İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1188 E. 2025/750 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2014/1188
Karar No
2025/750
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2014/1188 Esas KARAR NO : 2025/750 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 25/12/2014 KARAR TARİHİ : 03/07/2025 Esenkent Mah. Fırat Sokak No:4C İç Kapı No:08 Esenyurt/İSTANBUL DAVA : Menfi Tespit - İstirdat DAVA TARİHİ : 27.12.2010 KARAR TARİHİ :03/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada; Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi bulunduğu dönemde münferit imzası ile şirketi temsil ve ilzam yetkisine sahip olduğunu, 12.10.2010 tarihinde müvekkili şirket ile aynı binada faaliyette bulunan ... İplik A.Ş nin muhasebe sorumlusu ...'e bir dosya içinde iki makbuz koçanı ve iki adet yazı bırakarak bunları davacı şirketin yönetim kurulu başkanı Prof.....'ya iletmesini söyleyerek şirketten ayrıldığını, daha sonra şirket mensubu ....'ı arayarak hiçbir sebep bildirmeden bundan sonra şirkete gelmeyeceğini söylediğini, iki adet yazı incelendiğinde davalının şirket adına yapmış bulunduğu satışlar nedeniyle müşterilerden tahsil ettiği çekleri şirketin muhasebesine ve muhasebe kasasına teslim etmediği, görevi kötüye kullanarak bu çekleri zimmetine geçirmeye çalışarak şirketin çeklerini yanında götürdüğünün tespit edildiğini, 18.10.2010 tarihli tutanak tutulduğunu, toplam 20 adet çeki alarak ortadan kaybolduğunu, şirket denetçisinin bu konuda rapor tanzim ettiğini, ayrıca tek anahtarı davalıda bulunan şirkete ait çelik kasanın Noter huzurunda açılarak Bakırköy .... Noterliğinin 14.10.2010 tarihli kasada nakit para veya kıymetli evrakın olmadığına ilişkin tespit tutanağı düzenlendiğini, yönetim kurulunda alınan karar uyarınca yeminli mali müşavir ...'ten özel amaçlı tespit raporu alındığını, bu raporda davacı şirkete ait 519.007,69 TL, 3.494,22 USD ve 22.170,45 EURO nakit paranın şirket aktifinde olması gerekirken olmadığı, 1.717.379,56 TL bedelli çeklerin şirket aktifinde bulunmadığı, ... İplik Tekstil San. Tic. A.Ş nin davacı şirkete borçlu bulunduğu hususlarının tespit edildiğini, davalı hakkında dolandırıcılık, resmi evrakta sahtecilik, görevi kötüye kullanmak suçlarından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının ... Hz.nolu dosyası ile soruşturma başlatıldığını bu soruşturma kapsamında davacı şirketin yönetim kurulu başkanı Prof.... ile şirketin tahsilat memuru ... 'in ifadelerinin alındığını, dava konusu 20 adet çekin müvekkili şirketin ticari işlemleri nedeniyle üçüncü şahıs borçlu şirketlerden davacı şirket adına alındığını, ancak davalının bunları şirket muhasebesine ve kasasına koymayıp kendi uhdesine alarak ortadan kaybolduğunu, davalının bu çekleri davacı şirket adına ciro edip üçüncü kişilere devretmesi kuvvetle muhtemel olduğundan davacı şirketin telafisi mümkün olmayan mağduriyetinin söz konusu olduğunu öncelikle teminatsız olarak veya uygun görülecek teminat karşılığında çeklerin ödenmesinin tedbiren durdurulmasına, tedbir kararının ilanen duyurulmasına ve ilgili banka şubelerine bu konuda müzekkere yazılmasına, davalı adına kayıtlı gayrimenkuller ve araçlar üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini, yapılacak yargılama sonucunda dava konusu çeklerle ilgili davacı şirketin borcu bulunmadığının tespitine ve çeklerin iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin davacı şirketin hissedarı olduğunu, şirketin yönetim kurulu başkanı ..., başkan vekili müvekkili ile yönetim kurulu üyesi .... ve yine şirket ortağı olan dava dışı ... İplik Tekstil San. Ve Tic. A.Ş tarafından müştereken idare edildiğini, ancak davacı şirketin 13/10/2010 tarih 2010/2 nolu kararı ile ve dava dışı ... İplik Tekstil San. Ve Tic. A.Ş nin aynı tarih 2010/5 nolu kararı ile usule ve yasanın belirlediği nisaplara aykırı olarak müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinin sonlandırıldığını, davacı şirket ile dava dışı şirketin zaman zaman nakit para ihtiyaçlarını karşılamak üzere müvekkili tarafından bu şirketlere paralar aktarıldığını, müvekkilinin tahsilat makbuzları karşılığı diğer yönetim kurulu üyelerinin de bilgisi dahilinde bu şirketlerdeki mevcut alacaklarını işlemiş faizlerinin büyük bölümünden feragat ederek müşteri çekleri ile tahsil ettiğini, davaya konu çeklerin bu çekler olduğunu, ancak davacı şirketin diğer yönetim kurulu üyelerinin müvekkilinin şirketlerdeki alacaklarını tahsile yönelik bu işlemlerini görevi kötüye kullanma ve şirketten izinsiz olarak zimmete geçirme gibi gösterme gayretine girerek Cumhuriyet Savcılıklarına asılsız suç duyurularında bulunduklarını, müvekkilinin sorumluluğunda herhangi bir kasa veya müvekkiline tevdi edilmiş herhangi bir nakit para bulunmadığını, şirket kasasının her üç yönetim kurulu tarafından kullanıldığını, müvekkilinin resmi olarak şirket alacağını tahsil ettiğini, çek teslim tutanaklarından da görüleceği üzere müvekkilinin alacağı olan miktarın üzerinde kalan çekleri şirket muhasebecisi ...'e teslim ettiğini belirterek söz konusu çeklerin müvekkiline ödenmesinin dava sonuna kadar durdurulmasına dair tedbir kararı müvekkilini sonradan telafisi imkansız zararlara uğratacağından tedbir kararının kaldırılmasını, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında; Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Bankası ... Şubesine ait, keşidecisi ... Tekstil Dış Tic. San. Ltd. Şirketi olan ... çek nolu 25/11/2010 keşide tarihli 146.162,- TL ve ... bank ... Şubesine ait keşidecisi ... Tekstil Otom. San Tic. Ltd. Şirketi olan 10/12/2010 keşide tarihli .... seri nolu 150.000,- TL bedelli çeklerin davalılardan ... tarafından diğer davalı ...'e iyi niyetli hamil olarak gösterilerek sebepsiz ve mesnetsiz olarak ciro edildiğini, davalılar arasında hiçbir ticari alışveriş bulunmadığını belirterek çeklerin bedelsiz bulunması nedeniyle müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespitine, çeklerin iptaline, çeklerin ödenmesinin durdurulmasına karar verilerek ilgili banka şubelerine müzekkere yazılmasına, çeklerin yargılama esnasında davalılar tarafından tahsil edilmesi halinde davanın istirdat davası olarak devamına, dosyanın Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Aynı çeklerle ilgili talep konuları aynı olan birleşen dava yönünden derdestlik ilk itirazında bulunduklarını esas yönden ise haksız açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... birleşen dosya yönünden herhangi bir cevap dilekçesi ibraz etmediğinden davayı inkar etmiş sayılmıştır. Davalı ... vekili asıl davada; Bir kısım çekler için ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep eden dilekçe sunmuştur. Birleşen ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasında; Davacı vekili dava dilekçesinde; ... A.Ş ... Şubesine ait Şubesine ait 07/10/2010 keşide tarihli ... çek nolu keşidecisi ... Tekstil San. Tic. A.Ş olan 4.350,- Euro bedelli, ... A.Ş ... Şubesine ait ... çek nolu 20/11/2010 keşide tarihli 60.000,- euro bedelli keşidecisi .... Tekstil Konfeksiyon İmalat ve Tic. A.Ş olan çek ile .... Bankası İstanbul .... Şubesine ait keşidecisi .... Tekstil San. Ve Tic. A.Ş olan 30/11/2010 keşide tarihli ... çek nolu 35.000,- TL bedelli çeklerin davalılar tarafından birlikte suiniyetli olarak tahsil edilmiş olması nedeniyle söz konusu çek bedellerinin tahsil tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte istirdadına dosyanın Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalıların gayrimenkul ve araçları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Aynı çekler ve talep konuları aynı olan dava bulunduğundan derdestlik ilk itirazında bulunduklarını öncelikle davanın müvekkili yönünden derdestlik nedeniyle reddine aksi halde haksız açılan davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ...'a usulüne uygun tebligat yapılmış, davaya karşı cevap dilekçesi ibraz etmediği gibi duruşmalara da katılmadığından davayı inkar etmiş sayılmıştır. Asıl Dava ve birleşen davalar; çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir. Taraf vekilleri delil listeleri ile yazılı delillerini ibraz etmişler, diğer deliller mahkemece toplanmıştır. Davacı yanın asıl dava konusu 20 adet çekin ödenmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir istemi çek bedelleri toplamının takdiren %40 ı tutarı teminat karşılığında kabul edilmiş ise de; tedbirin taraflarla sınırlı olmak üzere tavzihine karar verilmesinden sonra dava konusu çeklerden 19 adedinin keşidecilerin hesaplarından tahsil edilmesi nedeniyle tedbirin talep üzerine kaldırılmasına karar verilerek çek hamillerinin herhangi bir zararı da oluşmadığından teminatın davacıya iadesi yoluna gidilmiştir. Bakırköy .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında sanıklar ..., ... haklarında mahkememizdeki davalara konu olan olaylarla ilgili güveni kötüye kullanmak, dolandırıcılık ve bu suçlara katılmak eylemlerinden kamu davası açıldığı karar verildiği kararın sadece usulden bozulduğu olduğu görülmüş, maddi vakıa anlamında ceza dosyası kesinleştiğinden bu aşamadan sonra makul yargılama süresi dikkate alınarak son celsede mahkememizde açılan davaların niteliği itibariyle ceza davasının sonucu beklenmemiştir. Muhatap bankalardan dava konusu çeklerle ilgili bilgiler sorulmuş, çeklerin örnekleri dosyaya celp edilmiştir. Davalı ... hakkında mahkememiz dosyası ile birleştirilen ... Esas sayılı dosyada çekler dışındaki kasa açığından dolayı alacak istemi bulunduğundan ve dava yönetici sorumluluk davası niteliğinde görülmekle bu dosya tefrik edilmiş ve ayrı esas numarasını almıştır. Bozma öncesi Davacı şirket adresinde keşfen inceleme yapılıp, tanıklar dinlenmiş, davacı şirketin ticari defterleri incelenmiş, bilirkişi kurulundan kök ve ek rapor alınmıştır. Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, bilirkişi kök ve ek raporu, ticaret sicil kayıtları, iddia ve savunmalar, bankalardan gönderilen yazı cevapları ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuçlara varılmıştır. Asıl davada davacı şirket tarafından şirket temsilcisine karşı İİK 72 maddesine dayalı menfi tespit ve istirdat istemi bulunmaktadır. Dava konusu 20 adet çekten dolayı davalıya borçlu olunmadığı ileri sürülmüştür. Bu çeklerden ... Bankası A.Ş. ... Şubesinden verilme 20.11.2010 keşide tarihli, ... çek nolu, 60.000.-Euro bedelli keşidecisi .... Teks. Tekstil Konfeksiyon İmalat ve Ticaret A.Ş. olan çekte davalı ... ciranta veya hamil olmadığı gibi söz konusu çek davacı şirket tarafından tahsil edilmiştir. Bu çek yönünden davalının pasif husumeti yoktur. Ayrıca davacının bu çekle ilgili dava açmakta hukuki yararı da bulunmamaktadır. Diğer 19 adet çek incelendiğinde dava dışı 3. kişiler tarafından davacı şirket emrine keşide edildiği, çeklerin arkasında davacı şirketin kaşe ve imzası ile cirosunun bulunduğu, bu cirodan sonra davacı şirket temsilcisi ve o tarihlerde yönetim kurulu üyesi olan davalı ... un şahsi cirosunun bulunduğu, bir kısım çeklerin birleşen dosya davalısı ...'a , diğer bir kısım çeklerin birleşen dosya davalısı ...'e ciro yoluyla geçtiği ve bu kişiler tarafından bankaya ibraz edilerek çek bedellerinin tahsil edildiği gelen yazı cevaplarından anlaşılmıştır. Hukuki yarar, dava şartlarından olup resen gözetilmesi gerekir. Bir kambiyo senedi borçlusunun, kendisine karşı başvuru olanağı kalmayan kişilere karşı menfi tespit davası açmasında hukuki yararı yoktur. Çek muhatap bankaca keşidecinin çekle işleyen hesabından ödenmiş ise; bu halde başvuru borçluları içerisinde yer almayan cirantanın dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Somut olayda başlangıçta davacı lehtar-ciranta senet bedellerinin ödenmemiş olması dolayısıyla kendisinden sonra gelen ciranta davalıya karşı menfi tespit davası açabilir ise de; dava konusu çek bedelleri dava dışı keşidecilerin hesabından tahsil edilmiş olmakla, davacı lehtar başvuru borçluları içerisinde yer alması mümkün olmadığından artık davaya devam etmekte hukuki yararı bulunmamaktadır. Davalı ... dava konusu çeklerin ciro edildiği sırada davacı şirketin münferiden temsil ve ilzama yetkilisidir. Davalının şirket adına kambiyo senedi düzenlemek ve ciro etmek yetkisi bulunmaktadır. Davada şirket temsilcisinin şirketin zararına hareket ettiği, müşteri çeklerini haksız yere uhdesine geçirdiği, şirketi kendisine borçlandırarak çekleri 3. kişilere devrettiği ileri sürülmüştür. Kambiyo hukuku yönünden ortada geçerli bir ciro ve devir bulunmaktadır. Davacı vekili 05.12.2012 tarihli dilekçesiyle menfi tespit talepli olarak açılan davayı tamamen ıslah ederek vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle oluşturulan sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasına dönüştürdüklerini belirtmiştir. Davacı tamamen ıslah ile talep sonucunu ve dava sebebini değiştirmiştir. Davanın tamamen ıslahı 6100 Sayılı HMK 180 maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi halde ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. Somut olayda davacı 05.12.2012 tarihli dilekçesiyle tamamen ıslah beyanında bulunmuş ancak yeni bir dava dilekçesi ibraz etmiştir. Bu halde davaya Yargıtay bozma ilamına uyulduğu dikkate alınarak ıslahtan sonraki haliyle devam edilmesi gerekmektedir. Müdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda çokça tartışılan doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer verilmemiştir. Ancak yeni Kanunda da şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556). Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir. Somut olayda öncelikle, söz konusu talebin davacıların doğrudan mı yoksa dolaylı zararını mı oluşturduğu hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Doğrudan ve dolaylı zarar ayrımı anonim şirketler hukukunda sorumluluk çerçevesinde, ortağın veya alacaklının doğrudan kendi malvarlığında mı, yoksa şirketin zararı dolayısıyla “yansıma” (Reflexschaden) bir zarara mı maruz kaldığı sorusunu cevaplamaya yarar. Bu iki kavram yalnızca ortakların ve alacaklıların zararı halinde kullanılır, zira sorumluluk hükümleri çerçevesinde anonim şirket yalnızca doğrudan zarara uğrayabilir, ortaklar ve alacaklılar bakımından ise hem doğrudan hem de dolaylı zarar söz konusu olabilir. Doğrudan doğruya zarar, şirket ortaklarının ve alacaklıların yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda şirketin zararından bağımsız olarak uğradıkları zarardır. Şirketin ortakları ve alacaklıları, ortaklık zarar görmeden de bir zarara uğrayabilirler. İşte ortaklık malvarlığında herhangi bir azalma meydana gelmeden ortağın ve alacaklının malvarlığında meydana gelen azalmaya anonim şirketler hukukunda doğrudan zarar denilmekte ve bu durumda pay sahibine hükmedilecek tazminatın kendisine ödenmesi talebiyle dava açma imkanı tanınmaktadır. Alacaklıların ve ortakların doğrudan zarar görmeleri nedeniyle uğradıkları zararın tazminini talep etmeleri, genel hukuk prensibi olan sorumluluğun bir sonucudur. Doğrudan doğruya uğranılan zararlardan dolayı açılacak davalarda ortaklar ve alacaklılar tazminatın kendilerine verilmesini talep edebilirler. Birden fazla pay sahibi veya alacaklı aynı fiille zarara uğramış olsalar dahi talep edilebilecek tutar bizzat uğradıkları zarar ile sınırlıdır. Aslında ortakların ve alacaklıların doğrudan zararı anonim şirketler hukukuna özgü tipik bir sorumluluk davası olmayıp şirketin haksız fiilini teşkil eder. O nedenle bu davalarda anonim şirketlere özgü aktif ve pasif dava ehliyeti, doğrudan ve dolaylı zarar, farklılaştırılmış teselsül gibi özel düzenlemeler dışında esas itibarıyla haksız fiil sorumluluğuna ilişkin zarar, illiyet bağı, hukuka aykırılık ve kusura ilişkin kurallar uygulama bulur. Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/Reflexschaden). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır. Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır. Sorumluluğun doğması bakımından ilk şart , zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise, TTK m. 553 hükmüne göre, kusurun varlığını aramak gerekecektir. Ancak bahsi geçen tüm koşulların sağlanması halinde, TTK m. 555 uyarınca, dolaylı zarar niteliğindeki tazminatın şirkete verilmesine hükmedilmesi söz konusu olacaktır. Gerek yöneticinin sorumluluğu gerekse haksız fiil sorumluluğunda zarar, kusur, hukuka aykırılık ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmesi gerekmekte olup olup söz konusu davada Limited şirket müdürlerinin sorumluluğuna ilişkin davalarda zararın varlığı ve miktarı hususundaki ispat yükü, zarar gördüğünü iddia eden davacıların üzerindedir (Akdağ Güney, Sorumluluk, s. 56). Somut uyuşmazlık bağlamında yönetim kurulu üyesi davalının, şirketin yetkili hamil olarak elinde bulundurduğu 19 adet çeki kendisine ciro ettiği, huzurdaki dava dosyası kapsamındaki deliller ve Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... E., .... K. sayılı gerekçeli kararıyla sabittir. Aynı zamanda davalı, çekleri şirketten olan alacaklarına istinaden kendisine devrettiğini beyan etmektedir. Mali inceleme ve tespitler neticesinde; asıl ve birleşen davalar bakımından dava konusu edilen 20 adet çek bedeli tutarının (TL üzerinden yazılan 11 adet çekin bedeli 562.162,00 TL ve Euro üzerinden düzenlenmiş olan 9 adet çekin ödendikleri günün Merkez Bankası kuru üzerinden 1.235.451,47 TL olmak üzere) 1.797.613,47 TL olduğu, bu tutarın davalı tarafından uhdesine geçirilerek davalının davacı şirketi bu tutar kadar zarara uğrattığı, davalı ...’un davacı şirketten alacağı olarak heyetimizce hesaplanan 178.543,25 TL’nin düşülmesi sonrasında davacı şirketin 1.619.070,22 TL zarara uğratıldığı bilirkişiler eliye tespit edilmiştir. Bir başka deyişle davalının beyanının aksine çek bedelleri ile davalının şirketten olan alacak miktarı örtüşmediği gibi, davalının şirketten olan alacağını bu şekilde tahsil etmesi de mümkün değildir. Zira yukarıda açıklandığı üzere anonim ortaklıkta yönetim kurulu üyelerinin, ortaklığın konusuna dahil bir sözleşmeyi kendisi adına veya başka bir kişinin temsilcisi sıfatıyla yapmaları yasaktır. Söz konusu yasak kapsamına; kambiyo taahhüdünde bulunma, kambiyo senedi düzenlenmesi, kambiyo senedinin ciro edilmesi ve aval verilmesi halleri de girmektedir (Kırca (Şehirali Çelik/ Manavgat), A.Ş. C. 1, s. 669-670; Mehmet Akif Özsoy/Ahmet Özsoy, “Anonim Ortaklıkta Şirketle İşlem Yapma Yasağına Aykırılık Bağlamında Kambiyo Taahhütlerine İlişkin Bir Değerlendirme”, Prof. Dr. Zühtü Aytaç’a Armağan, 2022, s. 1589). Davacı şirket vekili tarafından iddia edilen ve bu konuda dosyaya sunulan özel amaçlı tespit raporunda şirketin kasasında 14.10.2010 tarihi itibariyle bulunması gereken 569.430,15 TL’nin (519.007,69 TL ile birlikte 3.494,22 USD, 22.170,45 EURO ve 12,06 GBP’nin TL karşılığı) kasada mevcut olmadığının görüldüğü ve şirket kasasının noter huzurunda açıldığı ifade edilmiş olmakla birlikte Şirket’in kasasında bulunması gereken TL ve yabancı paraların davacı tarafından ya da üçüncü bir kişi tarafından alındığına ilişkin olarak dava dosyasına sunulmuş herhangi bir kanıt, bilgi ya da belgenin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı ...’un yönetim kurulu üyesi olarak riayet etmekle yükümlü olduğu eTK md. 334’e aykırı davrandığı, davalının davranışının hükümdeki hukuka uygunluk istisnaları kapsamında bulunmadığı, mezkur işlem sonucunda davacı şirketin zarara uğradığı, davalının bilerek ve isteyerek çekleri kendisine ciro ederek görev ve yetkisini kötüye kullanmış olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak davalının geçersiz hukuki sebebe yani eTK md. 334/1’e aykırı davranarak 20 adet çeki kendisine ciro ettiği, davacının ilgili çekler üzerindeki meşru hamil sıfatını yitirerek senetleri tahsil etme hakkından mahrum olduğu, dolayısıyla fakirleştiği, geçersiz bir hukuki sebebe dayanarak senetleri devralan davalı ...’un haksız biçimde zenginleştiği, davalının zenginleşmesi ile zenginleştirici olay arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, davalının eBK 61 hükmü gereği çek bedellerini iade ile yükümlü olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle; Asıl dava bakımındanDava konusu çeklere bağlı olarak bunları kendi uhdesine geçirmek suretiyle davacı şirketi 1.797.613,47 TL zarara uğratan davalı ...’un davacı şirketten alacağı olarak hesaplanan 178.543,25 TL’nin düşülmesi sonrasında davacı şirketin 1.619.070,22 TL zarara uğratıldığı sabit olmuş olup Davanın Kısmen KABUL, Kısmen REDDİ ile;1.619.070,22 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacı şirkete verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine ve Birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ; davalı ... vekili derdestlik ilk itirazında bulunmuştur. Davanın açıldığı ve cevap dilekçesinin verildiği tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK hükümleri uygulanacağından cevap verme süresi içerisinde ileri sürülen derdestlik ilk itirazının incelenmesi gerekmiştir. Birleşen davaya konu 2 çek, daha önce açılan asıl davaya da konu edilmiştir. Davalı ... yönünden dava konusu , sebebi ve tarafları aynı olan iki dava olması nedeniyle derdestlik ilk itirazının kabulü ile birleşen dosyada bu davalı açısından derdestlik nedeniyle davanın reddi gerekmiştir. Birleşen dosyanın diğer davalısı ... yönünden davacının hukuki yararı kalmadığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas Sayılı dosyasında davalı ... yönünden dava konusu .... şubesinden verilme, .... çek nolu, 4.350.-Euro bedelli çekle ilgili talep asıl davaya da konu olduğundan derdestlik nedeniyle reddi cihetine gidilmiştir. Birleşen bu davaya konu diğer 2 çekle ilgili yapılan değerlendirmede bu çekler dava dışı keşidecilerin banka hesaplarından tahsil edildiğinden ve huzurdaki dava İİK 72 maddesine dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkin olmakla bu çeklere yönelik davacının müracaat hakkı ve hukuki yararı kalmadığından davanın bu nedenle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1-Mahkememizin asıl dava dosyasında davacının ıslah talebinin kabulü ile Davanın Kısmen KABUL, Kısmen REDDİ ile; -1.619.070,22 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacı şirkete verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar Tarifesi Uyarınca asıl davada alınması gereken 110.598,68-TL maktu ilam ve karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 25.369,95 TL harçtan mahsubu ile artan 25.345,65.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 110.598,68-TL harçtan peşin alınan 25.369,95-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 85.228,73‬-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 25.369,95-TL peşin harç, 17,15-TL başvurma harcı ve 55,40-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 25.442,5‬0-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan 7.629,6‬0-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 7.230,60-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yapılan 220,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 11,50-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 238.097,72-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine -Birleşen ... ATM nin ... Esas sayılı dosyada; A) Davalı ... hakkındaki davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine, B) Diğer davalı ... hakkındaki davada davacının hukuki yararı kalmadığından davanın reddine, 1- Harçlar Tarifesi Uyarınca birleşen davada alınması gereken 615,40-TL maktu ilam ve karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 4.398,05-TL harçtan mahsubu ile artan 3.782,65‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 3- Davalı ... vekili her ne kadar dosyaya 3.şahıs vekili olarak vekaletname ibraz ederek 16/12/2010 tarihli beyan dilekçesi sunmuş ise de; yargılamanın başlama aşamasından sonuçlanmasına kadar hiçbir duruşmaya katılmadığı anlaşıldığından 245,00-TL dilekçe yazım ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan masrafların kendisi üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine 3-Birleşen Bakırköy ... ATM nin ... Esas sayılı dosyada; A) Davalı ... yönünden dava konusu ... şubesinden verilme ... çek nolu 07.11.2010 keşide tarihli keşidecisi .... Tekstil San. Tic. A. Ş. olan 4.350.-Euro bedelli çekle ilgili talebin hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine, B) Diğer çekler yönünden ve davalı ... açısından dava konusu çekler dava dışı keşidecilerin banka hesaplarından tahsil edildiğinden açılan dava da İİK 72 maddesine dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkin olmakla bu çeklere yönelik davacının müracaat hakkı ve hukuki yararı kalmadığından davanın bu nedenle reddine, 1-Harçlar Tarifesi Uyarınca birleşen davada alınması gereken 615,40-TL maktu ilam ve karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 2.473,30-TL harçtan mahsubu ile artan 1.857,9‬0-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine 5-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/07/2025 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2014/1188, K. 2025/750, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2014-1188-e-2025-750-k-b2212d9e41e7