İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1109 E. 2024/141 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1109
Karar No
2024/141
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1109 Esas KARAR NO : 2024/141 DAVA : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) DAVA TARİHİ : 02/12/2016 KARAR TARİHİ : 15/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 2010 yılından bu yana diğer ortaklarla birlikte şirketin temsil ve ilzamında imza yetkilisi iken diğer ortaklar ....... 'nın 24/08/2015 tarihli genel kurul toplantısında aldıkları karar ile şirket müdürlüğüne sadece kendilerine müşterek imza ile yetkili kıldıklarını, alınan kararın ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, müvekkilinin temsil ve ilzam yetkisinin sona ermesi sonucunda davalı ortaklar tarafından şirketin kötü yönetildiğini, davalıların yönetimdeki yetkilerini kötüye kullandıklarını, kişisel çıkarlarını şirket menfaatinin önünde tuttuklarını, müvekkilinin temsil ve ilzam yetkisi kaldırıldıktan sonra şirketin mali durumu, işleyişi ve denetimi hakkında bu zamana kadar müvekkiline hiçbir bilgi verilmediğini, bu konuda keşide ettikleri ihtarnameye cevap verilmediğini, bunun üzerine TTK.nın 614.maddesi kapsamında Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... Esas sayılı dosyası ile bilgi alma ve inceleme hakkı tanınmasına ilişkin açmış oldukları davada mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, işbu ilamın Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı takip dosyası ile takibe konulduğunu, icra dosyasında şirket karar defteri ve ticari defterleri üzerinde icra memuru ile birlikte gidilen şirket adresinde adresin kapalı olduğunun görüldüğünü, davalı şirkete ait defter ve kayıtların icra yoluyla dahi incelenemediğini, şirket yetkilileri hakkında Bakırköy ...... İcra Ceza Mahkemesinin ...... Esas sayılı dosyası ile şikayette bulunduklarını, dosyanın derdest olduğunu, 24/08/2015 tarihli genel kurul kararının alınmasından sonra davalı şirketin diğer ortaklarının şirkete ait 137 adet gayrimenkulü üçüncü kişilere sattıklarını, müvekkilinin 7 yıldan daha fazla süredir gerek asaleten gerekse ..... şirketini temsilen davalı şirketin ortağı ve yetkilisi bulunduğunu, şirketin büyümesi ve karlılığı için emeğini ve tüm birikimini ortaya koyduğunu, davalı şirketin merkezi konumda olan İstanbul ili Bakırköy ilçesi ...... mah. .... ada .... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde lüks konut inşaat projesi üstlendiğini, müvekkilinin yüklü miktarda borcun altına girerek tüm birikimini bu inşaatın ilerlemesi için harcadığını, halihazırda inşaat projesinin devam ettiğini, davalı şirketin mevcut yetkilileri olan davalıların müvekkilinin temsil yetkisinin kaldırılmasını takiben konut projesi kapsamındaki 137 adet gayrimenkulü rayiç bedellerinin çok altında bedellerle üçüncü kişilere devrettiklerini, bu devirlerin öğrenilmesinin ardından müvekkilleri tarafından Bakırköy ...... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...... Esas sayılı dosya ile muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açtıklarını, dava değerinin tespit edilmesi amacıyla alınan bilirkişi raporunda taşınmazların değerinin 99 milyon TL civarında olduğu ve inşaatın henüz tamamlanmadığı, satış ofisi kısmının kapalı olduğu, hazırda kimsenin bulunmadığının tespit edildiğini, bu satışlarla ilgili şirkete ihtarname gönderilmiş ise de cevap alınamadığını, 24/08/2015 tarihli genel kurul kararının iptali davası açılmış ise de, Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda müvekkilinin temsil yetkisinin kaldırılması yönünden gerekli nisabın sağlandığından bahisle taleplerinin reddedildiğini, müvekkillerinin davalı şirketten yaklaşık 10 milyon USD civarında alacağı bulunduğunu, işbu alacağın teminat altına alınmadığını, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı dosyası ile alacağın bir kısmının tahsili için 200.000,-USD'lik takip başlatıldığını, söz konusu takibe şirket yetkilileri tarafından itiraz edilmesi üzerine Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali ve iflas talepli dava ikame edildiğini, işbu davada alınan bilirkişi raporunda alacak tespiti yapılarak mahkemece davalı şirkete depo kararı çıkartıldığını, şirket müdürlerinin şirket defterlerini özensiz tuttuklarını, kendi menfaatlerine göre işlem yaptıklarını, şirket gayrimenkullerini muvazaalı devirlerle elden çıkardıklarını, şirketin ve müvekkillerinin zarara uğratıldığını, TTK.nun 630/2.maddesine dayalı olarak işbu davanın açıldığını, şirket müdürlerinin davalı şirketi gayrifaal duruma getirdiklerini, davalı şirket yetkilileri hakkında şirketi kötü yönetmeleri ve kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaları nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan Bakırköy C.Başsavcılığının ....... sayılı dosyası ile şikayette bulunulduğunu, yine şirket müdürlerinden ...... 'in TTK kapsamında şirkete usulsüz borçlanmasıyla ilgili olarak Bakırköy C.Başsavcılığının ...... sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek davalı şirketin ve müvekkillerinin daha fazla zarara uğramaması ve bundan sonraki süreçte şirket menfaatine aykırı hareket edilmesini önlemek adına davalı şirket müdürlerinin temsil yetkilerinin sınırlandırılarak öncelikle tedbiren şirkete yönetim kayyımı atanmasına, bu talebin kabul görmemesi halinde şirket müdürlerinin tüm işlemlerinin tedbiren denetim kayyım onayına tabi tutulmasına ve mahkemece uygun görülecek diğer tüm tedbirlerin alınmasına, yargılama sonucunda davalı şirket müdürlerinin temsil ve ilzam yetkilerinin kaldırılmak suretiyle müdürlükten azledilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; TTK.nun 630/2-3 madde ve bentlerine dayalı limited şirket müdürlerinin haklı sebeplerle azli istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 6102 sayılı TTK.nun 630/2 maddesine dayalı limited şirket müdürlerinin yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması koşullarının oluşup oluşmadığı, şirketin iflas durumunun huzurdaki davaya etkisinin ne olduğu hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bakırköy ......Asliye Ticaret Mahkemesine, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına, Büyükçekmece ...... Asliye Ceza Mahkemesine, Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesine, Bakırköy ...... Asliye Ceza Mahkemesine, Bakırköy ...... Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan müzekkerelere cevap verilmiştir. Bakırköy ...... İcra ve İflas Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verilmiş, incelenmesinde; Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/05/2017 tarih ve ..... Esas sayılı kararı ile iflasına karar verilen ..... İnşaat Tekstil Ve Mühendislik Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ( Tic Sic No. .....) Hakkında yürütülen tasfiye işlemleri Müdürlüğün ..... iflas sayılı dosyasından devam ettiği, iflas kararının kesinleşmediği, tasfiye usulünün adi tasfiye olduğu, iflas idare memurlarının atandığı, iflas idaresinin masayı dava ve takiplerde münferiden temsile yetkili olduğu kararı alındığı bildirilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden sicil kayıtları celp edilmiş, incelenmesinde; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ..... sicil nosunda kayıtlı ..... İnşaat Tekstil ve Mühendislik Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin .... Mah. ..... Cad. ..... İçi No.35 Bakırköy/İstanbul adresinde sicilde kayıtlı olduğu, şirket yetkililerinin ....... anlaşılmıştır. İSTİNAF ÖNCESİ YARGILAMA ÖZETİ: Huzurdaki davanın yöneticilerin azli istemine ilişkin olduğu, bilirkişi incelemesinin yapılmasına engel bir durumun bulunmadığı nedeniyle davalı müflis şirketin 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait ticari defter ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak;davalı yöneticilerin şirketi gayrifaal hale getirip getirmedikleri, şirketin zararına hareket edip etmedikleri, Bakırköy ...... ATM'nin ...... Esas sayılı dosyasında mevcut bilirkişi raporunun da değerlendirilmesi, özellikle ...... 'da şirketin arsa sahibi olduğu taşınmazdaki inşaatlarla ilgili şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı, şirket defterlerini kanuna uygun tutup tutmadıkları, yöneticilik görevlerini özen ve bağlılık içerisinde yerine getirip getirmedikleri, netice itibariyle davalı gerçek kişilerin yöneticilikten azil koşullarının bulunup bulunmadığı hususlarında rapor alınmasına karar verilmiş, 11/04/2019 tarihli raporda; davacı gerçek kişinin ticaret sicili ekran görüntüsünde davalı gerçek kişiler ile birlikte şirketin müşterek müdürlerinden olduğu belirtilmiş olmakla birlikte teslim ilzam yetkisinin 04.09.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 416. Sayfasında yapılan ilan sonucunda şirketin teslim ve ilzam yetkisinin davalıların müşterek imzası olarak değiştirilmiş olduğu, somut olarak düşünüldüğünde davacının imza yetkisinin ticaret sicil ekran görüntüsünde olduğu gibi devam ettiği düşünülse dahi davacının imzasının artık herhangi bir fonksiyonunun kalmadığının kabulü gerektiği, bu durum itibari ile 31.08.2015 tescil tarihi sonrasında davalı şirketin yönetiminin davalı gerçek kişiler tarafından yapıldığının kabulü gerektiği, rapor içeriğinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalı gerçek kişilerin dava dışı şirket île yapılan sözleşme ve protokollere karşın dava dışı ..... firmasına ve yine diğer dava dışı gerçek ve tüzel kişiliklere rayiç değerlerinin 9614,72' sinbe tekabül eden tutarda tapu devirlerinin yapılmış olduğu, taşımazlardan 100 adedi ile ilgili yaprlan tespitlere göre davalı gerçek kişilerin vesile oldukları işlemler dolayısıyla davacının ortak olduğu davalı şirketin 60.377.640,00 TL' si zarar etmiş olduğu, yine satışı yapılan 37 adet taşınmazın hangi değerlerde satıldığının dosya kapsamında ki rapor ve vesaikler ile tespit edilemediği, diğer taraftan davalı gerçek kişiler ile davacıların ortak olduğu davalı ...... şirketinin davalı gerçek kişilerin yönetiminde iken 03.05.2017 tarihinde iflasına karar verildiği, iflas kararının davalı şirketin 213.775,34 Usd +69.363,90 TL' lik borcunun ödenememesi dolayısıyla verilmiş olduğu, davalı gerçek kişilerin uğrattıkları zararın 60.377.640,00 TL'si olarak hesaplandığr dikkate alındığında davalıların şirketin iflasına yol açtıklarının kabulünün gerekeceği, yukarıda ve rapor içeriğinde ki açıklama ve tespitlere göre; davalı gerçek kişilerin ...... ' da şirketin arsa sahibi olduğu taşınmazdaki inşaatlarla ilgili şirkete ait dairelerin satışlarını rayiç değerlerinin %14,72'si oranında satışını yapmak sureti ile şirketi zarara uğrattıkları, davalıların gerek denetim kayyumu tarafından istenen vesaikleri hazır etmemeleri ve gerekse şirketin devam eden inşaat işlerinin ve dava dışı ...... firması ile yapılan sözleşme ve protokollerin uygulanmasının takip etmedikleri dikkate alındığında davacıların da ortak olduğu davalı şirket yönetiminde yöneticilik görevlerini özen ve bağlılık içerisinde yerine getirmediklerinin kabulünün gerektiği, bu itibarla tüm bu hususlar dahilinde davalı gerçek kişilerin yöneticilikten azil koşullarının oluşup oluşmadığının hukuki değerlendirme ve takdirinin Mahkemeye ait olduğu kanaati bildirilmiş, davalı vekilinin itirazlarının ayrıntılı şekilde tek tek değerlendirilmesi için dosyanın yeniden ek rapor alınmak üzere mahkememiz dosyası bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 18/12/2019 tarihli ek raporda kök raporda heyetçe değerlendirilen kanaatin aynı şekilde korunması gerekeceği görüş ve kanaati bildirilmiştir. Mahkememizin ...... Esas Sayılı, ..... Karar sayılı kararında özetle: davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ..... sicil numarasında kayıtlı ...... İnşaat Tekstil Ve Mühendislik Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. müdürleri olan davalılar ...... ve ..... 'nın şirketi temsil yönetim ve ilzam yetkilerinin kaldırılarak müdürlük görevlerinden haklı sebeple azillerine, davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Sonrasında mahkememizce verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin ...... Esas, ..... Karar sayılı kararı ile kaldırılmıştır. Kaldırma ilamında özetle: her ne kadar mahkememizce, davalı gerçek kişiler yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacının ortağı, davalı gerçek kişilerin müdürü olduğu anlaşılan şirketin davadan sonra karardan önce yargılama sürecinde iflasına karar verildiği gözetildiğinde, davanın konusuz kalıp kalmayacağı, şirketin iflasına rağmen yöneticilerinin azlini talepte hukuki yararın bulunup bulunmadığı, iflas kararının kesinleşmesinin beklenip beklenmeyeceği hususlarının mahkemece değerlendirilmeksizin karar verilmesi gerektiği hususu belirtilmiştir. İSTİNAF İLAMI SONRASI YARGILAMA ÖZETİ: Mahkememizin 30/01/2020 tarih ve ..... Esas ..... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesinin ...... Esas ...... Karar sayılı 11/10/2023 tarihli ilamıyla kaldırılmış, istinaf ilamı uyarınca şirket hakkında verilen iflas kararının kesinleşip kesinleşmediğinin tespiti için İflas Müdürlüğüne müzekkere yazılmıştır. Gelen müzekkere cevabına göre davalı şirket bakımından iflas kararı verildiği, iflas kararının kesinleştiği anlaşılmıştır. Huzurdaki davanın konusu davalı ...... İnş. Teks. Ve müh. Tic. Ltd. Şti.'nin müdürü davalının 6102 sayılı TTK'nın 630/2'nci maddesine istinaden haklı sebeple mahkemece temsil yetkisinin kaldırılarak görevden azline ilişkindir. Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, bilirkişi kök ve ek raporları, sicil kayıtları, İstinaf İlamı ve İflas kararının kesinleştiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; TTK'nın 630/1'nci maddesine göre "Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir"Genel kurulda çoğunluğun sağlanamaması hâlinde TTK'nın 630/2'nci maddesine dayanarak her ortak, haklı sebeplerin varlığında,yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.denmiştir. Kural olarak limited şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını isteyen ortağın haklı nedenlerin varlığını ispat etmesi gerekir.Haklı sebeplerin neler olabileceği TTK'nın 630/3'ncü maddesinde örnekseme yoluyla sayılmıştır. Buna göre,yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlâl etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.Davacılar davalının özen yükümlülüğünün yanı sıra rekabet yasağını ihlâl etmiş olmasını haklı sebep olarak ileri sürmektedirler.6102 sayılı TTK'nın 626'ncı maddesinde,özen ve bağlılık yükümlülüğü rekabet yasağı ile birlikte aynı başlık altında düzenlenmiştir.Özen yükümlülüğü ve şirketin menfaatlerinin gözetimi şirket ortağı olsun olmasın bütün yöneticileri kapsayacak biçimde düzenlenmiştir.Madde incelendiğinde "özen yükümlülüğü" ile "şirket menfaatinin gözetilmesi” kavramlarının birbirinden ayrıldığı görülmektedir. Özen yükümlülüğü ile kastedilen, müdürlerin iş ve işlemlerde göstermeleri gereken dikkat, ciddiyet ve bilimselliktir. TTK'nın 626'ncı maddesinin gerekçesinde bu durum “bir karar alınmadan önce pazar araştırması finansal durum değerlendirmesi, borçlara ve etiğe uygunluk incelemesi yapılması bilimselliğin ve modern yönetim ilkelerinin gereği olup,bu inceleme, araştırma ve değerlendirmeler özen kavramının tanımına dâhildir” şeklinde ifade edilmiştir.İşin gerektirdiği özen görevi yerine getirebilmek için yetkin olma, ilgili bilgileri değerlendirebilme, uygulamayı ve gelişmeleri izleyebilme ve denetleyebilmek için gereken yetenek ve öğrenime sahip olmayı gerektirir. Müdür görevine getirilen bir kimseden aynı nitelik ve büyüklükteki bir şirketin yöneticisi gibi davranması, önüne gelen bilgileri değerlendirebilecek, uygulayabilecek, sektördeki gelişmeleri takip edebilecek, şirketi kontrolü altında tutabilecek, onu yönetebilecek yetenek ve eğitime sahip olması beklenecektir. Gerekli dikkat ve özenin gösterilip gösterilmediği, her olayın kendi bünyesinde incelenmeli ve ölçü olarak, normal tedbirli bir insandan, o olayda ve koşullarda beklenen davranış dikkate alınmalıdır. Bu kriterler çerçevesinde davalıların durumu değerlendirildiğinde özen borcunu gereği gibi yerine getirdiğini söylemek mümkün değildir. Gelen raporlar deliller dikkate alındığında gelen rapor içeriğinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalı gerçek kişilerin dava dışı şirket île yapılan sözleşme ve protokollere karşın dava dışı ..... firmasına ve yine diğer dava dışı gerçek ve tüzel kişiliklere rayiç değerlerinin 9614,72' sinbe tekabül eden tutarda tapu devirlerinin yapılmış olduğu, taşımazlardan 100 adedi ile ilgili yapılan tespitlere göre davalı gerçek kişilerin vesile oldukları işlemler dolayısıyla davacının ortak olduğu davalı şirketin 60.377.640,00 TL' si zarar etmiş olduğu, yine satışı yapılan 37 adet taşınmazın hangi değerlerde satıldığının dosya kapsamında ki rapor ve vesaikler ile tespit edilemediği, diğer taraftan davalı gerçek kişiler ile davacıların ortak olduğu davalı ....... şirketinin davalı gerçek kişilerin yönetiminde iken 03.05.2017 tarihinde iflasına karar verildiği, iflas kararının davalı şirketin 213.775,34 Usd +69.363,90 TL' lik borcunun ödenememesi dolayısıyla verilmiş olduğu, davalı gerçek kişilerin uğrattıkları zararın 60.377.640,00 TL'si olarak hesaplandığı dikkate alındığında: davalıların şirketin iflasına yol açtıklarının kabulünün gerekeceği, yukarıda ve rapor içeriğinde ki açıklama ve tespitlere göre; davalı gerçek kişilerin ......' da şirketin arsa sahibi olduğu taşınmazdaki inşaatlarla ilgili şirkete ait dairelerin satışlarını rayiç değerlerinin %14,72'si oranında satışını yapmak sureti ile şirketi zarara uğrattıkları, davalıların kayyum heyetinin tespitlerine göre davalı şirketin Bakırköy İlçesinin nezih bir semtinde geniş bir arazi üzerinde başlattığı lüks site inşaatı planlanan sürede tamamlanamadığı, inşaat büyüklüğüne nazaran çok yavaş bir şekilde ilerlediği, davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde faaliyet göstermediği, fiilen o adreste mevcut olmadığı tespit edildiği, iki gün içerisinde (06/10/2015 ve 22/10/2015) başlangıçta davalı şirkete ait 130 civarında dairenin mülkiyeti başka firmalara geçirildiği, bu dairelerin devirlerinin hangilerinin taşeronluk sözleşmesi gereği yapıldığı, hangilerinin başka amaçla yapıldığı, hangi bedeller ile satıldığı, elde edileln bedellerin nerede kullanıldığı, davalı şirketin banka borçlarının hangi aşamada olduğu, şirketin aleyhine açılan iflas davasında depo kararı verilmiş olmasının sonuçları hakkında davalı tarafın kayyum heyetine bilgi vermediği, bilgi ve belge taleplerine rağmen davalı tarafça kayyum heyetin defter ve bilgi sunulmamış olmasının da şirketin müdürlerini ve faaliyetlerinin denetlenmesini zorlaştırdığını, davalı şirket müdürleri görev yaptıkları müddet boyunca hiçbir sözleşmeyi işlemi veya ödemeyi kayyum onayına sunmadıkları, kayyum heyeti ön raporundaki tüm tespit ve veriler beraber değerlendirildiğinde davalı şirketin müdürlerinin kanuni görevlerini yerine getirirken özen borcuna uygun davranmadıkları kanaatine ulaşılmasına neden olabilecek işaretlerin mevcut bulunduğu sonucuna ulaşıldığı dikkate alınmış olup denetim kayyumu tarafından istenen vesaikleri hazır etmemeleri ve gerekse şirketin devam eden inşaat işlerinin ve dava dışı ...... firması ile yapılan sözleşme ve protokollerin uygulanmasının takip etmedikleri dikkate alındığında davacıların da ortak olduğu davalı şirket yönetiminde yöneticilik görevlerini özen ve bağlılık içerisinde yerine getirmediklerinin kabulünün gerektiği, bu itibarla tüm bu hususlar dahilinde davalı gerçek kişilerin yöneticilikten azil koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Öte yandan istinaf ilamında şirketin iflası nedeniyle konusuz kalıp kalmadığı hususu bakımından ise davalı şirket hakkında verilen iflas kararı kesinleşmiş olup şirket iflas tasfiyesi sürecine girmiştir. İİK'nın 191. maddesine göre ise borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Bu durumda, iflasın açılmasından sonra iflasına karar verilen şirketin iflas masasına ait mallar üzerinde tasarruf ehliyeti bulunmamaktadır. İflas masası ile ilgili davalar ise masanın kanuni temsilcisi olan iflas idaresi tarafından takip edilecektir. Mahkememizce iflas idaresine tebligat yapılmıştır. Davalı yöneticiler dava tarihi itibariyle ve devam eden süreçte yönetici konumunda olup yönetim kurulu üyelikleri değişmemiştir. İş bu davada davalıların yönetici oldukları şirket iş bu dava kesinleşmeden iflas etmiş ve iflas kararı da kesinleşmiştir. Kural olarak müflisin, iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmediği gibi, dava ehliyetini de kaybettiği söylenemese de, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. Yargıtay ...... Hukuk Dairesinin ...... Esas, ..... Karar ve 12.12.2016 tarihli kararında da bahsedildiği üzere iflasına karar verilen şirket, medeni haklardan istifade ve medeni hakları kullanma ehliyetini kaybetmiş olmaz. Sadece, İİK'nun 191. maddesi gereğince, iflas masasına giren hak ve mallar hakkında tasarruf hakkını kaybeder. Bir başka deyişle, anılan mallar üzerindeki tasarruf yetkisi, iflas masasına geçer. Bu durumda ihalenin feshinin talep edilmesi ile, müflis şirketin, o mal üzerinde tasarrufta bulunduğu sonucuna varılamaz. Türk Borçlar Kanunu'nun 513. maddesinin 1. fıkrası gereğince; işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça, vekâlet verenin iflası ile vekâlet sözleşmesi kendiliğinden sona erer. 6102 sayılı TTK'nun 534. maddesine göre; "İflas halinde tasfiye, iflas idaresi tarafından İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır. Şirket organları, temsil yetkilerini, ancak şirketin iflas idaresi tarafından temsil edilmediği hususlar için korurlar." Müflis şirketin, icra takibinde borçlu olması nedeniyle, İİK'nun 134. maddesine göre ihalenin feshi isteminde bulunma hakkı vardır. Bu hakkın kullanılması, yukarıda da belirtildiği üzere, İİK'nun 191. maddesinde belirlenen mallar üzerinde tasarrufta bulunulduğu anlamına gelmediğinden, borçlu şirket iflas etse dahi, icra mahkemesinde bu şikayeti yapabilir. Şikayet sırasında borçlu şirketin iflas etmesi halinde, 6102 sayılı TTK'nun 534. maddesi uyarınca, şirket organları, ihalenin feshi istemi yönünden temsil yetkilerini koruduğundan, verilen vekalet de son bulmaz. Müflisin kullanabileceği hakları, vekili, onun adına kullanabilir. " hükmü ile müflis şirket adına olmamak kaydıyla sadece müflis şirket yetkililerinin şirket organı sıfatıyla temsil yetkilerini masa mal varlığında tasarruf anlamına gelmeyecek durumlar için kullanabileceklerini belirtmiştir. Bu emsal karar ve şirketin iflas halinde oluşu dikkate alınarak salt davalının iflas etmiş olması dava tarihi itibariyle de yönetici oldukları devam eden süreçte genel kurul arıyla yöneticili sıfatları sona erdirilmediği dikkate alınarak mahkememizce İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün sicil numarasında kayıtlı Müflis ...... İnşaat Tekstil Ve Mühendislik Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. müdürleri olan davalılar ..... ve ...... 'nın şirketi temsil yönetim ve ilzam yetkilerinin kaldırılarak müdürlük görevlerinden haklı sebeple azillerine karar vermek duruma daha uygun düşen bir karar olacağı inancı ve kanaatiyle, sonuç olarak müflis şirket şahsında da sonuç yaratacak şekilde azil kararı vermek gerektiği anlaşılmıştır. Öte yandan İstanbul ...... BAM Dairesi'nin ...... esas ...... karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere şirket müdürünün azli davalarında husumet azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olup davalı şirket hakkında ki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesinin doğru olmadığı yönünde ki emsal kararda gözetilerek kooperatifin doğrudan yöneticilerin azli davasında husumetide bulunmadığından bu yönüylede davacının diğer talebininde reddine karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle; davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ....... sicil numarasında kayıtlı ...... İnşaat Tekstil Ve Mühendislik Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. müdürleri olan davalılar ..... ve ..... 'nın şirketi temsil yönetim ve ilzam yetkilerinin kaldırılarak müdürlük görevlerinden haklı sebeple azillerine, davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN KABULÜ İLE; -İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...... sicil numarasında kayıtlı ...... TEKSTİL VE MÜHENDİSLİK HİZMETLERİ SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. müdürleri olan davalılar ...... ve ...... 'nın şirketi temsil yönetim ve ilzam yetkilerinin kaldırılarak müdürlük görevlerinden haklı sebeple AZİLLERİNE, 2-Davalı ...... TEKSTİL VE MÜHENDİSLİK HİZMETLERİ SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle DAVANIN REDDİNE, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 427,90-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 29,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 398,70-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne davacılar yararına tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ...... 'den tahsili ile davacılara verilmesine, 5-Davalı ...... İnşaat Tekstil Ve Mühendislik Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiğinden A.A.Ü.T'ne davalı şirket yararına tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL ücreti vekaletin davacılardan tahsili ile bu davalı şirkete verilmesine, 6-Davacılar tarafından yapılan 29,20 TL başvurma harcı, 29,20 TL peşin harç, 3.900,00 TL kayyım ücreti, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 481,30 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 10.439,70 TL yargılama giderlerinin davalılar ....... 'den tahsili ile davacılara verilmesine, 7-Davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiğinden davalı şirket Müflis ...... Tekstil Ve Müh. Hizm.San.ve Tic.Ltd.Şti.tarafından sarf edilen posta ve müzekkere masrafından oluşan 200,00 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine, 8-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 9-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere hazır olan davacılar vekilinin yüzüne karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/02/2024 Başkan ...... ¸e-imza Üye ....... ¸e-imza Üye ......... ¸e-imza Katip ....... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1109, K. 2024/141, T. 15.02.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1109-e-2024-141-k-96611eb44a42