İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/307 E. 2020/524 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/307
- Karar No
- 2020/524
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/307 Esas KARAR NO : 2020/524 DAVA : Menfi Tespit (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 27/07/2020 KARAR TARİHİ : 22/10/2020 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde, müvekkilleri ..., ..., ... ve ...'in davalı şirket ile Antalya ...Noterliğinin ... tarihli ... yev. nolu düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlemiş olduğunu, müvekkillerinin sözleşmeye uygun olarak yaşadıkları evi terk edip, kiraya çıktıklarını ve yaşadıkları evi yıkmışlar ise de davalı tarafça, aradan geçen yaklaşık 2 yıl 11 aylık sürede hiçbir resmi ya da fiili işlem yapılmadığını, oysa bahsedilen sözleşmenin 2.sayfasında "İnşaatın Müddeti" başlığı altına yazılı olan metinde "Ruhsat alındıktan sonra 12 Aydır" cevabının yazılı olduğunu, davalı tarafından inşaata hiç başlanmamış olduğu, hatta inşaat ruhsatını almak için girişimde dahi bulunulmadığını, başka gayrimenkul sahipleri ile yaptılan aynı tür sözleşmelerde inşaat ruhsatı alma süresi olarak 3 ay süre verdikleri görülmüş olup, müvekkillerin sözleşmesi üzerinden yaklaşık 2 yıl 11 aylık süre geçmesine karşın, halen inşaat ruhsatının temini için girişimde dahi bulunulmadığını, bu durum karşısında müvekkillerin isteği ile muhatap şirkete Antalya ... Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye nolu fesih ve ihtarname başlıklı yazısı çekilmiş olup, taraflar arasındaki sözleşme haklı sebeplerle feshedildiğini, davalı şirket temsilcisi ihtar edenler vekili olarak taraflarına telefon yoluyla ulaşmış ise de, müvekkillerinin zararını ödemek bir yana hatta müvekkillerinden kendince ek para istendiğini, bu talebin taraflarınca kabul edilmediğini, müvekkillerinin 4 ayrı kişinin kendi yaşadıkları evi imzalanan sözleşme gereğince sözleşmeye uygun olarak yıktıklarını, enkazın temizlenerek inşaata hazır hale getirdiklerini, kendilerinin de kiraya çıktıklarını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre inşaat süresi ruhsattan sonra 12 ay olup, 3 ayda sayın davalının belirlediği ortalama inşaat ruhsatı alma süresiyle beraber toplam 15 ay içinde dairelerinin teslim edilmesi gerektiğini, müvekkillerinin bu 15 aylık süre boyunca aylık ... Tl'den 2 aile 15 ay boyunca ödedikleri bedelin ... Tl' olduğunu, 15. aydan günümüze kadar geçmiş olan 20 aylık sürede dört dairenin müvekkillerine verileceği ve bu dairelerin her biri İçin taraflar arasındaki sözleşmenin cezai şart başlıklı kısmında ikinci paragrafta belirlendiği üzere aylık ... TL ödenmesi gerektiğinden, dört ayrı dairenin 20 aylık cezai şart bedelinin aylık ... TL'den ... TL kazançtan mahrum kaldıklarını, bu nedenlerle, davanın kabulü ile fazlaya İlişkin hakları saklı tutularak ... TL maddi zarann dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, müvekkillerininden ... tarafından düzenlenmiş, tarihsiz ... TL. tutarın daki senet sebebiyle müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. DELİLLER: ... Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılmış ve davaya konu taşınmazların tapu kayıtları celp edilmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Eldeki dava kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan tazminat ve menfi tespit istemine ilşkindir. ilşkindir. 6100 sayılı H.M.K. 2. Maddesinde; "...Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir..." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 31/03/2014 tarih, 2013/6340 Esas, 2014/636 Karar sayılı emsal içtihadında; "...6102 Sayılı TTK'nın 4. maddesinde mutlak ve nispi ticari davaların belirlendiği, 5. maddede ticari davaların Ticaret Mahkemelerinde görüleceği hususunun düzenlendiği, somut olayda, davacıların arsa maliki, davalı ...'ın yüklenici, diğer davalının ise sözleşme kapsamında kendisine bağımsız bölüm tahsis edilen kişi olduğu, davacılar tarafından arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi şartlarına aykırı olarak paylaşım yapılması nedeniyle davalılar adına tahsis edilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali, bu mümkün olmadığı takdirde tazminat talebinde bulunduğuna göre açılan davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, davanın her iki tarafının tacir olmaması ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmaması nedeniyle nispi ticari dava da olmadığı, bu nedenle davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu..." Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin 17.10.2018 gün, 2018/1593 Esas,2018/3866 Karar sayılı emsal içtihadında da; "....Yukarıda yapılan açıklama nezdinde somut olaya baktığımızda; aralarında düzenlenen kat karşılığı düzenlenen bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istenmiş olup, davacı arsa sahibinin ticari işletmesiyle ilgili bir iş söz konusu değildir. Dolayısıyla nisbi ticari dava söz konusu değildir. Yine TTK'nın 4/son maddesinde düzenlenen hususlardan veya diğer kanunlarda yer alan hususlardan kaynaklanan bir davada söz konusu değildir. Dolayısıyla mutlak ticari davadan söz konusu değildir. Taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğuna ve iddianın ileri sürülüş biçimi bakımından senedin eser sözleşmesinin teminatı olarak verildiği ileri sürüldüğünden görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemesidir. Mahkemece görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, re'sen gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esası incelenerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu gerekçe ile bozulması gerekirken zuhulen onandığı karar düzeltme aşamasında yapılan incelemede anlaşıldığından karar düzeltme isteminin bu yönden kabulüyle kararın bozulması gerekmiştir. Dava tarihi itibariyle davada görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup, tarafların sıfatı ve temel ilişkinin eser niteliğine göre görevli mahkeme ticaret mahkemesi olmayıp, asliye hukuk mahkemesidir. Davanın dayanağı olan kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti, davanın ticaret mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Mahkemece görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddi gerekirken, esasın incelenip davanın reddi doğru olmamış, karar bu gerekçe ile bozulması gerekirken zuhulen onandığı, bu kez yapılan incelemede karar düzeltme istediğinin kabulü ile kararın bozulması uygun bulunmuştur...." şeklinde belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen yasa maddesi ve emsal içtihatlar doğrultusunda yapılan değerlendirmede; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Daire Karşılığı İnşaat sözleşmesinden kaynaklandığı, 6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesinde mutlak ve nispi ticari davaların belirlendiği, 5. Maddede ticari davaların Ticaret Mahkemelerinde görüleceği hususunun düzenlendiği, ancak mahkememiz dosyasında her iki tarafın tacir olmaması (davacı gerçek kişilerin tacir olmaması) ve işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmaması nedeniyle davanın nispi ticari dava da olmadığı görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; davaya bakma görevinin Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu ve dava şartlarından olan görev hususunun yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usûlden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; 1-Davacının davasının görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli Nöbetçi Antalya Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Dava dosyasının süresi içinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda, harç ve yargılama giderlerinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece nazara alınmasına, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içinde başvuru yapılmadığı takdirde, HMK'nun 20/1 ve 331/2 maddeleri gereğince yapılacak işlemin mahkememizce dosya ele alınarak değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/10/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır