Bölge Adliye Mahkemesi · Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/782 E. 2025/955 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/782
- Karar No
- 2025/955
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:17/01/2022 DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/09/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında kredi sözleşmesi imzalandığı ve kredinin kullandırıldığını ancak davalının borcunu ödemediğini icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...eldeki dava kredi sözleşmesine dayalı alacak için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Davacı borcun ödenmediğini ödenmediğini ileri sürmüş davalı ise takibe itirazında borcunun olmadığını savunmuştur. Davalı kredi sözleşmesini açıkça inkar etmediğinden taraflar arasında bir kredi sözleşmesi imzalandığının ihtilafsız olduğu kabul edilmiştir. Alınan rapora göre davacı takip talebini sözleşmeye uygun düzenlemiş, davalı ise ödeme hususuna yönelik herhangi bir kanıt sunmamıştır. Davacı vekili rapora karşı itiraz etmiş ise de kefilin ancak kendi imzaladığı sözleşme kapsamında verilen kredilerden sorumlu tutulabileceği, daha sonra farklı sözleşmeler imzalandığı takdirde bunlara dayalı kredi sözleşmelerinden yeni sözleşmelerde imzası bulunmayan kefilin sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu haliyle davacının davasında kısmen haklı, talebin gönderilen kredi belgeleri ve kat ihtarnamesine dayanmakla likit ve belirlenebilir olduğu bu haliyle icra inkar tazminatı talebinin de yerinde olduğu"şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2018 tarihli sözleşmelerde davalının kefalet imzasının bulunduğunu, sözleşmenin imzalandığı tarihten önce açılmış ve açılacak kredilere de kefil olunduğunun sözleşmede yazılı olduğunu, temerrüt tarihi belirlemesinin hatalı olduğunu, asıl alacağa temerrüt faizinin işlemeye başladığı tarihin hesabın kat edildiği tarih olan 09/04/2021 tarihi olması gerektiğini, sözleşmede de bu hususun yazılı olduğunu, ticari kredi ve diğer kredilerden kaynaklanan asıl alacağa ve iade edilmeyen 5 adet çeke ilişkin garanti tutarlarına yönelik bilirkişi raporunda hesaplama yapılmadığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2018 yılı haziran ayında şirket ortaklığından ayrıldığını, bu tarihten sonra imzalanan sözleşmelerde imzasının bulunmadığını, ortaklıktan ayrıldığı tarihte ise şirketin bankaya borcu bulunmadığını, kefaletin sonsuza kadar devam edeceğinin düşünülemeyeceğini, icra inkar tazminatının hatalı olduğunu, çünkü itirazlarının büyük kısmında haklı çıktıklarını, reddedilen kısım yönünden ise müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalının 01.06.2018 tarihli genel kredi sözleşmesine 500.000 TL limitle müşterek müteselsil kefaletinin geçerli olmasına, 01.06.2018 tarihli Business Kart Sözleşmesindeki kefaletinin de geçerli olmasına, bu tarihten sonra imzalanan sözleşmelerde davalının kefalet imzasının bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da takipte talep edilen davalının imzasının bulunmadığı sözleşme uyarınca verilen krediler ve gayri nakdi risk dışlanarak, hesap yapılmış olmasına, 12.04.2021 tarihli kat ihtarının davalıya 16.04.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına, hafta sonu ve 24 saatlik ihtar süresi de dikkate alındığında davalı kefilin 20.04.2021 tarihinde temerrüde düştüğünün sabit olmasına, kefilin temerrüdünün oluşması için süre içeren bildirimin davalı kefile sözleşmede belirtilen şekilde tebliğ edilmesi gerektiğinden, bu konuda sözleşmede kefillere yönelik hususi düzenleme olsa dahi kefilin temerrüdünün kat ihtarının sözleşmedeki usule göre tebliği ile doğacak olmasına(bknz Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 03.06.2025 tarihli 2024/5553 esas 2025/3957 Karar sayılı emsal ilamı), kefilin sorumluluğunun kendi temerrütü ile sınırlı olmasına, kefil temerrüte düşürülmediği sürece temerrüt faizlerinden sorumlu tutulamamasına (Yargıtay 19.HD'nin 14.12.2015 tarih ve 2015/6616 E- 2015/16781 K sayılı ilamı), davalının cevap dilekçesinde kefalet sözleşmesinde belirtilen yazıların kendisine ait olmadığını savunmasına rağmen, bu hususu istinaf sebebi yapmamasına, alacak likit, davalı takibe itirazında haksız olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmasına, kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için haksız takip başlatılmasının yanı sıra kötüniyetli takip başlatıldığının da ispatının zorunda olmasına, davacının kötüniyetli takip başlattığının ispat edilememiş olmasına, bu husus kamu düzenine ilişkin olmamakla, HMK 'nın 355. maddesi uyarınca istinaf incelemesi kapsamının istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ile sınırlı olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ve davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 23.403,87 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.117,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.286,37 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 4-Davacının ve davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ...