İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/292 E. 2023/1032 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/292
- Karar No
- 2023/1032
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/292 Esas KARAR NO : 2023/1032 DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 01/04/2021 KARAR TARİHİ : 08/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... Ticaret Limited Şirketi'nin %25 hissedarı olan müvekkili ...'nin 23/01/2017 tarihinde davalı ... ile; kendisinin satıcı, davalı karşı taraf ...'nın ise alıcı olduğu bir hisse devri protokolü akdettiğini, işbu protokolde bahse konu hissenin, yediemin sıfatı ile davalı ...'ya devredilmiş olup protokolde ... ve davalı ...'in kardeşi, aynı zamanda şirketin imza yetkilisi olan ...'in de şahit olarak yer aldığını, bu protokolün esasen, ekonomik olarak güç durumdaki davacı ...'nin, kendi borçlarından sebeple şirketin malvarlığına zarar vermek istememesi hasebiyle imzalandığını; ekli protokolde zikredilen 88.000-TL'nin de müvekkili tarafından ödenmiş olduğunu ve şirketin %25 hissesinin tekrar müvekkili ...'ne geri verileceğinin sözleşmede açıkça yazdığını, ancak yediemin sıfatındaki ...'nın müvekkilinin ekonomik mağduriyetinden faydalanarak kendisine olan güveni kötüye kullandığını, zilyetliği geçici olarak devredilen hisseleri muhafaza etmek yerine şirketin diğer ortağı olan ...'e devrederek kendisine ve bir başkasına haksız bir menfaat sağladığını, taraflar arasında akdedilen ekli protokolde müvekkili ...'nin ...'ya olan bir miktar herhangi kayıt ve belgeye dayanmayan borcunun da, bu borca dair bir kayıt ve belge olsun diye protokole dercedildiğini, ancak protokol yapılmasının asıl esaslı nedeninin protokolün ilk cümlelerinde ifade edildiği gibi 'yediemin' yani güvenilir kişi olarak olarak, müvekkilinin şahsi ekonomik sıkıntılarının şirkete yansımaması amacıyla hisse devrinin emaneten, müvekkilinin şahsi olarak yaşadığı ekonomik sıkıntılardan kurtulduğu zaman geri iadesi amaçlı yapılması olduğunu, bu kapsamda zilyetliği kendisine devredilen hisseleri yediemin sıfatıyla sadece muhafaza etmek yetkisine sahip olan ...'nın şirket hisselerinin %75'ine sahip olan diğer ortak ...'e, kalan %25 hisseyi de devrederek hem kendisinin alacaklı olduğu miktardan daha fazlasını elde etmiş hem de ...'i şirketin tüm hisselerinin sahibi yapmış olduğunu, daha sonra ...'in de sahip olduğu hisseleri kardeşi ...'e devrederek bahsi geçen haksız fiilden kendini kurtarma çabasına giriştiğini, şu halde söz konusu protokolde şahit sıfatıyla yer alan ve şirketin %75 hissesine sahip olan ...'in kardeşi ...'in de bahse konu olayda müvekkili ...'nin aldatılmasında, mağdur edilerek şirketteki tüm payını kaybetmesinde rol oynadığını, tarafların beraber hareket ederek menfaat sağlamalarının, davacı ...'nin mağduriyetine sebebiyet verdiğini, bu kapsamda hem güveni kötüye kullanma, hem de şüphelilerin haksız bir menfaat etrafında birleşip ortak hareket ederek müvekkili ...'ni yanıltmasının neticesinde şikayete konu suçların oluştuğunu, İsviçre ve Türk doktrininde kabul edildiği üzere inançlı işlemler, inanç sözleşmesi kapsamında bir malın mülkiyetinin bir amaç doğrultusunda inanılana geçmesi ve inanılanın da belli bir süre sonra söz konusu malı inanana geri vermeyi taahhüt etmesi olduğunu, bu durumda yediemin sıfatındaki ...'dan hak iktisab eden üçüncü şahsın bu hakkının hukuk sistemi tarafından korunmayacak olduğunu, zira kendisinde aranan iyiniyet şartından yoksun olduğunu, bu sebeple de tarafların, inançlı temlikle "inanan" sıfatını haiz müvekkili ...'nin inanç konusunu alma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla birlikte hareket ederek muvazaalı bir işlem yaptıklarının aşikar olduğunu, bu halde müvekkilinin sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan maddi zararlarının tazmininin gerektiğini iddia ederek; Müvekkili ...'nin inançlı temlik işlemindeki "inanan" sıfatıyla davalı karşı taraf ...'ya emaneten ve "yediemin" nitelemesine güven duyarak devrettiği hisse senetlerinin, davalı tarafça sözleşmeye aykırı davranılarak kendisine iade edilmemesi sebebiyle uğradığı şimdilik 10.000 TL'nin, daha sonra bilirkişi marifetiyle tespit edilecek zararının; fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla işbu belirsiz bedelli alacaklarının reeskont ticari avans faiziyle birlikte davalı taraflardan tahsiline, davalıların söz konusu alacağa dair mal kaçırması tehlikesine karşın hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi gerekçelerine dayanılarak alacaklarının teminat altına alınması amacıyla davalıların malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın müvekkiline bir adet ... model ... marka araç ile 130.000 TL nakit borcu bulunduğunu, davacının bu borçlarını, üzerinden uzunca zaman geçmesine karşın ödemediğini, tarafların işbu borçların ödenmesi bağlamında 23.01.2017 tarihli bir protokol akdetmiş olduklarını, müvekkili ...'nın Bakırköy .... Noterliğinin 23.01.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı hisse devir ve temlik sözleşmesi ile davacı ...'nin .... Ltd.de sahibi olduğu 125.000 TL'lik hisseyi satın aldığını, müvekkili ...'nın hisse devir sözleşmesi çerçevesinde davacıya 24.01.2017 tarihinde üç ayrı havale ile toplamda ilave 95.000 TL ödeme yaptığını, müvekkili ...'nın Bakırköy .... Noterliğinin 04.06.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile ... Ltd. Şti.'de sahibi olduğu 125.000 TL'lik hisseyi ...'e satmış olduğunu, davacının müvekkiline olan borçlarını bu güne kadar da ödememiş olduğunu, davacı iddialarının maddi yönden temelsiz, hukuki yönden geçersiz olmakla reddi gerektiğini, davacının müvekkiline borcu olduğunu kabul ettiğini, davacının müvekkiline olan borcunu ödeme konusunda hiç bir iradesi olmadığını, bu bağlamda müvekkilinin taleplerinin davacı nezdinde bir anlam bulmadığını ve sonuç doğurmamış olduğunu, davacının kurgusal iddialarının adaleti yanıltmaya yönelik olduğunu, müvekkilinin tüm iş ve işlemlerinde iyiniyetle hareket ettiğini ancak iyiniyetinin davacı nezdinde bir karşılık görmediğini, hadisede bir inanç sözleşmesi olmadığını, noter hisse satış sözleşmesi ile protokol arasında bir irtibat gözükmediğini, davacının inanç sözleşmesine ilişkin açıklamalar yaparken zarara yönelik istemde bulunmasının kendi içindeki büyük tutarsızlık ve çelişki oluşturduğunu, davacının hiç bir zararının olmadığını, müvekkilinin davacıdan olan alacaklarının, davacının şirket hissesi satış değerinden çok çok fazla olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını savunarak; her türlü hakları saklı kalmak kaydı ile haksız, mesnetsiz ve hukuki himayeden yoksun davanın reddine, her türlü hak saklı tutularak takas mahsup talebinin nazara alınmasına, masraf ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Limited Şirketinin davacı ... tarafından 2014 yılında kurulduğunu, aynı sene davacının şirket hisselerinin %50'sini müvekkiline sattığını, davacı tarafın 2015 yılında da %25 hissesini müvekkiline satmış olduğunu, böylelikle dava konusu şirket hisselerinin %75'inin müvekkiline kalan % 25'inin ise davacıya ait olduğunu, hal böyle iken ilerleyen zamanda müvekkilinin kardeşi olan diğer davalının işbu hisselerin satıldığını haber alınca hisselerin bedelini ödeyerek 2018 yılında satın aldığını, akabinde müvekkilinin de hisselerini satmak istediğini diğer davalı ve müvekkilinin kardeşi ....'in bedelini ödemek sureti ile şirket hisselerini müvekkilinden satın ve devir aldığını, müvekkilinin davaya konu inanç protokolünün tarafı olmadığını ve işbu protokolden haberdar da olmadığını, ancak huzurdaki hukuki ihtilaf sonrası bu protokolün varlığını öğrendiğini, kaldı ki haberi olmuş olsa dahi kendine ait hisseler üzerinde yasal mülkiyet hakkı uyarınca serbestçe tasarruf hakkı bulunduğunu, diğer bütün hakların kendisinden türediğinin kabul edilmesi nedeniyle hakların anası olarak nitelendirilen mülkiyet hakkının, temel hak ve özgürlükler arasında özel bir öneme sahip olduğunu savunarak; husumet yokluğu nedeni ile haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılam giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ....Ticaret Limited Şirketinin hisselerinin %75'inin müvekkilinin kardeşine, kalan %25'inin ise davacıya ait iken davacının işbu hissesini borcuna karşılık yediemin sıfatı ile alacaklısı olan diğer davalı ...'ya devrettiğini, o esnada aynı ortamda bulunan müvekkilinin de bu protokole "şahit" sıfatı ile imza attığını, şahitlik dışında hiçbir sorumluluğu olmadığı gibi 2017 yılında şahidi olduğu protokolü çoktan unuttuğunu ve huzurdaki dava açılana kadar da aklına dahi gelmediğini, ayrıca müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren ve ara ara aynı ortamda bulundukları davacı ...'nin de protokol ile devretmiş olduğu hisselerin diğer davalı ...'ya ait olduğunu müvekkiline defaatle ikrar ettiğini, bu sebeple müvekkilinin hisseleri satın ve devir almakta bir sakınca görmediğini ve şahidi olduğu protokolü de hatırlamadığını, ilerleyen zamanda müvekkilinin kardeşi diğer davalı ...'in, şirket hisselerini satmak istediğini söyleyince müvekkilinin yine bedelini ödeyerek hisseleri satın aldığını, yine ...'nın hisselerini satacağından haberdar olduğunda da bedelini ödeyerek( 125.000,00 TL ve 4 adet araç karşılığında) resmi olarak satın aldığını, zira müvekkilinin de aynı alanda faaliyet gösterdiğini, tüm bu iş ve işlemlerin yasal, hayatın olağan akışını uygun ticari alım satımlar olup, bilakis davacı yanın huzurdaki taleplerinin kötü niyetli olduğunu, davacı yanın huzurdaki davayı ikame ederken mevcut borcunu tevil yolu ile ikrar ettiğini, ancak hem borcundan kurtulmak hem de borcu dolayısı ile devretmiş olduğu hisseleri geri almak için işbu davayı ikame ettiğini, zira davaya konu edilen, müvekkilinin şahidi olduğu ve fakat tarafı olmadığı devir protokolünün "Karma İnançlı İşlem" olarak tabir edilen hukuki işlem olduğunu, işbu protokolde davacı tarafın borçlu olduğunu ikrar ettiğini ve bu borcu 28.02.2018 tarihine dek ödeyeceğini taahhüt etmiş olduğunu, ancak işbu borcu ödemediğini, dava dilekçesinde borcun ödendiğine ilişkin ibare yer aldığını fakat ödemeye ilişkin dekont, belge vs ibraz edilmediğini, protokol ile üstlendiği edimi yerine getiremeyen, borcunu ödeyemeyen davacı tarafın hisselerin kendisine iadesini talep edemeyeceğini, dava dilekçesine ekli, müvekkilinin şahit sıfatı ile imza attığı inançlı işleme ilişkin protokolde davacı yanın, borcunu 28.02.2018 tarihinde değin ödeyeceğini vaad ettiğini ve fakat ödemediğini ve müvekkilinin ise dava konusu hisseleri ödemenin vaad edildiği tarihten çok sonra 04.06.2018 tarihinde satın ve devir aldığını, müvekkilinin dava konusu hisseleri bedelini ödeyerek satın aldığı gibi bu satın alma işleminin davacı tarafı zarar uğratmaya yönelik olmasının hayatın olağan akışına ve maddi vakaya aykırı olduğunu, müvekkilinin şahit olduğu protokolü hatırlayarak hisseleri devralmış olsa dahi kötü niyetli olmadığını, zira davacının öngörülen ve taahhüt edilen sürede borcunu ödemediği için devretmiş olduğu hisseleri geri almasının olanaksız olduğunu, olayların akışından da görüldüğü üzere davacının ticaret hayatında başarısız olduğunu ve kurulduğu andan itibaren olağan bir şekilde hisselerini satageldiğini, yine ticari zararı nedeni ile borçlandığını, borcunu ödeyemediğini, borcuna karşılık akdetmiş olduğu protokole sadık kalmadığını ve hisselerini kaybettiğini, akabinde şirket hisselerini satın alan müvekkilinin, şirketi borçlarından kurtarıp nispeten karlı hale getirince de sözde mağdur olduğunu iddia ederek, hem dava dilekçesinde kabul ve ikrar etmiş olduğu borcundan kurtulmak hem de borcu nedeni ile kaybetmiş olduğu hisselerini bedelsiz olarak geri kazanmak için yani tamamen kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açtığını savunarak; haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, inançlı işlem ile devredilen limited şirket hisselerinin kötüniyetli olarak iktisap edildiğinden bahisle alacak istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır. HMK 137. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 23/01/2017 tarihli protokol ile davacıya ait .... Şti.'nin %25 hissesinin iade alınmak suretiyle davalı ...'ya yedi emin olarak devredilip devredilmediği, hisselerin iade şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının hisselerin iade edilmemesi nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, zarara uğramış ise miktarı, zararın davalılardan tahsil edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünden; ... Ticaret Limited Şirketinin sicil kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Dava dışı şirketin sicil kayıtları ve eklerinin incelenmesinden, dava dışı .... Ticaret Ltd. Şti. Genel Kurulunun 26/01/2017 tarihli ve 3 sayılı kararı ile dava konusu hisse devrinin kabulüne karar verildiği, bu devrin 07/02/2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edildiği görülmüştür. Bakırköy ...Noterliğinden; 23/01/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ve 04/06/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmelerinin onaylı bir sureti celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Bakırköy ....Noterliği’nin 23/01/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi incelendiğinde, davacının dava dışı şirketteki 125.000,00-TL tutarındaki hissesini davalı ...'ya devrettiği, devir bedelinin nakden ve tamamen alındığı hususlarının belirtildiği görülmüştür. ... A.Ş.'den; 24/01/2017 tarih ve 50.000,00 TL tutarlı, 27/01/2017 tarih ve 5.000,00 TL tutarlı EFT havalesine ilişkin dekontların bir örneği celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. ... Bankası A.Ş.'den; 24/01/2017 tarih ve 40.000,00 TL tutarlı EFT havalesine ilişkin dekontun bir örneği celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Davacı vekilince bildirilen tanıklar Mahkememizce bizzat dinlenilmiştir. Mahkememizce dinlenen davacı tanığı ... beyanında," Hem davacıyı hemde ...'yı hem hemşerim olduğundan hemde aynı bölgede oturmamızdan dolayı ... Beyi yaklaşık 15 yıldır, ... Beyi yaklaşık olarak 12 yıldır tanırım, ... Bey ekonomik olarak sıkıntı yaşamıştı bu nedenle ... beyle sözleşme yapıldı diye biliyorum, ben tarafların birlikte yaptıkları Başakşehir ilçesinde ... pastahanesindeki görüşmeye şahit oldum, biraz önce söylediğim gibi ... Beyin ekonomik sıkıntıları vardı, bu nedenle hem kendi mal varlığını korumak hemde ... Beye olan borçlarını garanti altına almak için ... Beyle anlaşmak üzere bir araya gelmişlerdi, benim yanımda olan olay sözleşmenin öncesindeki bir görüşmedir, sözleşme o toplantıda yapılmadı her iki taraf da ... beye ait şirketin hisselerinin yediemin olarak ... Beye devrine ilişkin anlaştılar, benim yanımda para mevzusu konuşulmadı, bu olaydan sonra ben ... beyin ... beyden almış olduğu hisseyi başkasına sattığını duydum, bu duyumum hem ... beyden hemde çevremizdeki ortak arkadaşlarımızdan duyduklarımdır. Ben ... Beyin ... Beye olan borcunu ödeyip ödemediğini bilmiyorum " demiştir. Mahkememizce dinlenen davacı tanığı ... beyanında," Ben davacı ...'yi daha önce ... bayisinde müdür olarak görev yapıyordu ordan tanırım, ben de araba işi ile uğraşıyorum, yaklaşık 15 yıldır bir tanışıklığımız vardır, davalıları da ... Bey vasıtası ile tanıyorum, ... Bey kendi adına ancak ... Bey için ... marka araç satın aldı, bu aracın parasını ... Bey verdi, 23/01/2017 tarihli protokol ... Beyin ofisinde yapıldı,.... Bey 2016-2017 yılları arasında ülkedeki iç sıkıntılar da olduğundan ekonomik olarak zora düşmüştü, hatta ben ... Bey'in şirketine ait araçların bu borçlardan dolayı bağlandığını biliyorum, hatta ben kendisi ile iş yapmaya devam ediyordum, bu nedenle bu olayı çok iyi biliyorum, benim şahit olarak imza attığım protokol içeriği doğrudur, benim yanımda konuşulanlar aynen metne geçirilmiştir, imza bana aittir, aslında bu araç daha önce alınmıştı, ancak ... Bey ekonomik olarak zora girince ... Bey alacağını garanti almak için bu protokol imzalandı, taraflar arasındaki ilişkiye ilişkin bildiklerim bu anlattıklarım bunun dışında taraflar arasında nasıl bir ilişki yaşandı bilemem benim bildiklerim bu kadardır. Ben taraflar arasındaki hisse devrine ilişkin ilişkiyi bilmiyorum, benim bildiğim ... Beyin ... Beye .... marka araç borcu vardır, ben diğer devre ilişkin taraflar arasındaki ilişkiyi bilmiyorum. Benim bahsettiğim bu araç ... Beyin borçlarından dolayı icradan satıldı, hatta araba Konyada bağlanmıştır, ... Beyin ... Beye olan borcu ödeyemediğini biliyorum " demiştir. Mahkememiz dosyası, tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler, dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. ne ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile "23/01/2017 tarihli hisse devrine ilişkin protokol ile davacıya ait ... Ltd. Şti'in %25 hissesinin iade alınmak suretiyle davalı ...'ya yedi emin olarak devredilip devredilmediği, hisselerin iade şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının hisselerin iade edilmemesi nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, zarara uğramış ise miktarı, zararın davalılardan tahsil edilip edilemeyeceği " hususlarında rapor düzenlenmek üzere SMMM bilirkişi ile şirketler hukuku ve nitelikli hesaplamalar konusunda uzman bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından 23/01/2023 havale tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş; 23/01/2023 havale tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"... Kiralama Tic. Ltd. Şti.'nin ibraz edilen 2016, 2017 ve 2018 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun bir şekilde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defter kayıtlarının birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, somut uyuşmazlıkta davacı, protokolde zikredilen 88.000,00-TL'yi ödediğini iddia etmekte ise de; bu borcun ...'ya veya dava dışı şirkete ödendiğine dair bir belge ya da dekontun dosyaya sunulu olmadığı, bu sebeple borcun tamamen ödenmesi halinde devralan (inanılan), inanç konusunu devredene (inanana) iade etmekle yükümlü olsa da, davacının borcunu ödeyip ödemediği ispata muhtaç olduğundan davalı ...'nın inanç konusu esas sermaye paylarını davacıya iade etmekle yükümlü olmadığı, davacının bu borcu ödediğini ispat etmesi halinde ...'nın esas sermaye paylarını ...'e devrinin yine de geçerli olacağı, bununla birlikte ... tarafından gerçekleştirilen devrin ... ile ...'in kötü niyetli olması ve diğer şartların da mevcudiyeti halinde haksız fiil teşkil edebileceği'' değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur. Dava kapsamında davacı vekili tarafından delil olarak sunulan 23/01/2017 tarihli Protokol Başlıklı belgenin incelenmesinde; "... Ltd. Şti.'nin %25 ...'ye ait olan hisse yediemin olarak ...'ya devir edilmiştir. ...'nın 1 adet ... marka 2015 model aracın devri verilecek. Ayrıca 130.000,00-TL olan borcu ödendiğinde ... Ltd. Şti.'nin %25 hissesi geri verilecektir. Ayrıca ...'nin ... Ltd. Şti.'ne olan 88.000,00-TL borcu 28/02/2017 tarihine kadar ödenecektir. Bu borç ... veya sahibi ... tarafından ödenecektir." düzenlemesinin yer aldığı görülmüştür. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. Bu gibi işlemlerde mülkiyet daha baştan alacaklı yana geçirilmekte borç ödendiği takdirde borçluya mülkiyeti iade hakkı tanınmakta ve fakat bu şart gerçekleşmezse mülkiyet alacaklı tarafta kalmaktadır. Böyle bir sözleşme ifa yerini tutan edim ile borcun ödenmesi niteliği taşır. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. Yargısal kararlarda ise inançlı sözleşme, inanılan tarafın elde ettiği hakkı, taraflarca güdülen amaç sona erdikten veya belirli bir süre geçtikten sonra inanana veya üçüncü kişiye devretme taahhüdünü içeren bir anlaşma olarak tarif edilmiştir (HGK, 13.5.1992 gün ve 1992/14-249 E, 1992/323 K ). İnançlı işlem sonucunda inanılan inanç sözleşmesine konu olan malın mülkiyetini devren kazanır. İnanılan, inançlı işlemin konusu malvarlığı değeri üzerinde malik sıfatını haiz olur. Devir işleminden sonra inanılan, mülkiyet hakkının kendisine tanıdığı yetkilerin hepsini kullanabilir. İnanç sözleşmesi ile malın kullanımı veya tasarrufu hakkında yeni malik için kısıtlayıcı hükümler getirilmiş olsa bile yeni malikin böyle hükümlerin bulunmasına rağmen yapacağı tasarruf işlemleri geçerlidir. Ancak bu durumda inanç sözleşmesine aykırı davranışlar inanç sözleşmesinin ihlali ve borca aykırılık teşkil edecektir. Yeni malikin yaptığı tasarruflar ise geçerlidir. Malvarlığını yeni malikten devralan üçüncü kişinin iyiniyetli veya kötü niyetli olmasının da önemi yoktur. İnanç sözleşmesi üçüncü kişiler için bağlayıcı değildir. Ancak üçüncü kişi açısından sadece şartları oluşmuşsa TBK m. 49 çerçevesinde haksız fiil hükümlerine başvurulabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 49/1,2. Maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Haksız fiil halinde TBK'nın 50/1. maddesine göre zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yapılan yargılama, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, iddia, savunma, taraflar arasında akdedilen 23/01/2017 tarihli Protokol, Hisse Pay Devri Sözleşmeleri, tanık beyanları, sunulan ve toplanan deliller, 23/01/2023 havale tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ticari ilişkide davacının davalı ...'e borçlarının olduğu, bu borçlar karşılığı davacıya ait şirket hisselerinin davalı ...'ya inançlı işlemle devredildiği ve davacı ile davalılardan ... arasında 23/01/2017 tarihli davacıya ait dava dışı ... Oto Kiralama Ticaret Ltd. Şti.'nin %25 hissesinin devrine ilişkin protokol düzenlendiği, davacının borcunu ödemesi halinde hisselerin iade edileceğinin kararlaştırıldığı, ayrıca aynı tarihte taraflar arasında Bakırköy .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi yapıldığı, hisse devrine yönelik olarak dava dışı ... Oto Kiralama Ticaret Ltd. Şti. Genel Kurulunun 26/01/2017 tarihli ve 3 sayılı kararının alındığı, bilahare hisse devrinin 07/02/2017 tarihinde ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan edildiği, davacının protokolde belirtilen borcu anılan tarihe kadar ya da sonrasında ödediğine dair iddiada bulunmadığı gibi ödeme belgesi de sunmadığı, davacı tarafça, davalıların inançlı işlemin gereklerine aykırı davranarak ve kötüniyetli olarak davacının zararına hisseleri edindikleri iddiasıyla uğranılan zararın tahsili talepli eldeki dava açılmış ise de; dosya kapsamı itibariyle davalı ...'in ve daha sonra bu hisseleri ...'dan devralan ...'in dava konusu hisseleri hukuka ve ahlaka aykırı kusurlu bir fiil ile devraldıkları ve davacının zararına neden olduklarının ispatlanamadığı, davalı ...'nın inançlı işlemin tarafı olduğundan sorumluluğu haksız fiil sorumluluğu olmayıp sözleşmesel sorumluluk olduğu, davacının protokol ile üstlendiği borcu ödemediği, edimini yerine getirmeyen davacının zarar talebinin yerinde olmadığı, devrin ticaret siciline tescil ve ilanından yaklaşık 4 yıl sonra ileri sürülen bu iddianın MK 2 ve 3. maddeleri gereği iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak; davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın REDDİNE, Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85-TL harçtan peşin olarak alınan 170,78-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 99,07-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Davacı tarafça yatırılan harç ve yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafa İADESİNE, HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan/vekillerinden birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara/vekillerine tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/11/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır