İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/126 E. 2024/895 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/126
- Karar No
- 2024/895
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/126 Esas KARAR NO : 2024/895 Karar DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/11/2022 KARAR TARİHİ : 08/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11.10.2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalı borçlu, borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini, ve takibin durduğunu bu itirazın sadece takibi sürüncemede bırakarak müvekkillinin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapıldığını, haksız ve mesnetsiz olduğunu, dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, icra takibine konu alacağın likit olduğunu davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenle alacak miktarının %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin borçlu davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davanın dava süresi içerisinde açılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu durumun tarafların ticari defter ve kayıtlarına bakıldığında anlaşılacağını, tarafların mal alım satımına yönelik ticari ilişkilerinin bulunduğunu, davacı tarafın müvekkiline ayıplı mal teslim ettiğini ve müvekkilinin de bu malları alır almaz ayıp ihbar süresi içerisinde durumu davacı tarafa bildirdiğini ve malları davacı şirket tarafından iade alındığını, yaşanan bu olaydan sonra taraflar arasında ticari ilişkinin nihayet erdiğini tüm bu nedenlerle davanın reddine, alacak ve icra takibinde kötü niyetli olduğundan davacı yanın %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı yan davacıya yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi tarafından 21/06/2024 tarihinde mahkememize sunulan raporda: "Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 21.708,93 TL alacaklı olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa borcunun veya alacağının olmadığı, Tarafların ticari defter ve kayıtları takip tarihi itibariyle karşılaştırıldığında, Taraflar arasında 21.708,93 TL cari hesap farkının olduğu, iş bu farkın tarafların ticari defterlerinde tek taraflı yaptığı kayıt işlemlerinden kaynaklandığı, Davacı tarafın 2022 yılı ticari defter ve kayıtlı incelendiğinde, Davacı taraf lehine takibe konu olan cari hesaba ait 53 adet ve KDV dahil 65.151,93 TL tutarlı faturanın kaydedildiği, davalı taraf lehine 43.443,00 TL tutarlı ödeme kaydının yapıldığı, iş bu ödeme belgelerinin dosya muhteviyatına sunulduğu, davacı tarafın düzenlediği faturalar ile davalı tarafın yaptığı ödemeler arasındaki farkın takibe konu olan 21.708,93 TL tutarlı alacağı doğurduğu, Davalı tarafın 2022 yılı ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, Davacı taraf lehine takibe konu cari hesaba ait faturaların önce kaydedildiği, daha sonra aynı açıklama ve tutar ile ters kayıt yapmak suretiyle fatura bakiyelerinin her faturadan sonra davalı lehine tek tek sıfırlandığı/kapatıldığı, özellikle belirtmek gerekirse takibe konu cari hesaba ait 50 adet ve KDV dahil 63.575,81 TL tutarlı faturanın ticari defterlere kaydedildiği, geriye kalan 3 adet ve KDV dahil 1.576,12 TL tutarlı faturanın ticari defterlere işlenmediği fakat teslim alan kısımlarının imzalandığı, ayrıca tarafların 2022 yılında BS-BA Formu beyanlarının adet ve tutar olarak birbirini teyit ettiği, bu hususta uyuşmazlık olmadığı, taraflarca BS-BA Formu ile toplam 48 adet ve KDV hariç 61.876,72 TL tutarlı faturanın beyan edildiği, Netice itibariyle, takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 21.708,93 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın 27.05.2022 cari hesap tarihinden takip tarihine kadar 693,20 TL işlemiş faiz talebinin olduğu, davacı tarafın yasal faiz oranıyla işlemiş faiz hesapladığı ancak takip talebinin reeskont avans faizi yönünde olduğu, yasal faiz oranlarıyla işlemiş faizin 694,69 TL, reeskont avans faiz oranlarıyla işlemiş faizin 1.215,70 TL olarak hesaplandığı, takdirin sayın mahkemeye bırakıldığı, takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceği", sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Dava dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava; Büyükçekmece .... İcra Dair.si'nin .... E. Sayılı dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ticari nitelikteki satışlara ilişkin cari hesap alacağına istinaden yapılan icra takibinde itirazın iptali talebine ilişkindir. Davalı davaya ilişkin sunduğu cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığı, taraflar arasında ticari ilişki olduğu ancak herhangi bir borcunun olmadığı, davacının bozuk/ayıplı mal teslim ettiği, ayıp süresi içerisinde ihbarda bulunulduğu ve davacı tarafından iade alındığı ve ticari ilişkinin sona erdiği, ayrıca ticari faiz talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia etmiştir. Öncelikle davalının zaman aşımı itirazı incelendiğinde; itirazın iptaline ilişkin davanın süresi içerisinde açıldığı, alacağın niteliğine göre zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının bu yöndeki itirazına itibar edilmemiştir. Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; davacının ve davalının ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları ve sahipleri lehine delil niteliğinin bulunduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Davacının cari hesap kayıtları incelendiğinde; Davacı tarafından davalıya kesilen cari hesaba konu 53 adet faturanın tamamının davacı ticari defterlerine işlenmiş olduğu, davalının ticari defterlerine ise davacı tarafından kesilen 50 adet faturanın işlendiği, davacının defterinde bulunup davalının defterinde bulunmayan 3 adet faturanın ise teslim alan kısımlarında davalının imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder. Borçlu tarafından fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir.Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. Bu bilgiler ışığında dosya kapsamındaki somut deliller değerlendirildiğinde; davacının faturalara konu alacağı talep edebilmesi için faturalara konu malları teslim ettiğini ispatlamasını gerekmektedir. Davacı tarafından kesilen 50 adet faturanın davalının usulüne uygun olarak tutulmuş olan ticari defterine işlendiği, davalının ticari defterine işlemediği ancak davacının ticari defterinde kayıtlı olan üç adet faturada ise teslim alan kısmında davalının imzasının bulunduğu anlaşılmakla davacının cari hesaba konu 53 adet faturaya ilişkin malları davalıya teslim ettiğini ispatladığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının söz konusu faturaların toplam değeri olan 65.151,93-TL toplam alacağının bulunduğu görülmektedir. Bu noktada davalının ödeme ve ayıp yönündeki savunmalarının değerlendirilmesi ve söz konusu iddialara ilişkin davalının ispat yükünün değerlendirilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Kanun'un 23. Maddesinin 1. Fıkrasının (c) bendinde ticari satım sözleşmelerine ilişkin ayıp konusunda şu düzenleme bulunmaktadır: "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." İlgili hükümden görülebileceği üzere alıcının iki ve en geç sekiz gün içinde teslim aldığı malları incelemek ve ihbarda bulunmakla yükümlüdür. İnceleme ve İhbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde ise 6098 sayılı Kanun'un 223. Maddesinin 2. Fıkrası uygulanacak olup, ilgili hüküm şu şekildedir: "Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." Görülebileceği üzere süresi içerisinde teslim alınan malın incelenmemesi veya süresi içerisinde ihbarda bulunulmaması halinde alıcının satılan malı kabul ettiği sonucuna ulaşılacaktır. Davalı tarafından cevap dilekçesinde davacının teslim ettiği faturalara konu malların ayıplı olduğu ve ihbarda bulunulduğu ve davacıya iade edildiği iddia edilmiş ise de davalının ayıp ihbarına dair herhangi bir delil sunmadığı, tarafların usul ve yasaya uygun tutulmuş ticari defterlerinde de ayıp ve iadeye dair herhangi bir bilgi veya delilin tespit edilemediği anlaşılmakla davalının bu yöndeki savunma ve iddialarını ispatlayamadığı değerlendirilmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesinde; davalının toplam 43.443,00-TL ödeme yaptığını belge ve davacının ticari defterleri ile ispatlayabildiği anlaşılmakta olup, davalının ticari defterinde davacı tarafından kesilen faturaların ödeme olmaksızın ters kayıt ile kapatıldığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda davalının yalnızca 43.433,00-TL ödemesini ispatlayabildiği anlaşılmakta olup, davacı tarafından davalıya satılan ve teslim edildiği ispatlanabilen faturalardan kaynaklı toplam alacağının 65.151,93-TL olduğu gözetildiğinde arada kalan 21.708,93-TL'nin ödendiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple Büyükçekmece .... İcra Dairesi'nin .... E. Sayılı dosyasında davanın kabulü ile 21.708,93-TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, takip talebi incelendiğinde davacı tarafından yıllık %15,75 oranında ticari faiz talep edildiği, takip tarihi itibariyle söz konusu faiz oranının TCMB tarafından belirlenen avans faiz oranına denk geldiği anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki ilişkinin ticari mal alım satımına ilişkin olduğu avans işlemlerine ilişkin olmaması sebebiyle avans faiz oranının talep edilemeyeceği ancak davacının 6102 sayılı TTK'nın 1530. maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca mal ve hizmet tedarikinde geç ödemelerde uygulanacak temerrüt faiz oranını talep edebileceği anlaşılmakla, faiz oranına itiraz yönünden davacının talebini geçmemek üzere değişen oranlarda 6102 sayılı TTK'nın 1530. maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca mal ve hizmet tedarikinde geç ödemelerde uygulanacak temerrüt faiz oranı yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmış, itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.341,78-TL tazminatın da davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; Büyükçekmece ..... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında davalının 21.708,93-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı yönünden itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2- Tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.341,78-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 1.482,93-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 258,73-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.224,20-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) -Davacı tarafça sarf edilen toplam 339,43-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından sarf edilen toplam 5.603,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4- Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 21.708,93-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince miktar itibari ile kesin olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ... ¸e-imza Hakim .... ¸e-imza