İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/363 E. 2021/365 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/363
- Karar No
- 2021/365
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/363 Esas KARAR NO : 2021/365 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/08/2020 KARAR TARİHİ : 08/06/2021 Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, İSTEM: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Merkezi ...'de bulunan ... Malzemeleri üreten ve Ürettiği bu ürünleri ... de dahil olmak üzere Türkiye genelinde pazarlayan bir firma olduğunu, Davalı ...'in müvekkili şirkette ... tarihinden itibaren satış temsilcisi olarak çalışmakta iken iş akdi ... tarihinde iş akdinin fesh edildiğini, davalı işçi ile işe başlamadan evvel müvekkili şirketle iş sözleşmesi imzaladığını, iş bu sözleşme uyarınca davalı yanın çalışma bölgesinin ... olduğunu, davalı kendisi ile yapılan sözleşme ilişkisi gereği ... bölgesinin tamamından sorumlu olup, sözleşme kapsamındaki yükümlüğü gün boyu müşteri ziyaretleri gerçekleştirmek, müşterilerden sipariş almak, tahsilatları yapmak olduğunu, bu hususta kendisine araçta tahsis edildiğini, sözleşmenin fesh edilmesinden 4 ay öncesi araç kayıtlı incelendiğinde günlük ortalama 5 saat çalıştığı., ... Bölgesindeki müşterileri tek tek görüşmek için yeterli olmadığının görüldüğünü, davalının güzergahında ve satış bölgesinde olduğu halde ... ünvanılı müşterile mal satmadığı ve kendi tanıdığı ... ile bağlantı sağlanıp mal satılmasına aracılık ettiğini, bu firmadan davalıya nakit akışını da tespit ettiklerini, davalının iş akdinin sonlandırılmasının ardından başka bir firmada çalışmaya başladığını müvekkili şirketin elemanlarının müvekkili şirketten ayrılarak davalının çalıştığı firma bünyesinde çalışmaya başladıklarını. Davalının müvekkili şirketin müşterileri ile olan ticari ilişkilerine de zarar verdiğini, davalı işçi hem sadakat borcunu hem de rekabet etmeme borcuna aykırı davrandığını, davalı ile müvekkili şirket arasındaki iş akdi ve rekabet yasağı sözleşmesi yazılı olarak yapıldığını, davalının rekabet yasağına aykırı davrandığını, davalının iş akdinin sona erdikten sonra rekabet yasağına aykırı davranmasından dolayı fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... Amerikan Doları fiile ödeme günündeki merkez bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak türk Lirası karşılığı olan cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek Devlet bankalarınca l yıl vadeli dolar hesabına uygulanan en yüksek faiz oranında faiz yürütülerek davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı taraf davaya cevap vermemiştir. KANITLAR VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin fesh edilmesinin ardından rekabet yasağına aykırı davranıldığı iddiası ile davacı tarafın cezai şart talebinin yerinde olup olmadığının tespiti ile varsa cezai şart miktarının belirlenmesine ilişkindir. Mahkememizce taraf tanıkları dinlenmiş, tarafların talep ettiği bilgi ve belgeler celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK m. 114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulur (HMK m. 115/1). Buna göre açılan dava yönünden öncelikle dava şartları ve görev hususunun irdelenmesi gerekmektedir. İşçi, işe alındığı andan işten çıkarılacağı ana kadar işverene karşı rekabet yapamaz. Zira söz konusu zaman parçası içinde yapılmış rekabet, sadakat borcuna aykırılık oluşturur. İşçinin İş Kanunu’nun 25/II- b,d ve e bentleri gereğince doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması sadakat borcunun ihlali olarak kabul edilmiş; bu hâlde işverenin iş akdini feshedebileceği gibi tazminat da isteyebileceği hükme bağlanmıştır. Rekabet etmeme borcu ise işçinin öteki borçları gibi her iş sözleşmesi için söz konusu olan borçlardan değildir. İş akdinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Buna karşılık taraflar iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine dair bir hükmün iş akdine konulmasını veya bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. İş akdi sona erdikten sonra işçinin işverenle rekabet etmeme borcu ancak böyle bir sözleşme ile kararlaştırıldığı takdirde söz konusu olmaktadır (Prof. Dr. S. Süzek, İş Hukuku, Beta Yayınları, 2005, s.277). Bu noktada, iş görme ve sadakat borçları ile rekabet etmeme borcu (rekabet yasağı) arasındaki ayrıma değinilmesinde yarar bulunmaktadır. İş görme ve sadakat borçları, açıkça kararlaştırılmasa bile her iş sözleşmesinde vardır. Rekabet etmeme borcu ise, ancak iş sözleşmesi taraflarının açıkça kararlaştırmaları hâlinde ortaya çıkar. Bundan başka, iş görme ve sadakat borçlarının yerine getirilmesi sadece sözleşmenin yürürlüğü sırasında söz konusudur. Buna karşılık Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olan rekabet etmeme borcu ise iş sözleşmesinden sonraki süre içinde yerine getirilir. Rekabet etmeme yükümüne dair sözleşmenin yazılı şekilde yapılması, iş ve süre ile sınırlandırılmış olması, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye sokmaması ve işçinin reşit olması gerekir. İş sözleşmesi devam ederken, işçinin rekabet sayılacak davranışları ise “doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar” olup İş Kanunu’nun 25/II-e kapsamına girer ve işveren için haklı nedenle bildirimsiz fesih nedeni oluşturur. Rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi hâlinde ise işçi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444. ve devamı maddeleri gereğince zararı tazmin ile mükelleftir ( Çelik Nuri, İş Hukuk Dersleri, Beta Yayınları, 22.Bası, s.136-139; Tunçomağ Kenan, Centel Tankut, İş Hukukunun Esasları, Beta Yayınları, s.101; Mollamahmutoğlu Hamdi, İş Hukuku, Turhan Yayınevi, 2. Bası, s.367; Süzek Sarper, İş Hukuku, Beta Yayınları, 2. Bası, s.276-277). Kanun koyucu bu kuralı rekabet yasağı sözleşmesinin ticarî işletmeyi ilgilendirmesi sebebiyle getirmiş olup; öğretide rekabet yasağı sözleşmesi ile hizmet akdi arasındaki yakın ilişki sebebiyle iş mahkemelerinin görevli olması gerektiği, her hizmet sözleşmesinin mutlaka bir ticarî işletmeyi ilgilendireceğini kabul etmenin mümkün olmadığı, dolayısıyla esnaf düzeyindeki kişinin yaptığı hizmet sözleşmesinde yer alan rekabet yasağının ihlalinden doğan davanın da bu hüküm gereğince mutlak ticarî dava sayılmasının anlamsız olduğu, bu tür bir sözleşmeden doğan uyuşmazlık “öz ticaret hayatına” dair olmadığı gibi çözümünün de ayrı bir uzmanlığı gerektirmeyeceği görüşü de savunulmaktadır (Arkan Sabih, Ticarî İşletme Hukuku, Onuncu Bası, s. 96). Yukarıdaki ayrıntılı açıklamalar göstermektedir ki, iş akdinin devamı sırasında işçinin sadakat borcundan kaynaklanan rekabet etmeme yasağına aykırılık hâlinde, bu tür davalara bakmakla görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş akdinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi hâlinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava, niteliği itibarıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444. ve devamı maddeleri kapsamına girmekle ve bu kapsamdaki davalar Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticarî davalardan olmakla, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay bakımından yapılan değerlendirmede; Mahkememizce ve talimat yoluyla dinlenen tanık ifadeleri, davacı tarafın dava dilekçesindeki tazminat talebine ilişkin dayanaklarının davalının davacı şirkette çalıştığı fesihten önceki dönemi de kapsadığı, bu nedenle iş akdinin devam sırasında işçinin işçinin sadakat borcundan kaynaklanan rekabet etmeme yasağına aykırılığa ilişkin hususların İş Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine, 2-6100 s. HMK'nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulduğu takdirde işbu dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi İş Mahkemesi' ne gönderilmesine, 3-6100 s. HMK' nun HMK' nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulmadığı taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-6100 s. HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama gideri, vekalet ücreti ve harcın görevli mahkemece karar altına alınmasına, 5-6100 s. HMK' nun 333/1. maddesi gereğince işbu kararın kesinleşmesinden sonra gider avansından artan kısmının davacılara iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/06/2021 Katip ... E-imzalıdır Hakim ... E-imzalıdır