Bölge Adliye Mahkemesi · Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/830 E. 2024/576 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/830
Karar No
2024/576
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ : 30/12/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 04/04/2022 DAVANIN KONUSU: Sigorta GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 30/12/2024 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı .... plakalı araç ile...plakalı motorsikletin çarpışması sonucu motorsiklette meydana gelen hasar bedelinin müvekkili tarafından ödediğini, davalının işleteni olduğu sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk etmesinden dolayı müvekkili sigorta şirketi açısından tazminat sorumluluğunun daha ağır olarak ortaya çıktığını beyan ederek, yapılan 10.500,00 TL'lik ödemenin faizi ile birlikte tahsili için girişilen takibe davalının yaptığı itirazın iptali ile tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın 28/07/2019 tarihinde müvekkili araç kiralayan şirket tarafından...ve ...na kiralandığını, davacının iddiasının aksine, meydana gelen kaza sonucunda kaza tespit tutanağının düzenlendiğini, böyle bir tutanak düzenlenmemiş gibi dava açılmasının haksız olduğunu, olay yerinin terk edilmesinin her halukarda meydana gelen hasarın teminat kapsamı dışına alınmasına sebep olamayacağını, araç sürücüsünün ehliyetsiz ya da alkollü olduğu hususunda bir delil bulunmadığını, bunun davacı tarafından da ispatlanmadığını, olay yerini terk etmenin başlı başına hasarın teminat dışında kalmasına sebep olamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Davalının sunduğu araç kira sözleşmesinin 23/08/2019 - 25/08/2019 dönemini kapsaması, kazanın bu tarihten önceki 03/08/2019 tarihinde meydana gelmesi, davalı araç sürücüsünün, çarpışılan araç sürücüsünün beyanına göre kaza sonrası olay yerini terk ettikten sonra yanında ... isimli bir kişi ile gelen ... ismindeki ihbar olunanın kaza anında sigortalı aracı kendisinin kullandığını belirterek kaza tespit tutanığı düzenlendiğini ifade etmekte ise de kaza anında sigortalı araçta bulunan şahsın yani gerçekte sigortalı aracı kullanan şahsın ... olmadığını belirtmesi karşısında davalı araç sürücüsünün kaza mahallini terk etmesinin makul bir gerekçesi gösterilmediği" gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı hakkında Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden giriştiği takibe davalının yaptığı itirazın iptali ile takipte belirtilen şartlar ile aynen devamına, alacak likit olmadığından davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait olan aracın 28/07/2019 - 23/08/2019 tarihleri arasında kullanılmak üzere kiracı ...'na teslim edildiğini, gerekçeli kararda kira tarihlerinin yanlış tespiti sebebiyle müvekkilinin işleten sıfatının bulunduğunun belirtildiğini, aracın 03/08/2019 tarihinde yani kiralama döneminde kazaya karışmış olması sebebiyle müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığını, bu nedenle davanın pasif husumet sebebiyle reddedilmesinin gerektiğini, gerekçeli kararın usulüne uygun yazılmadığını, taraf iddialarının irdelenmediğini, kazada olay yerinin terk edildiği iddiasının anlaşılamadığını, zira tarafların anlaşmalı olarak tuttukları bir kaza tespit tutanağının bulunduğunu, olay yerinin terk edilmesinin tek başına rücu sebebi olamayacağını, terkin alkol, uyuşturucu madde etkisinde araç kullanma veya ehliyetsizlik gibi durumların gizlenmesi amacıyla olması gerektiğini, bu noktada ispat yükünün davacı sigorta şirketine ait olduğunu, bilirkişi raporunda kusur dağılımı ve hasar miktarı yönünden yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, ek rapor taleplerinin gerekçesiz şekilde reddedildiğini, karşı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, hasar bedeli hesaplanmasında amortisman ve hurda bedellerinin raporda dikkate alınmadığını, raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinden kaynaklı olay yeri terk iddiasına dayalı rücuen tazminat alacağının tahsili amaçlı başlatılan ilamsız takipte vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesi gereğince, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır. Rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir dava olup, dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı, yani sigorta ettirendir. Sigortaya konu aracın uzun süreli kiraya verilmesi nedeniyle sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanun’un 95/2. maddesine dayalı olarak görülen rücu davası yönünden hüküm ifade etmez. Bu nedenle davalının işleten sıfatının bulunmadığına ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın sigortacının sigortalısına rücu hakkını düzenleyen B.4 maddesinin 3-f bendine göre; Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması sebebiyle meydana gelen zararlar için sigortacının ödediği bedeli sigortalısından rucüen tahsil edebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, taraflar arasında imzalı maddi hasarlı tespit tutanağının bulunması, bu tutanakta sürücülerin kimlik bilgilerinin mevcut olup, sürücünün farklı bir kişi olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi, kaydın bulunmaması ve davalının kabul etmemesi karşısında, ilk derece mahkemesinin olay yeri terk olgusunu, karşı araç sürücüsünün davacı sigorta şirketine hitaben yazdığı 05/10/2019 tarihli yazılı beyan dilekçesini esas alarak kabul etmesi isabetsiz olmuştur. Davacı sigorta şirketi rücu sebebi olarak ileri sürdüğü olay yerinin terk edildiği ve araç sürücüsünün tespit tutanağında yazılandan farklı bir kişi olduğu iddialarını aynı kuvvette delille ispatlamak zorundadır. Davacı sigorta şirketinin bu kuvvette yazılı bir delile dayanmadığı görülmekle, davanın ispatlanamaması sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabul edilmesi hatalı olmuş, davalının buna ilişen istinaf başvurusu kabul edilmiştir. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2022 tarih ve... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE; a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin olarak yatırılan 133,17 TL harcın mahsubuyla bakiye 294,43 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2022 tarih ve... Esas - ...Karar sayılı, ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE, b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, d-Arabuluculuk aşamasında sarf edilen 1.320,00 TL'nin yargılama gideri olarak 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil edilmek üzere davacıdan alınarak Hazine'ye GELİR KAYDINA, e-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 10.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, f-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 179,31 TL istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE, b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 69,60 TL posta masrafı, 62,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 352,30 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...

Atıf: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/830, K. 2024/576, T. 30.12.2024, www.arakarar.com/karar/antalya-bolge-adliye-mahkemesi-16-hukuk-dairesi-2024-830-e-2024-576-k-a5fda4673598