İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/508 E. 2024/817 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/508
Karar No
2024/817
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/508 Esas KARAR NO : 2024/817 Karar DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/05/2023 KARAR TARİHİ : 17/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19.09.2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirketten 15.06.2020 tarihinde ... 64 gb marka ve modelde cep telefonu satın aldığını, 16.06.2020 tarihinde üçüncü kişi ....'e sattığını, garanti süresi içerisinde çeşitli şikayetlerden dolayı yetki servise başvurulduğu, yetkisiz müdahale ve değişiklik yapıldığı bahisle telefonun geri verilerek garantisinin sonlandırıldığı, müvekkil aleyhine İstanbul İl Tüketici Hakem Heyetine 28.04.2022 tarihinde başvurulduğu, 27.06.2022 tarihinde bilirkişi raporu dayanak gösterilerek cihazın ayıplı olması nedeniyle ayıpsız misliyle değiştirilmesine karar verildiği, hakem heyeti kararına karşı İstanbul .... Tüketici Mahkemesinin .... esas sayılı dosyası ile itiraz yoluna başvurulduğu, hakem heyeti kararının onanarak davanın reddine karar verildiği, ayıplı malın geri alınarak ayıpsız malın teslim edildiği, cep telefonuna hiç bir müdahale edilmeden, kutusunun açılmadan teslim edildiğini, müvekkilinin hiç bir kusurunun bulunmadığını, telefonda gizli ayıp söz konusu olduğundan davalının kusurunun bulunduğu, fazlaya dair hakları ile manevi tazminat hakkını saklı tutarak, ayıplı satılan telefonun davalı şirket tarafından aynı marka ve modelde, orijinal, açılmamış kutusundaki misliyle (0 ürün olarak) değiştirilmesine, bu mümkün olmadığı takdirde, 6098 sayılı Kanun'daki diğer seçimlik hakların kullandırılmasına, dava dışı üçüncü kişiye satışı tarihinden itibaren işletilecek ticari faizle beraber maddi zararın tazmini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde dayandığı İl Tüketici Hakem Heyetinin ... sayılı kararında, heyetin bilirkişi raporu aldırdığı görülmekte olduğu, bu raporda bilirkişi tarafından ''dava konusu cihazda herhangi bir müdahale görülmediği'' tespit edildiği, bilirkişi raporunun tespiti, cihazın değil, ... yetkili servisinin hizmet vermemesinin ayıplı olduğu yönünde olduğu, bilirkişi raporunda cihazın ayıplı olduğuna ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığı, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu cihazın ayıplı olduğu ve hatta ayıbın gizli ayıp olduğu düşünülse dahi davacının, TBK md 223 uyarınca, ayıbın varlığını öğrendiği anda derhal müvekkil şirkete bildirmesi gerektiği, ancak herhangi bir bildirimde bulunmadığı için, yine TBK 223 uyarınca satılanı -cihazın ayıplı olduğunu kabul ettikleri anlamına gelmemek kaydıyla- bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı, davacının ayıp iddiasının varlığını en geç, dava dilekçesinde dayandığı İstanbul İl Tüketici Hakem Heyeti dosyasında savunmasının istenildiği tarihte öğrendiği, ancak huzurdaki davayı ikame edene kadar, müvekkil şirkete herhangi bir bildirimde bulunmadığı beyan edilerek; davanın dava dışı .... Sanayi Ticaret A.Ş (Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Bşk - VKN: ....) 'ye ihbar edilmesine, arabuluculuk başvuru yolu tüketilmeden açılan huzurdaki davanın öncelikle usulden reddine, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise, zamanaşımı ve diğer itirazlarının kabulü ile huzurdaki haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. İhbar olunan .... Sanayi Ticaret A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri çerçevesinde davalı şirket tarafından müvekkil şirketten alınan tüm cihazlara ilişkin tüm risk davalı tarafından üstlenilmiş olduğundan davalının rücuen talep hakkı bulunmamakta olup, işbu nedenle huzurda görülen davanın reddi gerektiği, uyuşmazlık konusu cihazın 2 yıllık garanti süresi dolduğundan tüketicinin seçimlik haklarını kullanması mümkün olmadığı, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için davacının taleplerinde haklı olduğu düşünülse dahi, davacı tarafından ayıp ihbar süresi ve şekline uyulmadığı beyan edilerek davanın usul ve tüm yönleriyle reddine;, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından 04/03/2024 tarihli düzenlenen raporda: "Tüm dosya kapsamı itibariyle ve dava konusu .... IMEI numaralı dava konusu .... 64 gb siyah marka ve modelde cep telefonu yapılan detaylı incelemeler neticesinde; dava konusu cep telefonun ayıplı olmadığı tespitleri doğrultusunda davalı şirkete (dolayısıyla ihbar olunan şirkete) kusur atfedilebilecek nitelikte herhangi bir bilgi, belge veya bulgunun mevcut olmadığı; dolayısıyla davalının ayıptan doğan sorumluluğunun şartlarının somut ihtilafta bulunmadığı" sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Bilirkişi heyeti tarafından 08/04/2024 tarihli düzenlenen ek raporda: "Kök raporumuzdaki tespit ve görüşlerimizi aynen muhafaza ettiğimiz ve raporda değiştirilecek, düzeltilecek ve/veya bir husus olmadığını, raporumuzun tarafsızlık ilkesi, bilimsel ve teknik yöntemlerle, tarafımıza Sayın Mahkemenizce tevdi edilen görevi tam karşılar nitelikte oluşturulduğunu beyan ederiz. Ancak Muhterem Mahkeme'nin dava konusu cep telefonunun ayıplı olduğu kanaatine varması halinde, davacının talebi doğrultusunda TBK m. 227'de yer alan satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteyebileceği" sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Dava dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davacı açtığı dava ile ayıplı telefonun yenisi ile değiştirilmesini, mümkün olmaz ise diğer seçimlik haklarının kullanılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı, davalı ile arasındaki ticari ilişki doğrultusunda almış olduğu telefonu dava dışı üçüncü kişi ....'e sattığını, dava dışı üçüncü kişinin başvurduğu .... yetkili servisinin; başvuru konusu edilen telefona yetkisiz müdahale ve değişiklik yapıldığından bahisle dava dışı üçüncü kişinin servis talebini geri çevirdiğini ve telefonu garanti dışı bıraktığını, dava dışı üçüncü kişinin aldığı Tüketici Hakem Heyeti kararı ile telefonun ayıplı olarak kabulü neticesinde yenisi ile değiştirilmesine karar verildiğini, söz konusu karara yapılan itirazın da reddedildiğini ve dava dışı üçüncü kişinin telefonunun yenisi ile değiştirildiğini, telefonunun gizli ayıplı olduğunu bu sebeple davaya konu ayıplı telefonu kendisine satan davalı tarafından telefonun öncelikle ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; Davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, zira dava tarihinin kendileri tarafından davacıya yapılan satışın üzerinden iki yıllık süreden sonra açıldığını, ayrıca davaya konu telefonun ayıplı olmadığının da bilirkişi raporuyla tespit edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 223. Maddesi şu şekildedir: "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." İlgili hükümden görülebileceği üzere alım satıma konu emtia da gizli bir ayıbın bulunması halinde bu hususun hemen satıcıya bildirilmesi gerekmekte olup, aksi taktirde kanun gereği satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacaktır. 6098 sayılı Kanun'un 223. Maddesi gereğince bildirim yükümlülüğü yerine getirildiğinde ise 227. Madde gereğince alıcı seçimlik haklarından birini kullanabilecektir. 6098 sayılı Kanun'un zaman aşımına ilişkin 231. Maddesi ise şu şekildedir: "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." İlgili hükümden görülebileceği üzere ayıptan sorumluluk için 2 yıllık zaman aşımı süresi öngörülmüş olup, satıcının ayıba karşı tekeffül yükümlülüğü 2 yıllık süre ile sınırlandırılmıştır. Bunun istisnası ise satıcının ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olmasıdır. Nitekim davalı tarafından yasal cevap süresi içerisinde zaman aşımı ilk itirazında bulunulmuştur. Davacı ile davalı arasındaki fatura incelendiğinde; davalı ile davacı arasındaki satışın 15.06.2020 tarihli olduğu, işbu davanın ise 05.05.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından sunulan dava dilekçesi incelendiğinde; 15.06.2020 tarihli satılan malın davacı alıcıya devrinden itibaren iki yıllık süre içerisinde davacı tarafından davalıya yönelik bir ayıp bildiriminin yapılmadığı, ayıp bildirimine dair herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, tüketici hakem heyeti ve tüketici mahkemesindeki dosyaları ihbar etmediği davalı tarafından da davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğinin ikrar edilmediği bir arada değerlendirildiğinde davacının ayıba yönelik ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği tespit edilmiştir. Bu noktada ağır kusur değerlendirmesi yapılması gerekir ise; tüketici hakem heyetinin kararı ve tüketici mahkemesinin kararı ile Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporları değerlendirildiğinde; davalı tarafından davacıya satılan telefonun cihaz olarak esasen ayıplı olmadığı, tüketici hakem heyetince verilen kararın garanti süresi içerisinde dava dışı üçüncü kişi tarafından verilmesi reddedilen yetkili servis hizmetine ilişkin olduğu dolayısıyla davalının ağır kusurlu olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu sebeple davacının ayıplı ürün satımına ilişkin talepleri yönünden ayıba yönelik ihbar yükümlülüklerini yerine getirmediği ve zaman aşımı süresinin dolduğu davalının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden zaman aşımı sebebiyle sorumlu tutulamayacağı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından terditli olarak davalı ile aralarındaki alım satım sözleşmesinden kaynaklı zararının tazmini de talep edilmiş olup, bu yönden değerlendirme yapıldığında; yukarıda da belirtildiği üzere davalı tarafından davacıya satılan telefonda herhangi bir ayıbın bulunmadığı, davacının belirttiği tüketici hakem heyeti dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde ve Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde davaya konu telefonda temel olarak cihazda herhangi bir ayıp bulunmadığının tespit edildiği sabit olup, davacının tüketici hakem heyeti kararının ayıplı servis hizmetine ilişkin ayıptan dolayı sorumlu tutulduğu anlaşılmakta olup, davacı ile davalı arasındaki satış sözleşmesi yönünden dava dışı üçüncü kişinin servis hizmetinin ayıplı olması sebebiyle davalının sorumlu tutulamayacağı, taraflar arasındaki satış ilişkisinde üçüncü kişinin ayıplı servis hizmeti sebebiyle davalının sorumlu olacağına dair herhangi bir hükmün bulunduğunun veya taraflar arasında bu yönde bir anlaşmanın bulunduğunun davacı tarafından yazılı belge ile ispat edilemediği gözetildiğinde davacının uğradığı zarar ile davacı ve davalı arasındaki alım satım sözleşmesinin illiyet bağının bulunmadığı, davacının tüketici hakem heyeti tarafından üçüncü kişinin ayıplı servis hizmeti sebebiyle tüketici kanunundan kaynaklı olarak tüketiciye karşı sorumlu tutulması buna karşılık Mahkememiz nezdindeki davanın tacirler arasındaki alım satım ilişkisine ilişkin olduğu ve 6098 sayılı Kanun'dan kaynaklandığı gözetildiğinde davalının bu zarardan sorumlu olmadığı anlaşılmakla davacının terditli talep ile birlikte davasının reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 296,40-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 131,2-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) -Davalı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın davalı tarafa İADESİNE, 4-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 6.999,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/09/2024 Katip .... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/508, K. 2024/817, T. 17.09.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-508-e-2024-817-k-4d89fceb4310