İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1018 E. 2023/1099 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1018
- Karar No
- 2023/1099
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1018 Esas KARAR NO : 2023/1099 DAVA : Borçtan Kurtulma Davası DAVA TARİHİ : 19/10/2016 KARAR TARİHİ : 30/11/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Borçtan Kurtulma Davası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile müvekkili aleyhine 06/07/2013 vade tarihli 60.000,- TL bedelli senetten dolayı icra takibi başlattığını, müvekkilinin icra tehdidi altında 03/04/2015 tarihinde takibe konu borcu fer'ileri ile birlikte 76.136,64 TL olarak ödemek mecburiyetinde kaldığını, ayrıca yine davalı tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı dosyası ile takibe dayanak 7 adet senetten dolayı 521.639,32 TL alacak için icra takibi başlatıldığını, işbu takibe karşı Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin .... Esas sayılı dosyası ile senetlerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığı iddiası ile açılan dosyanın derdest olduğunu, davaya konu senetlerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığı gibi müvekkilinin bu senetlerden dolayı davalıya herhangi bir borcunun da bulunmadığını, Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasından alınan Adli Tıp Kurumu raporunda Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosya dayanağı 06/07/2013 keşide tarihli 05/05/2014, 05/07/2014, 06/09/2014 vadeli her biri 60.000,-TL bedelli ve 06/10/2014, 08/11/2014, 06/12/2014 ve 31/12/2014 vadeli her biri 80.000,-TL bedelli 7 adet senedin ve Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası dayanağı olan aynı tanzim tarihli 07/06/2014 vadeli 60.000,-TL bedelli senetlerdeki yazı ve imzaların müvekkilinin eli mahsulü olmadığının tespit edildiğini, Adli Tıp Kurumu'nun 29/08/2016 tarihli heyet olarak verilen raporunda da söz konusu 7 adet senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığının belirlendiğini, davalının alacağının kaynağını ispat edemediğini, müvekkili tarafından davalı-alacaklı ile lehdar .... hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının soruşturma dosyasındaki ifadesinde, ....'ye iplik sattığını ve bu iplikler karşılığında davaya konu senetleri ciro yolu ile ....'den aldığını beyan ettiğini, ancak bu iddiasını belgeleyen herhangi bir irsaliye ve fatura gibi bir delil sunulmadığını ileri sürerek Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyası ile takibe konu edilen 06/07/2013 keşide tarihli, 05/05/2014 vadeli 60.000 TL bedelli, 06/07/2013 keşide tarihli, 05/07/2014 vadeli 60.000 TL bedelli, 06/07/2013 keşide tarihli, 06/09/2014 vadeli 60.000 TL bedelli, 06/07/2013 keşide tarihli, 06/10/2014 vadeli 80.000 TL bedelli, 06/07/2013 keşide tarihli, 08/11/2014 vadeli 80.000 TL bedelli, 06/07/2013 keşide tarihli, 06/12/2014 vadeli 80.000 TL bedelli, 06/07/2013 keşide tarihli, 31/12/2014 vadeli 80.000 TL bedelli senetlerden ve icra takip dosyasından dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası ile takibe konu edilen 06/07/2013 keşide tarihli 07/06/2014 vade tarihli 60.000,- TL bedelli senetten dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, bu dosyaya ödenen 76.136,64 TL'nin davalıdan istirdatı ile 03/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, davalı yaptığı takiplerde haksız ve kötü niyetli olduğundan takip miktarlarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının icra dosya borcunu 03/04/2015 tarihinde yatırdığını, davanın ise 19/10/2016 tarihinde açıldığını, davacının istirdat talebi yönünden İİK. 72 maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, bu sebeple istirdat talebinin esasa girilmeksizin usulden reddinin gerektiğini, huzurdaki davanın kötü niyetli olarak açıldığını, senet borçluları hakkında öncelikle Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası ile 06/07/2013 keşide tarihli, 07/06/2014 vadeli 60.000,- TL bedelli senetten dolayı icra takibi başlatıldığını, borçlu ... tarafından Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası ile imza itirazında bulunulduğunu, yaptırılan bilirkişi incelemesinde senetteki imzaların ...'ye ait olduğunun ortaya çıktığını, ayrıca aynı davada, davacının 12/03/2015 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde senet lehtarı .... ile ticari ilişkisi olduğunu ikrar ettiğini, bu dosyada verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek onandığını, davacı tarafın borcu olmadığını iddia etmesine rağmen icra dosyasına ödeme yaptığını, davacının lehtar .... ile ticari ilişkisi olmadığını öncelikle ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafından 7 adet senet hakkında imza itirazı ile Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası ile açılan davanın karara bağlandığını, fakat henüz kararın kesinleşmediğini, davacı tarafın açmış olduğu bütün davalarda sadece müvekkilini hasım göstermesinin .... ile aralarındaki anlaşma/muvazaanın ortaya çıkmasından duyulan endişenin neticesi olduğunu, davacı tarafından müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddia edilmiş ise de, müvekkilinin iyi niyetli hamil konumunda olduğunu, bunun aksini ispat yükümlülüğünün davacı tarafta olduğunu, müvekkilinin .... tarafından verilen müşteri senetlerini vadesi gelmesine rağmen ödenmemesi nedeniyle takibe koyduğunu, menfi tespite konu senetler hakkında yeniden imza incelemesi yapılması gerekir ise raporlar arasında çelişki meydana geldiğinden mahkeme tarafından grafoloji alanında uzman üç kişilik heyet görevlendirilerek imza incelemesi yapılması gerektiğini belirterek istirdat talebinin 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmaması nedeniyle usulden reddine, menfi tespit konusu yapılan 7 adet senetle ilgili menfi tespit talebinin reddine, davacının kötü niyetli olması, müvekkilinin alacağına geç kavuşması ve zarara uğraması nedeniyle % 20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava, kambiyo senedinden kaynaklı İİK 72.madde uyarınca açılmış menfi tespit istemine ilişkindir. Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası. Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası. Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası 03.04.2015 tarihli 76.136,64 TL bedelli ödeme dekontu, 14.03.2016 tarihli ATK raporu, Adli tıp Kurumu’nun 29.08.2016 tarihli Heyet Raporu, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’ın .... soruşturma numaralı dosyası Emsal İmza Örnekleri için Bakırköy ....İcra Hukuk Mahkemesine yazılan müzekkereye cevap verildiği, .... Esas sayılı dosyalarında bulunan 8 adet senet aslı ile emsal imzaları içeren belge asıllarının gönderilmiş olduğu, mahkememizin .... kasa numarasına alındığı, davacı vekilinin 14/12/2016 tarihli duruşmasız inceleme tutanağının (4) nolu ara kararını yerine getirmediği, mahkememizce savcılık soruşturma dosyasındaki gerekli görülen evraklardan bir kısmının Uyap çıktısının alınarak dosyaya konulduğu anlaşılmıştır. Yine davacının emsal imzalarını içeren belge asılları toplanıp, dava konusu senet aslı icra dosyasından celp edildikten sonra senetteki davacı adına atfen atılan imzanın ve imzanın üstünde yer alan isim ve soyisim yazısının davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda uzman bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak iki kez bilirkişi heyet raporu alınmıştır. Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyasının Uyap üzerinden örneğinin gönderildiği, incelenmesinde, alacaklı ... tarafından borçlular ... ve .... aleyhine Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/02/2015 tarih ... D.İş Esas, ... D.İş Karar sayılı ihtiyati haciz kararına dayalı olarak 13/02/2015 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, takibe konu senetlerin 05/05/2014, 05/07/2014, 06/09/2014 vade tarihli her biri 60.000,-TL bedelli, 06/10/2014, 08/11/2014, 06/12/2014, 31/12/2014 vade tarihli her biri 80.000,-TL bedelli 7 adet bono olduğu, borçluların bir kısım menkul ve gayrimenkulleri üzerine ihtiyati haciz konulduğu, borçlu ... adına kayıtlı bağımsız bölümlerin kıymet takdirlerinin yapıldığı, borçlu ...'nün Bakırköy İcra Hukuk Mahkemesine takip dayanağı senetler üzerindeki imzasının kendisine ait olmadığını ileri sürerek takibin durdurulmasını talep ettiği, Bakırköy ...İcra Hukuk Mahkemesinin 18/10/2016 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile davacı-borçlunun imza itirazının kabulüne, takibin kendisi yönünden durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasının gönderildiği, bu dosya içerisinde Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının örneğinin de bulunduğu, incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlular ... ve .... aleyhine Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/06/2014 tarih .... D.İş Esas, ... D.İş Karar sayılı sayılı ihtiyati haciz kararına dayalı olarak 04/07/2014 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, takibe 07/06/2014 vade tarihli 60.000,-TL bedelli bononun dayanak olarak gösterildiği, borçluların bir kısım menkul ve gayrimenkulleri üzerine ihtiyati haciz konulduğu, borçlu ... adına kayıtlı bağımsız bölümlerin kıymet takdirlerinin yapıldığı, borçlu ...'nün Bakırköy İcra Hukuk Mahkemesine takip dayanağı senetler üzerindeki imzasının kendisine ait olmadığını ileri sürerek takibin durdurulmasını talep ettiği, Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesinin 17/03/2015 tarih ... Esas .... Karar sayılı kararı ile alınan bilirkişi raporu doğrultusunda senetteki keşideci imzasının ...'nün eli ürünü olduğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 27/01/2016 tarihli ilamı ile onandığı, onama ilamının davacı vekiline 23/02/2016, davalı vekiline 02/03/2016 tarihlerinde tebliğ edildiği, karar düzeltme yoluna başvurulmadığından kararın kesinleşmiş olduğu görülmüştür. İSTİNAF ÖNCESİ YARGILAMA: 09/03/2017 tarihli duruşmada davaya konu olan 8 adet senetteki keşideci imzalarının davacı ...'nün eli ürünü olup olmadığı hususunda 3'lü bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak rapor alınmasına karar verilmiştir. 22/05/2017 tarihli raporda ; davaya konu 8 adet çekte atılı bulunan borçlu imzalarının ....'nün elinden çıktıkları sonucuna varıldığı bildirilmiştir. 05/10/2017 tarihli duruşmada Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasından alınan 14/03/2016 tarihli Adli Tıp raporunda 8 adet senetteki keşideci imzalarının davacının eli ürünü olmadığına ilişkin görüş bildirildiği, .... tarihli Adli Tıp Genişletilmiş Heyeti raporunda 7 adet senetteki keşideci imzalarının davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, mahkememizce alınan 22/05/2017 tarihli 3'lü bilirkişi raporunda ise 8 adet senetteki keşideci imzalarının davacının eli ürünü olduğuna dair görüş bildirildiği, raporlar arasında çelişki oluştuğundan çelişkinin giderilmesi için ... Fakültelerinden imza incelemesi konusunda seçilecek 3 öğretim üyesi bilirkişiden oluşturulacak heyete inceleme yaptırılarak rapor alınmasına karar verilmiştir. 30/11/2017 tarihli raporda özetle; 8 senet üzerinde yapıları inceleme sonucunda, senetler üzerindeki imzalar, mukayese belgeler ile karşılaştırıldığında; imza kompozisyona, büyüklük, tersim biçimi, kalem basıncı, kalem basıncından ve imza atım hızından doğan bukle noktalarındaki mürekkep azalmaları ve çizgi kopuşları, mukayese belgelerinde yer alan bazı imzalarda kendi içerisinde de küçük farklılıklar görülmesine rağmen, tüm grafolojik özellikler bir bütün olarak temel alındığında 8 senet üzerindeki imzaların kuvvetle ihtimal Davacı ...’nün eli ürünü olduğu kanaati bildirilmiştir. Yönünde rapor düzenlemişlerdir. Mahkememizin 31/01/2019 tarihli, ... Esas, ..... sayılı kararında özetle: dava dosyasında emsal içtihatlar uyarınca 14/03/2016 tarihli Adli Tıp raporunda 8 adet senetteki keşideci imzalarının davacının eli ürünü olmadığına ilişkin görüş bildirildiğini, 29/08/2016 tarihli Adli Tıp Genişletilmiş Heyeti raporunda 7 adet senetteki keşideci imzalarının davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği yönündeki tespitlerin dikkate alındığını ... Fakültesinden oluşacak bilirkişi kurullarından alınan rapor ve ilk grafolog bilirkişi heyeti raporları birlikte dikkate alındığında esasen raporlar hükme elverişli , açık ve yeterli verileri içeren nitelikte olup raporlara itibar edilmesine engel bir hal bulunmadığını, öte yandan mahkememizce de imzalar mukayese ediliğinde benzer oldukları kanaati de hasıl olduğunu, mahkememizde alınan heyet raporlarına itibar edildiğini, icra mahkemesi kararlarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği bu nedenlerle yeniden rapor alınmasına da gerek görülmemiş ve sonuç olarak menfi tespit ve istirdata konu senetlerdeki imzaların Davacı ...’nün eli ürünü olduğu kanaatine varılarak davacının menfi tespit ve istirdat taleplerinin reddine ve davanın reddi nedeni ile davacının tazminat talebinin reddine, davalı alacaklı aleyhine uygulanan tedbir olmadığından ve mahkememiz kararıyla duran takip bulunmadığından davalı alacaklının şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF VE SONRASI YARGILAMA: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, .... sayılı kararında özetle; İcra Hukuk Mahkemesi'nde alınan ATK raporlarında imzanın davacının eli ürünü olmadığı belirtilmiş ise de, İcra Hukuk Mahkemeleri dar yetkili mahkemeler olup, menfi tespit davasını gören mahkemede imza incelemesi yapılması gerektiğinden İcra Hukuk Mahkemesi'nde alınan raporlara itibar edilmediğini, öte yandan Ağır Ceza Mahkemesi'nde alınan ATK raporu da aynı doğrultuda görüş ve kanaaat bildirmiş ise da ceza yargılaması sonunda davalının beraatine karar verildiğini, kaldı ki ilk derece mahkemesinin almış olduğu ilk bilirkişi heyet raporu ile İcra Hukuk Mahkemesi'nde Adli Tıp'tan alınan raporlar arasında çelişki olması nedeniyle .... Fakültesi'nden oluşturulan heyetten alınan bilirkişi raporunun çelişkiyi giderecek mahiyette olduğunu, ayrıca ayrıntılı incelemeyi içerdiği gibi istinaf denetimine de elverişli olduğu anlaşıldığını bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Yargıtay ..... Hukuk Dairesinin .... Esas sayılı .... Sayılı kararında özetle; Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı dosyasına konu 7 adet senet üzerinde yapılan incelemede 14.03.2016 tarih Adli Tıp Kurumu raporuna göre senetler üzerindeki imzanın davacı eli ürünü olmadığı yine 29.08.2016 tarihinde Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Heyet raporunda senetlerdeki imzaların davacı eli ürünü olmadığının bildirildiğini, hal böyle iken dosyada çelişkili raporlar olmadığı halde mahkemece .... Fakültesinde görevli bilirkişilerden oluşan heyetin görüşüne başvurulması yukarıda anılan ilke ile bağdaşmadığını, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı dosyasına konu 7 adet senet üzerindeki imzaların davacı eli ürünü olmadığı kabul edilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığının ve hükmün davacı yararına bozulması gerektiğini bu nedenlerle Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller sonunda, Davacı-borçlu aleyhine başlatılan icra takiplerine konu senetlerdeki keşideci imzasına yapılan itirazların neticesinde Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin .... Esas sayılı dosyasında alınan Adli Tıp raporlarına göre imzaların borçlunun eli ürünü olmadığı, mahkememizce de ..... Esas sayılı iş bu menfi tespit ve istirdat davasında alınan 22/05/2017 tarihli 3'lü bilirkişi raporu ile ..... Fakültelerinden alınan 30/11/2017 tarihli raporda senetler üzerindeki imzaların davacının eli ürünü olduğunun bildirilmiş ve sonuç olarak mahkemenizce davanın reddine dair verilen 31/01/2019 tarihli karara karşı yapılan istinaf başvurusu esastan reddedilmesine üzerine temyiz incelesi sonucunda kararın bozulması üzerine mahkememizce dosya kapsamına göre yapılan inceleme sonunda , Bakırköy ..... İcra Hukuk Mahkemesinin 17/03/2015 tarih ..... Esas .... Karar sayılı kararı ile alınan bilirkişi raporu doğrultusunda senetteki keşideci imzasının ...'nün eli ürünü olduğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 27/01/2016 tarihli ilamı ile onandığı, onama ilamının davacı vekiline 23/02/2016, davalı vekiline 02/03/2016 tarihlerinde tebliğ edildiği, karar düzeltme yoluna başvurulmadığından kararın kesinleşmiş olduğu görülmüş ise de ; Bilindiği üzere İcra mahkemesince verilen kararların kesin nitelikte olmayıp genel mahkemece yargılama yapılarak esas hakkında karar vermesi gerektiği gibi mahkemece tarafların gösterdiği tüm delillerin yeniden toplanarak tartışılması gerekmektedir. İcra hukuk mahkemesi tarafından alınan raporla bağlı kalınamayacağı hususunda öğreti ve uygulamada görüş birliği söz konusu olup bozma ilamı neticesinde icra mahkemelerinin verdiği kararların niteliği ve bağlayıcılığı konusunu tartışma noktasıdır. Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusuna değinmek gerekirse, bu husus 2004 sayılı İİK’nın170. maddesinde düzenlenmiş, bu maddenin üçüncü fıkrasında aynen; “İcra mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır. İnkar edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip ikinci fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere inkar tazminatına ve takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir ve itiraz reddedilir. Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmolunan tazminatın ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve davanın borçlu lehine sonuçlanması halinde daha önce hükmedilmiş olan tazminat ve para cezası kalkar.” düzenlemesine yer verilmiş olup, bu hükümle icra mahkemesince incelemenin aynı Kanun’un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılacağı açıklanmıştır. İİK'nın 68/a maddesinin 4. fıkrasında ise, "...imza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır. 20. 6100 sayılı HMK'nın 447. maddesinin 2. fıkrası gereğince Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan yollamalar 6100 sayılı HMK'ya yapılmış sayılır. Bu hüküm uyarınca HMK'nın yürürlük tarihinden sonra icra mahkemesinde 6100 sayılı HMK'nın 208., 211. ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun; “Yazı veya imza inkârı” başlıklı 208. maddesi; “(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. (2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır. (3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. (4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir” “Yazı veya imza inkârının sonucu” başlıklı 209. maddesi; “(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir” “Sahtelik incelemesi” başlıklı 211. maddesi ise; “(1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir: a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir”. Şeklinde düzenlemeler içermektedir. Buna göre, 6100 sayılı HMK’nın 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise 6100 sayılı HMK’nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Aynı Kanun’un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde "...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir..." şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir. Mahkememizce bu kapsamda .... Fakültesinden üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Tekrar belirtmek gerekirse İcra hukuk mahkemesinin takip hukuku anlamında verdiği kararlar kesin hüküm oluşturmaz. İcra hukuk mahkemesinin imza itirazı hakkında verdiği kararlarla takibe devam edilebilir ise de bu kararları hükümden düşürecek şekilde genel mahkemeye başvurulması mümkündür. Takibin kesinleşmesi üzerine açılabilecek menfi tespit ve istirdat davaları da bir yönüyle icra hukuk mahkemesi kararlarının kesin hüküm oluşturmadığını gösterir. İİK'da takibe devam edilmesine rağmen genel mahkemeye gidilebilecek yollar açık tutulmuş ve gösterilmiş ise icra hukuk mahkemesinin bu kararı kesin hüküm oluşturmayacaktır. İcra mahkemesi kararı kesin hüküm oluşturmaz iken bu mahkemenin aldığı rapor genel mahkemede bağlayıcı bir delil olabilme imkanı da yoktur. İcra mahkemesi de rapor alırken HMK hükümlerini uygulayacak ise de bu durum genel mahkemenin bu raporu doğrudan hükmüne esas alabilmesini mümkün kılmaz. HMK 282/1. maddede hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle serbestçe değerlendireceği belirtilmiş ise de bu değerlendirme raporun alındığı dosyadaki davaya bakan hâkim tarafından yapılacaktır. Bu nedenle bir dosyada alınan rapor hiçbir şekilde o dosyada verilen karardan bağımsız değildir. Bu ise başka dosyadaki raporun varlığının değil bu rapora dayanılarak verilen kararın ne olduğunun önemli olduğunu ve raporun değil, delil olma koşulları var ise o dosyadaki hükmün dikkate alınması gerektiğini gösterir. Yargıtay icra hukuk mahkemesinde alınan rapor ve mahkemece verilen kararın onanmış olmasından da söz edilerek imzanın davacıya ait olduğu sonucuna varılmış ise de icra hukuk mahkemesi yapacağı incelemede dar yetkili olduğu gibi verdiği karar da kesin hüküm oluşturmaz. Verdiği karar kesin hüküm ve kesin delil oluşturmayan mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun da genel mahkemede doğrudan delil oluşturması ve yeni rapor alınmasına gerek olmaksızın hükme esas alınması mümkün değildir. Mahkememiz Yargıtay Hukuk Genel KurlununESAS NO : 2014/19-389 KARAR NO 2015/2802 emsal sayılı istikrarlı içtihadı kapsamında( Somut uyuşmazlıkta,davacı asıl dava ve birleşen davada dava konusu 12.02.1997 keşide tarihli bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespiti ile davalı tarafından hakkında başlatılan icra takibi nedeni ile uğramış olduğu maddi ve manevi zararın davalıdan tazminini istemiştir. Her ne kadar mahkemece, dava konusu bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda icra mahkemesinde ve ceza mahkemesinde yaptırılan bilirkişi incelemelerinin yeterli olduğundan yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığı belirtilmiş ise de icra hukuk mahkemeleri dar yetkili mahkemeler olup yapılan icra takiplerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları takip hukuku çerçevesinde ve yasanın belirlediği sınırları gözeterek çözmekle görevli olduğundan, bu mahkemede alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir.) İlkesi ve uygulaması nazara alınarak .... Fakültesinden oluşan bilirkişi kurulundan alınan rapor da hükme esas alınmıştır. Kaldı ki mahkememiz bilirkişi raporu alınmasına karar verdiğinde bu raporlar mevcut olup bu raporları yeterli görecek ise rapor almaması gerekirdi. Ancak mahkememiz buna rağmen rapor alınmasına karar verdiğine göre bu raporların hükme esas alınamayacağını da kabul etmiş anlamına gelmektedir. Tüm bu nedenlerle Yargıtay .... hukuk Dairesi'nin 04/07/2023 Tarih Ve .... Esas ... Karar Sayılı Bozma İlamına Karşı Direnilmesine, Direnme Nedeniyle Önceki 04/02/2019 Tarihli .... Esas, .... Karar sayılı hüküm gibi davacının menfi tespit ve istirdat taleplerinin reddine, kötü niyet anlamında ispat edilememesi nedeniyle şartları oluşmaması sebebiyle davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; YARGITAY .... HUKUK DAİRESİ'NİN 04/07/2023 TARİH VE .... ESAS .... KARAR SAYILI BOZMA İLAMINA KARŞI DİRENİLMESİNE, DİRENME NEDENİYLE ÖNCEKİ 04/02/2019 TARİHLİ .... ESAS, .... KARAR SAYILI HÜKÜM GİBİ; 1-Davacının menfi tespit ve istirdat taleplerinin reddine, 2-Şartları oluşmaması sebebiyle davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85-TL maktu karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 10.208,51-TL harçtan mahsubuna, artan 9.938,66-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına tayin ve takdir olunan 89.688,50 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 6-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 7-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; HMK 341 ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 HAFTALIK süre içerisinde Yargıtay nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliğiyle karar verildi. 30/11/2023 Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza