İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/362 E. 2024/1055 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/362
Karar No
2024/1055
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/362 Esas KARAR NO : 2024/1055 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 17/04/2024 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Huzurdaki davaya konu navlun ücretlerinin Davalı Şirketçe ödenmemesi üzerine Müvekkil Şirket tarafından, Davalı Şirket aleyhine 16/08/2023 tarihinde Bakırköy .... İcra Müdürlüğü .... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davalı Şirket, kendilerine tebliğ edilen ödeme emrine 29/08/2023 tarihinde haksız olarak itiraz etmiş ve bu itiraza istinaden Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nce takibin durdurulmasına karar verildiğini, davanın kabulüne, haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptali ile Bakırköy .... İcra Dairesi .... E. sayılı dosyası ile yapılan takibin kaldığı yerden devamına, haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak takibe itiraz edilmesi nedeniyle, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Huzurdaki davanın davacı tarafından başlatılan T.C. Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyasına davalı Şirket tarafından yapılmış olan itiraz neticesinde itirazın iptal edilmesi ve %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatı talebiyle açılmış olup, tamamen haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu, davacı ... Lojistik tarafından, .... ile arasındaki ticari ilişki kapsamında üstlenilen işler taraflarca belirlenen koşullara uygun olarak yerine getirilmediğini sırf sevkiyatlara dair Vergi Usul Kanunu gerekliliklerinin yerine getirilmesi amacıyla kesilmiş olan faturalar gösterilerek davalı Şirket aleyhine icra takibine geçilmesi ve akabinde işbu davanın ikame edilmesi hem taraflar arası münakit Sözleşme hükümlerine hem de hukuka açıkça aykırı olduğunu bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; davalı tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı icra takip dosyasına yapılan itiraza ilişkindir. Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasındaki taşıma ticari ilişkisine dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu mahkememizce tespit edilmiştir. Mahkememizin 02/07/2024 celsesinin (1) no'lu ara kararı uyarınca tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve Her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 154.525,00 TL alacaklı olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa 154.525,00 TL borçlu olduğu, Netice itibariyle, davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle takibe konu ettiği 154.525,00 TL tutarlı asıl alacağı talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin olmadığı, takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceği, tarafların ticari defter kayıt ve belgelerinde uyumlu bir şekilde tespit edilen davacı BSdavalı BA bildirimleri ile uyumlu faturalardan bakiye davacının 154.525,00 TL asıl alacak tutarında alacaklı olduğu, iş görmeme, hasar, zayi, takas mahsup talebi de olmadığı gözetildiğinde, davalı yan itirazının borca itirazının ticari ilişki ile uyumsuz olmakla haksız olduğunun değerlendirildiği'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, mahkememizce bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve yeterli bulunmuştur. Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, bilirkişi raporu kapsamında; Davacı davalı aleyhine başlatmış olduğu icra takibi ile taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalıdan alacak talebinde bulunduğu, davalı tarafından ödeme emrinin tebliği üzerine yetkiye borca ve ferilerine itiraz edilerek takibin durdurulduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde yetkiye itiraz edilmiş ise de yetkili icra dairesinin bildirilmediği 2004 sayılı İİK'nın atfı ile uygulanacak olan 6100 sayılı HMK'nın yetki itirazına dair hükümleri gereğince tarafın yetki itirazında bulunması halinde yetkili yeri de doğru olarak göstermesi gerektiği aksi halde yetki itirazının geçersiz olacağı anlaşılmakla davalının yetki itirazının geçersiz olduğu anlaşılmakla yetkiye yönelik itirazın iptaline karar vermek gerekmiş, davanın esasına girilmiştir. Davacı dava dilekçesinde; davalı ile davacı arasında davalıya ait eşyaların taşınması için taşıma sözleşmesinin kurulduğunu, taşıma işinin yerine getirilmesine rağmen davalı tarafından taşıma ücretinin ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde Davacının ticari ilişki kapsamında üstlenilen işleri taraflarca belirlenen koşullara uygun olarak yerine getirilmediğini, sırf sevkiyatlara dair Vergi Usul Kanunu gerekliliklerinin yerine getirilmesi amacıyla kesilmiş olan faturaların takibe konu edildiğini, Muhasebesel kayıtların, faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceği, 2023 haziran itibariyle iş sahibi tarafından yüklendiği işin sona erdirildiğini iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, alınan bilirkişi raporunda; tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış onaylarının yapıldığı sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu tespit edilmiştir. Tarafların ticari defter kayıtları incelendiğinde; davacı tarafından davalıya toplam 1.166.568,95 TL tutarlı 18 adet faturanın kesildiği, tüm faturaların hem davacı hem davalı tarafından kendi ticari defterlerine işlendiği tespit edilmiştir. Son faturanın 24.04.2023 tarihli olduğu davalının iddiasının aksine 2023 yılı Haziran ayı sonrasına ait fatura bulunmadığı anlaşılmaktadır. Vergi Dairesi'nden taraflara ait BA BS formları delil olarak celp edilmiş olup, hem davacı hem davalı tarafından 18 adet faturanın vergi dairesine BA BS formları ile bildirildiği tespit edilmiştir. Taraflarca sunulan ve taraflar nezdinde tutulan cari hesap dökümanları da bilirkişi tarafından incelenmiş, davacı tarafından tutulan cari hesap özetine göre davacının davalıdan 154.525,00-TL alacaklı olduğu, davalı tarafından tutulan ve dosyaya sunulan cari hesap özetine göre davalının davacıya 154.525,00-TL borçlu olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalıya kesilen tüm faturaların e-fatura olduğu, faturaların e-fatura niteliğinde olması sebebiyle sistem üzerinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesi gereğince yasal süresi içerisinde faturalara itiraz edilerek iade edilmediği de anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklı satıcının faturaya konu işi yaptığını da ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi ve ticari defter kayıtlarına geçirilmesi halinde faturaya konu işin yapıldığı dolayısıyla alacağın varlığı alacaklı satıcı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü alıcı-borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi." Bu bağlamda tüm deliller ve tespitler bir arada değerlendirildiğinde; davacı tarafından kesilen faturaların e-fatura olarak davalıya sistem üzerinden otomatik tebliğ edildiği, davalı tarafından söz konusu faturalara 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesi gereğince yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, davalının faturaları benimseyerek ticari defter ve kayıtlarına işlediği, ayrıca davalının davacı tarafından kesilen faturaları vergi dairesine BA formu ile bildirdiği bu suretle faturaların içeriğinin kesinleştiği, davacı tarafından faturalara konu işin yapıldığının ve alacağın ispat edildiği, aksini ispat yükünün ise davalıya geçtiği anlaşılmaktadır. Davacının alacağını hem kendi ticari defter ve belgeleri ile hem de davalının ticari defter kayıt ve belgeleri ile ispat ettiği, davalı tarafından tutulan cari hesap ekstresine göre davalının davacıya 154.525,00-TL borçlu olduğu, davalı tarafından borcun ödendiğinin ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının itirazın iptali talebinin 154.525,00-TL asıl alacak yönünden kabulü ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından işleyecek faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davalının takip talebinde işleyecek faiz oranı olarak avans faizi talep ettiği, taraflar arasında farklı bir temerrüt faiz oranının kararlaştırılmadığı anlaşılmakla davacının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince avans faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faiz oranına itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir. Alacağın faturaya dayalı ve likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20 si oranında hesaplanan 30.905‬,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; Davaya konu icra takip dosyasında; 154.525,00-TL asıl alacak, işleyecek faiz oranı ve yetki itirazı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 30.905‬,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 10.555,60-TL harçtan peşin alınan 1.866,28-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 8.689,32-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA 4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafça yatırılan 1.866,28-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.293,88-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan 11.892,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/362, K. 2024/1055, T. 12.11.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-362-e-2024-1055-k-b7f2e24e3e3b