İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/227 E. 2021/262 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/227
- Karar No
- 2021/262
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/227 Esas KARAR NO : 2021/262 DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/06/2020 KARAR TARİHİ : 15/04/2021 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı ...'a karşılığı olmaya ve herhangi borç ilişkisine dayanmayan ... düzenleme, ... ödeme tarihli ve ... TL bedelli senet keşide edip teslim ettiğini, senedin düzenleme amacının o dönem ekonomik olarak sıkıntı yaşayan davacının malları üzerine 3.kişiler tarafından haciz konulmasının bir nebze önüne geçilmesi ve ekonomik sıkıntı bitene kadar mallarının haraç mezat satılmasını önlemek için olduğunu, bahsi geçen senedin ... tarafından Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası ile ... tarihinde takibe konulduğunu, taraflar arasında gerçek bir borç ilişkisi bulunmadığından icra dosyasının kesinleşmesi için gereken tebligat işlemlerinin alacağı sürelerin bertaraf edilmesi için ödeme emrinin müvekkili tarafından ... tarihinde elden, icra müdürlüğü kaleminden bizzat tebliğ alındığını, bu sayede 3. Kişilerden evvel müvekkilinin mallarına haciz konulmasını sağladığını ve hatta aynı gün borçlu görünen müvekkilinin ... ve ... Tapu Müdürlüklerinde kayıtlı iki taşınmazının haczedildiğini, davacının ekonomik yönden sıkıntılarını atlattıktan sonra ve piyasaya olan borçlarını ödedikten sonra alacaklı görünen davalı ...'ın taşınmazların satışından vazgeçmiş ve hacizlerin kaldırılmasını talep ettiğini, bunun üzerine haricen tahsil harcı ödenerek dosyanın ... tarihinde işlemden kaldırıldığını, müvekkili ... tarafından ...'a ait yahut icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmadan, ...'ın satıştan ve hacizlerden vazgeçmesinin haricen tahsil harcı ödenip, hacizlerin kaldırılması sonrasında icra takibi üzerinden hiçbir icrai işlem yapılmamış olmasının senedin karşılıksız olduğunu ortaya koyduğunu, her ne kadar bahsetmiş oldukları şekilde aslında senet bir borç ilişkisine dayanmasa da davalı tarafından takibe konulmuş, icra dosyası üzerinden uzunca bir süre işlem yapılmadan beklenilmiş ve en nihayetinde davacı tarafından haricen tahsil harcının ödenmesi ile dosyanın infaz edildiğini, haricen tahsil harcının ödenmesi senet dolayısı ile borç ilişkisinin ortadan kalktığını, dava konusu bononun konu edildiği takibin 2 yıl işlemsiz bırakıldığını ve yine işlemsiz bırakılan dosyanın yaklaşık 2 yıl sonra yenilenmek istendiğini, bu da bononun aslında karşılıksız olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden davalının herhangi bir mal yahut hizmet alışverişine dayanmayan bono nedeniyle alacaklı olmadığını ortaya koyduğunu, bu sebeplerle, davanın kabulü ile, davacının davalıya Antalya ... İcra Dairesinin .../... Esas sayılı doyasına konu edilen bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, ve takibin iptalini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde, takip tarihinin ... olduğunu, borçlunun hem ... hem de ... ilçelerine bağlı tapu müdürlüklerindeki taşınmazlarına haciz konulduğunu, çünkü borçlunun borç isterken bu gayrimenkullerinin bulunduğunu, paranın teminatı anlamında haciz konulabileceğini bildirdiğini, bu şekilde tarafınca borç verildiğini, zaten kendisinin de dava dilekçesinde ikrar ettiği üzere o dönem banka vs, büyük borçlar altında hiçbir kredisi kalmadığını ve bu şekilde kendisiyle irtibat kurarak borç istediğini, zaten bu sebeple de haciz işlemlerinin hızlanması, paranın teminatı olarak taşınmazların gösterilmesi sebebiyle dairede tebligat yapıldığını ve taşınmazlara haciz konulduğunu, İcra İflas Kanunun açık hükümleri dairede tebligat yapılması, sürelerden feragat edilmesi vs, hususlar sanki suçmuş gibi ifade edildiğini, bunun dahi, borçlunun kötü niyetini gösterdiğini, hacizlerden sonra her iki taşınmaz için de satış talep edildiğini, daha sonrasında borçlunun taşınmazlardan birini satacağını, her türlü bağlantıyı anlaşmayı yaptığını hemen satış sonrası paranın ödeneceğini söyleyerek ödeme teklifinde bulunduğunu, aradaki başka iş ilişkileri ve bir tane yenilenmesi düşmesi vs, hususların icra dairesinin işlemi olduğunu, kaldı ki bu hususta, dosyasının hacizli gayrimenkul nedeniyle satış talebinin de olduğunu diğer taşınmazında satış avansının yattığını, satış talebi de devam ettiğini ve halen devam etmekte olduğunu, borçlunun taşınmazın satışı sonrası taraflarına para ödemediği gibi, türlü bahanelerle şahsını işlerini takip eden oğlunu sürekli oyaladığını, borçlunun bir dönem oğlu ile ortak işleri bulunması ve bu para alışverişi dahil işlerinin oğlu tarafından takip edilmesi sebebiyle uzun süre parayı süresinde tahsil edilemediğini bilmediğini, dosyada alacağın garantisi sayılabilecek bir haciz baştan beri bulunmakta olup bunun da yasal haciz ve satış koşullarını yerinde getirildiğini ve ödemenin beklendiğini, uzun zaman sora parayla ilgili tahsilatta problemler yaşanınca haciz işlemleri olduğunu ve kötü niyetli davacının iş bu davayı açtığını, bu sebeplerle davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosyada tüm deliller toplanmış, Antalya ... İcra Dairesinin Müdürlüğünüzün .../... Esas sayılı doyası celp edilmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, Antalya ... İcra Dairesinin .../... Esas sayılı doyasına konu edilen bonodan dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK 201.maddesinde "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." düzenlemesi mevcuttur. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bir ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo Taahhüdü"nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (YHGK. 12/10/2011 tarih, E.2011/19-473, K.2011/607 sayılı kararı.) Kambiyo senedi olan bono, kanunen emre yazılı bir kıymetli evraktır. Borçluya, borçlu olduğu edayı yerine getirmekten imtina etme yetkisini ifade eden def'iler emre yazılı kıymetli evrakta klasik olarak senet metninden anlaşılan def'iler, senetteki taahhüdün hükümsüzlüğüne ilişkin def'iler ve taraflar arasındaki ilişkiye dayalı şahsi def'iler olarak üç gruba ayrılmaktadır. Yazılı belge niteliğinde olan bonoya karşı ileri sürülebilecek bedelsizlik gibi kişisel def'ilerin kural olarak yazılı bir belge ile ispatı gerekmektedir. (YHGK. 12/10/2011 tarih ve E.2011/19-473, K.2011/607 sayılı kararı) Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda Mahkememizce yapılan değerlendirmede;6100 sayılı HMK'nun 200.maddesi uyarınca senede karşı senetle ispatın zorunlu olduğu, aynı kanunun 201.maddesi uyarıncada senede karşı tanıkla ispatı mümkün olmadığı, davalının senedine karşı iddianın da ancak yazılı belge ile ispatlanması gerektiği, davacı tarafından yukarıdaki belgeler dışında herhangi bir yazılı belge sunulmadığı, davacının başvurduğu yemin delili neticesinde de davacısını ispat edemediği anlaşılmakla kesin delillerle ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin alınan ... TL nin mahsubu ile fazladan alınan ... TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansı ve varsa teminatın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/04/2021 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır