İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/758 E. 2023/987 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/758
Karar No
2023/987
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/758 Esas KARAR NO : 2023/987 DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/08/2022 KARAR TARİHİ : 30/10/2023 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından, ...... nolu "..... " açıklamalı, toplamda 55.814,00-TL tutarında 17/03/2021 tarihli bir fatura düzenlendiğini, söz konusu faturaya karşı müvekkil tarafından 24/03/2021 tarihinde; "faturaya konu bir ticari işlemin gerçekleşmediği, dolayısıyla fatura ve fatura borcunun kabul edilmediği, faturan iptali ile vergi dairesine bildirilmesi" gerektiği hususunda bildirimde bulunularak faturaya itiraz edildiğini, Uyuşmazlığa konu faturanın müvekkil tarafından itiraz ve iade edilmesine rağmen davalı tarafından icra takibine konu edildiğini, Büyükçekmece ..... İcra Dairesi'nin ..... E. Sayılı icra dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilin KEP sistemindeki aksaklıkları sebebiyle takibin kesinleştiğini, faturaya itiraz edilerek iade edilmesi halinde fatura içeriğindeki bedelin kesinleştiğinden söz edilemeyeceğini, dolayısıyla haksız şekilde başlatılan icra takibine konu faturaya taraflarınca itiraz edildiğinden, ispat yükü karşı taraf üzerinde bulunmakta olduğunu, Uyuşmazlığa konu faturaya ilişkin herhangi bir hizmet ve ticari işlem gerçekleşmediğini, bu hususta gerekli incelemeler yapıldığında faturanın kötü niyetli olarak takibe konu edildiği anlaşılacağını, kaldı ki, itiraza uğramış faturaya ilişkin olarak, karşı tarafın alacağının olup olmadığının ispatlaması gerektiğini, ispat yükü el işbu uyuşmazlıkta el değiştirmekte olduğunu, netice itibariyle, uyuşmazlığa konu faturaya ilişkin herhangi bir hizmet verilmemesine ve faturaya tarafımızca itiraz edilmesine rağmen kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, belirterek yargılama sürecinde müvekkilin mağduriyetinin önüne geçilebilmesi adına ivedilikle İİK. 72/3 madde fıkrası uyarınca, Büyükçekmece ..... İcra Dairesi'nin ..... E. İcra dosyasına yatacak paranın alacaklıya verilmesinin engellenmesi yönünde tedbir kararı verilmesine, Davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatması sebebiyle, takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, faturaya itiraz ihtarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, faturaya konu malların davacıya teslim edildiğini, ispat yükünün yer değiştirmiş olduğunu, davacı tarafın müvekkiline ödeme yaptığını ispat etmesi gerektiğini, müvekkili ile davacının, 11 adet .... marka 7.5 kw 81/20 kumanda panosunun 55.814,00-TL bedel karşılığında satışı ve teslimi konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin üzerine düşen edimi yerine getirerek 7 adet kumando panosunu davacıya elden teslim ettiğini, kötü niyet tazminatı talebinde bulunduklarını, öncelikle arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi sebebiyle davanın usulden reddine, aksi kanaat hasıl olursa davanın esasten reddine, davacı tarafın alacağın %20'sinden az olmamak şartıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve öncelikle davacı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile takip tarihi itibari ile Davalı tarafça yapılan icra takibinden ötürü davacının davalıya borcunun bulunup bulunmadığı, icra takibine konu faturalardan ötürü davacıya hizmetin verilip verilmediği, malın davacıya teslim edilip edilmediği, davalının icra takibinden ötürü alacaklı olup olmadığı, aynı zamanda icra takibi sırasında tahsil yapıldı ise istirdat şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılması için davacının yerleşim yeri olan Ankara Batı Nöbetçi Asliye Ticaret mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiş olduğu, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin ... talimat sayılı dosyasına sunulan bilirkişi S.M. Mali Müşavir .....'ın 04/01/2023 tarihli raporunda özetle; Yapılan incelemeler sonucunda, huzurdaki davalının davacıya teslim ettiğini iddia ettiği mallar için yeterli ispat belgesi bulunmadığından, (irsaliye, irsaliyeli fatura, teslim imzalı fatura, mal teslimi yapılan firmada çalışan veya yetkili kişiye herhangi bir teslimle ilgili teslim fişi vb. bulunmadığından)Değerlendirme bölümünde detaylı açıklanan şekilde belge ve/veya ispat edici vesika bulunmadığından mal tesliminin Davacı tarafa yapılmadığı, davacı tarafın ticari defterleri incelendiğinde huzurdaki dava konusu kesilen fatura ile ilgili herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacı tarafa mal teslimi yapılmadığından, davacının herhangi bir borcu bulunmadığı, huzurdaki itiraz davasından sonra icra dairesine davacı tarafından itiraz konusu takip dosyasına ödeme yapıldığı ve bu ödemenin de takibi yapan huzurdaki davalı tarafından tahsil edildiği görüldüğü, huzurdaki davacının yapılan inceleme ve eldeki belgelere dayanılarak bir borcunun olmadığı görüldüğünden, icra dosyasına yapılan ödemenin borcu olmadan yapılan bir ödeme olduğu ve istirdat şartlarının oluştuğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının hazır edilmediğinden incelenemediğine ilişkin 08/09/2023 tarihli tutanağın düzenlendiği anlaşılmıştır. TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE; Dava; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davaya konu faturadan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti istemidir. Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur. Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıya borcunun bulunmadığı tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. 7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir. Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda alacaklı olduğu hususunu ispatlaması gerekenin davalı olduğu, ihtarata rağmen incelemeye esas olacak şekilde defter sunmadığı gibi davacı tarafça sunulan defterlerine göre de davaya konu faturadan ötürü davalıya borç kaydının bulunmadığı, davalının yasal deliller ile alacağını ispatlaması gerektiği, dosyaya davalı tarafından bu konuda somut delil sunulmadığı, yargılama sırasında ödemenin yapılması nedeniyle davanın istirdat davasına dönüştüğü, ödenen bedelin istirdadının şartları oluşmakla beraber lâkin takip yapmada davalının kötü niyetli olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı bu nedenle kötü niyet tazminatın tahsili şartlarının oluşmadığı kanaatine varılarak dava hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN KABULÜ İLE; A)71.500,00-TL'nin davalıdan istirdadı ile DAVACIYA ÖDENMESİNE, B)Şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 4.884,17-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.221,17-TL (peşin ve tamamlama harcı) harcın mahsubu ile bakiye 3.663,00-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 3-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından ödenen 80,70-TL başvurma harcı, 953,17-TL peşin harç, 268,00-TL tamamlama harcı ve 1.650,25-TL tebligat ve müzekkere ücreti olmak üzere toplam 2.952,12-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 5-Gider avansından artan olur ise karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/10/2023 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/758, K. 2023/987, T. 30.10.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-758-e-2023-987-k-b0f4135b69ae