Bölge Adliye Mahkemesi · Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/2683 E. 2024/338 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2683
- Karar No
- 2024/338
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TENSİP KARAR TARİHİ: 24/07/2024 DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 25/11/2024 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, olumsuz neticeler yaklaşık olarak ispatlanabilmiş ise ihtiyati uygulamalar devreye gireceğini, ihtiyaten verilen kararlar, yargılama sonuçlanıncaya kadar geçen sürede mağdurların daha da mağdur olmalarını önlemeyi amaçlar. Diğer bir deyişle, mahkeme karar verinceye kadar mağdurun zararlarının tazmini koruma altına alınır. Celbini talep ettiğimiz Sinop Sulh Hukuk Mahkemesi ... D. İş dosyasında yer alan bilirkişi raporundan da görüleceği üzere davalının ayıplı mal satarak müvekkil firmayı mağdur ettiği, bu ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu açıktır. Arızaya ilişkin delil tespiti müvekkilin zararını yaklaşık olarak ispat etmiş olduğunu göstermektedir. Müvekkilin uğradığı zararın dava sonuçlanıncaya kadar güvence altına alınması için ; Aracın ayıpsız misli ile değişim bedeli (Aracın misli değeri gözetilerek), aracın arızasının tespiti ve onarımı için yapılan harcamalar, ticari kazanç kayıpları ve uğranılan tüm zarar bakımından 5.000.000,00 TL (Beş milyon Türk Lirası ) tutarında öncelikle teminatsız olarak, bu mümkün değilse mahkemenizce uygun görülecek bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacı dava dilekçesinde ihtiyati haciz talep etmiş ise de, davacının bu taleplerinin reddi gerekmektedir. Zira davacının talepleri terditli olup, tüm talepleri de yargılamayı gerektirmektedir. Yargılamanın gerektiği hallerde ihtiyati haciz kararı verilmesi mümkün değildir. Bu sebeple davacının bu kapsamdaki taleplerinin de reddi gerektiğini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tensip zaptında; "...İcra ve İflas Kanunu'nun 258/1 hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin "alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması" yeterlidir. Mahkemenin "alacağın varlığına kanaat getirmesinden" anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati hacizde amaç, ihtiyati tedbire benzer şekilde, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan "hukuk devleti" ilkesinin bir gereği olarak, bireylere etkin hukuki himaye sağlamaktır. İhtiyati haciz yargılamasında, etkin hukuki himaye sağlamak, bunu sağlarken mümkün olduğunca çabuk ve seri hareket etme gerekliliği, usul kurallarına göre maddi hukuka dayanan hakkın araştırılmasından önce gelir. Maddi hukuka göre kimin haklı kimin haksız olduğu, İcra ve İflas Kanunu'nun 264. maddesi çerçevesinde itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası çerçevesinde ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davası sırasında incelenerek sonuçlandırılacaktır. Bu nedenlerle İcra ve İflas Kanunu'nun 265. maddesinde ihtiyati haciz kararına itirazın koşulları açıkça hükme bağlanmıştır. Anılan maddede, borçlunun kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebileceği düzenlenmiştir. Bu itiraz sebepleri sınırlı olup, şekli niteliktedir.(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi., 02.11.2007 gün, ... E.N , ... K.N.) İhtiyati haciz hakkında yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya bakıldığında; dava konusu araçtaki ayıpların satıştan önce var olup olmadığı, ayıplardan davacının haberdar olup olmadığı, ayıbın davalıya ihbar edilip edilmediği tahkikat aşamasında ortaya çıkacağından ihtiyati haczin şartları mevcut olmadığından, yaklaşık ispat hususunda Mahkememizde kanat oluşmadığından talebin reddine ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin gerekçesinin tatmin edici düzeyde olmadığını, ihtiyati haciz için şartları neden oluşmadığının mahkemece detaylandırılmadığını, Sinop Sulh hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayıldı dosyasında yer alan bilirkişi raporundan da görüleceği üzere dava konusu ayıbın gizli ayıp olduğunun açık olduğunu, 5.000.000,00 TL tutarında öncelikle teminatsız olarak bu mümkün değilse uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: İstinafa konu ara karar, ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin 24/07/2024 tarihli karardır. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ihtiyati haciz için yaklaşık ispatın sağlanamadığı gibi ihtiyati haciz kararları harçlandırılmış dava değeri üzerinden verilebilir nitelikte olup, davacının talebinin dava konusu ettiği ve harçlandırdığı dava değerinin çok üzerinde bir rakam olduğu hususları da birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi ...