmediğini, ayıbın giderilememesi ve davalının bedel iadesine yanaşmaması üzerine hemen tespit yaptırarak bilirkişi raporu alındığını, davalının yaptırdığı tamiratların video kaydına da alındığını, ayıplı sentetik çimler nedeniyle gelir kaybı da oluştuğunu, birçok abonenin saha maçlarını çimler nedeniyle iptal ettiğini, halı sahada oynayan birçok müşterinin yaralanmalarına dahi sebebiyet verdiğini, açıklanan nedenlerle ayıplı mal nedeniyle müvekkili tarafından ödenen 300.000 TL bedelin iadesi ile 10.000 TL uğranılan zararın davalıdan mal bedelinin ödeme tarihinden itibaren ticari faizi (reeskont iskonto faizi) ile birlikte tahsilini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının davaya konu tüm taleplerine karşı zamanaşımı defimizle hak düşürücü sürelerin geçtiğine yönelik beyanlarını tekrar ettiklerini, sonrasında davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini ettiklerini, piyasa dinamikleri ve kullanıcı talepleri doğrultusunda, davacının satın almayı tercih ettiği, kullanım süresi daha sınırlı ürünler de imal ettiğini, davacının da kabul ettiği üzere, davacını sahalarında bulunan sentetik çimin hav uzunluğu 40 milimetre olduğunu, müvekkili tarafından tarafından 40 milimetre hav uzunluğunda ürünlere, davacıya gerçekleşen satış tarihi itibariyle standart garanti süresi olan 2 yıl süreyle garanti verildiğini, davacının delilleri arasında yer alan Bakırköy ...... Sulh Hukuk Mahkemesinde ...... D. İş sayılı dosyasında da sahada bulunan sentetik çimin hav uzunluğunun 40 milimetre olduğunun da tespit edildiğini, anılan dosyada düzenlenen bilirkişi raporuna itirazlarda da belirttikleri üzere 5 yıl süreli garanti 55 milimetre hav uzunluğunda olan ürünlere verildiğini, söz konusu bilirkişi raporunda da 5 yıl süreli garantinin 55 milimetrelik ürünler için verildiğinin belirtildiğini, tespite konu sahadaki ürünün 40 milimetre olduğunun açık bir şekilde belirtildiğini, tespit dosyasına rapor sunan bilirkişi tarafından https:...... adresinden incelenen garanti belgesinin 55mm’lik hav boyuna sahip sahalar için olduğunun açık olduğunu, satışa arz edilen her ürünün kullanım süresi bulunmakta olup garanti süresi dolduktan sonra meydana gelen hasarlardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, her ne kadar davacı taraf pandemi sebebiyle alınan tedbirlere atıfta bulunmuşsa da müvekkil tarafından satışa arz edilen hiçbir ürün için garanti fiili kullanım günü, kullanım sayısı gibi faktörlere bağlı değildir. Bu kapsamda iki takvim yılının tamamlanmasıyla birlikte garanti süresinin de dolduğunu, kaldı ki satışa arz edilen hiçbir mamul için ( söz gelimi televizyon, mobilya, araç, bilgisayar vs) fiili kullanım süresine göre garanti verilmediğini, pandemi sebebiyle alınan tedbirlere göre garanti süreleri değişkenlik gösteriyor olsaydı söz gelimi satılan bir aracın sokağa çıkma gün sayısı kadar garantisinin de uzaması gerekeceğini, böyle bir durum söz konusu olmayıp teslim tarihinden itibaren iki yıllık sürenin dolmasıyla garantinin sona erdiğini, davacının ürünlerine verilen garanti süresi iki yol olduğundan garanti süresi 15.08.2018 tarihinde sona erdiğini, yine sahanın kullanımının azlığı gibi çokluğu da garanti süresine değiştirmeyeceğini, yine tespit dosyasına itirazda da belirttikleri üzere saha zemini 2018 yılı ortalarında yapıldığını, pandeminin ise 2020 yılında başlamış, pandemi kısıtlamaları 2020 Nisan’dan sonra başladığını, tespit tarihi itibariyle de uzun süre önce pandemi kısıtlamalarının kaldırıldığını, ayıbı ve tespitle davacı beyanlarını kabul anlamına gelmemekle çimlerin el ile kontrolünde ufak bir kuvvet ile koptuğu görülmekteyse bunun basit bir muayene ile belirlenebilir mahiyette olduğunun anlaşılması gerektiğini, bu halde ayıp gizli ayıp olmayıp 6102 sayılı Kanunun 23.maddesinin birinci fıkrasının c bendindeki, hak düşürücü mahiyetteki süreler geçtiğini, buna göre malın tesliminden itibaren iki günlük süre içerisinde ihbar yükümlülüğü bulunduğunu, ayıp gizli olsa dahi malın tesliminden itibaren sekiz günlük süre içinde inceleme ve mal ayıplıysa bu sürede satıcıya ihbarda bulunması gerektiğini, uyuşmazlıkta uygulama kabiliyeti bulunmasa dahi Türk Borçlar Kanunun 223.maddesi gereğince de alıcı bildirimde bulunmayı ihmal ettiğinden satılanı kabul etmiş sayılacağını, yukarıda açıklanan sebeplerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı ile davalı arasında halı saha sentetik çim kaplaması yapım işi kapsamında davalı tarafın edimlerini eksiksiz ve ayıpsız bir şekilde yerine getirip getirmediğinin belirlenmesi ile varsa bu ayıp ve eksik işlerden kaynaklı uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. -Mahkememizce ticari defter ve belgeler incelenmiş, Bakırköy ...... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ..... Değişik İş sayılı dosyası celp edilerek dosya arasına alınmış, taraf delilleri toplanmıştır. -Dava dilekçesinde talep ve sonucun açık olmaması nedeniyle davacı vekiline dava konusu taleplerinde 10.000,00 TL'lik uğranılan zarara ilişkin talebine yönelik olarak uğranılan zarar kalemlerini ayrı ayrı belirlemek ve bu zararlara yönelik delil ve belgelerini ibraz etmek üzere HMK 31 ve 119/2 maddeleri gereğince 1 haftalık kesin süre verilmesine, karar verilmiş, davacı tarafça sunulan beyan dilekçesinde; sentetik çimin ayıp ve hatalı olması nedeniyle müvekkilimin , işletmekte olduğu sahaları kiraya verememesi, bazı sahaları düşük bedelle kiraya vermesi ve bu nedenle oluşan gelir kaybı için 6.000 TL, Bakırköy ..... Sulh Hukuk Mahkemesinde ...... D. İş sayısı ile yapılan tespit masrafları için 2.500 TL, sentetik çimin hatalı ve ayıplı olması nedeniyle müvekkilimin aynı ürünleri yeniden alması halinde , ayıpsız aynı ürünlerinin değerinin yaklaşık 600.000 TL olduğu göz önüne alınarak oluşan bu zarar nedeniyle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.500 TL olmak üzere toplamda 10.000 TL nin davalıdan tahsilini talep ettiklerini bildirdiği görülmüştür. -Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesinde; davalı tarafın davacı tarafa ait halı sahalara sentetik çim teslimi ve aynı zamanda döşemesini yaptığı ihtilafsızdır. -HMK'nun 33. maddesi uyarınca olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise hakime aittir. -Buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi ve bu doğrultuda ilkelerin somut olaya uygulanması gerekmektedir. -6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde “yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir. -Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir.. -Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nın 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. -6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun eserin kabulü başlıklı 477. Maddesinde, eserin açıkça veya örtülü kabulünden sonra yüklenicinin her türlü sorumluktan kurtulacağı, ancak yüklenici tarafından kasten gizlenen ve usulüne uygun gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğunun devam edeceği düzenlenmiştir. -Eserin teslimi ve kabulü ayrı kavramlardır. Eserin teslimi sözleşmenin konusu olan işlerin iş sahibine verilmesi-teslim edilmesidir. Yüklenici teslim ile sözleşme ile üstlendiği edimi ifa etmiş olur ancak sözleşmeden doğan yükümlülüklerinden kurtulmaz. Yüklenicinin sorumluluktan kurtulması teslim edilen eserin iş sahibi tarafından açıkça ya da örtülü kabulü ile olur. -6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474/1 maddesinde; "İş sahibi eserin teliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz, eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. " hükümlerine yer verilmiştir. Eski Borçlar Kanunu'nda da benzer şekilde düzenlemeye verilmiştir. -Bilindiği gibi açık ayıp meydana gelen eserde basit bir muayene ile ve çıplak gözle tespit edilebilen ayıplardır. Açık ayıplarda iş sahibi, eserim tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre eseri gözden geçirip varsa açık ayıpları tespit ve ayıpları uygun süre içerisinde iş sahibine bildirmek zorundadır. Eski Borçlar Kanunu ve yeni Türk Borçlar Kanunu'nda muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup işin niteliği ve olayın özelliği ve imal edilen şeyin büyüklüğü, genişliğine göre süreler farklı olacak ve olayın niteliğine göre belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi iş sahibi bizzat yapabileceği gibi 818 sayılı Borçlar Kanunu 359/2 ve Türk Borçlar Kanunu 474/2 maddesi hükümlerine göre mahkeme aracılığı ile tespit ettirebilir. -Gizli ayıplarda ise gizli ayıba vakıf olur olmaz (öğrenir öğrenmez) yapılması gerekir. Ayıp halinde iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır. -Açık ayıplarda iş sahibi muayene ve ihbar yükümlülüğünü ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılır ve yüklenici açık ayıplarla ilgili sorumluluktan kurtulur. -Gerek 818 sayılı BK gerekse 6098 sayılı TBK'da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye ihbarının şekli ile ilgili bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılmış olması ihbar kolaylığı sağlar ise de sözleşmede veya eklerinde bu husus kararlaştırılmamışsa taraflar tacir olsa dahi ayıp ihbarının her türlü delille, tanık beyanı ile de ispatlanabileceği Yargıtay tarafından içtihatlar ile kabul edilmiştir. ( Örn. Yargıtay. 15 H.D 13/05/2011 2010/7511 Esas 2011/2896 Karar sayılı ilamı ) -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -Mahkememizce yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda davacının dava konusu uyuşmazlık nedeniyle dava konusu halı sahada yapılan tadilat işlemlerinde davalı tarafından yapılan ifanın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın niteliğinin belirlenmesi varsa davacı tarafın taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında talep edebileceği zarar miktarının tespit dosyası davacı tarafın ticari defterlerindeki aylık ortalama kazanç bilgisi ve dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alınarak hesaplanması amacıyla, dosyanın bir SMMM, bir inşaat mühendisi ve bir tekstil mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 30/03/2023 tarihli raporda özetle; davacı tarafın ticari defter ve belgelerinin incelemesi yapılmış olup, 2018-2019-2020-2021 yıllarına ait Ticari defterlerinin incelendiği, defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının kanuni süresinde olduğu ve lehinde delil niteliği taşıdığı, davacının 2018-2019-2020-2021 yıllarına ait yıllık ve günlük ortalama gelirlerinin tabloda belirtildiği üzere 2018 yılında günlük 733,85 TL, 2019 yılında 477,05 TL, 2020 yılında 9,69 TL, 2021 yılında ise 159,61 TL olduğu, dava konusu halı sahada kullanılan çim halıların ayıplı olduğu, söz konusu ürün üzerindeki ayıpların alındığı zaman olağan muayene ile tespit edilemeyen, ancak zamanla kullanıma bağlı olarak ortaya çıkan özellikte olduğu için “gizli” ayıp niteliğinde olduğu, söz konusu 4 adet 5.018 m2, 40 mm, monoflament sentetik çim halı saha ürünün (işçilik, montaj vb. hariç) değerinin 326.170 TL (KDV Hariç) olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası davalı tarafın hukuki nitelikte olmayan itirazlarının değerlendirilerek ek rapor düzenlenmesi amacıyla yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 02/10/2023 tarihli raporda özetle; kök rapordaki görüş ve kanaatlerde bir değişikliğin olmadığının bildirildiği görülmüştür. -Mahkememizce kök ve ek rapordaki tespitler nazara alınarak davacı vekiline dava konusu sahadaki kaplamaya ilişkin teslimden sonraki bakım ve onarımlara ilişkin bilgi ve belgeler ile varsa ilgili halı sahanın drenaj kanallarına ilişkin proje ve çizimleri ibraz etmek üzere 1 aylık kesin süre verilmesine karar verilmiş, kesin süre içerisinde sunulan beyan dilekçelerinde; drenaj kanallarının bulunduğuna ve drenaj kanallarının düzenli kontrolü ve bakımlarının yapıldığına dair tanık dinlenmesini, dava konusu halı sahanın dosyasının bulunduğu ..... birimine müzekkere yazılarak dosyasında bulunması halinde drenaj kanalı ve halı saha projesinin dosyaya celbine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. -Mahkememizce ilgili birime müzekkere yazılmış, müzekkere cevabında ilgili halı sahada yıkım kararı bulunduğundan tahliye ve yıkım işlemlerinin gerçekleştirildiğinin bildirildiği görülmüştür. -Temin edilen müzekkere cevabı ve tarafların beyan ve itirazları nazara alınarak dosyanın bir makine mühendisi bilirkişi ile birlikte daha önce rapor veren tekstil mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek daha önce kök ve ek raporlarda yer verilen hususlar dava konusu sahadaki drenaj kanallarının kullanım aşamasında aktif olup olmadığı, mevcut haliyle periyodik bakımlarının yapılıp yapılmadığının tespitinin mümkün olup olmadığı, ilgili drenaj kanallarındaki bakım ve temizlik eksikliğinin dava konusu edilen ayıplara sebep olup olmadığı, varsa bu hususta taraflara yüklenebilecek kusurların ayrıntılı olarak belirlenmesi, mevcut deliller ile bu husus tespit edilemiyor ise buna ilişkin teknik gerekçelere raporda yer verilmesi ve ile tarafların teknik itirazlarının irdelenerek ek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05/07/2024 tarihli ek raporda özetle; dava konusu sahadaki drenaj kanallarının kullanım aşamasında aktif olup olmadığının belirlenemeyeceği, drenaj kanallarının, kaliteli sentetik çim ürününün, ömrü Üzerine direk etkisi olmayacağı, davacı müşterilerinin futbol oyununun kalitesine etkisi olacağı, mevcut haliyle periyodik bakımlarının yapılıp yapılmadığının tespitinin mümkün olmadığı, ilgili drenaj kanallarındaki bakım ve temizlik eksikliğinin, dava konusu edilen ayıplara direkt etkisi olmayacağı, bu hususta taraflara yüklenebilecek kusurlar, davalının, sentetik çim ürününün montajı sırasında Davacıya, yazılı olarak ürün hakkında, ömür, bakım ve temizlik konularında ayrıntılı bilgi sunması gerektiği, davacının, yapacağı temizliğin, müşterisine hizmet kalitesini arttırmak amacıyla yapmak zorunda olacağı, dava konusu ürünün ayıplı olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür. -Mahkememizce alınan raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davacı iş sahibi tarafından dava konusu halı sahaya yapılan döşemelerin teslim alındığı, sözleşme bedelinin ödendiği ve teslimden sonra belirli bir süre kullanıldığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. -Yine dosyada mevcut fatura ve irsaliyelere göre taraflar arasındaki sözleşme kapsamında 29/08/2018 tarihi itibariyle fatura ve irsaliyelerin düzenlendiği ve eserin bu tarihler itibariyle davacı tarafça teslim alındığı kuşkusuzdur. Davacı tarafça teslimden sonra belirli bir süre kullanılması akabinde davacı iş sahibi tarafından çeşitli şikayetlerle 15/10/2021 tarihi itibariyle tespit talebinde bulunulduğu, iş bu tespit dosyasında alınan raporun da davalı yükleniciye tebliğ edildiği görülmektedir. Yine tespit dosyasında ve Mahkememizce alınan raporlarda yer verilen tespitlere göre davacı tarafın iddia ettiği ayıpların basit bir muayene ile ortaya çıkmayacak, ancak kullanım sonucu ortaya çıkabilecek ayıplardan olduğunun bildirildiği görülmektedir. -Bu haliyle her ne kadar davalı tarafça davacı yanın süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı -zamanaşımı / hak düşürücü - sürelerin geçtiği belirtilmiş ise de davacı tarafından ortaya çıkan ayıplar karşısında delil tespiti yaptırılarak ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiği, ilgili ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmakla davalının bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir. -Davacı iş sahibinin Bakırköy ..... Sulh Hukuk Mahkemesinde ...... D. İş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunduğu, iş bu tespit dosyasında tespite konu suni çim malzemesinin ayıplı olduğu belirlenmiştir. Mahkememizce yargılama sırasında yapılan yazışmalarda ilgili halı sahanın ruhsatının iptali nedeniyle yıkıldığı, bu nedenle dava tarihi itibariyle tespit yapılmasının mümkün olmadığı görülmektedir. -İstikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere teslim edilen eserin ayıplı imal edildiğinin delil tespiti ile ispatlanması halinde ayıpların giderildiğinin yüklenici tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Zira delil tespit ile ayıplı işlerin varlığı iş sahibi tarafından ispatlanmış olup, sonrasında ileri sürülen iddiaların yüklenici tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. -Her ne kadar davalı yüklenici tarafından garanti süresinin dolduğu, davacı tarafın bakım yükümlülüklerini yerine getirmediği, drenaj kanallarının gereği gibi yapılmadığı ileri sürülerek ayıplardan davacı tarafın sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de mevcut raporlarda da belirtildiği üzere davalı yüklenicinin sorumluluğunun teslim ile sona ermediği, ilgili eserin bakımların yapılmasına dair davacı iş sahibine talimat verildiğinin ya da bu konuda bilgilendirildiğinin yüklenici tarafından ispat edilemediği, yine raporlarda yer verildiği üzere drenaj kanallarındaki bakım ve temizlik eksikliğinin, dava konusu edilen dava konusu ayıplara direkt etkisi olmayacağı sabit olmakla davalı tarafın bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir. -Bu kapsamda davacı tarafın dava dilekçesinde yer verdiği ayıp iddialarının yerinde olduğu, davalının üretim ve döşemesini yaptığı suni çimlerin gizli ayıplı olduğu, bu ayıpların yüklenici tarafından giderilemediği Mahkememizce kabul edilmiştir. -Yukarıdaki açıklamalarda da yer verildiği üzere ayıp halinde iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesinden ibarettir. -Mahkememizce davacı vekiline dava dilekçesindeki taleplerini açıklaması istenmiş, davacı tarafın asıl talebinin davalıya ödemiş olduğu 300.000,00 TL'lik ödemenin iadesi olduğu, bu haliyle davacı tarafın sözleşmeden dönme iradesini ortaya koyduğu görülmüştür. -Bu haliyle davacı tarafın sözleşmeden dönme talebinin gizli ayıbın varlığı nedeniyle yerinde olduğu anlaşılmakla, sabit olan 300.000,00 TL alacağın 26/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. -Davacının sözleşmeden dönme ve bedel iadesi talebi yanında gelir kaybı, çimlerin güncel değeri nedeniyle oluşan zarar ve tespit dosyasındaki masraflarını talep ettiği görülmektedir. -Davacının tespit masrafları yönünden yapılan değerlendirmede; delil tespiti dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir (HMK 405/1). Bu nedenle dava ile ilgili olan delil tespiti dosyası nedeniyle yapılan ve HMK'nın 323. maddede sayılan giderler de yargılama giderine dahil olup dava değerine (müddeabihe) dahil değildir. Dava değerine dahil olmadığından dava açılarak istenmesine gerek olmadığı gibi, buna rağmen istenmesi halinde de asıl alacak olarak hükmedilmesi mümkün değildir. Bu giderlerin mahkemece; talep olsun olmasın yargılama gideri olarak kendiliğinden haklılık durumuna göre hükmedilmesi gerekir. 22/03/1976 tarihli ..... Esas, ..... Karar sayılı Yargıtay içtihadı birleştirme kararında da delil tespiti giderlerinin yargılama giderlerinden sayılacağına ve müddeabihe dahil edilmeyeceğine karar verilmiştir. Bu haliyle davacı tarafın delil tespitinde yer alan masrafları ayrı bir kalem halinde iş bu alacak davasına konu edemeyeceği anlaşılmakla 2.500 TL'lik talebin reddine karar vermek gerekmiştir. -Davacı tarafın gelir kaybı talebi yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki eser sözleşmesinin feshi halinde olumlu ve olumsuz zarar talepleri gündeme gelecektir. -Olumlu zarar, tamamen haklı olan tarafın sözleşmeden tamamen haksız olarak dönen taraftan isteyebileceği tazminatın konusunu oluşturup, olumlu zarar kapsamında kalan kâr mahrumiyeti sözleşmeden dönen tarafın tamamen haklı dahi olsa isteyebileceği alacak kalemlerinden değildir. Sözleşmeden dönmenin bir başka sonucu olan olumlu zararın tazmininde; tazminat isteyen kişi hem sözleşmeden dönen taraf olmamalı ve hem de kusuru bulunmamalı; tam aksine, karşısındaki kişi hem sözleşmeden dönen taraf ve hem de dönmede kusurlu olmalıdır. -Bu haliyle somut olayda davacı yüklenici tarafından sözleşmeden dönülmüş ve bedel iadesi talep edilmiş olup, davacı yüklenici tarafından dönme kapsamında gelir / kar kaybının talep edilmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle davacı tarafın 6.000 TL'lik gelir / kar kaybı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. -Davacı tarafın çimlerin güncel değeri nedeniyle zararın karşılanması talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davacı tarafın iş bu talebinin olumsuz zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Olumsuz zarar, sözleşmeden dönen alacaklının haklı olması halinde, kusurlu borçludan isteyebileceği, diğer anlatımla, borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi nedeniyle sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkan zarardır. Sözleşmenin feshini isteyen ve fesihte haklı olan tarafın menfi zararını talep etme hakkı vardır. Sözleşmeden haklı olarak dönen taraf, direnime düşmekte tamamen kusurlu olan (davalı) taraftan ancak olumsuz zararını isteyebilir. -Bu kapsamda dosyada mevcut bilirkişi raporları ve taraf beyanları ile sabit olduğu üzere dava konusu suni çimlerin davacı yana tesliminin yapıldığı, teslimden sonra 2018-2019-2020 ve 2021 yılları içerisinde kullanıldığı ve bu dönemlerden sırasıyla davacı tarafın 2018 yılında günlük 733,85 TL, 2019 yılında 477,05 TL, 2020 yılında 9,69 TL, 2021 yılında ise 159,61 TL gelir elde ettiği sabittir. Bu haliyle her ne kadar davacı tarafça çimlerin güncel değerinin sözleşme tarihinden farklı olması nedeniyle zararın ortaya çıktığı iddia edilmiş ise de eserdeki ayıbın ortaya çıktığı döneme kadar davacı tarafın eser kapsamında gelir elde etmeye devam ettiği, gelirdeki düşüşlerin davacı tarafın ikrarı da ile de kabul ettiği üzere pandemi şartlarından kaynaklandığı, bunun dışında ispata elverişli bir belgenin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmakla davacı tarafın bu yöndeki zarar talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Sabit olan 300.000,00 TL alacağın 26/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 20.493,00-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.294,03-TL harcın mahsubu ile bakiye 15.198,97- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan toplam 5.294,03-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 14.500,00 TL bilirkişi ücreti, 889,20 TL tespit dosyası masrafı, 369,25-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 15.839,15-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%96,77) göre hesap edilen 15.328,21-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 48.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen miktar üzerinden hesap edilen 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 1.560,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%96,77) göre hesap edilen 1.509,68-TL'sinin davalıdan, 50,32-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, (Bilirkişi ......'a takdir edilen toplam 4.000,00 TL bilirkişi ücreti sistem hatası nedeniyle ödenemediğinden, ilgili bilirkişiye ödeme yapıldıktan sonra bakiye kalan miktarın iadesi kaydıyla) Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/12/2024 Katip ..... e-imzalıdır Hakim ..... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/368, K. 2024/1252, T. 06.12.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-368-e-2024-1252-k-611505dc50c2