İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/67 E. 2025/596 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/67
Karar No
2025/596
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/67 Esas KARAR NO : 2025/596 DAVA : Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali DAVA TARİHİ : 05/08/2021 KARAR TARİHİ : 21/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunu, uzun süre önce yurt dışına yerleşmiş olup halen ...'da ikamet ettiğini, davacının ...'da yaşaması sebebiyle davalı kooperatif ve üyeliği hakkındaki bilgileri seneden seneye ülkemize geldiğinde alabildiğini, davacıya herhangi bir tebligat/ihtar yapılmamasına ve bu konuda öncesinde hiçbir bilgi verilmemesine karşın kooperatif ile ilgili bilgi almak için davalı kooperatife başvuran davacıya, kendisinin kooperatif üyeliğinden ihraç edildiğinin ve artık davalı kooperatifin üyesi olmadığının davalı kooperatif tarafından söylenmesi üzerine davacının, kooperatiften ihraç edildiğini haricen öğrendiğini, davacı hakkında alınan kooperatif üyeliğinden ihraç kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla davalı Kooperatife karşı tamamen aynı konuda ve aynı gerekçelerle başka bir kooperatif üyesi hakkında açılan ihraç kararının iptaline ilişkin davaların olduğunu, söz konusu dava dosyalarında alınan bilirkişi raporları ve mahkeme kararlarının işbu dava yönünden emsal teşkil ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için davalı Kooperatif tarafından ...'ndan kullanılan ... TL limitli kredi nedeniyle "mahrum kalınan kar payı" ödenmesi söz konusu olsa bile, bunun kooperatif üyesine ek ödeme yükümlülüğü getirmek anlamına gelmediğini, davalı Kooperatifin ana sözleşmede yer almayan ek ödeme yükümlülüğünü yapmadığı gerekçesiyle üyesini kooperatiften ihraç etme hak ve yetkisi bulunmadığını, öte yandan talep edilen tutarın mali yükümlülük kabul edilmesi halinde de kooperatif tarafından talep edilmesinin mümkün bulunmadığını, eğer davalı hakkındaki ihraç kararı eski kayyım tarafından alındıysa, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... Esas numaralı dosyasından davalı kooperatife tedbiren atanan kayyımın, davanın ... tarihinde kesin olarak reddedilmesiyle ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkmasından dolayı görevi sonlanmasına rağmen, görevi hala devam ediyormuş gibi ihraçlar hakkında karar almasının usulsüz olduğunu, öte yandan, mahkeme tarafından tedbiren atanan kayyımın görevi sadece genel kurulu toplayarak yönetim ve denetim kurulunun seçimini yaptırması ve bu sırada yapılacak acil işlerin yapılması olduğunu, oysa kooperatif üyeliğinden ihraç, mahiyeti itibariyle ağır bir yaptırım olup, geçici bir tedbir olarak (yalnızca genel kurulu toplamak ve yönetim ile denetim kurulunu seçtirmek göreviyle) atanan kayyımın üyelikten ihraç prosedürü kapsamında ihtar göndermesi ve ihraç kararı almasının kabul edilemeyeceğini, ihraç konusunda yetkisi olmayan kayyım tarafından alınan ihraç kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan, bu yönüyle de ihracın iptali gerektiğini, davacının kooperatif ortaklığından çıkarılmasına dair davalı kooperatifin kararının iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı kooperatif adına, ... Bankasından kredi kullanılmak suretiyle, ... yılında ... ili ... ilçesi ... Mah. ... ada ... parselde kaim taşınmaz edinildiğini, banka kredisi kullanmak suretiyle edinilen taşınmaz üzerine; ... Adet ... +... yapılması projelendirilip, proje üzerinden üyelere isabet eden bağımsız bölümlerin noter kura çekilişi ile belirlendiğini, yapılan projeye göre, yüklenici firmalarla yapılan sözleşmeler ile inşaatın belirli aşamaya geldiğini ancak; davalı kooperatif adına arsa edinilmesini ve inşaatın yapımı için kullanılan kredi geri ödemesi kooperatifin bankaya olan borcu, kooperatif üyelerinin mali yükümlülüğü olarak her bir hisse bedeli olarak ferdileştirilip, tüm üyelerin mali yükümlülüğünün karşılığı olan ... TL'nın kredinin son ödeme tarihi olan ... tarihinde ödemesi gerektiğini, kooperatifin her üyesinin, bir hisse karşılığı ... tarihinde ... TL ödeme yapması gerekirken; davacı ...'ün ... TL haricinde ödeme yapmadığından, kooperatife karşı mali yükümlülüklerini süresi ve zamanında eksiksiz olarak yerine getirmediğini, davacı gibi kimi üyelerinde mali yükümlülüklerini yerine getirmediklerinden, kooperatifin bankaya olan borcunun kapatılamadığını ve davalı kooperatifin mali sıkıntıya düştüğünü, bu nedenle; arsa alımı için kredi kullanılan banka, kooperatif üyelerine kullanılan ve kapatılmayan kredi borcu nedeniyle şahsi sorumluluklarına gidip alacağını tahsil edeceği yönünde ihtarların düzenlendiğini, davalı kooperatif adına banka kredisi ile edinilen arsanın kredi geri ödemesinin her hisse başına ferdileştirilmişken; mali yükümlülüklerini yerine getirmeyen bu şekilde kooperatifin bankaya olan borcu kapatılamadığı gibi mali yükümlülüklerini yerine getirmeyen üyeler nedeniyle kredi kullanılan banka tarafından ödenmeyen kredi borcuna “mahrum kalınan kar payı” işletilip, kooperatifin banka borcunun artmasına neden olunduğunu, ... tarihinde yapılan davalı kooperatif genel kurulunda, mali yükümlülüklerini yerine getirmeyen üyeler hakkında, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu uyarınca işlem yapılması kararı alınmış ve davacıya Antalya ... Noterliği'nin ... Tarih ve ... Yevmiyesine kayıtlı ihtarname ile mali yükümlülüklerini yerine getirmesi aksi halde kooperatif üyeliğinden çıkarılacağının ihtaren bildirildiğini, davacıya kooperatifler kanununda öngörülen 1. Noter İhtarnamesi gönderile mali yükümlülüklerini yerine getirilmesi ihtar edildiği halde süresi içinde herhangi bir ödeme yapılmadığından, davacıya Antalya ... Noterliği'nin ... Tarih ve ... Yevmiyesine kayıtlı 2. Noter İhtarnamesi ile 1. Noter İhtarnamesinde belirtilen meblağı ödemeleri ihtar edilmesine rağmen yasal süre içerisinde herhangi bir ödeme yapmadığını, dava dilekçesinde davacıya, kanunda öngörülen şekilde bir bildirim yapılmadığı ileri sürülmekte ise de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, zira; davacının ... ... ... de ikamet edip, noter ihtarnameleri, Adalet Bakanlığı aracılığıyla konsolosluk marifetiyle davacıya tebliğ edildiğini, davalı kooperatifin kredi kullandığı bankaya nakden veya kredi kullanmak suretiyle yerine getirmekle yükümlü olduklarını, nitekim, davalı kooperatif üyelerinin, mali yükümlülüklerinin karşılığı olan ... TL'yi, ... tarihine kadar kredi kullanılan bankaya defaten ya da kredi kullanmak suretiyle ödediklerini, davacı ...'ün davalı kooperatif üyeliğine ... tarih ve .../... sayılı kararı ile kabul edilmiş olup; davacıya bildirilen ana para borcu ve faiz yükü ödemesini tebliğ edilen ihtarnamelere rağmen yasal sürede ödememesi nedeniyle davacının ihraç kararında hukuka aykırılık bulunmadığından davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini, öncelikle huzurdaki davanın hak düşürücü süre yönünden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce istinaf ilamından önce yapılan yargılamada: Davacı tarafça tebligatın yurt içi tebligat esaslarına göre usulüne uygun olmadığı belirtilmiş ise de; Mahkememizce ... tarih, .../... Esas .../... Karar ile davacının yurt dışı ikametgah adresinin bulunduğu ve tebligatın bu adrese yapıldığı, ihtarname ekinde gelen tebliğ evraklarından anlaşılmış olup yurt dışı tebligat usulüne göre yapılan tebligatın usulüne uygun olup tebligatın yapıldığı tarihten itibaren yasal üç aylık süre geçtikten sonra açılan ihraç kararının iptali istemli davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verildiği, karaırn istinaf edildiği, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesinin .../... Esas .../... Karar sayılı ... tarihli ilamı ile "...Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesinde "Ortakların yüklendikleri paylar için ödeyebilecekleri para tutarını ana sözleşme belirtir. Kooperatif, sermaye yüklemlerinde borçlu veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortaklarından elden yazılı olarak veya taahhütlü mektupla, bu husus mümkün olmazsa ilanla ve münasip bir süre belirterek yükümlerini yerine getirmelerini ister. İlk isteğe uymayan ve ikinci istemeden sonra da bir ay içinde yükümlerini yerine getirmeyenlerin ortaklığı kendiliğinden düşer. Ortaklığın düşmesi alakalının, anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmez." Aynı kanunun 16/3. maddesinde "Ortak, çıkarma kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. Tebliğ edilen karar yönetim kurulunca verilmiş ise ortak üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır. Üç aylık süre içinde genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarılma kararları kesinleşir'' hükmüne haizdir. 7201 sayılı Tebligat Kanunun 25. maddesinde; Yabancı memlekette tebligat usulü düzenlenmiş olup, madde de; "Yabancı memlekette tebliğ o memleketin salahiyetli makamı vasıtasiyle yapılır. Bunun için anlaşma veya o memleket kanunları müsait ise, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını salahiyetli makamdan ister. Yabancı memleketlerde bulunan kimselere tebliğ olunacak evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu vekalet vasıtasiyle Dışişleri Bakanlığıne, oradan da memuriyet havzası nazarı itibara alınarak ilgili Türkiye Elçiliğine veya Konsolosluğuna gönderilir. Şu kadar ki, Dışişleri Bakanlığının aracılığına lüzum görülmeyen hallerde tebligat evrakı, ilgili Bakanlıkça doğrudan doğruya o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya Başkonsolosluğuna gönderilebilir." tebligatın nasıl yapılacağı gösterilmiştir. Yine aynı kanunun 25/a maddesinde de; "Siyasî temsilcilik aracılığıyla yabancı ülkedeki Türk vatandaşlarına tebligat Yabancı ülkede kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla da yapılabilir. Bu hâlde bildirimi Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu veya bunların görevlendireceği bir memur yapar. Tebliğin konusu ile hangi merci tarafından çıkarıldığı bilgilerinin yer aldığı ve otuz gün içinde başvurulmadığı takdirde tebliğin yapılmış sayılacağı ihtarını içeren bildirim, muhataba o ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle gönderilir. Bildirimin o ülkenin mevzuatına göre muhataba tebliğ edildiği belgelendirildiğinde, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurulmadığı takdirde tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır. Muhatap Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurduğu takdirde tebliğ evrakını almaktan kaçınırsa bu hususta düzenlenecek tutanak tarihinde tebliğ yapılmış sayılır. Evrak bekletilmeksizin merciine iade edilir. Bu maddeye göre kazaî merciler tarafından çıkarılacak tebligatta, tebliğ evrakı doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna gönderilebilir. düzenlemesi mevcuttur. Eldeki dava kapsamı incelendiğinde Antalya ... Noterliği tarafından ... tarih ... yevmiye sayılı ihtarname ile davacının ... Mah. ... Cad. ... sokak ... Apt. Kat. ... D. ... .../... adresine birinci ihtarnamenin gönderildiği, ihtarnamenin tebliğ edilememesi üzerine bu kez davacının yurt dışı tebligat adresine ... tarihinde tebligat yapıldığı, ikinci ihtarnamenin ise davacının yurt dışı adresine ... tarihinde yapıldığı, bu iki tebligatın davacının bizzat kendisine yapıldığı, davacının üyelikten ihracına ilişkin kararın ise davacının yine yurt dışı adresine ... tarihinde yapıldığı bu tebligatın ise bizzat davacıya değil ... isimli kişiye "gönderi almaya yetkili kişi" sıfatıyla tebliğ edildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı yukarıdaki kanun maddeleri ve açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece davacının üyelikten ihracına ilişkin ... tarihinde yapılan tebligatın geçerli olduğu kabulüyle 3 aylık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de davacının yurtdışı adresine yapılan ... tarihli tebligatın geçerliliği konusunda yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan karar verildiği anlaşıldığından karar hatalı olmuştur. Bu sebeple davacının istinafı yerinde görülmüştür. Mahkemece yapılacak iş; ... tarihli tebligatı teslim alan ... isimli kişinin gerçekten "gönderi almaya yetkili kişi" olup olmadığının araştırılması, bu tebligatın ... Hukuku'na göre geçerli bir tebligat olup olmadığının tespit edilmesi, gerekirse bu yönde T.C. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden görüş sorulması, tebligatın geçerli olduğu kanaatine karar verilmesi halinde ilk karar gibi davanın usulden reddine karar verilmesi, tebligatın geçersiz olduğu kanaatine varılması halinde ise taraf delilleri toplanarak esas hakkında karar verilmesinden ibarettir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle tarafların istinaf talebinin kabulü ile kararın esastan kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce dava dosyası yukarıdaki esas sırasına kaydedildikten sonra yeniden yapılan yargılamada: TC Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak kooperatif tarafından davacıya gönderilen ihraç kararına ilişkin ... tarihli tebligatın davacının yurt dışı adresinde davacı adına teslim alan ... isimli kişinin gerçekten gönderi almaya yetkili olup olmadığı, ... Hukukuna göre yapılan tebliğ işleminin geçerli bir tebliğ olup olmadığının sorulması ile bu hususta görüş alınmasına karar verilmiş, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün ... tarihli yazısı ekindeki ... Başkonsolosluğunun ... tarihli yazısında "...tebligatın yapıldığı zaman Covit 19 salgını dolayısıyla bir takım kısıtlamaların uygulamaya alındığı bir zamandır. Bu dönem içerisinde ...'da her türlü posta ve kargo teslim süreçlerinde sosyal mesafe kurallarının tüm dünyada olduğu gibi aşırı dikkat edilmiş ve mümkün mertebe temassız veya teması en aza indirecek şekilde teslimatların yapılmasına özen gösterilmiştir. Başkonsolosluğumuzca gönderilen tebligat bildirilerinin zaman zaman posta görevlileri tarafından imzalanarak ilgili kişilerin posta kutularına bırakıldığı müşahade edilmiştir. ...'in posta dağıtıcısı olarak mektubu adrese teslim ettiği ve taahhüt kartını da bu nedenle imzaladığı anlaşılmıştır." şeklinde belirtilmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, kooperatif üyeliğinden ihraca ilişkin yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Davanın süresinde açılıp açılmadığına ilişkin yapılan değerlendirmede: Davacı tarafça ihraç kararına dayanak ihtarnameler ile ihraç kararının usulsüz tebliğ edildiği gerekçesiyle açılan davanın süresinde olduğu iddia edilmiştir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu 27. maddesinde: "Ortakların yüklendikleri paylar için ödeyebilecekleri para tutarını ana sözleşme belirtir. Kooperatif, sermaye yüklemlerinde borçlu veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortaklarından elden yazılı olarak veya taahhütlü mektupla, bu husus mümkün olmazsa ilanla ve münasip bir süre belirterek yükümlerini yerine getirmelerini ister. İlk isteğe uymıyan ve ikinci istemeden sonra da bir ay içinde yükümlerini yerine getirmiyenlerin ortaklığı kendiliğinden düşer. Ortaklığın düşmesi alakalının, anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmez." düzenlemesi mevcuttur. Kooperatifler Kanunu 16. Maddesinde; "...Çıkarılma kararı gerekçeli olarak tutanağa geçirileceği gibi, ortaklar defterine de yazılır. Kararın onaylı örneği,çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içinde notere tevdi edilir. Bu ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilir. Tebliğ edilen karar, yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır. Üç aylık süre içinde,genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarılma kararları kesinleşir." şeklinde belirtilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 18.11.2019 tarih 2018/ 869 E 2019/4788 K sayılı emsal içtihadında "..1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16. maddesinde çıkarma kararının, ortağa tebliğinden itibaren üç ay içinde iptali için dava açılmaması halinde bu kararın kesinleşeceği hükme bağlanmıştır. Dava açmaya ilişkin bu süre hak düşürücü niteliktedir. Mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Ancak sürenin başlayabilmesi için kararın tebliği zorunludur. Bu tebliğin noter kanalıyla da yapılması şart değildir. Ortağın haricen öğrenmesi, hatta kararın yüzüne karşı verilmesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Süre her halükarda tebliğden başlamaktadır. Bu durumda mahkemece, ihraç kararının davacıya tebliğ edilip edilmediğinin tespiti ile tebliğ edilmediği veya tebliğ edildiği tarih göz önünde bulundurularak üç aylık hak düşürücü sürenin geçmemiş olduğu tespit edildiğinde, işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi..." gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.04.2015 tarih, 2013/23-1522 Esas, 2015/1196 Karar sayılı emsal içtihadında; "Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ihraç kararının tebliğinin geçerli olup olmadığı konusunda yerel mahkemece yapılan araştırmanın hüküm kurmak için yeterli olup olmadığı, varılacak sonuca göre ihraç kararının, davacının kooperatif ortaklar defterinde yazılı adresi dışında farklı bir adrese tebliğe çıkartılma nedeninin araştırılması gerekip gerekmediği ve kooperatif genel kurulu tarafından ihracın kabulüne karar verilmesinin davaya etkisi noktalarında toplanmaktadır. .... Davacının davalı kooperatife bildirdiği adresten farklı bir adrese çıkartılan tebligatın davacı ortağa tebliğ edilmemiş olması nedeniyle yönetim kurulu ihraç kararı davacıya tebliğ edilerek kesinleşmiş değildir." Antalya ... Noterliği tarafından ... tarih ... yevmiye sayılı ihtarname ile davacının ... Mah. ... Cad. ... sokak ... Apt. Kat. ... D. ... .../... adresine birinci ihtarnamenin gönderildiği, ihtarnamenin tebliğ edilememesi üzerine bu kez davacının yurt dışı tebligat adresine ... tarihinde tebligat yapıldığı, ikinci ihtarnamenin ise davacının yurt dışı adresine ... tarihinde yapıldığı, üyelikten ihracına ilişkin kararın ise yine yurt dışı adresine ... tarihinde yapıldığı görülmüştür. 7201 sayılı Tebligat Kanunun 25. Maddesinde; "Yabancı memlekette tebligat usulü düzenlenmiş olup, madde de; "Yabancı memlekette tebliğ o memleketin salahiyetli makamı vasıtasiyle yapılır. Bunun için anlaşma veya o memleket kanunları müsait ise, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını salahiyetli makamdan ister. Yabancı memleketlerde bulunan kimselere tebliğ olunacak evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu vekalet vasıtasiyle Dışişleri Bakanlığıne, oradan damemuriyet havzası nazarı itibara alınarak ilgili Türkiye Elçiliğine veya Konsolosluğuna gönderilir. Şu kadar ki, Dışişleri Bakanlığının aracılığına lüzum görülmeyen hallerde tebligat evrakı, ilgili Bakanlıkça doğrudan doğruya o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya Başkonsolosluğuna gönderilebilir." 25/a maddesinde de; "Siyasî temsilcilik aracılığıyla yabancı ülkedeki Türk vatandaşlarına tebligat Yabancı ülkede kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla da yapılabilir. Bu hâlde bildirimi Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu veya bunların görevlendireceği bir memur yapar. Tebliğin konusu ile hangi merci tarafından çıkarıldığı bilgilerinin yer aldığı ve otuz gün içinde başvurulmadığı takdirde tebliğin yapılmış sayılacağı ihtarını içeren bildirim, muhataba o ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle gönderilir. Bildirimin o ülkenin mevzuatına göre muhataba tebliğ edildiği belgelendirildiğinde, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurulmadığı takdirde tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır. Muhatap Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurduğu takdirde tebliğ evrakını almaktan kaçınırsa bu hususta düzenlenecek tutanak tarihinde tebliğ yapılmış sayılır. Evrak bekletilmeksizin merciine iade edilir. Bu maddeye göre kazaî merciler tarafından çıkarılacak tebligatta, tebliğ evrakı doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna gönderilebilir." düzenlemeleri mevcuttur. Dava konusu somut olayda yukarıda belirtilen kanun maddeleri kapsamında yapılan değerlendirmede: davacı tarafça tebligatın yurt içi tebligat esaslarına göre usulüne uygun olmadığı belirtilmiş ise de; davacının yurt dışı ikametgah adresinin bulunduğu ve tebligatın bu adrese yapıldığı ihtarname ekinde gelen tebliğ evraklarından anlaşılmış olup yurt dışı tebligat usulüne göre yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün ... tarihli yazısı ekindeki ... Başkonsolosluğunun ... tarihli yazısından anlaşılmakla, tebligatın yapıldığı tarihten itibaren yasal üç aylık süre geçtikten sonra açılan ihraç kararının iptali istemli davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın süre yönünden REDDİNE, 2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Taraflarca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın taraflara İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/10/2025 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/67, K. 2025/596, T. 21.10.2025, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-67-e-2025-596-k-6b3c1f4f1994