İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/442 E. 2024/289 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2013/442
Karar No
2024/289
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2013/442 Esas KARAR NO : 2024/289 Karar DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/09/2013 KARAR TARİHİ : 19/03/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18.04.2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı müvekkili ile davalı ... 2008 yılı sonundan itibaren ticari ilişki içinde olduklarını, bu ticari ilişki gereği müvekkilinin davalıya fatura karşılığı ürün sattığını, davalı ... da kendisine satılıp teslim edilen ürünler karşılığında söz konusu ürünlerin satış bedelini davacıya ödediğini, taraflar arasında bir cari hesap ilişkisi söz konusu olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin konusunun davacı müvekkilinin ürettiği döner ızgaralı stoker ve buhar kazanlarının fatura karşılığı satılması olduğunu, davalı ... işbu davaya konu faturalara süresi içinde itirazda bulunmadığını, dolayısıyla izah olunan alım satım işlemine ilişkin düzenlenen faturaların içeriğinin doğru bulunduğu yönündeki karinenin TTK gereği olduğunu, aynı zamanda maddi gerçekliğe de uygun bulunduğunu, bu nedenle davalı ... anılan faturaların içeriğine ilişkin muhtemel bir itiraz ya da iadeyi de bu aşamadan sonra kabul etmiyeceklerini, işte davacı müvekkili tarafından satılarak davalıya teslim edilen ürünlere ilişkin olmak üzere düzenlenmiş bulunan davalı ... itiraz ve iade edilmeyerek içeriği kabul edilen faturaların temel oluşturduğu cari hesap alacağının ödenmemesi nedeniyle huzurdaki davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu, açıklanan ve sunulan faturalara dayalı cari hesap alacağı olan 20.652,00- TL'nin anılan fatura tarihlerinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı ... yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın dayanağı olan İzmir .... İcra Müdürlüğünün .... E Sayılı icra takibinde cari hesap alacağı 26.652,00-TL gösterildiği, işlediği iddia edilen faizlerle birlikte bu rakam 37.489,50 olarak gösterildiğini, dava dilekçesinde alacak miktarı 20.652,00 olarak gösterildiğini icra takibindeki alacak tarihlerinin 2009 yılından başladığı hususunu da dikkate alarak zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının müvekkili şirketten hak ettiği bir alacağının olmadığını varsa bile zaman aşımına uğradığını , davanın öncelikle zaman aşımı itirazı dikkate alınarak reddini karar verilmesini talep ettiklerini , davacının davası esastan da kabule şayan olmadığını, müvekkili şirket davacı şirketten bir adet kömürlü kazan aldığını ancak sözleşmenin filtre başlıklı bölümünde filtrenin kirli dumanı %95- 98 oranın temizleyeceğini çevre kirliliği konusunda hiçbir etken oluşturmadığını ve garanti verildiğini, bu taahhüdün yerine getirilmediğini ve durum defalarca bildirildiği halde çözüm bulunamadığını, davacının sattığı kazanın çevre kirliliği için standartları tutmaması nedeniyle davalı şirketin emisyon izni alamadığını ve davacı şirketin sattığı sistemin çevre atıkları nedeniyle 06.11.2009 tarihinde 31.062,00 TL ve 29.06.2011 tarihinde 14.244,00 TL olmak üzere toplam 45.306,00 TL idari para cezası ödemek zorunda kaldığını, davacının sattığı sistemin ayıplı olduğu ve sözleşmede verilen taahhüdün yerine getirilmediğini, açıklanan nedenlerle davacı tarafın iddialarının ve davasının haksız yersiz ve yasal dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddine, yargılama gideriyle vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesine talep etmiştir. Çerkezköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Talimat sayılı dosyasında tanık .... 30/06/2014 tarihli talimat duruşmasındaki beyanında; "ben davalı .... 2004 yılından beri makine Enerji sorumlusu olarak çalışmaktayım, davacı ... Mak. Şirketinden 2008 yılının Eylül ayında şirketimiz için 1 adet kömürlü buhar kazanı için teklif alınması için karar verilmişti, ancak söz konusu kömürlü buhar kazanını imalat ve montaj işlemleri 2009 şubat ayına kadar devam edilmiş ve bu tarihde bu kazan devreye sokulmuştur, ancak malesef davacı şirket tarafından şirketimize satılan kömürlü buhar kazanı sözleşme ile tahhahüt ettikleri halde çevre açısından bir türlü yasal emisyon değerlerini tuturamamıştır, bu durum defalarca davacı şirketi 2009 yılı Şubat ayından itibaren konuyu davacı şirkete bildirdik, konuyu bizzat ben takip ettim, davacı şirketin sahibi olduğunu bildiğim .... beyle bir çok kez konuştuk, kömürlü buhar kazanındaki imalat ayıbını hem sözlü ve hemde faksla bildirdik, davacı şirket sorunu çözeceğini söyleyerek bizi oyaladı, davacı şirketin sözleşme ile taahhüt ettiği şirketimize sattığı kömürlü buhar kazanı yasal emisyon değerini sağlayamaması nedeniyle emisyon iznini alamadık, şirketimiz olan .... 'a Çevre Müdürlüğü tarafından 45.000 TL para cezası verilmiştir, halen satılan kömürlü buhar kazanındaki problem devam etmektedir, sorun giderilmemiştir, davacı şirketin sattığı kömürlü buhar kazanındaki imalat ayıbı halen giderilmemiştir, ayrıca öğrendiğime göre veliköyde ki .... tekstil firmasınında aynı türden bir kazan aldığı ve mahkemelik olduğunu da öğrendik," şeklinde beyanda bulunmuştur. Çerkezköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Talimat sayılı dosyasında tanık .... 30/06/2014 tarihli talimat duruşmasındaki beyanında; " ben davalı .... 1996 yılından beri buhar kazanı operatörü olarak çalışmaktayım, davacı ... Şirketinden 2008 yılıda şirketimiz için 1 adet kömürlü buhar kazanı alınmıştır, ancak söz konusu kömürlü buhar kazanını imalat ve montaj işlemleri 2009 şubat - Mart ayına kadar devam edilmiştir, bu tarihde bu kazan devreye alınmıştır, ancak malesef davacı şirket tarafından şirketimize satılan kömürlü buhar kazanı sözleşme ile tahhahüt ettikleri halde çevre açısından bir türlü yasal emisyon değerlerini tuturamamıştır, bana göre bunun sebebi kazanın doğru bir şekilde imal edilememesidir, davacı şirkete kömürlü buhar kazanının ayıplı olduğunu bildirdik, davacı şirketten bu konuyu çözmek için geldiler ancak konuyu çözçemediler, sorunu göderemediler, davacı şirket sorunu çözeceğini söyleyerek bizi oyaladı, davacı şirketin sözleşme ile taahhüt ettiği şirketimize sattığı kömürlü buhar kazanı yasal emisyon değerini sağlayamaması nedeniyle emisyon iznini alamadık, şirketimiz olan .... 'a Çevre Müdürlüğü tarafından 45.000 TL para cezası verilmiştir, halen satılan kömürlü buhar kazanındaki problem devam etmektedir, sorun giderilmemiştir, davacı şirketin sattığı kömürlü buhar kazanındaki imalat ayıbı halen giderilmemiştir, ayrıca öğrendiğime göre veliköyde ki ... tekstil firmasınında aynı türden bir kazan aldığı ve mahkemelik olduğunu da öğrendik" şeklinde beyanda bulunmuştur. İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Talimat sayılı dosyasında aldırılan Mali Müşavir Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 15/08/2014 tarihli bilirkişi raporunda; "2008-2009-2010-2011 yıllarında TTK 66 ve VUK 182 uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerin tutulduğu, yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin TTK 69 ve VUK 221. Maddeye göre açılış tasdiklerinin yasal sürelerinde yapıldığı, 2008-2009-2010-2011 yıllarında TTK 70/son ve 72/4 maddelerine göre, kapanış tasdiki zorunlu olan yevmiye ve envanter defterlerinin yıl sonu (kapanış) tasdikinin bulunmadığı, 19/09/2013 dava tarihinde , davacının davalıdan olan alacağının 20.652,40 TL olduğu ancak davacı talebinin 20.652,00 TL olduğu, T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Tekirdağ İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan tutanaktan ve idari kurum ile davalı şirket arasındaki yazışmalardan, emisyon izni alınamaması gerekçesinin ve idari para cezaları alınmasının nedeninin, davacıdan alınan ürünün standartlara uymaması değil, davalı tarafından bu belge için herhangi bir başvuru yapılmaması olduğu tespit edilmiştir." sonuç ve kanaatine varıldığını belirtmiştir. Çerkezköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Talimat sayılı dosyasında keşif yapıldığı, Tekstil Mühendisi Bilirkişi Prof. Dr. .... ile Makine Mühendisi Bilirkişi .... tarafından düzenlenen 20/07/2016 tarihli bilirkişi raporunda; " Sözleşmede duman gazının temizlenmesi için verilen değerler oranlar şeklindedir. Sanayi Kaynaklı Hava Kalitesi Koruma Yönetmeliği'nde ise her bir gaz ve toz cinsi emisyonlar için mg/metreküp biriminde sınır değerler verilmiştir. Dolayısıyla sözleşmedeki değerleri esas alarak taahhüt edilen emisyon değerleri hakkında değerlendirme yapmak mümkün değildir. Dava dosyasında bulunan emisyon ölçüm sonuçlarına göre karbonmonoksit emisyonunun Sanayi Kaynaklı Hava Kalitesi Koruma Yönetmeliği'nde belirtilen sınır değerinden daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu olan ve duman gazının partiküllerden arıtılmasını sağlaması için davacı tarafından tesis edilen kurum tutucu ve sulu filtrenin toz emisyonu için sınır değerlerini sağlayıp sağlamadığını gösteren ölçüm sonucu dosyada yer almamaktadır. Bu sebeple “filtre bölümünün kirli dumanı”n içindeki tozu Sanayi Kaynaklı Hava Kalitesi Koruma Yönetmeliğinde belirtilen sınır değerine kadar temizleyip temizlemediği tespit edilememiştir. Bilirkişiye tevdi edilen görevde “davacının sattığı ve ürettiği sistemin ayıp arz edip etmediği, arz etmekte ise ayıbın gizli veya açık ayıp olup olmadığı, kabule icbar edilmeyecek ölçüde ürün üzerinde ayıp olup olmadığı” sorulmuştur. Ayıplı mal “Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.” şeklinde tarif edilmektedir. Dava dosyasındaki belgelerden davalının dava konusu kazan için etnisyon belgesi alamadığı / almak için müracaat etmediği görülmektedir. Müracaatı emisyon sınır değerlerini sağlamadığı gerekçesi ile yapılamadığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacı tarafından firetilen katı yakıtlı kazan tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi eksiklikler içerdiği için ayıplıdır. Bu ayıp, kazan kullanılması sırasında yapılacak ölçümlerle tespit edilebileceği için gizli ayıptır. Kazanın sözleşmede belirtilen özellikleri buhar basıncı, kullanılacak yakıt türleri ile faaliyet gösterebilmesi için (tam olarak tanımlanmamasına rağmen) izin verilen emisyon değerleridir. Bunlardan biri olan emisyon değerlerinin geçerli mevzuata göre sağlanamaması ürünün teşlim alınmasına engeldir. Üretici tarafından gerekli şartları sağlayacak duruma getirilmesi gerekmektedir. Üreticinin bunu sağlayamaması dunumunda, şayet sözleşmede belirtilmişse, maddi ceza öder ve tüketici söz konusu eksikliği hizmet alarak tamamlatması çözümüne başvurur. Böylece ürünü gerekli şartlarda kullanabilecek duruma getirir. Bu bakımdan kabule icbar edilmeyecek ölçüde ürün üzerinde ayıp olduğu kanaatine varılmıştır. Bilirkişiye tevdi edilen görevde “filtre ile ilgili savunulan bu ayıbın üretim kaynaklı mı yoksa davacının belirttiği üzere davalı tarafından yakılan kömürün niteliğinden ve uygun kömür kullanılmamasından mı bir başka deyişle kullanım hatasından mu kaynaklandığı” sorulmuştur. Filtrenin işlevini yerine getirmesi, tasarlanarak imal edildiği yakıtların kullanılması ve doğru işletilmesine bağlıdır. Filtre bu raporun “Değerlendirme” bölümünde açıklandığı gibi uygun imalat malzemesi ile imal edilmemiştir. Filtre imalatında kullanılmış olan malzemenin (her ne kadar ST37 olarak açık olarak belirtilmiş olmasına rağmen, tekniğin olağan durumu bu malzemenin AISI 316 paslanmaz çeliği olmasını gerektirdiğinden) uygun olmaması sulu filtrenin delinmesine sebep olmuştur. Sözleşmede, kazanda yakılabilecek kömür özellikleri (ısıl değer, analiz özellikleri, nem, kül içerikleri, tane büyüklüğü gibi) ile ilgili değer veya değerler aralığı belirtilmemiştir. Davalı şirket sözleşme yaparken ve davacı da teklif isterken kazanda yakmayı planladığı yakıtın veya kömürün özelliklerini tarif etmemiştir. Davalının davacıya, teklif istemeden veya sözleşme imzalamadan önce yakıt özellikleri konusunda isteklerini bildirdiği bilgi veya belge dava dosyasında mevcut değildir. Davacı sözleşmede kullanılabilecek yakıt çeşitlerini belirtmiştir. Yakıtların özellikleri konusunda bir kısıtlama koymamış veya değer aralıkları belirtmemiştir. Buna göre kullanılacak kömür ne olursa emisyon değerlerini sağlayabileceğini kabul etmiş görülmektedir. Davalının kullandığı kömürden dolayı ayıbın gerçekleştiği kanaatine varmak mümkün değildir. Davacı emisyon izni alamadığına göre emisyon değerlerinin sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda filtre ile ilgili ayıbın üretim kaynaklı olduğu kanaatine varılmıştır." sonuç ve kanaatine varıldığını belirtmiştir. Çerkezköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Talimat sayılı dosyasında aldırılan Hukukçu Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 02/08/2016 tarihli AYRIK bilirkişi raporunda; "Heyetimizin teknik raporunun sonuç kısmında yer alan ve sadece aşağıda belirtilenlerle sınırlı olarak ayrık rapordur. 1. Heyetimizin teknik bilirkişileri tarafından emsal alınan Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği 03.07. 2009 tarihli resmi gazetede yayınlanmış, aynı gün yürürlüğe girmiş ve dava tarihi itibarıyla uygulanmaktadır. Buna karşılık, dava konusu ayıplı olduğu iddia olunan buhar kazanı ve tesisatı bakımından dosya kapsamında yer alan ve 15.09.2008 tarihli tekliften de anlaşıldığı üzere dava konusu buhar kazanı ve tesisatı bakımından satış sözleşmesi hazırlık işlemleri 15.09.2008 tarihinde başlamış, sözleşme tarihi 25.11.2008 dir. Heyetimizin teknik raporunda 03.07.2009 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan ve dava tarihi itibarıyla uygulanan yönetmelik teçhizatın ayıplı olup olmadığı hususunda kıstas olarak alınmıştır. Her me kadar sözleşme tarihinde yürürlükte olan yönetmelik ile teknik bilirkişiler tarafından uygulanan mevcut geçerli yönetmelik ekli listelerinde gösterilen eşiklerin aynı/fbenzer olduğu ifade edilebilecekse de, tarafımızın uzmanlık alanının bu hususu denetlemeye imkân vermemesi sebebiyle kanaatsiz kalınmıştır. 2. Heyetimizin teknik bilirkişiteri tarafından 23.08.2011 tarihli - yani sözleşme tarihi olan 25.11.2008 tarihinden 2 yılı aşkın bir zaman sonraki - bir ölçümden yola çıkarak, buhar kazanı ve tesisatı bakımından ayıp kanısına varılmıştır. Söz konusu teknik değerlendirme bakımından heyetimizin teknik bilirkişileri tarafından, bu ölçümlerin hasar ve yarar alıcıya geçmiş olduğu anda var olan bir sebepten kaynaklandığı yönünde tarafımıza hukuki bir değerlendirme yapılabilecek oranda bir bilgi akışı sağlarmadığından kanaatsiz kalınmıştır. Sonuç Yukarıda bahsedilen sebeplerle heyetimizin teknik raporunun sonuç kısmı bakımından; 1. Emisyon değerleri bakımından 03. 07. 2009 tarihli resmi gazetede yayınlanmış olan Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kantrolü Yönetmeliği'nin emsal alınmış olması, 2. Sözleşme tarihi 25.11.2008'den sonraki bir tarih olan 23.08.2011 tarihli ölçümden yola çıkarak ayıplı olduğu yönünde kanaat getirilmesine karşın, bu ölçümlerin emsal alınan eşiklerin üzerinde çıkma sebebinin, hasar ve yararın alıcıya geçmiş olduğu anda var olan bir sebepten kaynaklandığı yönünde tarafımıza hukuki bir değerlendirme yapılabilecek oranda bir bilgi akışı sağlanmadığından Heyetimizin teknik raporu kapsamında tarafımızca herhangi kanaate varılamamıştır" sonuç ve kanaatine varıldığını belirtmiştir. Çerkezköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasında aldırılan Tekstil Mühendisi Bilirkişi Prof. Dr. ... ile Makine Mühendisi Bilirkişi .... tarafından düzenlenen 21/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda; "Sulu filtrenin sacdan imalini engelleyen mevzuat olup olmadığını, paslanmaz çelikten imalini zorunlu kılan düzenleme olup olmadığını” konusu hakkında: Sulu filtre sacdan imal edilir. Burada esas olan hangi kalite sac kullanılacağıdır. Sözleşmenin ön ocak bölümünde “yerli üretim kömür veya işletmelerden ... ürün olarak çıkan diğer katı yakıtlar” ifadesi yer almaktadır. Buna göre davalı, bu tarife uyan katı yakıtlar kullanıldığında sulu filtre dâhil tüm sistemin sözleşmede belirtilen performanslarda çalışıyor olması beklenir. Sulu filtrede yanma sonu gazları yıkanması söz konusudur. Gaz içinde bulunan bileşenlerin (kükürtdioksit gibi) miktarı, yakıt menşeine göre farklı olacaktır. Suyun kendisi korozyona (paslanarak çürümeye) neden olur. Yanma sonu gazı içindeki bileşenlerle birlikte korozifliği artacaktır. Bu sebeple korozyona dayanıklı malzeme kullanılması sistemin kalitesini ve ömrünü artıracaktır. 20.07.2016 tarihli raporumuzdaki Şekil 1, 2, 3'de görüldüğü gibi delinmeler ve dış çevre şartlarının etkisi ile dış yüzeylerin paslandığı görülmektedir. Sulu filtrenin imal edileceği malzemenin, tekniğin olağan durumuna göre paslanmaz çelik olmasını gerektirir. Sulu filtre, korozyona karşı ömrünü uzatacak kalınlıkta galvaniz kaplı sacdan imal edilebilir. Ancak galvaniz sac malzeme seçimi uygulamada nadir olarak görülmektedir. Malzeme seçiminde esas olan sulu filtredeki akışkanın korozif özelliğidir. Dava konusu uygulamada su ile birlikte kükürtdioksit gibi paslandırıcı akışkanların bulunması durumunda paslanmaz çelik kullanımı gereklidir. “sacdan imalinin kısa vadede kullanım süresinden başka herhangi bir olumsuzluk yaratıp yaratmayacağı” konusu hakkında: Malzeme kalitesi bakımından sacdan (paslanmaz olmayan) imal edilmesi halinde kısa vadede kullanım süresinden başka herhangi bir olumsuzluk oluşturmaz. “sulu filtrenin delinmesi nedeniyle oluşan hasarın onarım süresi ve onarım bedelinin tespiti, sonuç olarak mevcut ayıpların giderim bedelinin dava tarihi itibariyle tutarının tespiti” konusu hakkında; Bakım, onarım, ayıpların giderim bedelinin tespiti konularında bilirkişi heyetimizin uzmanlığı yoktur. Ancak sulu filtrenin mevcut malzeme kalitesi korunarak tamir edilmesi halinde delinmeler ve ömrünün azalması problemleri devam edecektir." sonuç ve kanaatine varıldığını belirtmiştir. Mali Müşavir .... tarafından düzenlenen 26/12/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda; "Davalı kayıtları ile davacı tarafa ait defterlerin incelenmesine dair alınan talimat bilirkişi raporu kapsamında davacının talebine konu davalıdan 20.652,00 -TL tutar alacağının her iki taraf kayıtlarında mevcut olduğu, alınan teknik raporlar karşılıklı iddia ve savunma kapsamında teknik bilirkişilerin bildirdiği gizli ayıp tespiti ile ilgili yapılan diğer incelemerin nihai hukuki tavsifinin mahkemeye ait olacağı" sonuç ve kanaatine varıldığını belirtmiştir. Makine Yüksek Mühendisi Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 03/02/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; "Taraflar arasında imzalanan 25.11.2008 tarihli sözleşmenin kapsamı ve üstlenen edimler çerçevesinde değerlendirildiğinde, davacının sözleşmede belirtilen teknik özelliklerde yakma sistemini imal edip kurduğu ve çalıştırarak teslim ettiği ve sistemin halen çalışmakta olduğu ayrıca sözleşmede emisyon iznin alınacağına dair bir ibarenin olmadığı tespit edildiği, Dava konusu yakma sitemi için emisyon iznini halen alınmadığı, ancak yasalarca emisyon izin belgesinin alınmasının gerektiği ve ayrıca sisteminin Sanayi Kaynaklı Hava Kalitesi Koruma — Yönetmeliği (SKHKKY) EK 5'de öngörülen emisyon sınır değerlerini sağlamadığının davalının talebiyle Çerkezöy OSB tarafından ölçülen 23.08.2011 tarihli emisyon ölçümleri ile gösterildiği, Ancak Emisyon ölçümlerinin, Çevre Bakanlığının yetkilendirdiği kuruluş tarafından ve her iki tarafın hazır bulunduğu ortamda ve her iki tarafın anlaştığı proses ayarlarıyla yapılmasının gerekli olduğu, Çevre Bakanlığının yetkilendirdiği kuruluş tarafından yapılacak ölçümlerle elde edilen emisyon sonuçlarının, dava konusu yakma sisteminin ayıplı olup olmadığı hususunda teknik bir değerlendirmesinin yapılmasının bilimsel olacağı, dolayısıyla mevcut Çerkezöy OSB tarafından ölçülen emisyon değerleri ile bir değerlendirme yapmanın uygun olmayacağı, Taraflar aarasında imzalanan sözleşmede, sulu filtrenin imalat edileceği malzemesinin ne olacağı hakkında bir bilgi verilmediği, ancak mevcut sulu filterinin ST 37 çelik malzemeden (piyasada Siyah Malzeme olarak anılır) imal edilmiş olduğunun tespit edildiği ve bilirkişilerce yapılan keşifte sulu filtrenin ST 37 malzemesinden olan gövdesinin delinmiş ve tamirat görmüş olduğunun tespit edildiği, Sulu filtrenin ST 37 malzemesinin korozyondan (asidik ortamdan) kısa sürede etkilenerek aşınacağı ve delinebileceği, buna karşın paslanmaz çelikten imal edildiğinde ise korozyanın önleneceği ve sulu filtrenin çok daha uzun süre kullanıbileceği, burada hangi malzemeden imal edilmesinin daha uygun olacağı için bilimsel bir tercihten ziyade ekonomiklik ve işletim kolaylıklarının dikkate alınması gerektiği, uygulamada paslanmaz ve ST 37 malzemeden ve ayrıca başka alternatif malzemelerden imal edilmiş sulu filtrelerin var olduğu, paslamaz çelik birim kg fiyatının ST 37 çelik malzmeye göre yaklaşık 5-7 misli olduğunun bilindiği, dolayısıyla taraflar arasında yapılan sözleşmede sulu filtre malzemesinin hangi malzemeden olacağının belirlenmiş olmasının gerektiği,"sonuç ve kanaatine varıldığını belirtmiştir. Makine Yüksek Mühendisi Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 05/09/2022 havale tarihli ek bilirkişi raporunda; "Davacı ve davalı tarafların Kök rapora olan itiraz hususları yukarıda madde madde ayrıntılı şekilde değerlendirdiği, bunun yanında kök rapordaki vardığım sonuçları değiştrecek yeni bir değerlendirme yapılmadığı, böylece kök raporumdaki sonuçları muhafaz ettiğimi, "sonuç ve kanaatine varıldığını belirtmiştir. Bilirkişi Prof. Dr. ..., Bilirkişi Dr. .... ve Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 24/01/2023 havale tarihli ek bilirkişi raporunda; "Her şeyden önce taraflar arasında 2008 yılı sonundan itibaren ticari ilişki bulunduğu, davacı şirketin ürettiği döner ızgara stoker ve buhar kazanlarının fatura karşılığı davalıya satılması nedeniyle cari hesap alacağının doğduğu, davalının dava konusu 20.652 TL'lik bakiye alacağı ödemediği, bu amaçla da başlatılan icra takibine itiraz ettiği hususlarında bir itiraz bulunmamaktadır. Davalının iddiası, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalının, satın alınan kömürlü kazan filtresinin filtrenin kirli dumanı % 95-98 oranında temizleyeceğinin, çevre kirliliği konusunda hiç bir etken oluşturmayacağının garanti ettiği, ancak satın alınan kazanın çevre kirliliği için standartları tutturamaması nedeniyle emisyon izni alınamadığı ve çevre atıkları nedeniyle 6.11.2009 tarihinde 31.062 TL, 29.6.2011 tarihinde de 14.244 TL olmak üzere 45.306 TL idari para cezası ödemek zorunda kaldığı yönündedir. Bu durumda taraflar arasında ihtilaf konusu olan ve raporumuzda çözüme kavuşturulması gereken temel problem, davalıya satılan kazanın gizli ayıplı olup olmadığı bu nedenle davalının zararının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. Ayıplı satış durumunda alıcının haklarını düzenleyen TBK. m. 227 hükmüne göre: “Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir”. Görüldüğü üzere, sözkonusu hüküm, ayıba karşı tekeffülde alıcı lehine seçimlik bazı haklar öngörmüştür. Alıcı, dilerse, satılanı redde hazır olduğunu beyanla satım sözleşmesinin feshini, dilerse satılanı alıkoyup satış parasından indirim yapılmasını talep edebilir. Alıncının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı da saklıdır. İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Davalının iddiasının haklı görülebilmesi için, anılan kurallar uyarınca, davacı tarafından teslim edilen davaya konu malların ayıplı olduğunun geçerli delillerle, ispat edilmesi gerekmektedir. 3. Heyetimizde yer alan teknik bilirkişi tarafından hazırlanan kök raporda “davacının sözleşmede belirtilen teknik özelliklerde yakma sistemini imal edip kurduğu ve çalıştırarak teslim ettiği ve sistemin halen çalışmakta olduğu ayrıca sözleşmede emisyon iznin alınacağına dair bir ibarenin olmadığı… Emisyon ölçümlerinin, Çevre Bakanlığının yetkilendirdiği kuruluş tarafından ve her iki tarafın hazır bulunduğu ortamda ve her iki tarafın anlaştığı proses ayarlarıyla yapılmasının gerekli olduğu,… mevcut Çerkezöy OSB tarafından ölçülen emisyon değerleri ile bir değerlendirme yapmanın uygun olmayacağı,… Taraflar arasında imzalanan sözleşmede, sulu filtrenin imalat edileceği malzemesinin ne olacağı hakkında bir bilgi verilmediği, ancak mevcut sulu filterinin ST 37 çelik malzemeden (piyasada Siyah 6Malzeme olarak anılır) imal edilmiş olduğunun tespit edildiği ve bilirkişilerce yapılan keşiftesulu filtrenin ST 37 malzemesinden olan gövdesinin delinmiş ve tamirat görmüş olduğunun tespit edildiği, Sulu filtrenin ST 37 malzemesinin korozyondan (asidik ortamdan) kısa sürede etkilenerek aşınacağı ve delinebileceği, buna karşın paslanmaz çelikten imal edildiğinde ise korozyanın önleneceği ve sulu filtrenin çok daha uzun süre kullanıbileceği,… uygulamada paslanmaz ve ST 37 malzemeden ve ayrıca başka alternatif malzemelerden imal edilmiş sulu filtrelerin var olduğu, paslamaz çelik birim kg fiyatının ST 37 çelik malzmeye göre yaklaşık 5-7 misli olduğunun bilindiği, dolayısıyla taraflar arasında yapılan sözleşmede sulu filtre malzemesinin hangi malzemeden olacağının belirlenmiş olmasının gerektiği” belirtilerek, gizli bir ayıplı ifa durumununun bulunup bulunmadığı noktasında net bir görüş belirtilmemiştir. Ancak taraflar arasındaki Sözleşmenin FİLTRE başlıklı bölümünde, davacı tarafından, "Filtrenin kirli dumanı % 95-98 oranında temizleyeceği ve çevre kirliliği konusunda hiçbir etken oluşturmayacağı garantisinin verildiği" görülmektedir. Dolayısıyla dava konusu filtrenin bu özelliklere sahip olduğunu ispat etme yükümlülüğü, yukarıda yer alan ispat hükümleri uyarınca, davacıya ait olup, davacı tarafından bu hususlara ilişkin herhangi bir somut delil sunulmamaştır. Tam aksine, davalı vekilinin de haklı olarak ifade etmiş olduğu üzere, dosya içinde bulunan ve Teknik Bilirkişiler Prof.Dr. .... ve Doç.Dr.... tarafından hazırlanan 20.07.2016 Tarihli Bilirkişi Raporunda ve 21.08.2020 Tarihli Ek Bilirkişi Raporunda; “…Dava dosyasındaki belgelerden davalının (müvekkil şirket ... A.Ş.) dava konusu kazan için emisyon belgesi alamadığı/almak için müracaat etmediği…müracaatın (kazan) emisyon sınır değerlerini sağlamadığı gerekçesi ile yapılamadığı anlaşılmaktadır…buna göre davacı tarafından üretilen katı yakıtlı kazan tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi eksiklikler içerdiği için ayıplıdır. bu ayıp kazan kullanılması sırasında yapılacak ölçümlerle tespit edilebileceği için gizli ayıptır….emisyon değerlerinin geçerli mevzuata göre sağlanamaması ürünün teslim alınmasına engeldir…bu bakımdan kabule icbar edilemeyecek ölçüde ürün üzerinde ayıp olduğu kanaatine varılmıştır… Sözleşmede, kazanda yakılabilecek kömür özellikleri (ısıl değer, analiz özellikleri, nem, kül içerikleri, tane büyüklükleri gibi) ile ilgili değer aralıkları belirtilmemiştir. Davalı şirket sözleşme yaparken ve davacı da teklif isterken kazanda yakmayı planladığı yakıtın veya kömürün özelliklerini tarif etmemiştir…Davacı sözleşmede kullanılabilecek yakıt çeşitlerini belirtmiştir. Yakıtların özellikleri konusunda bir kısıtlama koymamış veya değer aralıkları belirtmemiştir. Buna göre kullanılacak kömür ne olursa olsun emisyon değerlerini sağlayabileceğini kabul etmiş görülmektedir. Davalının kullandığı kömürden dolayı ayıbın gerçekleştiği kanaatine varmak mümkün değildir. Davalı emisyon izni alamadığına göre emisyon değerlerinin sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda filtre ile ilgili ayıbın üretim kaynaklı olduğu kanaatine varılmıştır…” denmek suretiyle dava konusu sistemin gizli ayıplı olduğu belirtilmiştir. Anılan raporun, yerinde inceleme yapılmak suretiyle hazırlandığı dikkate alındığında; dava konusu filtrenin gizli ayıplı olduğunun kabulü gerekir. Çevre ve Orman Bakanlığına bağlı görevliler tarafından yapılan ve yasal sınırları taşımayan ölçümler sonucu düzenlenen ve davalının ödemek zorunda kaldığı idari para cezaları da filterinin gizli ayıp olduğu yönündeki görüşü destekler niteliktedir. Dolayısıyla davalının TBK. m. 227 hükmüne göre uğramış olduğu zararları tazmin etme hakkının kabulü gerekir. 4. Davacıdan satın alınan kazanın çevre kirliliği için standartları tutturamaması nedeniyle emisyon izni alınamadığı ve çevre atıkları nedeniyle davalının 6.11.2009 tarihinde 31.062 TL, 29.6.2011 tarihinde de 14.244 TL olmak üzere 45.306 TL idari para cezası ödemek zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. Davacının dava konusu bakiye alacağının 20.652,00 TL olduğu dikkate alındığında, davalının ayıplı ifa nedeniyle uğramış olduğu zararın daha fazla olduğundan, davacının alacak talebi yerinde değildir. IV. Sonuç Yukarıda ayrıntılarıyla arzettiğimiz nedenlerden dolayı bilirkişi kurulumuz, a) Dava konusu kazan filtresinin gizli ayıplı olduğu, bu nedenle davalının 45.306 TL idari para cezası ödemek zorunda kaldığı, b) Dolayısıyla davacının alacak talebinin yerinde olmadığı, " sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davacı tarafça Makine Yüksek Mühendisi Prof. Dr. ...'e sorulan sorulara Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 19/12/2023 havale tarihli ek bilirkişi raporunda; "6.11.2009 tarihli ilk cezadan sonra dava konusu sistemin 29.6.2011 tarihine kadar tekrar emisyon ihlali yapması arasında yaklaşık 2 yıl geçmiş olmasına rağmen bu arada sistem üzerinde emisyon değerlerini düşürücü hiç bir tedbir alınmadığı veya iyileştirme yoluna gidilmemiş olduğundan (gerekli önlem ve iyileştirmeler olsaydı, 2 yıl sonraki emisyon kontrolünde emisyon ihlal tespiti olmayacak ve ceza kesilmeyecekti) BU NEDENLE emisyon izni alma müracaatı yapılamadığının anlaşıldığı demek istenmiştir. Diğer taraftan aslında Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği’ne göre ilk emisyon cezası sonrası ilgili birimin işletmeye gerekli emisyon değerlerinin sağlanması için belirli bir süre vermiş olması ve izin müracaatı yapması gerektiği uyarısının bildirilmiş olması gerekirdi. 7- Bireysel olarak hazırlamış bulunduğunuz 03/02/2022 tarihli Kök raporda a) Sözleşme konusu ürünün çalışır vaziyette davalıya teslim edildiği, emisyon değerlerine ilişkin davacı tarafından herhangi bir yükümlük üstlenilmediği ve ürünün keşif tarihi itibarı ile halen çalışmakta olduğu; b) Yetkili merciler nezdinde ürün için emisyon izninin alınmadığı ürünün emisyon ölçümünün yetkisiz organize sanayi bölgesi yetkilileri tarafından ölçüldüğü; c) Emisyon ölçümünün Çevre bakanlığından yetkili kuruluşlar tarafından her iki tarafın da hazır bulunduğu ortamda ve anlaştığı proseste yapılması gerektiği; d) Çerkezköy OSB yetkililerince yapılan ölçümün ürünün gerekli emisyonu sağlamadığını yani ürünün ayıplı olup olmadığını tespit etmek için yeterli bilimsel veriyi sağlamadığı; BU nedenle sözleşme konusu ürünlerin ayıplı olduğunun söylenemeyeceği sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu raporunuza karşı davalı tarafın mevcut itirazlarına cevap olarak tarafınızdan düzenlenen ek raporda ise a)Sözleşmede salınan baca gazı değerlerine ilişkin bir taahhüt bulunmadığı, b)Ayıplı olduğunu söyleyebilmek için kurum tutucu siklon ve sulu filtrenin tek tek ölçümlerinin yapılması gerektiği ve Bacı gazı emisyonunun belirli şartlarda yetkili kuruluşlar tarafından yapılması gerektiği Gerekçeleri ile ayrıca; Davalı tarafın “Teknik Bilirkişiler Prof.Dr. ... ve Doç.Dr... tarafindan hazırlanan 20.07.2016 Tarihli Bilirkişi Raporunda da belirtildiği üzere "Dava dosyasında bulunan emisyon ölçüm sonuçlarına göre karbonmonoksit emisyonunun 'Sanayi Kaynaklı Hava Kalitesi Koruma Yönetmeliği'nde belirtilen sınır değerinden daha fazla olduğu edilmiştir". 03.02.2022 Tarihli raporda ölçümlerin Çerkezköy OSB tarafından yapılması bir eksiklik gibi gösterilse de bu görüş isabetli değildir. Çerkezköy OSB Türkiye'nin en donanımlı organize sanayi bölgelerinden biridir. DAVA konusu sistemin ayıplı olması nedeniyle emisyon izini alamadığına göre emisyon değerlerini sağlanmadığı açıktır.” Yönündeki itirazına karşı ise: “Kök raporda Çevre Bakanlığının yetkilendirdiği kuruluş tarafından yapılacak ölçümlerle elde edilen emisyon sonuçlarının, dava konusu yakma sisteminin ayıplı olup olmadığı hususunda teknik bir değerlendirmesinin yapılmasının bilimsel olacağı, dolayısıyla mevcut Çerkezköy OSB tarafından ölçülen emisyon değerleri ile bir değerlendirme yapmanın uygun olmayacağı görüşümü değiştirecek bir bilimsel gerekçe görülmemiştir. Kök raporda, OSB tarfından yapılan baca gazı emisyon ölçümlerinin Standartlarda belirtilen şekilde ve kapsamda yapılması ve raporlanması gerektiği görüşündeyim. Özellikle Kök raporda belirtildiği üzere, OSB emisyon raporunda ölçümlerde hava fazlalık katsayısı (Lamda) 4,08 ila 7,89 arasında ölçülmüş olması kesinlikle ideal yanma için uygun değildir. Bu şartlarda ideal yanma olmayacağından emisyon değerlerinin ÇEVRE BAKANLIĞI’nın sınır değerlerinde çıkması mümkün değildir. Baca gazındaki emisyonların değeri yanma odasındaki proses şartlarına bağlıdır. Bir başka deyişle yakma sistemin üreticisinin öngördüğü proses ayarlarında ölçümler yapılmalıdır. Buda sistemin üreticinin de bulunduğu ortamda ve kendisinin belirlediği yanma ayarlarını yaptığı durumda emisyon ölçümlerinin yapılması uygun ve doğru yöntem olacaktır. Ayrıca baca gazı emisyon ölçümlerinin yakma sisteminin neresinde ölçüldüğü ve ayrıca tüm yanma proses şartlarının (sıcaklık, hava ve yakıt debilerinin) bildirilmesi gerekir. Ancak bu şekilde bilimsel bir doğru değerlendirme yapılabilir. Gerekçesi ile kök rapordaki görüşünüzü değiştirmemiş bulunmanıza karşın. Üyesi olduğunuz heyette tarafınızdan yazılan teknik raporda tamamen kök ve ek rapordaki görüşlerinizi terk ederek tamamen aksi yönde bir sonuca ulaşmış bulunuyorsunuz. Kök ve ek raporlardaki ulaşılan sonuçlar ile son raporda ulaşılan sonucun gerekçeleri gerekçelerinin ayrı ayrı açıklanmasını ve bu farklılığın nedenlerinin de açıklanması talep ederiz. Değerlendirme; Bu sorunuzda, bir belirsizlik veya anlaşmazlık var. Öncelikle belirtmek isterim ki benim heyette olduğum daha önceki KÖK ve Ek rapordaki görüşlerim ve vardığım Sonuçlar şimdiye dek hiç değişmemiştir."sonuç ve kanaatine varıldığını belirtmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, alacak isteminden ibarettir. Dava konusu, davacının dayanmış olduğu dava dilekçesine konu faturaların taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtlarında yer alıp almadığı, ne şekilde yer aldığı, dava tarihi itibari ile alacak ve borç durumunun muhasebesel olarak ne şekilde gözüktüğü, dayanılan faturalara herhangi bir itiraz olup olmadığı, dava dilekçesinde tarih ve bedelleri belirtilen faturalara konu ürünlerle ilgili taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtlarında ayıp savunması ile ilgili herhangi bir muhasebesel veri olup olmadığı, var ise ilk ne zaman olduğu, savunulan ayıpla ilgili taraf defterlerinde herhangi bir kayıt yer alıp almadığı, ayrıca taraflar arasında yapılan sözleşme çerçevesinde davalıya teslim edilen bir adet kömürlü kazanın filitre bölümünün kirli dumanı sözleşmeye uygun olarak temizleyip temizlemediği, buna ilişkin davacının sattığı ve ürettiği sistemin ayıp arzedip arzetmediği, arzetmekte ise ayıbın gizli veya açık ayıp olup olmadığı, kabule icbar edilemeyecek ölçüde ürün üzerinde ayıp olup olmadığı, filitre ile ilgili savunulan bu ayıbın üretim kaynaklı mı yoksa davacının belirttiği üzere davalı tarafından yakılan kömürün niteliğinden ve uygun kömür kullanılmamasından mı bir başka deyişle kullanım hatasından mı kaynaklandığı, bu çerçevede davacının dava dilekçesine konu miktar kadar alacağı talep etmesine engel bir hal olup olmadığı noktasında toplandığı görülmüştür. Dava konusu miktar 20.652,00-TL 'dir. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşımadığı bilirkişi raporu içeriğinden anlaşılmıştır. Davalının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında Ön Ocak, Döner ızgaralı otomatik kapı yakıt yakma sistemi, kurum tutucu siklon, sulu filtre, Baca Gazı Aspratörü, Baca dumanı Kanalları vs... imal, üretim ve teslime (eser sözleşmesinin) ilişkin sözleşmenin olduğu anlaşılmıştır. Tarafların ticari defterler ve kayıtları ile Bilirkişi heyetlerin hazırlamış olduğu raporlar içeriğinin incelenmesinde; - Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre, davalının davacıya 20.652,00 TL borcu olduğu; davalının ticari defter ve kayıtlarının da bu borcu teyit ettiği görülmüştür. Taraflar arasında ihtilaf konusu olan, davalıya satılan kazanın gizli ayıplı olup olmadığı bu nedenle davalının zararının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. TBK. m. 227 hükmü: “Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.” şeklindedir. Söz konusu hükmün, ayıba karşı tekeffülde alıcı lehine seçimlik bazı haklar öngördüğünü; alıcının, satılanı redde hazır olduğunu beyanla satım sözleşmesinin feshini ya da satılanı alıkoyup satış parasından indirim yapılmasını talep edebilir. Alıncının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı da saklıdır. Taraflar arasındaki sözleşmenin filtre başlıklı bölümünde, davacı tarafından, "Filtrenin kirli dumanı % 95-98 oranında temizleyeceği ve çevre kirliliği konusunda hiçbir etken oluşturmayacağı garantisinin verildiği" görülmektedir. Dolayısıyla dava konusu filtrenin bu özelliklere sahip olduğunu ispat etme yükümlülüğü, ispat hükümleri uyarınca, davacıya ait olup, davacı tarafından bu hususlara ilişkin herhangi bir somut delil sunulmamaştır. Dosya içinde bulunan ve Teknik Bilirkişiler Prof.Dr. .... ve Doç.Dr. .... tarafından hazırlanan 20.07.2016 Tarihli Bilirkişi Raporunda ve 21.08.2020 Tarihli Ek Bilirkişi Raporunda; “…Dava dosyasındaki belgelerden davalının (müvekkil şirket ... A.Ş.) dava konusu kazan için emisyon belgesi alamadığı/almak için müracaat etmediği…müracaatın (kazan) emisyon sınır değerlerini sağlamadığı gerekçesi ile yapılamadığı anlaşılmaktadır…buna göre davacı tarafından üretilen katı yakıtlı kazan tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi eksiklikler içerdiği için ayıplıdır. bu ayıp kazan kullanılması sırasında yapılacak ölçümlerle tespit edilebileceği için gizli ayıptır….emisyon değerlerinin geçerli mevzuata göre sağlanamaması ürünün teslim alınmasına engeldir…bu bakımdan kabule icbar edilemeyecek ölçüde ürün üzerinde ayıp olduğu kanaatine varılmıştır… Sözleşmede, kazanda yakılabilecek kömür özellikleri (ısıl değer, analiz özellikleri, nem, kül içerikleri, tane büyüklükleri gibi) ile ilgili değer aralıkları belirtilmemiştir. Davalı şirket sözleşme yaparken ve davacı da teklif isterken kazanda yakmayı planladığı yakıtın veya kömürün özelliklerini tarif etmemiştir…Davacı sözleşmede kullanılabilecek yakıt çeşitlerini belirtmiştir. Yakıtların özellikleri konusunda bir kısıtlama koymamış veya değer aralıkları belirtmemiştir. Buna göre kullanılacak kömür ne olursa olsun emisyon değerlerini sağlayabileceğini kabul etmiş görülmektedir. Davalının kullandığı kömürden dolayı ayıbın gerçekleştiği kanaatine varmak mümkün değildir. Davalı emisyon izni alamadığına göre emisyon değerlerinin sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda filtre ile ilgili ayıbın üretim kaynaklı olduğu kanaatine varılmıştır…” denmek suretiyle dava konusu sistemin gizli ayıplı olduğu belirtilmiştir. Anılan raporun, yerinde inceleme yapılmak suretiyle hazırlandığı dikkate alınarak, mahkememizce de bu hukuka uygun rapora itibar edilmiş ve dava konusu filtrenin gizli ayıplı olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığına bağlı görevliler tarafından yapılan ve yasal sınırları taşımayan ölçümler sonucu düzenlenen ve davalının ödemek zorunda kaldığı idari para cezalarının da, filterinin gizli ayıplı olduğu yönündeki tespiti destekler nitelikte olduğu da mahkememizce kabul edilmiştir. Davalının TBK. m. 227 hükmüne göre uğramış olduğu zararları tazmin etme hakkı bulunmakta olup, davacıdan satın alınan kazanın çevre kirliliği için standartları tutturamaması nedeniyle emisyon izni alınamadığı ve çevre atıkları nedeniyle davalının toplam 45.306 TL idari para cezası ödemek zorunda kaldığı tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, davacının dava konusu bakiye alacağının, davalının ayıplı ifa nedeniyle uğramış olduğu zararından daha az olduğundan, davacının herhangi bir alacağı bulunmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde açılan davanın reddine karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının sübut bulmadığından REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 352,68‬-TL peşin harcın mahsubu ile 74,92-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 4-Davalı tarafından sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 2.000,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Dair; Miktar itibariyle kesin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/03/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2013/442, K. 2024/289, T. 19.03.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2013-442-e-2024-289-k-17bcd7b40241