İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/345 E. 2024/1097 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2017/345
Karar No
2024/1097
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/345 Esas KARAR NO : 2024/1097 DAVA : Ticari Ünvanın Korunması (Haksız Rekabet) DAVA TARİHİ : 10/04/2017 KARAR TARİHİ : 19/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/11/2024 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın vermiş olduğu yetki ile Türk Milleti adına karar vermeye yetkili Mahkememizde görülmekte olan Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen gerekçelerle tazminat da dahil her türlü fazlaya ilişkin yasal haklar saklı kalmak kaydıyla davalı şirketin, kanuna ve kamu düzenine aykırı, aldatıcı nitelikteki olduğu iddia olunan ticaret ünvanından " ... " ibaresinin, bu mümkün olmadığı takdirde " ... " ibaresinin çıkarılarak ticaret sicilden terkini ve Türkiye Ticaret Sicil gazetesinde ilanına, davalı şirketin ana sözleşmesinin " Konu ve Amaç " maddesinden " .... " ibaresinin çıkarılarak ticaret sicilden terkini ve ilanı ile davacı şirket ünvanı ve tescilsiz markasına vaki haksız rekabetin tespiti, meni ve davalı ticaret ünvanından " ... " ibaresinin terkinine ve Türkiye Ticaret Sicil gazetesinde ilanına karar verilmesini ve davalı şirketin açıkça kanunun emredici hükümlerine ve kamu düzenine aykırı olarak, keza yanıltıcı bir biçimde ticaret ünvanında, bir üniversite olmadığı, bir üniversite kurup işletmesinin mümkün olmadığı halde üniversite ibaresi bulunduğundan, davalı şirketin ticaret ünvanının açık ve ağır bir biçimde hukuk kurallarını ihlal ederek usulsüz bir biçimde tescil edildiği ve kullanıldığı dikkate alındığında bu ünvanın kullanılmaya devam edilmesi halinde davacının telafisi mümkün olmayan zararlarla karşı karşıya kalacağı açık olup, davalı şirketin ticaret ünvanını kullanmasının men'ine tedbiren karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı firma tarafından üniversite ve yüksekokulların hukuken açılmasının mümkün olmadığı düşünüldüğünde dahi ibarelerin ana sözleşmeden terkini noktasında davacı ... hukuki menfaati söz konusu olmadığını, işbu ibarelerin ana sözleşmeden çıkarılmasında davacının hukuki menfaati olmadığını, davacı tarafından .... ... ile bağının huzurdaki dava ile nezdinde açıklatılması gerektiğini, zira KKTC gibi küçük bir yerde ... ...’ne sahip iken ne gerekçe ile davalı firmanın bağlı olduğu ... Üniversitesinin kuruluşundan 30 yıl sonra “...” unvanı ile faaliyet başlandığı açıklanması gerektiğini, ticaret siciline kayıtlı .... Ltd. Şti. unvanlı firmanın bu üniversiteler ile bağının ne olduğu ve üniversiteler için ne gibi faaliyetler yürüttüğü de davacı yana sorulması gerektiğini, davalının faaliyetlerinin hukuka aykırı olduğunu dayanaksız olarak ifade eden davacı ... aynı faaliyetler aynı şekilde gerçekleştirilmekte olduğunu, kaldı ki gerekirse bununla ilgili vakıf kurulabileceği de bildirildiğini, davacı ... kuruluşundan itibaren kötü niyetli olarak hareket etmekte olduğunu ve davalı firmanın bağlantılı olduğu ... ...’nin markalarına açıkça tecavüz etmekte olduğunu, bu durum İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası kapsamında bilirkişi heyeti tarafından da tespit edildiğini, davacı ... huzurdaki davayı da hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olarak ikame ettiğini bu itibarla hukuki menfaat şartından yoksun davanın öncelikle usulden reddine, asılsız itham ve iddialar üzerine şekillendirilmiş haksız davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava Konusu: Dava; 6102 sayılı Kanun'un 52. Maddesine dayalı ticaret unvanına tecavüzün tespiti, men'i ve ticaret unvanının korunmasına dair talepler hakkındadır. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Uyuşmazlığı konu İstanbul ... Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesine ... Esas sayılı takip dosyası, dava dosyası arasına alınarak incelenmiştir. 3-Mahkememizce: a-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne, b-Türk Patent Enstitüsü Başkanlığına c-Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi d-Ankara Türk Patent Ve Marka Kurumu Başkanlığı'na müzekkereler yazılmıştır. Müzekkere cevapları delil olarak değerlendirilmiştir. 4-Mahkememizce uyuşmazlık konusu hakkında bilirkişi incelemesi yaptırılmış, kök raporda özetle; ''Davacının, davalının ana sözleşmesinde yer alan “yüksekokullar ve üniversiteler açmak” ibaresinin ana sözleşmeden çıkartılmasına yönelik talebinin yerinde olmadığı; Davacının, davalı şirketin ticaret ünvanından “...” ve “....” ibarelerinin, bu mümkün değilse sadece “...” ibaresinin çıkartılmasına yönelik talebinin ise yerinde olduğu; davalının ünvanında “...” ibaresine yer vermekle davacıya karşı haksız rekabette bulunduğu; davalının ünvanında yer alan “...” ibaresinin çıkartılması suretiyle bu haksız rekabetin ortadan kaldırılması gerektiği'' şeklinde kök tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 5-Son alınaran ek bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı ...'nin bu ülkede tescilli bir ticaret unvanı bulunmuyor ise de KKTC ve TC arasında yapılan yasal anlaşmalara dayalı olarak kurulan bir kamu kurumu tüzel kişisi olduğunun kabulü gerektiği, Kamu kurum ve kuruluşları ile ulusal ve uluslararası diğer kuruluşların adlarının ticaret unvanında bu kurum ve kuruluşların işlettiği işletmeler dışında kullanılamayacağının dikkate alınması gerektiği, Ticaret unvanlarında resmi olarak tanımlanmış yer adları kullanılabilmesinin mümkün olması sebebiyle davalı şirketin ticaret unvanından ... ibaresinin sicilden terkini gerektiği, Dosyada bulunan diğer ek dosyaların dava konusunun marka mevzuatı olduğu ve taraflarının birbirinden farklı olduğu, Dosyada bulunan Bakırköy.... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E ve ... K. Nolu kararda dava konusunun huzurdaki dava ile aynı ticaret unvanına ilişkin olduğu ancak davalı tarafın dava dışı ... TİC. LTD. ŞTİ. olduğu ve bu tüzel kişinin davacıdan önce ticaret siciline tescil edildiği sebebiyle sonuç olarak huzurdaki davadan ayrıldığı, Huzurdaki davada davacı ... ibaresini davalı ..... TİC. LTD. ŞTİ.'den önce aldığı, Davalının iddia ettiği gibi sadece üniversite öğrencilerine eğitim ve danışmanlık hizmeti verdiğinin kabulü halinde dahi üçüncü kişiler davalı ile davacı arasında bağlantı kuracağı, Davalı şirketin davacıdan sonra kurulup unvanına ... ayırt edici ekini alarak esasen davacı ...'ni hedef aldığı, Tarafların birbirlerinden haberdar olması ve hatta süregelen uyuşmazlıkları da dikkate alındığında birbirlerinin rakip olduğunun kabulü gerektiği, Davacı ... ibaresini kullanmaya hakkı bulunan bir kamu tüzel kişisidir ve davacı bu hakkı davalıdan önce elde etmiştir. Bu nedenle de davalı tüzel kişiliğinin kurulmasının TTK m. 54'de ifade edilen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, '' tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 6-Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir. Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile davalının davacıya ait unvanı sonradan tescil ettirmek suretiyle kullandığını, davalı şirketin unvanı ve işletme konusunun usul ve yasaya aykırı olduğunu bu sebeple tecavüzün tespit ve meni ile davalının ticari unvanının terkinini talep etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davalı şirketin dava dışı "....." ile organik bağ içerisinde olduğunu, davalı şirket ortağı ve yetkilisinin dava dışı .... ...'nin kurucusu olduğunu, ... ...'nin davacıdan çok önce kurulmuş olduğunu bu sebeple unvanın asıl hak sahibinin davalı şirketin yetkilisi olduğunu, davacının ise ... ...'nden yaklaşık otuz yıl sonra kurulduğunu bu sebeple hak iddia edemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı üniversitenin Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile aralarındaki ikili anlaşmalar ile kurulduğu ve YÖK izinli olarak faaliyetini sürdürdüğü, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nezdinde üniversite olarak kamu kurumu faaliyeti gösterdiği anlaşılmakla unvanının korunmasına dair dava açabileceği değerlendirilmiş bu sebeple davanın esasına girilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un ticaret unvanının korunmasına dair 52. Maddesi şu şekildedir: "Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. (2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir." Bu kapsamda davacının davalıya yönelik taleplerinin 6102 sayılı Kanun'un 52. Maddesi kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirketin davacıdan sonra kurulduğu dosya kapsamına alınan kayıtlar ve tarafların beyanları ile sabit olup, bu konuda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu noktada tarafların unvanları incelendiğinde her iki tarafından unvanında da bulunan "..." ibaresinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bulunan bir şehir olduğu, herkes tarafından kullanılabileceği, söz konusu şehir adının kullanımının yalnızca davacıya ait olamayacağı Mahkememizce sabit görülmüş, bu sebeple davalının "..." ibaresini kullanmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Nitekim Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ'in 4. Maddesinin 6. Fıkrası şu şekildedir: "Ticaret unvanında resmi olarak tanımlanmış yer adları kullanılabilir, ülke adlarının unvanda kullanılabilmesi için ise o ülkenin yetkili makamlarından izin alınması gerekir." Bu noktada Üniversite ibaresine yönelik ekin incelenmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Kanun'un ticaret unvanındaki eklere yönelik 46. Maddesinin 1. Fıkrası şu şekildedir: "Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin özelliklerini belirten veya unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ibaret olan ekler yapılabilir." Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ'in 4. Maddesinin 7. Fıkrası ise şu şekildedir: Kamu kurum ve kuruluşları ile ulusal ve uluslararası diğer kuruluşların adları ya da bunları tanımlayan kısaltılmış adları ticaret unvanlarında ek olarak kullanılamaz. Ancak bu kurum ve kuruluşların işlettiği işletmeler ile hissedarı oldukları şirketlerin ticaret unvanlarında kendilerinin adları veya kısaltılmış adları kullanılabilir. Bu bağlamda davacının Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında ikili anlaşmalar ile kurulmuş bir üniversite niteliğinde olduğu ve Yüksek Öğretim Kurumu'nun izni ile "..." unvanı ile faaliyet gösterdiği sabit olup, davalının unvanında davacı ile ilişkiliymiş intibasına yol açacak şekilde "..." ibaresinin birlikte kullanılmasının iltibas niteliğinde olduğu, bu durumun 6102 sayılı Kanun'un 46. Maddesinin 1. Fıkrasına göre üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte olduğu ve ayrıca Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ'in 4. Maddesinin 7. Fıkrasında belirlenen Kamu kurum ve kuruluşları ile ulusal ve uluslararası diğer kuruluşların adları ya da bunları tanımlayan kısaltılmış adları ticaret unvanlarında ek olarak kullanılamayacağına dair kurala aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ'in 4. Maddesinin 7. Fıkrasında belirtilen istisna değerlendirildiğinde ise; davacı ile davalı arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığı dolayısıyla davalının bu kurum ve kuruluşların işlettiği işletmeler ile hissedarı oldukları şirketler yönünden düzenlenen istisnadan faydalanamayacağı değerlendirilmiştir. Davalı cevap dilekçesinde ve aşamalarda sunduğu beyan dilekçelerinde; Davalı şirketin yetkilisinin aynı zamanda "... ..." isimli üniversitenin kurucusu olduğunu bu sebeple söz konusu "..." unvanının ilk olarak davalı şirket yetkilisi tarafından kullanıldığını ve kullanım hakkı bulunduğunu öne sürmüş ise de söz konusu üniversitenin "... ..." isminde olduğu, ilgili unvana eklenen "...." ibaresinin ayırt edici nitelikte olduğu, buna karşılık davalı tarafından kurulan şirketin "... ..." ibaresini almak yerine davacı tarafından kullanılan "..." ibaresini doğrudan alarak kullanmasının üçüncü kişiler nezdinde yanıltıcı nitelikte taşıyacağı sabit görülmüştür. Davalı şirket "..." ibaresinin ilk defa "... ..." ismi ile davalı şirket yetkilisinin kurucusu olduğu "... ..." tarafından kullanıldığını isim hakkının bu üniversiteye ait olduğunu ve bu üniversite ile davalı şirket arasında organik bağ olduğunu öne sürmüş ise de her iki unvan arasındaki fark olan "...." kelimesinin yeterince fark ve ayrımcılık sağladığı, davalı tarafından "..." şeklinde kullanımın Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ'in 4. Maddesinin 7. Fıkrasında belirtilen istisnayı sağlayabileceği ancak "...." eki olmadan doğrudan "..." ibaresinin kullanılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim Mahkememizce alınan bilirkişi raporlarında da aynı hususlar tespit edilmiş olup, bilirkişi raporlarının da Mahkeme kanaati ile aynı nitelikte oldukları anlaşılmakla hükme esas alınmıştır. Buna göre; davalının ticaret unvanında bulunan "..." ibaresinin davalıya ait "... ..." ibaresinde bulunan "...." eki kullanılmadan tescil ettirilmesinin davacı yönünden yanıltıcı nitelikte olduğu ve bu şekilde kullanımın 6102 sayılı Kanun'un 46. Maddesinin 1. Fıkrasına ve ilgili tebliğe aykırı olduğu anlaşılmakla, davalının davacının unvanına yönelik tecavüzünün tespiti ve men'i ile davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin ticaret sicilden terkini ile ilanına karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından davalının ticaret sicilde ilan edilmiş esas sözleşmesinden "...." ibaresinin çıkarılmasının da talep edildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un limited şirketlere ilişkin 573. Maddesinin 3. Fıkrası şu şekildedir: "Limited şirket, kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konu için kurulabilir." İlgili hükümden görülebileceği üzere limited şirketin kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konu için kurulabileceği kanun koyucu tarafından belirtilmiş olup, yüksekokul veya üniversite açmak kanunen yasaklanmış bir amaç veya konu değildir. İlgili mevzuat gereğince gerekli koşulları yerine getirenler yüksekokul veya üniversitelerin kuruluşunda yer alabilir. Bu bağlamda davalının esas sözleşmesinde amaç ve konu kısmında kanunen yasaklanmış nitelikte bir faaliyet olmayan .... ibaresinin çıkartılmasına dair davacının talebinin usul ve yasaya uygun olmadığı değerlendirilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, -Buna göre; 6102 sayılı Kanun'un 52. Maddesi gereğince Davalı Şirketin ticaret unvanından "..." ibaresinin çıkartılarak, ticaret sicilinden terkinine ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanına, -Davalının davacının unvanına vaki tecavüzünün TESPİTİ VE MEN'İNE ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanına, -Davalı Şirketin ana sözleşmesinin "Konu ve Amaç" maddesinden "...." ibaresinin çıkartılması talebinin REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 31,40-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 396,20-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafça yatırılan 31,40-TL peşin harç ve 31,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 62,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan 5.981,25-TL yargılama giderinin (bilirkişilere ödenmemiş masraflar dahil olmak üzere) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının (davacı tarafından yatırılan 1.800,00-TL gider avansının bilirkişiye ödenecek olması nedeni ile hariç tutularak ) HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/11/2024 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/345, K. 2024/1097, T. 19.11.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2017-345-e-2024-1097-k-708e336220be