İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/391 E. 2021/107 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/391
- Karar No
- 2021/107
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/391 KARAR NO : 2021/107 DAVA : Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/08/2019 KARAR TARİHİ : 17/02/2021 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili , dava dilekçesinde özetle; davalının çeşitli tarihlerde müvekkilinin hesabından haksız ve sözleşmeye aykırı kesintiler yaptığını, haksız yapılan dosya masrafı, hesap işletim ücreti, gecikme bildirim ücreti ve hesap özet ve ekstre ücretinin iadesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu masrafların davacının bilgi ve onayı dahilinde alındığını, tacir olan davacının sözleşme ile bağlı olduğunu, davanın haksız olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, davalı bankadan kullandırılan ticari krediler nedeniyle haksız tahsil edildiği iddia edilen kesintilerin istirdadı istemine ilişkindir. 6.09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan 2006/1 sayılı Tebliğin 6/2. maddesi “Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar” şeklinde değiştirilmiştir. Bu durumda, ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan masrafların hukukilik denetimi yapılırken anılan düzenleme gereğince ilan ve yayım yapılmışsa, bankaların bu oranlar üzerinden masraf vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, yapılmamışsa emsal banka uygulamaları araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 11. HD., 2018/3567 Esas, 2018/5113 Karar) 7.Mahkememizce, taraf delilleri toplanmış, emsal kesintileri gösterir bilgi/belgelerin dosyaya girebilmesi amacıyla bankalarla yazışmalar yapılmış, gelen belgeler dosyaya alınmıştır. 8.Kural olarak belirtmek gerekir ki; 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiş olan sözleşmeler, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; sözleşme tarihi itibariyle 818 sayılı BK yürürlükte ise bu kanunun ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir. (Yargıtay 11. HD., 2018/3594 Esas, 2018/5920 Karar) 9. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20. Maddesinde ise genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olarak tanımlanmış, aynı Kanun'un 21. maddesinde ise, karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlı olduğu, aksi takdirde, genel işlem koşullarının yazılmamış sayılacağı, sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşullarının da yazılmamış sayılacağı düzenlenmiştir. Genel işlem koşulu olduğu tespit edilen sözleşme hükümlerinin, sözleşmenin kapsamında kalması için, bu hükümlerin, taraflar arasında sonuca etkili şekilde müzakere edilmiş ve düzenleyenin genel işlem koşulu hakkında yaptığı bilgilendirmenin açık olması gerekir. Aksi takdirde, genel işlem koşullarının yazılmamış sayılacağı tartışmasızdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/01/2017 tarih ve 2016/981 Esas ve 2017/293 Karar) 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20. ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem koşulları, ancak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra akdedilen sözleşmelere uygulanacak olup taraflar arasındaki 2009 ve 2010 yıllarına ait genel kredi sözleşmelerinin, kanunun yürürlük tarihinden önce akdedildiği gözönüne alındığında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20. ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarının bu sözleşmelere uygulanmasının mümkün bulunmadığından bu yöndeki istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/01/2014 tarih ve 2013/10503 Esas ve 2014/70 Karar) 10.Bu temel belirlemeler ışığında, mahkememizce dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. 11. ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının, bankaya ödediği iadeye tabi masrafların, ... TL hesap işletim ücreti, ... TL hesap özeti ücreti, ... TL ekstre ücreti, ...TL kredi limit tahsis ücreti, ... TL gecikme bildirim ücreti, ... TL kredi dosya ücreti olmak üzere toplam ... TL olduğu belirtilmiştir. 12.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. 13.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir şeklinde düzenleme yapılarak hakime yargılama sonunda doğruya ulaşma görevini yüklemiştir. Anayasamızın 141. maddesine göre, yargı basit, çabuk ve ucuz gerçekleşmelidir. Devlet yargının basit, ucuz ve çabuk gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundadır. Zira hakkın tanınması ve korunmasındaki gecikmeler, hukuk devleti ilkesi ile uyumlu değildir, adil yargılanma hakkını ihlâl eder. Bu sebeple yargılama sonucunda ulaşılacak hüküm, doğru, gecikmemiş ve kendisinden beklenen etkiyi gösteren bir niteliğe sahip olmalıdır. Bundan dolayı belirsiz vakıaların açıklattırılmasına, eksikliklerin hâkim tarafından işaret edilerek taraflarca giderilerek yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmesine ilişkin hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Usul hukuku için haksızlığın önlenmesinin anlamı, doğru hüküm kurulmasıdır. Bu hususta yapılacak bir inceleme içinse, tarafların iddialarını eksiksiz ve zaman, yer gibi somut unsurlarıyla tam bir açıklık içinde yargılamaya getirmeleri gerekmektedir. Doğru hüküm kuramama, bazen ise zayıf olan tarafın bir usuli hakkı bilmiyor olması dolayısıyla söz konusu olmaktadır. Böyle bir durumda, hakkın özünün, usule kurban edilmesi mümkün olmadığından, tarafın bir vakıayı bütün ayrıntılarıyla getirmemiş olması dolayısıyla yargılamanın doğru ve adil bir hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde aydınlatılmamış olması durumunda hâkim devreye girecek ve söz konusu usûlî olanağı tarafa hatırlatacaktır(Yargıtay 9. HD., 2017/17033 E., 2020/12481 K.) 14.Bu nedenlerle, mahkememizce talebin netleştirilmesi, dava dilekçesindeki taleplerini bölmesi amacıyla aşamalarda davacı vekiline süre verilmiştir. 15.Aşamalarda davacı vekili, ... tarihli dilekçesi ile taleplerini toplamda ... TL ye bölüştürmüştür. 16.Dosyadaki ... tarihli bilirkişi raporu hükme ve denetime elverişli bulunmadığından, tekrar dosya başka bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. 17. ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya masrafı ve hesap işletim ücretleri ile ilgili olarak iadeye konu olabilecek bir tutar bulunmadığı, hesap özeti ücreti yönünden ... TL, ekstre ücreti yönünden ... TL, gecikme bildirim ücreti yönünden ... TL'nin iadeye konu olabilecek ücretler arasında yer aldığı ancak davacı talebine bağlı olarak bu miktarlardan ne kadarının iade edileceği hususunun mahkemenin takdirine bağlı olduğu belirtilmiştir. 18.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. 19.Kural olarak, bilirkişi raporları arasında çelişki giderilmeden hüküm kurulamaz. Dosyada da raporlar arasında çelişki var gibi görünse de önemli bir kural olarak; Mahkemece alınan raporlar birbiriyle çelişse dahi hakim bunlardan birine dayanarak karar verebileceği gibi hiçbirini hüküm kurmaya yeterli bulmaz ise yeniden bilirkişi raporu alabilir.(T.C.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., E: 2010/19-27 K: 2010/50 T: 03/02/2010) 20.Dosyada, ... tarafından düzenlenen raporun, hükme ve denetime elverişli olmadığı, tüketici mevzuatı dikkate alınarak yazıldığı görülmüştür. 21. Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). 22. Bu hususlar doğrultusunda, ... tarihli bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. 23.Tüm dosya kapsamına göre, talepler, dava dilekçesindeki iddiaya göre, haksız yapılan dosya masrafı, hesap işletim ücreti, gecikme bildirim ücreti ve hesap özet ve ekstre ücretinin iadesi talebidir. Mahkememizce bir çok defa davacı vekiline usulüne uygun taleplerini belirtmesi için süreler verilmiştir ve bu nedenle dava niteliğine göre makul sürede bitirilmemiştir. Mahkememizce taleplerin dava değerine bölüştürülmesi istenmiştir. Davacı vekili, ... tarihli dilekçesi ile bildirim yapmıştır. Mahkememiz, bu bildirimi yeterli görmeyerek tekrar bildirim yapması için süre vermiştir. Davacı vekili, ... tarihli dilekçesinde, her ne kadar ... tarihinde bildirim yapmışlar iseler de mahkeme tekrar süre verdiğinden tekrar beyanda bulunduklarını belirtmiştir. Oysaki, dava değeri, ... TL gösterilmesine rağmen, ... tarihli ve davacı vekilince talebin netleştirildiği söylenen dilekçede gösterilen rakamlar alelade bir toplama da görüleceği üzere ... TL yi geçtiği için mahkememizce tekrar süre verilmiştir. Bunun yanında davacı taraf ... tarihli dilekçesinde beyanlarını tekrar sunduklarını belirtmişse de ... tarihli beyan ile ... tarihli beyan dilekçesindeki içeriklerin de başka olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Dava değerini tamamlayan ... tarihli dilekçe esas alınmıştır. 24.Davacı vekili, aşamalarda taleplerini, ... tarafından hazırlanan raporun tamamı dikkate alınarak ıslah etmiştir. Oysaki, raporda talep edilmeyen kalemler de mevcuttur ve davacı vekili bu hususu gözden kaçırmıştır. 25.Islah dilekçesi davalıya tebliğ edilmiştir. 26.Kabule göre, talepler, hesap işletim ücreti, hesap özeti ücreti, gecikme bildirimi ücreti, kredi dosya ücretine ilişkindir. ... tarafından hazırlanan rapora göre toptan ıslah yapıldığından, bu kalemlerin paylaşımının da rapora göre olduğu kabul edilmiştir. Buna göre, davacının, hesap işletim ücreti talebi ... TL, hesap özeti ücreti talebi ... TL, gecikme bildirimi ücreti ... TL, kredi dosya ücreti ... TL talebi mevcuttur. 27. ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya masrafı ve hesap işletim ücretleri ile ilgili olarak iadeye konu olabilecek bir tutar bulunmadığı, hesap özeti ücreti yönünden ... TL, ekstre ücreti yönünden ... TL, gecikme bildirim ücreti yönünden ... TL'nin iadeye konu olabilecek ücretler arasında yer aldığı belirtilmiştir. Ekstre ücreti altında bir talep yoktur. Ekstre ücreti talebi ve kredi limit tahsis ücreti talebi olmamasına rağmen raporlarda yazılmıştır. 28.Hesap özeti ücreti talebi ıslaha göre, ... TLdir. ... tarihli bilirkişi raporuna göre, talep edilecek miktar ... TL dir. ... TL yönünden, bu kalem bakımından tam kabul vardır. Gecikme bildirim ücreti talebi ıslaha göre, ... TL'dir. ... tarihli bilirkişi raporuna göre, talep edilecek miktar ... TL'dir. Bu kalem bakımından kısmen kabul vardır. Kredi dosya ücretine ve hesap özeti kalemlerine ilişkin talepleri ise yerinde değildir. 29.Dava niteliği gereği kısmi davadır ve ekstre ücreti talebi ve kredi limit tahsis ücreti talebi olmamasına rağmen raporda yazıldığı için davacı vekili dikkat etmeyerek ıslaha konu etmiştir. Dava dilekçesinde talep edilmeyen bir hususun ıslah yolu ile davaya ithaline hukuken/usulen imkan yoktur. Harç yatırılmış olması bu durumun aksini göstermez. Bu iki kalem yönünden ret/kabul değerlendirilmesi yapılmamıştır. Usul hukukunda kıyas mümkündür. Mahkememiz, bu kabulünde, Yargıtay'ın, önceki uygulamalarındaki, bozma sonrası ıslah mümkün olmamasına rağmen ıslah yapılmış ise (harç yatırılsa dahi) bunun dava değerinde dikkate alınmayacağı, ıslahın dikkate alınmayacağı şeklindeki kararlarını kıyasen emsal almıştır. Bu kalemler dava konusu değildir. 30.Tüm dosya kapsamına, yukarıdaki açıklamalara, ıslah dilekçesine göre, davanın bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın kısmen kabulü ile; ... TL hesap özeti ücreti, ... TL gecikme bildirimi ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; ... TL hesap özeti ücreti, ... TL gecikme bildirimi ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gerekli ... TL harcın, davacı tarafça yatırılan ... TL karar harcının ve aşamalarda yatan ... TL ıslah harcı toplamı ... TL' den mahsubu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin haklılık durumu gereği; ... TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davayı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,(dava maddi tazminat değil, alacak talebinden ibarettir) 9- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL'nin haklılık durumu gereği; ... TL'sinin davalıdan alınarak, ... TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 11-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'ün yüzüne karşı KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/02/2021 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır