İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/784 E. 2020/119 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/784
Karar No
2020/119
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/784 Esas KARAR NO : 2020/119 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 23/11/2015 KARAR TARİHİ : 11/02/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... tarihinde davalı şirket nezdinde ... poliçe numarası ile zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigorta ettiren ...'ya ait sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka numaralı ... marka araçta yolcu konumundaki iken araç sürücüsünün K.T.K.'nın 47/1-d maddesini ihlal etmek suretiyle meydana gelen kaza sonrasında omzundan yaralandığını, kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin olayın meydana gelmesinde tamamen kusursuz bulunduğunu, müvekkilinin kaza sonrasında tedavi gördüğünü, davalı şirkete yapılan başvuru neticesinde ...-... numaralı hasar dosyası açılmış ve ... tarihinde müvekkiline ... TL ödeme gerçekleştiğini, yapılan ödemenin müvekkilinin uğradığı bedensel kaybın karşılığı olmayıp, eksik ve erken inceleme neticesinde belirlendiğini, bu ödemeye karşılık verilen ibranamenin, Yargıtay'ın bilinen ve istikrarlaşmış kararları doğrultusunda "makbuz" hükmünde sayılması gerektiğini ve kalıcı bedensel zararın net olarak Adli Tıp Kurumunca belirlendikten sonra gerçek maddi zararın öğrenilebileceği kabul edildiğinden, işbu ibraname ve anlaşmaların iptali ile gerçek bedensel kaybın tespiti gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla meydana gelen kalıcı ve geçici iş göremezlik durumunun; fonksiyon/efor/iş gücü kaybının tespit edilerek; hesaplanacak maddi zararın karşılığı olarak şimdilik ... TL'nin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine(davalı aleyhine olan taleplerinin poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirtir ve ihbar tarihinden itibaren faiz başlatılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yaptığı ödeme sonucu ibra edildiğini, fahişlik söz konusu olmadığından ibranamenin iptalinin talep edilemeyeceğini, kaza nedeniyle hesaplanan tazminat davacıya ödenmiş olmakla müvekkili şirketin sorumluluğunun kalmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı bulunduğunu, poliçenin sadece davacının sürekli maluliyet hallerinin teminat altına alınmış bulunduğunu, geçici maluliyetten kaynaklı tazminat taleplerinin teminat dışında olduğunu, davacının teminat dışı taleplerinin reddine, davanın ileride doğabilecek rücu imkanlarımızdan ötürü tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla sigortalı ...'a ihbar edilmesine, hatır taşıması nedeni ile indirim yapılmasına, davacının müterafik kusurunun özellikle emniyet kemeri kullanmamış olmasının tazminattan indirilmesine, haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DAVA : Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5. vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmıştır. Mahkememizin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı kararı Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı kararı ile kaldırmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı doğrultusunda yeniden yargılama yapılmıştır. Dosya makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek meydana gelen trafik kazasında tarafların kusurlarının sayısal olarak tespiti istenilmiş, bilirkişi ... ... tarihli raporda özetle; "...... plakalı araç sürücüsü ...'un 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun madde 47/d de belirlenen trafik güvenliği ile ilgili kural, yasal ve zorunluluklara uymama kusurunu işlediğinden %100 oranında kusurlu olduğu..." şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Maluliyet oranın tespiti için dosya Adli Tıp ... İhtisas Kuruluna gönderilmiş, kurulca bazı tetkik ve filmlerin çekilmesinden sonra rapor tanzim edilebileceğini, ... tarihli raporu ile belirtmiştir. Davacının ... ... sevki için ...'ya talimat yazılmış ise de, davacı müracaat etmemiştir. Trafik kazası nedeniyle maruz kalınan maddi ve manevi zararın sigorta şirketinin de aralarında bulunduğu davalılardan tahsili istemine ilişkin bulunduğu, uyuşmazlık, her ne kadar haksız eyleme dayalı ise de; davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigorta hukukundan kaynaklandığı ve davanın, Türk Ticaret Kanunu’nun 1483 vd. maddelerinde sayılan hususlardan olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevine girmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2016 tarih 2014/14706E.2016/11417K. Sayılı kararı ). Borçlar Kanunun 49. maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar veren kimse bu zararı tazmine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmüyle düzenlenmemiş, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğunun söz konusu olması, BK'nun 41.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29/06/2011 tarih 2011/4-206E. 2011/461K. sayılı kararı). Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Haksız fiilden söz edilebilmesi için, ortada hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, fiili işleyen kusurlu olmalı, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar meydana gelmeli ve zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 54. maddesi "Bedensel zarar özellikle şunlardır: Tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar" şeklindedir. Beden bütünlüğü ihlâl edilen kişi bu ihlâl nedeniyle tamamen veya kısmen çalışamaz duruma gelmişse, bundan doğan zararının tazminini de talep edebilir. Çalışma gücü, kişinin beden ve fikir gücünün gelir getirici şekilde kullanılmasıdır. Uygulamada çalışma gücünün azalması geçici iş göremezlik, çalışma gücünün kaybı ise sürekli iş görmezlik kavramları kullanılmaktadır (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 26/01/2018 tarih ve 2018/60E. 2018/100K. sayılı kararı). "Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen 818 sayılı Borçlar Kanununun 46. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel Zarar 54. madde), bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Sözkosu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 26/03/2015 tarih 2013/18924E. 2015/4895K. sayılı kararı). Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 27/04/2015 tarih 2013/13939E. 2015/4396 K. sayılı kararında; "...Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Bu anlamda gerçek zararın belirlenmesi ve giderilmesi önem arzetmektedir. Cismani Zarar Halinde Lazımgelen Zarar ve Ziyan başlıklı 818 sayılı BK 46. maddesinin 2. fıkrası (6098 sayılı TBK m. 75) gereğince gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerekmektedir. Buna göre mahkemece hüküm tarihine en yakın tarihte davacının bilinen kazancını ve yine bilinen asgari ücret tutarını belirleyerek bu verilere göre bilirkişiden ek rapor alınması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." denilmiştir. Trafik kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle ortaya çıkan zararın tayininde zarar görenin elde ettiği gelir önem arz eden hususlardandır. Zarar miktarı tespit edilirken göz önünde bulundurulacak olan gelir, zarar verici olayın meydana geldiği andaki gelir olmakla birlikte bu gelire zarar görenin ileriki yıllarda elde edeceği terfileri, ücret ve maaş yükselmeleri gibi gelir artışları da eklenmelidir. Davamıza gelince; davacı trafik kazası nedeniyle cismani zarar nedeniyle tazminatı istemi ile dava açmıştır. Davacının talebi geçici ve sürekli sakatlık tazminatına ilişkindir. Haksız fiilden söz edilebilmesi için şu dört unsurun birlikte bulunması zorunludur: Öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunmalıdır. İkinci unsur, fiili işleyenin kusurudur. Üçüncü olarak kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğmalıdır. Nihayet doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda haksız fiilin varlığından söz edilemez. Davacı haksız fiilin tüm unsurlarını ispat ile yükümlüdür. Davacı taraf geçici ve sürekli sakatlık tazminatının hesaplanması için zorunlu olan raporu aldırmak istememesi, ispat yükü üzerinde olan davacının davasını ispat edememesi nedeniyle davasının reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının REDDİNE, 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5. Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345. maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/02/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/784, K. 2020/119, T. 11.02.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-784-e-2020-119-k-625f032b052c